Kamu yetkisiyle hukuksuzluk oluşturulamaz

Hizmet Hareketi’ne yönelik hukuk dışı savcılık talimatının emniyet tarafından hayata geçirilmesine tepkiler artıyor. Gazeteci-yazar ve hukukçu Taha Akyol, demokratik hukuk devletlerinde kamu yetkileri kullanılarak hukuksuzluk oluşturulamayacağını söyledi. “Soruşturmada zikredilen Hizmet’e ait eğitim kurumları, şirketler, medya kuruluşları dava açabilirler.” dedi. İnsan Hakları Gündemi Derneği Başkanı Günal Kurşun, Hizmet Hareketi için silahlı terör örgütü tanımı yapılmasını “28 Şubat’ta yaşananların da ötesine geçildi.” ifadesiyle değerlendirdi. Hukuk ve Hayat Derneği Başkanı Avukat Mehmet Kasap ise HSYK’nın, acil olarak savcı hakkında inceleme başlatması ve hukuksuz talimat yazısını emniyet müdürlerinin iade etmesi gerektiğini vurguladı.

Emniyet Terörle Mücadele Dairesi Başkanı Turgut Aslan’ın, Savcı Serdar Coşkun’un talimatıyla 30 ilin emniyet müdürlüklerine gönderdiği 23 maddelik ‘gizli’ ibareli planda, Hizmet Hareketi’nin silahlı terör örgütü ilan edilmesine yönelik hukuk ve insan haklarıyla bağdaşmayan hususlar bulunuyor. Ayrıca Rahip Santoro, Hrant Dink ve Üzeyir Garih cinayetlerinin Camia’ya yıkılması, Hizmet’e yakın yurt, okul, üniversite ve dershaneler başta olmak üzere kurumların ve buralarda çalışanlar ile bunlardan hizmet alanların fişlenmesine ilişkin emirler yer alıyor. Hukuk dışı bu talimatlara yönelik tepkiler şöyle:

Gazeteci-yazar ve hukukçu Taha Akyol: Çağdaş hukuk ve demokratik bir devlette bunların olmaması lazım. Doğru bulmuyorum. Kamu yetkileri kullanarak hukuksuzluk oluşturulamaz. Soruşturmada zikredilen Hizmet’e ait eğitim kurumları, şirketler, medya kuruluşları bu soruşturmayı hayata geçirenler hakkında (bu talimatı kullanarak) dava açabilirler.

Evrensel Hukukçular Platformu Başkanı Avukat Hasan Basri Aksoy: Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin tarafından gündeme getirilen “Hizmet Hareketi’ni bitirme planı” bizzat Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun tarafından uygulamaya konulmakla, Ceza Hukuku’nun temeli olan ‘delilden suçluya ulaşma’ ilkesi de ‘suçludan delile ulaşma’ olarak ters yüz edilmektedir. Soruşturmanın bu şekilde yürütülüyor olması ‘Hukuk devleti’ ilkesini ortadan kaldırır ve ‘polis devleti’ olarak anılmanızı sağlar. Ortada suç işlendiğine veya suçun varlığına dair herhangi bir delil olmadan geçmişte işlenen faili meçhul cinayetlerin tamamı Hizmet Hareketi’ne yıkılmak istenebilir. Tamamen siyasi gayeler ile başlatılan ve hukuksuz emir ile suç oluşturularak yürütülen soruşturmanın da ayrı bir suç teşkil edeceği açıktır. Gün gelecek bu soruşturmayı yürüten, emri veren kişiler açığa çıkacak ve yargılanacaklardır.

İnsan Hakları Gündemi Derneği Başkanı Yrd. Doç. Dr. Günal Kurşun: Bu yapılanların insan hakları ve hukukla bağdaştığını söylemeye hiç imkan yok. Burada hukuksuz bir emir verilmiş olduğu gözüküyor. Bu emri verenlerin de, yerine getirenlerin de şüphesiz sorumlulukları olacaktır. Hizmet Hareketi’nden terör örgütü olarak bahsedilmesi büyük bir haksızlık ama bunun silahlı terör örgütüne sokuluyor olması 28 Şubat’ta yaşananların da ötesine geçildiğini gösteriyor. Hizmet Hareketi mensupları fişlenme durumu ile karşı karşıya. Fişleme, ‘cadı avı başlayacak, bana bir isim listesi verin’ demek. Masumiyet karinesinin de tersine döndürüldüğünü düşünüyorum. Cemaat üyesi diye herkesin telefonlarının dinlenip elektronik iletişiminin takip edilmesi de ayrı bir insan hakları ihlali.

İnsan Hakları Derneği Başkanı Öztürk Türkdoğan: Kim olursa olsun temel hak ve özgürlükleri zedeleyecek, temel hak ve özgürlükleri baskı altına alacak her türlü uygulamaya karşıyız. İnsanların inancı, görüşü veya sosyal grubu sebebiyle fişlenmesi kesinlikle insan haklarına aykırı. Ceza kanununda neyin suç olduğu yazılı. Siz bir grubun tamamını baştan suçlu ilan ederseniz bu eski alışkanlıktır. Bir gün Kürtleri suçlu ilan et, bir gün Alevileri, sonra başka bir grubu, bunlar doğru değil.

Emniyet müdürleri kanunsuz emri sahibine iade etmeli

Hukuk ve Hayat Derneği Başkanı Avukat Mehmet Kasap, Hizmet’e kumpas planıyla ilgili olarak şunları söyledi: “17 Aralık’tan sonra başlayan ‘paralel yapı’ paranoyasının nerelere ulaştığının şahidi olmaktayız. ‘Suç bul, delil üret, terör örgütü gibi göster, daha evvel işlenen cinayetlerle bağlantı kur’ talimatları, hukuksuzlukta gelinen durumun kan dondurucu bir hal aldığını göstermektedir. Siyasi ikballeri adına hukuku hiçe saymayı alışkanlık haline getirmiş kişilerin, hukuk önünde bir gün hesap verecekleri muhakkaktır. Bir savcının böyle bir talimatı vermiş olması ve bu talimat doğrultusunda 30 ilin emniyet müdürlüklerine operasyon talimatı gönderilmesi, suçsuz insanların suçlu gibi gösterilme çabası çok açık bir suçtur, hukuk ihlalidir. HSYK, acil olarak söz konusu savcı hakkında inceleme başlatmalıdır. Ayrıca savcının bu talimatı kanunsuz emir olduğundan, bu emri gerekçe göstererek verilen talimat yazısının emniyet müdürleri tarafından uygulanmayarak, iade edilmesi gerekmektedir.”

İnsanların masumiyetine gölge düşürülmemeli

Adana Baro Başkanı Mengücek Gazi Çıtırık, hukuk devletinde gizli tanıklar ve delil oluşturmak suretiyle insanların lekelenmeme hakkına ve masumiyetlerine gölge düşürülmemesi gerektiğini ifade etti. Çıtırık, “Ortada somut bir delil ve kuvvetli suç şüphesi yokken, gizli tanık ifadeleri ve delil yaratma yoluyla soruşturma açılması kamu vicdanını ve hukuk devletini derinden yaralamaktadır.” dedi. Ergenekon ve Balyoz davalarında gizli tanıklar ve oluşturulan delillerin telafisi imkansız olumsuzluklara yol açtığını dile getiren Çıtırık, “Kuvvetli suç şüphesi ve somut kanıtların bulunması durumunda Cumhuriyet Savcılığı, şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Ayrıca suç delili üretmek zaten Ceza Yasası’na göre suçtur. Yargının; rejimin dönüştürülmesinde, iktidar mücadelesinde ve partizan amaçlara alet edilmesini doğru bulmamaktayız.” açıklamasını yaptı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.