Karslı: BBP ile anlaşıldığı halde telefonlarını kapattılar

 Merkez Parti Genel Başkanı Abddurahim Karslı, seçim ittifakları ve Doğan Grubu'nun yeni stratejisine ilişkin önemli değerlendirmeler yaptı. MHP'nin BBP'ye yaptığı nezaketsizliğin katmerlisinin BBP tarafından kendilerine yapıldığını belirten Karslı, Doğan Grubu'nun da hükümetle anlaşmış olabileceğini öne sürdü. MP Genel Başkanı Karslı'ya göre iktidarla HDP arasındaki kavga anlaşmalı bir kavga ve Doğan Grubu'nun da bu kavganın sergilenmesinde bir rolü var. Karslı, seçim sonrasına ilişkin önemli bir de öngörüde bulundu. - Geride bıraktığımız dönemde siz seçim birlikteliklerine sıcak bakıyordunuz. Listeler YSK'ya verildiğinde bir de baktık ki farklı bir tablo var orta yerde. Niçin seçim ittifakı yapmadınız? - Hani ittifak diyorsunuz ya. Yönetimde arkadaşlarla toplandık ve “Türkiye’nin bu bölünmüşlükte ittifaka ihtiyacı var” diye karar aldık. Bunu da yukarıdan başlayarak partiler arasında yapalım istedik. Buna Türkiye’nin ihtiyacı var, bizim ihtiyacımız var, insanların ihtiyacı var. İhtilaftan ise ittifak daha hayırlı dedik. - Yönetiminizde bu kararı ne zaman aldınız? - Mart ayı başı idi. Listelerin verilmesinden bir ay önce. Kararı aldığımızda önümüzde yeterli süremiz de vardı. - Görüşme trafiğini nasıl yürüttünüz? - Gittik Büyük Birlik Partisi ile görüştük. "Bize hiçbir sorun yok" dendi. "İyi de olur" dendi. Dahası teferruata kadar konuştuk. Listelerin nasıl hazırlanacağı detayları bile konuşuldu. Saadet Partisi ile konuştuk. "Hiçbir problem yok. Bizim istediğimiz de bu" dediler. Birlikte yemekler yendi. Sadece iki tarafın partilileri değil. İki taraf arasında görüşmelere dahil olan başka isimler de var. Onlar da bu olumlu gidişi gördükçe nasıl seviniyor bir görseniz. "Allah için, Peygamber için bu birlikteliği yapın" diye teşvik ediyorlar.

TEŞVİK EDENLERİN YAŞADIĞI SEVİNÇ - Arada başka isimler vardı dediğiniz. Kimler vardı? - Bu isimler arasında özellikle Mehmet Kahraman, Mehmet Yazar’ın isimlerini zikretmeliyim. Bunlar doğrudan siyasetle ilgilenmeyen ama fikir üreten bir grup. Bunların içinde Oltan Sungurlu var, Nevzat Yalçıntaş, Burhan Özfatura var. Bunlar doğru bir alternatif oluşmasına katkıda bulunmak istiyorlar. Amaçları bu. Hatta ben Saadet’e ve Büyük Birlik’e dedim ki, bu birlikteliğin içine DSP gibi ya da ismi ve duruşu düzgün olan isim ve partileri de alalım. Yola çıkarken baraj endişesini ortadan kaldırmış ve insanlara umut vermiş olalım dedim. Nelerin üzerinde ittifak ettiğimizi de yazıya dökelim dedim. Demokratikleşme, temel hak ve hürriyetlerde, adaletin yeniden tesisinde, ekonominin yeniden düzeltilmesinde… Bunların hepsini yazalım. Ayrı ayrı partileriz ama ortak noktalarımızı yazalım. Hatta Merkez Parti altında bu birlikteliği yapalım diye ortaya koyduk. Biz yeni bir parti, yeni bir heyecanız. Sonradan baktık, bundan da vaz geçtik. İttifak düzgün bir şekilde yapılsın da nerede yapılıyorsa yapılsın dedik. Çatı konusundan da vaz geçtik. Hiçbir problem yok. Bir de kendinize mahsus kalıpları bırakın dedik. Bunlar siyasette olmalı.

KALIPLARIN KIRILMASINI İSTEDİK - Neydi o bırakılmasını istediğiniz kalıplar? - "Erdoğan Müslümanım diye ortaya çıktı, ama bu sahte Müslüman. Dolandırıcı çıktı" falan gibi. Bunları demek yerine dini siyasete alet etmekten kurtaralım, biz millete projelerimizi anlatalım, güzel ahlakı, ekonomiyi anlatalım. Bunları anlatarak iktidara gitmeye çalışalım. Yoksa ha 30 kişiyle Cumaya gitmiş, ha da siz biriniz önde biriniz arkada namaz kılarken görüntüleriniz dağıtılmış. Çok fark yok. Dini, milliyetçiliği, tarihe mal olmuş şahsiyetleri, Cumhuriyeti, laikliği siyasete alet etmeyelim. Bütün bunların üzerinde mutabakata varıldı. Her noktada evet denildi. Yemekler, ziyafetler falan. Sonra… - Sonra ne oldu? - Sonra "görüşmek üzere" denilerek randevulaşıldı ve ayrıldık. Bir daha ne arayan, ne soran var. Biz tekrar aradık. "Ne oldu hani biz yeniden şu gün bir araya gelecektik ve listeleri hazırlayacaktık" dedik. "Tamam arayacağız" dediler. Her defasında aradığımızda aynı cevabı aldık . Bakın listeleri vereceğiz, o gün arıyoruz kimseye ulaşamıyoruz. Listeleri vereceğimiz günün gecesinde saat 10. buçuk, gece 2 buçuk. O aradaki insanlar Mehmet Kahraman gibi isimler arıyor. “Biz yanlış yaptık, haksızlık yaptık” söyledikleri bu. “Büyük Birlik gece 3 buçukta ancak karar verdi, arayamadık” bunları söylüyorlar. Peki üzerinde mutabakata varılmış bir konuda böyle bir şey olur mu? Neticede olmadı. Bakın Büyük Birlik, randevu vermedi diye MHP’yi tenkit etti ya, kendisi ondan bin misli çirkef bir duruma düştü. Bizimle anlaştıkları halde telefonları kapatıp kaçtılar. Bir tek biz de değil. Bizim dışımızda siyasette olmayan insanlar da var. Mesela Saadet’te Mustafa Kamalak ve arkadaşları, yardımcıları. Yani alenen konuşulan bir şey.

AK PARTİ’NİN BUNLARIN İÇİNDE ELLERİ VAR - Bu yaşananları neye bağlıyorsunuz? - Bakın AK Parti sadece kendini dizayn etmiyor, siyaseti neredeyse bütünüyle dizayn ediyor. Bunların içinde hep elleri var. Zaten Saadetli bazı arkadaşlar bize şunu söylediler, “Abi sen zaten bizimle zor ittifak yaparsın. Söyleyeceklerin değişik, tarifin değişik. Biz belki en sonunda çıkıp, "Bu arkadaşları destekleyelim de oylar bölünmesin" diyebiliriz. Senin tarzın ve tavrın değişik olduğu için sen bunu söylemezsin. Büyük Birlik aynı. Ötekiler farklı değil. Vatan Partisi de farklı değil. Doğu Perinçek’e diyorum ki sen gidip dağda bu adamla fotoğraf çektiren, elini sıkıp çiçek veren bir adamsın. Şimdi beraber geldiğini adam, bunu yakalayıp getiren adam, ya da ona mahkumiyet veren adam. Bu nasıl oluyor? Kiminle ittifak yapıyorsun. Ne yapıyoruz, ne diyeceğiz, nasıl diyeceğiz? Bütün bunlar bize şunu gösteriyor. Bir araya gelmek ilimle ilke ile olur, marifetle olur ama cehaletle olmaz. Tabir caizse Türkiye’de ilkeler kalmamış. Daha da önemlisi, Türkiye’nin siyasetini dizayn eden AK Parti.

HDP DE AK PARTİ'YE HİZMET EDİYOR - Bütün siyaseti diyorsunuz. Bu çok iddialı değil mi? - Emin olun HDP de ona çalışıyor. Hatta şu an MHP'nin içine konulan bazı isimler var ya, Durmuş Yılmaz, Ekmeleddin İhsanoğlu gibi isimler var ya, onlar da yine bunların tesiri altında. CHP'nin içinde de, diğerlerinin içinde de iktidar partisinin tesiri var. Çünkü siyaseti değişik oynuyorlar. Bir ilke ve kural yok. Her yerde ne yapılabilinirse... MHP'nin Genel Başkanlık yarışında bile müdahale ediyorlar. Çünkü onun oradaki devamı bunlara fayda veriyor diye. - Etkisinde olmak farklı bir şey, onun adamı, ya da onun adına hareket etme farklı bir şey. Sizin söylediğiniz etkisinde olmak mı, yoksa iktidar adına bulundukları yeri dizayn etme mi? - Bence dizayan ediyorlar. İçindeki etkili elemanlarla o partileri dizayn ediyorlar. - Bu saydığınız isimler de muhtemelen onlardan birileri öyle mi anlamalıyız? - Muhtemelen onlardan. Yoksa başka türlü olmaz mı? Bu sadece saydıklarım değil. CHP'nin içini de hatta HDP'nin içini de dizayn ediyorlar. Dahasını söyleyeyim. Zaten HDP ile birlikte çalışıyorlar. Bir koalisyona gerek yok.

KAYIKÇI KAVGASINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL - Şimdi tekrar kavga günlerine dönmüşler gibi. - Şu anki kavgaları numaradan. - Birbirlerine çok ağır ithamlarda bulunuyorlar. Bu bir kayıkçı kavgası mı? - Evet tamamen öyle. Bir şeye çok üzülüyorum. Siyasette ölçü yok. "Şurada durmalıyız, bundan sonrasında Allah'tan korkmalıyız, kuldan utanmalıyız" gibi bir ölçü yok. Bu siyaset tarzı daha çirkin noktalara gidecek. Gidişatta daha değişik şeyler ortaya çıkacak. Savcının öldürülmesini cidden hazmedemiyorum. Benim öğrencimdi. Tanıdığım, sevdiğim birisi idi. Ben size bir şey söyleyeyim. Bir evde tüpü açık koysanız onları iki saatte uyutuyor. Sen 8 saat bunlarla müzakere yapmışsın. Kapı altından biraz gaz versen içeridekileri uyutursun. İçeri girdikten sonra istediğini uyandır, istediğini derdest edip al götür. İçeride 3 kişi var ve 3'ü de ölüyorsa, buna rağmen "Operasyon başarılıdır" demek nasıl olabiliyor. Hani ameliyat başarılı ama hasta öldü. Onun gibi. Nasıl başarı ise. Aynı gün Balyoz'dan 336 kişinin 40 dakikada beraat etmesi, akıl alacak gibi değil. Bu Balyoz kararında iki nokta var. 1- Bir insanlara şu kadar hapis ve müebbet. 2- Bu insanların hepsi beraat etti. Bunun hangisi doğru. Böyle bir hukuk çelişkisi olabilir mi ya?

İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ BÜYÜK PROJELERDE PAYLARI VAR - Burada Özel Yetkili Mahkemeler gündeme gelmiyor mu? - Gelmez olur mu? Bu Özel Yetkili Mahkemelerin verdiği kararların hepsinin gözden geçirilmesi gerekiyor. İşte bunlardan dolayı Türkiye'nin ciddi bir muhakemeye ihtiyacı var. Her şeyin muhakemesi lazım. Bütün bu özelleştirme ihaleleri de dahil. 62 milyar dolar özelleştirme geliri var. Bu para kesinlikle bu kadar değil. Kesinlikle 10 katı. Tekel'i 250 milyon dolara alanlar, 2.2 milyar dolara sattı. Balıkesir SEKA 76 milyon dolar idi. Bu adamlara 1.6 milyon dolara satıldı. Bunun gibi onlarca örnek var. İdari ve Anayasa Mahkemesi kararları olduğu halde bunların önemli bir kısmı geri alınmadı. Bakın çok önemli bir şey söylüyorum. Şu kuleler var ya, gökdelenler sahipleri iyi araştırılsın. Bunların yapısı anonim şirket statüsünde. Bakılsın, bunların hisselerinin önemli bir kısmı, iktidarda veya iktidarda olanların yakınlarına aittir. - Bu ifadelerinizle çok iddialı bir şey söylüyorsunuz. - Bütün bunların sil baştan muhakeme edilmesi lazım. Araştırıldığında neler görülecek neler. Öteki konular da aynı muhakemeye tabi tutulması lazım. Uludere'ye bakın. 33 kişi ölür de hiç ihmali olmayan olur mu? Orada bir emir veren var, bir de öldüren var. Bütün faili meçhuller ortada kaldı. Her şey faili meçhul kaldı. Bakın. Savcı öldürüldü. Öldürüldü diyorum ben. Çıktı ne dedi. "Güvenlik şirketleri gözden geçirilmeli. Bu iş polise verilmeli" dedi. Güvenlik şirketi bunların yakını olduğu bir güvenlik şirketi. Öyle dediği halde daha geçen hafta 1150 emniyet müdürü görevden alınıp emekli edildi. Hani biz bu işi polise havale edecektik. İki ay sonra diplomalarını alacak olan Polis Koleji öğrencilerinin okulları kapatıldı. Herkesin çocuğu var. Bu çocuklar, "Ben iki ay sonra bir mesleğe başlayacağım, hayatımı kuracağım" diye plan yapıyordu. Bu çocuklar perişan edildi. Hani Dicle'nin kenarında bir koyunu kurt kapsa, Adl-i İlahi bunun hesabını Ömer'den soracaktı. Tekrar şu konunun altını çizmek istiyorum. Millet bunları nazara almalı. Bunlar muhakeme edilmeli.

SEÇİM SONRASINDA CEMAATİN ÜZERİNE DAHA ÇOK GİDECEKLER Bu yapılanlar ekonomide sırf Bank Asya ile kalmayacak. Hukuksuz tasarruflar devam edecek. Çünkü bu iktidarın bir tek kuralı var. "Benden olan, mutlak itaat eden ve beni metheden yaşar, onun dışındaki herkes ölür." Ölüm o kadar değil bence. Rezillik ondan daha kötü. Bu rezillikler daha da artarak devam edecek. Nerede durur bunu da bilmiyorum. Bu seçim ayrıca anlatılmalı. Medya kuruluşları ayrıca feryat etmeli. Özellikle hem oraya hem buraya oynayanlar var. Bu Cemaat medyasına da hayret ediyorum. Bu işi neyle yapacaklar, nasıl yapacaklar? Sabahtan akşama kadar DSP ve Liberal Parti'nin başkanları ekranlarda. MHP ve CHP'ye ciddi tavizler veriliyor. Neyi anlatacaklar, nereye kadar gidecekler bilemiyorum. Seçimlerden sonra daha da beter. Hayatlarına hatime çekilecek. -Öteki medya kesimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? - Taciri ile , tüccarı ile bir yol tutturulmuş gidiliyor. Aydın Doğan HDP'yi merkezine koymuş gidiyor. Allayıp pullayıp duruyor. Şirin Payzın baktım geçen gün, "HDP'ye oy vermekte beis görmüyorum" diyor. Ver yani. HDP'nin başındaki kendi anlatıyor. "Eğer aracı eleman yakalanmasaydı ben şimdi dağda olacaktım" diyor. Dağdaki ile kendini bir görüyor zaten. Dağdaki PKK, aşağı indiği zaman KCK, Meclis'e girdiği zaman HDP, sınırın ötesine geçerse PYD oluyor.

ERDOĞAN AKLA YAKIN İHTİMALİ KULLANMAZ Bu seçimler garip bir yere gidiyor. Nereye kadar gider, nasıl gider? - Doğan Grubu'nun HDP'yi parlattığını söylediniz. Niçin parlatıyor size göre? - Ya bir yanlışlık içerisinde. "Bu parti Meclis'e girerse AK Parti'ye darbe vururum, daha az vekil çıkarmış olurlar. Tek başına hükümet kuracak gücünü kaybeder" diye düşünüyorlar. Akla daha makul gelen bir ihtimal var. Doğan Grubu Erdoğan ile anlaşmış da olabilir. Aydın Bey aylardan bu yana bir anlaşma zemini arıyordu. Bu bir anlaşmanın mahsulü de olabilir. Bakın zaman zaman söylediğim şeyi tekrar ediyorum. Erdoğan ve ekibi akla en uzak ihtimali kullanır. Mesela, Ekmeleddin Bey'in oraya monte edilmesini kimse fark etmedi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de bu yöntemin bir ürünü idi. Millet o dönem bu zokayı yuttu. Aydın Beyin HDP'yi parlatması, iktidarla anlaşmasının bir sonucu da olabilir. Nerede kiminle ne konuda anlaştıklarını bugün itibariyle kimse bilemez. Bazı şeyler 10 yıl, bazı şeyler 20 yıl sonra ortaya çıkabilir. Aydın Bey ve Grubu, Erdoğan'ın bilgisi ve izni olmadan HDP'ye bu kadar angaje olamaz.

HAKAN FİDAN FARKLI ŞEYLER YAPABİLİR - Her fırsatta HDP ile iktidar arasındaki birlikteliğe vurgu yapıyorsunuz. - Hükümetle HDP arasında bir görüş ayrılığı yok. Ne çıkarsa beraber çalışacaklar. Meclise girse de girmese de taahhüt edilenleri yapacaklar. Çünkü yapmaması mümkün değil. Sadece şöyle bir şey çıkabilir. Cenab-ı Hak bazen insanların hesaba katmadığı şeyleri de tecelli ettiriyor. Hakan Fidan'la münasebetleri iyi değil. Hatta, Efkan Ala ile Ağrı Valisi arasındaki konuşmayı sızdıran da aynı kişi diye düşünüyorum ben. Hakan Fidan daha da temkinli gidiyor. Efkan Ala ile Vali'nin konuşmalarını söyledim. Henüz Cumhurbaşkanı ile Efkan Ala'nın konuşmalarını söylemedim, söylersem diyor. Belki bu istihbarat tarafından ciddi bir sıkıntı çıkabilir. Bunun dışında her şey kontrollü götürüyorlar. Milletvekili adaylarını da zaten biraz Davutoğlu'na, bir iki tane Sülayman Soylu ve Numan Kurtulmuş'a verip susturdular. Onun dışındakiler, kendi akraba-i taallukatından. Hayır demeyecek bir camia. Bir iki tane de cemaatten insanlara yer verdiler. Bunu da sus payı, yağcılık ve el öpme payı olarak yaptılar. Aslında onların da hiçbir camiayı ve cemaati temsil kabiliyeti yok. Her şey kontrol altında giderken Davutoğlu, "Acaba bir şey yapabilir miyim" arayışında. Abdullah Gül ve bazı isimler de devre dışı kalınca bu defa, "Hiç yoktan bir Başbakanlık yakaladım" diyerek kendini inkar politikası sürdürüyor. Kendini inkar eden bir kampanya yürütecek. -Teşekkürler. -Ben teşekkür ederim.

Kaynak: Rotahaber / Ünal Tanık


Rota Haber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.