Kılıçdaroğlu: Şimdi sorun siyasi rekabet değil, bir rejim sorunu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen 2014 Yılı Bütçesine, belediyelere verilmek üzere Maliye Bakanlığı’na 15 milyar TL’lik ödenek konulduğunu belirterek, “Niye koyuyorsunuz? Yerel seçimler var. Benim vergimle, benim ödediğim vergimle, benim aleyhime olacak bir seçim sonucu elde etmek için para koyuyorsunuz oraya. İnsanda biraz vicdan olur” dedi.

 

Kılıçdaroğlu, J.W Marriott Otel’de düzenlenen Türkiye İşveren Sendikası Konfederasyonu’nun (TİSK) 25. Genel Kurulu’nun açılışına katıldı. Kılıçdaroğlu burada yaptığı konuşmada, “CHP Genel Başkanı olarak değil, bu ülkenin sade bir yurttaşı olarak düşüncelerimi paylaşmak istiyorum” derken, yeni Anayasa çalışmalarına değindi.

 

OLAY ANAYASANIN ÖTESİNDE

 

Sivil bir anayasanın herkesin hoşuna gideceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Darbecilerin yaptığı anayasada basın hürdür, sansür edilemez” diye bir madde bulunduğunu, yeni bir anayasada da bu maddenin aynı şekilde konulacağını söyledi. “Peki bugün medyanın özgür olduğunu düşünen birisi var mı?” diye soran Kılıçdaroğlu, “Demek ki olay anayasanın ötesinde bir olay. Olayın bir kültür olayıdır, önce bunu kabul etmemiz lazım. Güçler ayrılığı ilkesi var, yasama, yargı, yürütme. Neden bunu demokrasi kabul etmiş çünkü demokrasiyi kazanmak çok zor ama kaybetmek çok kolaydır. Kolay kaybedilmesin diye bütün güç bir kişinin iki dudağı arasına sıkıştırılmamıştır. Halk adına konuşan, soru soran bir medyaya özgürlük vermezseniz, o toplumu özgür kılamazsınız” diye konuştu.

 

BİR KİŞİ ÜLKEDEKİ YAŞAM TARZLARININ GÜVENCESİ OLAMAZ

 

TBMM Genel Kurulu’nda 2014 Yılı Bütçe görüşmelerinin yapıldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, Sayıştay raporların hem geçen yıl hem de bu yıl parlamentoya gelmediğini belirtti. Bu nedenle halkın ilgisini çekmek için “Vatandaş vergisini veriyorsa, hükümet de hesabını verecek” şeklinde afişler hazırlattıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, “Bizim bu duyurumuz yayımlanmadı. Yasaklandı. Hangi çağdaş ülkeden, hangi demokrasiden söz ediyoruz. Bir kişi ülkedeki demokrasinin güvencesi olamaz. Bir kişi ülkedeki yaşam tarzlarının güvencesi olamaz. Güvence hukuktur. Hukukun üstünlüğüdür” dedi.

 

Vergi denetimi yapılan bir meslekten geldiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Aramalı inceleme dediğimiz, yani polis nezaretinde inceleme, olağanüstü dönemlerinin incelemeleridir. Ben 12 yılda bir kez yaptım. Şimdi siz kalkıyorsunuz, kızdığınız holdinge polis eşliğinde aramalı inceleme yaptırıyorsunuz. Davul zurna ile medyaya haber veriyorsunuz. Bunlar doğru değildir” ifadelerini kullandı.

 

BAŞKANLIK SİSTEMİ ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİNİ SABOTE ETMEK DEMEKTİR

 

Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun çalışmalarından değinerek, dört siyasi partinin 60 maddede uzlaştığını belirten Kılıçdaroğlu, “Anayasa değişikliği niye gerçekleşmedi? Siz başkanlık rejimi getireceğim derseniz, daha fazla uzlaşma olmaz. Bizim 150 yıllık parlamento geleneğimiz vardır. Aksaklıkları olabilir, bunlar zaman içinde tamir edile edile geliyor. ‘Kamuoyunda tartışılmayan, ne olduğu belli olmayan bir başkanlık sistemi getireceğiz.’ Bu ne demektir? Anayasa değişikliklerini sabote etmek demektir” dedi. Kılıçdaroğlu, anayasası değişen bir ülkede, bu konuda üniversitelerin konuşmamasının da doğru olmadığını dile getirdi.

 

\"TISK

 

TÜRKİYE SANAYİ LİGİNDEN DÜŞTÜ

 

Türkiye’nin Güney Kore’den önce kendi otomobilini ürettiğini anlatan Kılıçdaroğlu, şimdi Güney Kore’nin dünya çapında 3 otomobil markası olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

 

“İlk 20’nin içindeyiz, 2023’te ilk 10’a gireceğiz. Türkiye’de 1984’te kaçıncı sıradaydı biliyor musunuz? 14. sırada. Bugün 17. sıradayız. Biz 14’teyken Güney Kore 20’nin dışındaydı. Bugün bizim önümüzde. Bu gerçeklerin temelinde yatan nitelikli eğitimdir. Mal üretiyoruz, ihraç ediyoruz, hiç itirazım yok. Ama bir gerçeğin iyi bilinmesi gerek. Türkiye sanayi liginden düştü. İlk 15 ülke arasındaydı sanayi üretiminde ama sanayi liginden düştük. Bir büyüme mucizesidir gidiyoruz. Devletin verileri; 1946–2002 arasında ortalama büyüme yüzde 5.1. Darbeler oldu, 5 sente muhtaç olduğumuz dönemler oldu hep ortalama büyüme 5.1. Doların bol olduğu, mucizeler yarattığımızı söylediğimiz 2003–2013 ortalama büyüme yüzde 4.8. Devletin rakamları. Hangi mucizeden söz ediyoruz. İlk 20’ye mi gireceğiz bir birimizi kandırmayalım. Bu yöntemle ilk 20’ye asla giremeyiz. Elbette girmek istiyoruz. 4.8 küçük mü? Hayır, asla. İyi bir büyümedir ama bizimle beraber yola çıkan ülkelerle kıyaslarsak iyi değil. Bizimle beraber yola çıkan Çin, Arjantin, Brezilya, Hindistan gibi ülkeler bu dönemde 6.4 oranında büyüdüler. Onun için bizi geçiyorlar.”

 

BİR ÜLKEDE DEMOKRASİ ‘EY HÜKÜMET SEN BU VERGİLERİ NEREYE HARCADIN’ SORUSUYLA BAŞLAR

 

2001 krizinden sonra Eski Devlet Bakanı Kemal Derviş ve arkadaşlarının gelerek yeni bir program ve bağımsız kurullar oluşturduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, buradaki amacın günlük sıcak siyasetin ekonomiye müdahale etmesini önlemek olduğunu vurguladı. Kılıçdaroğlu, hükümetin ilk yaptığı işlerden birinin ise bu kurullara siyasetin müdahalesine izin vermesi olduğunu belirtti.

 

İşverenlerin ödedikleri verginin hesabını soramadığını iddia eden Kılıçdaroğlu, bunun bir demokrasi açığı olduğunu kaydetti. Bir ülkede demokrasinin çıkışının, vatandaşın ödediği vergiler için ‘Ey hükümet sen bu vergileri nereye harcadın’ sorusunun sorulmasıyla başlayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bu sorunun sorulmadığı bir ülkede totaliter bir yönetim vardır. Demokrasi yoktur. Ama Türkiye’de bu soruyu soramıyoruz” dedi.

 

BİR ÜLKENİN BAŞBAKANI ‘BEN ŞU KADAR BUZDOLABI ÜRETİYORUM’ DİYE ÖVÜNEMEZ

 

Kılıçdaroğlu, konuşmasında neler yapılması gerektiğini de sıraladı. Merkez Bankası’nın gerçek anlamda özerk olması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Merkez Bankası para politikalarıyla ilgili karar alırken ‘Önce gideyim Başbakandan izin alayım’ dediği andan itibaren o Merkez Bankası bütün dünyada itibarını kaybeder” diye konuştu.

 

Bağımsız ekonomi kuruluşlarının, ekonomiyi denetleyen, gözetleyen kuruluşların günlük siyasi müdahalelere kapalı olmadı gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, buna uygun yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğinin altını çizdi.

 

Kılıçdaroğlu, Kamu İhale Yasası’nın gerçek anlamda, kamu kaynaklarının sağlıklı harcandığını gösteren bir yasa pozisyonunda olması, objektif olması gerektiğini belirtti.

 

Gelir İradesi Başkanlığı’nın da özerk olması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Vergi denetiminin sıcak siyasetten çok uzak olması lazım. Siyasal partilerin, sivil toplumun denetlendiği gibi mükellefler denetlenebilir ama bu denetimin objektif olması lazım” dedi.

 

Teşvik sisteminin değişmesi gerektiğini de belirten Kılıçdaroğlu, katma değeri yüksek ürün üretmenin önemini vurguladı. Kılıçdaroğlu, “Bir ülkenin başbakanı ‘Ben şu kadar buzdolabı üretiyorum’ diye övünemez. Çünkü buzdolabı 1800’lerde bulunan bir ürün. ‘Çamaşır makinası şu kadar üretiyorum’ diye övünemez. O da 1800’lerde bulunan bir ürün. Siz Güney Kore’nin ürettiği Samsung gibi bir markayı üretiyorsanız o zaman çıkıp ‘Bütün dünyaya satıyorum’ diye övünürsünüz” dedi.

 

Üniversite-sanayici işbirliğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, üniversiteleri özgür ve özerk olmayan bir ülkenin bilim üretemeyeceğini savundu. CHP Lideri, “Üniversite bilim üretmiyorsa, kimse kusura bakmasın biz buzdolabı, halı, tekstil üretmeye devam ederiz ve bununla da övünürüz” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin son yılda ihraç ettiği ürünlerde, katma değeri yüksek ürünlerin payının 6.4’ten 2.6’ya düştüğünü belirtti.

 

Eğitim sistemini de “kalitesi bozuk” olduğu gerekçesiyle eleştiren Kılıçdaroğlu, “Trabzon’da, Of’ta, bir değerli Bakan çıktı şunu söyledi, ‘Biz Müslüman bir ülkeyiz, bizden mucit çıkmaz. Biz ancak ara eleman yetiştiririz.’ Olmaz. Doğru değil, söylediği. Siz nasıl kendi çocuklarınızı böyle dar bir alana hapsedebilirsiniz?” dedi.

 

BENİM ALEYHİME OLACAK BİR SEÇİM SONUCU ELDE ETMEK İÇİN PARA KOYUYORSUNUZ

 

Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen 2014 yılı Bütçesine, belediyelere verilmek üzere Maliye Bakanlığı’na 15 milyar 802 milyon 919 bin TL ödenek konulduğunu belirtti. Bunun Anayasa’ya aykırı olduğunu savunan Kılıçdaroğlu şunları kaydetti:

 

“2014 bütçesine 15 milyar lirayı, eski parayla 15 katrilyon lirayı belediyelere vermek üzere niye koyuyorsunuz? Yerel seçimler var. Benim vergimle, benim ödediğim vergimle, benim aleyhime olacak bir seçim sonucu elde etmek için para koyuyorsunuz oraya. İnsanda biraz vicdan olur. Hadi ahlakı bir tarafa bıraktık. Böyle bir şey olabilir mi? Öyle bir yere de koymuşlar ki, E-Cetveline. Kimse fark etmesin diye. Bunlar doğru değil, ahlaki değil.

 

Biz de her alanda başarıya imza atan çok sayıda insanımız var; romancımız var, tiyatrocumuz, sinemacımız, cerrahımız, bilim insanımız, sinemacımız var, her alanda. Ama eksik olan bir alanımız var; başarıya imza atan siyasetçimiz çok ama çok az. Yapmamız gereken ilk iş siyasi ‘Ahlak yasasını’ parlamentodan geçirmektir. Bizim siyasetin etik değerleri yok, ahlaki değerleri yok.”

 

ESKİDEN SİYASİ PARTİLERLE ARAMIZDA REJİM SORUNU YOKTU

 

Kılıçdaroğlu, geçmişte siyasetçilerin, siyasette rekabet yaptığını ifade ederken, şöyle devam etti:

 

“CHP vardı, Demokrat Parti vardı, ANAP vardı… Aramızda bir rejim sorunu yoktu. Bir iktidar kavgası, bir iktidar mücadelesi vardı. Şimdi sorun, bir rejim sorunu. Başkanlık sistemini getirip dayatırsanız… Örnek soruyorlar, ‘Hangi model?’ Obama’ya üzülüyorlar, ‘Zavallı Obama, o başkanlık sistemi içinde bir şey yapamıyor. Biz öyle bir model koyacağız ki, Türk modeli olacak.’ Sizin işin zor, bizim işimiz de zor. Ama en zor koşullarda biz güçlükleri aşmışsak aynı güçlükleri yine aşmak zorundayız. Özgürlüğü ve demokrasiyi bu ülkeye yeniden getirmek zorundayız. Herkes düşüncesini korkamadan, ‘Bana bir şey olmaz, yargıçlar var, hukukun üstünlüğü var’ diye o güvenceyle söyleyebileceği bir düzene ihtiyacımız var. Gelecek güvencemizi hukukun üstünlüğü üzerine inşa ettiğimiz bir Türkiye’ye ihtiyacımız var, işçimiz de işverenimiz de böyle düşünmeli.”

 

Kılıçdaroğlu salona gelişinde, Genel Kurula katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’le de tokalaştı. Kılıçdaroğlu ve Çelik, salonda bulunan eski TİSK Başkanlarından Refik Baydur’a birlikte plaket verdi.

 

CHP Lideri konuşmasının ardından salondan ayrılırken ise, “Ben Sayın Bakanımı dinleyemeyeceğim. Sayın Bakanım kusura bakmayın. İstanbul’a yetişmek zorundayım” ifadelerini kullandı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.