Kılıçdaroğlu; 249 şehidin kanı yerde kalmıştır!

 15 Temmuz darbe girişimi ile toplanan TBMM'de konuşan ve "249 şehidin kanı yerde kalmıştır" diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Hükümet'i sert sözlerle eleştirdi. 

Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

"Bugün darbe girişiminin birinci yıl dönümündeyiz. Darbenin başarısız kılınmasında en önemli rolü üstlenen tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Darbe girişimine halkımızla birlikte direnmiş Gazi Meclisimizin siz değerli mensuplarına şükranlarımı iletiyorum. Gazi Meclisimiz ve halkımız kadar, Peygamber Ocağı olarak bilinen ordumuzun teröristlere karşı çıkması da bir o kadar mühimdir.

Ömer Halisdemir'in şahsında, tüm ordumuza ve emniyetimize şükranlarımı iletiyorum. Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin bir daha darbe girişimleriyle karşı karşıya kalmaması için iki temel koşulun yerine getirilmesi gerekir. Bunlardan birincisi, hukuk sistemimizin darbe hukukundan sıyırılmasıdır. İkincisi ise darbe girişiminin bütün boyutlarıyla masaya yatırılması ve karanlık noktaları aydınlatarak aydınlığa çıkılmasının sağlanmasıdır. 

Darbe girişiminin hemen hemen bütün ayrıntılarına vakıf Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı'nın milli iradenin temsilcilerine, yani sizlerin arasından seçilen komisyon üyelerine bilgi vermesi sağlanamamıştır.

Bu iki bürokratın komisyona gelerek sizlerin sorularına yanıt vermek yerine, komisyona yazılı olarak bilgi vermeyi tercih etmeleri kabul edilebilir bir şey değildir. Bu iki bürokratın, hangi talimatla komisyona gelmesi engellenmiştir? Bu tablo parlamentonun saygınlığı açısından hepimizin üzerinde durması gereken bir tablodur. 

"ADİL ÖKSÜZ'ÜN HAVA KUVVETLERİ İMAMI OLDUĞUNU HERKES BİLMEKTEDİR"

Şimdi size MİT Müsteşarı'nın komisyona gönderdiği yazıyı okuyorum. MİT'in daha önce dış makamlarla paylaşılan notlarda cemaatin darbe girişiminde bulunabileceğini bildirdiği, ancak TSK bünyesinde istihbarat toplayamadığı bildirilmiştir. Bu açıklama pek çok noktada sorunludur. Birincisi şu; 2012'den itibaren Adil Öksüz'ün hava kuvvetleri imamı olduğunu herkes bilmektedir, devletin arşivlerinde kayıtlıdır.

Sadece Adil Öksüz değil, darbe toplantıları yapan Kemal Batmaz, Harun Biniş ve Nurettin Oruç da asker değildir. Darbe toplantıları özel evlerde yapılmıştır. Adil Öksüz iki cep telefonu ve bir GPS cihazıyla serbest bırakılmıştır. Dünya üzerinde her türlü hava koşulunda iletişim sağlayan, uzay temelli bir sistemdir. MİT, Adil Öksüz'ü neden izlemedi?

Daha vahim olanı, darbe yapılmış, ortalık toz duman, Başbakanlık Müsteşarı gidip Adil Öksüz'ü ziyaret ediyor. Dolayısıyla MİT'in verdiği bilgiler bizi tatmin etmemiştir.

15 Temmuz günü darbeden bilgi var mıydı, yok muydu? Bu da çok tartışılıyor. Bu konu gündeme geldiğinde Genelkurmay'dan bir yetkili Hürriyet yazarı değerli Mehmet Yakup Yılmaz'ı arar ve "Darbe bilgisi gelmedi" der.

Daha sonra O.K dediğimiz kişi davet edilir ve bilgi alınır. O.K, "Bana ne olabileceğini sordular. Ben de darbe faaliyeti olabileceğini söyledim" diyor. "Darbe olabilir kelimesini kullandığımı çok iyi hatırlıyorum" diyor. Bakın bunlar üzerinde durulması gereken konular. 

"Darbecileri devletin en yüksek noktalarına yerleştirenlerin hesap vermesi sağlanmadan, darbeyle hesaplaşma yapılamaz"

Savcı ikinci kez O.K'nın ifadesine başvurmak ister, ancak O.K MİT'in istihbarat kadrosuna alınır ve ifadesine başvurulamaz. FETÖ  iddianamesi hazırlandı, bir grup savcı iddianame bitmeden görevden alındılar. Bunlar kimin ifadesine başvurmak istediler de görevden alındılar. Neden bu savcılar görevlerinden alındılar? Adil Öksüz'ü sorduğumda MİT bir açıklama yaptı. "Bylock'a ilişkin tespitler Mayıs 2016 tarihinden itibaren çalışmaya konulan verilerle birlikte adli makamlar, güvenlik birimleri ve diğer ilgili makamlara; bu ilgili makamlar biz değiliz. Bakın arkada oturuyorlar. Bir tanesi de Saray'da. Peki FETÖ'ye operasyon için neden 15 Temmuz beklendi. Bak, MİT sana söylemiş Mayıs 2016'da.

Darbe girişiminden hemen sonra üç önemli noktaya dikkat çekmiştik. Hukuk içinde hesaplaşma yapalım demiştik. Hızla normalleşme süreci içine Türkiye sokulmalı demiştik. Darbe girişiminin bütün iz ve etkilerini ortadan kaldırmanın yol haritası bu aşamalardan geçiyor.

Ne yazık ki bu süreçte yapılmaması gereken ne varsa yapılmıştır. Soruşturmaların uzanacağı noktalar, müdahalelerle engellenmiştir. Darbe komisyonu, sorumluluğu savuşturma çabası içine girmiştir. Meclis'in yetkileri elinden alınmıştır. Darbeyle mücadelede başarı ve kalıcılığın en önemli şartı darbenin siyasi ayağının ortaya çıkarılmasıdır. Ancak bu çabaların önü bilinçli olarak kapatılmaktadır.

Darbecileri devletin en yüksek noktalarına yerleştirenlerin hesap vermesi sağlanmadan, darbeyle hesaplaşma yapılamaz. FETÖ bu güce bir günde erişmedi. TSK'nın vatansever kadrolarını tasfiye edip FETÖ'cüleri yerleştirenler teşhir edilmelidir. "

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.