Kamu Sen İl Bşk Bostan: Direnişimiz devam edecek

Okul müdürlerinin görevden alınmasına tepki gösteren Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, "Haksızlıklar önlenmezse direnişimiz devam edecek" dedi. Türk Eğitim Sen üyeleri okul müdürlerinin görevden alınmasını protesto ederek İstanbul başta olmak üzere yurdun çeşitli yerlerinde iş bırakma eylemi yapmıştı. 

 

Okul müdürlerine haksızlık yapıldığı iddiasında bulunan Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, yazılı açıklama yaparak bunun önlenmemesi halinde eylemlerine devam edeceklerini söyledi.

 

 "AKADEMİSYENLERE VERİLEN SÖZLERİN ARKASINDA DURULMADI" 

Hanefi Bostan yaptığı açıklamada, "Yüz binlerce eğitim çalışanı ve kamu çalışanı milli eğitim, üniversiteler ve kredi-yurtlardaki haksızlıklara, hukuk tanımazlığa, adam kayırmalara karşı isyan içerisindeydi. Hz. Ömer adaletini elinin tersiyle itenlere, milli eğitim, üniversiteler ve kredi-yurtlardaki ayrımcı uygulamalara, yılların emeğiyle elde edilmiş makamların yandaşlara, torpillilere, sırtı kalın olanlara peşkeş çekilmesine 'hayır'diyordu.

Diğer taraftan eğitim çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarının tırpanlanmasına, öğretmenlerin itibar kaybetmesine neden olan uygulamalara, akademik zam sözü verilmesine rağmen bu sözünün arkasında durmayanlara, çalışanlara enflasyon farkını dahi çok görenlere, gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekiyorlardı" dedi.

 

 "EĞİTİMCİLERİN HAKKI GASP EDİLDİ" 

Eğitimcilerin hakkının yendiğini savunan Bostan, "Durum gerçekten vahim bir safhaya geldi. Yüz binlerce eğitim çalışanının hakkı göz göre göre gasp edildi ve edilmeye devam ediliyor. Bunu yapanlar da sözüm ona dindar geçiniyor. Hatta daha da korkuncu bu konuda fetva aldıkları İstanbul İl Milli Eğitim'de dilden dile dolaşıyor. Hangi densiz başkasının hakkını yeme konusunda fetva verebilir?

Bunların Allah'ın açık hükümlerinden de mi haberleri yok. 'Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür'(Nisa Suresi, 58. Ayet), 'Benim huzuruma ne ile gelirseniz gelin affederim ancak kul hakkı ile gelmeyin'(Kutsi Hadis)" ifadelerini kullandı.

 

 "Bilindiği gibi okullarda yöneticiler birer birer tasfiye ediliyor" diyen Hanefi Bostan, "Bilgisi, birikimi, ödülleri ve başarıları ile adından söz ettiren, okulu TEOG'da, üniversite sınavlarında başarılı olan, öğrenciler, öğretmenler ve veliler tarafından takdirle karşılanan, canını dişine katarak okulunu zirveye taşıyan okul müdürlerinin sırf siyasi iktidarın kapı kulu olmadıkları için, sırf MEB yetkilileri istemediği için görevlerine son verildi. Onların yerine masa başı ilişkileri, akrabalık, dostluk, yandaş sendika, siyaset ilişkileri güçlü olanlar görevlendiriliyor.

Daha doğrusu başkasının hakkını yemeyi mubah görenler göreve getiriliyor. Bunlar vefat edenlere, belediye başkan yardımcısına, müdürlükten ayrılıp öğretmenliğe geçenlere, emekli olanlara, kurum değiştirenlere müdür olmak için geçerli olan 75 ve üzerinde puan vermişler. Hatta geçici ilçe milli eğitim müdürleri kendilerine 95-100 puan vermiş. Okul müdürlerine puan veren ilçe milli eğitim şube müdürlerinin büyük bir çoğunluğu Danıştay tarafından görevlendirilmeleri iptal edilen yetkisiz kişilerdir" şeklinde konuştu.

 

 "ATAMALARIN İPTALİ İÇİN DANIŞTAY'A DAVA AÇTIK" 

MEB müsteşarı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ve atamalardan dolayı Danıştay'a dava açtıklarını belirten Bostan, "Milli eğitimde her alanda yaşanan kadrolaşmadan şube müdürleri de nasibini almıştır. Mülakatla şube müdürü yapılan iktidara bağımlı kişiler için de kariyer, emek, alın teri, liyakat göz ardı edilmiştir. Konu, yargıya taşınmış ve başarı sıralamasının tek başına sözlü sınav sonuçlarına göre oluşturulması hukuka aykırı bulunarak, söz konusu yönetmeliğin yürütmesi durdurulmuştur.

Ancak MEB hukuksuzluklarına devam ederek, sözlü sınava dayalı şube müdürlüğü atamalarını iptal etmemiştir. Bu nedenle Türk Eğitim-Sen olarak hukuku hiçe sayan MEB müsteşarı hakkında suç duyusunda bulunduk. Akabinde de sözlü sınava dayalı şube müdürlüğü atamalarının iptal edilmesi için Danıştay'da dava açtık. Yine çalışanlar, 2014 yılında enflasyon farkı alamadıkları gibi, aile ve çocuk yardımlarına artış yapılmamış, ek ders ücretleri yerinde saymıştır. Kısacası 2014 ve 2015 yılları öğretmenler, akademisyenler, hizmetliler, memurlar, teknisyenler, üniversite çalışanları ve Kredi-Yurtlar Kurumu çalışanları için kayıp yıllardır.

Öğretmenlere, eğitim-öğretim ödeneği kapsamında 75+75 TL zam yapılmıştır. Ancak bu miktar, 666 sayılı KHK ile yapılan iyileştirme uygulaması sonucundaki kayıpları karşılamak için hiç yeterli olmamıştır. Çünkü hatırlanacağı üzere 666 sayılı KHK ile yapılan ve öğretmenlerle akademisyenlerin kapsam dışı bırakıldığı düzenleme ile 430 TL ile bin 400 TL arasında değişen miktarlarda iyileştirmeler yapılmıştı. 2 milyon 600 bin kamu çalışanı bu şekilde mağdur edilirken, hükümet, HSYK seçimleri öncesinde adeta rüşvet dağıtır gibi hakim ve savcılara bin 155 TL zam yapmıştır" ifadesini kullandı.

 

 "AKADEMİSYENLERE VERİLEN ZAM SÖZÜ TUTULMADI" 

Akademisyenlere verilen zam sözünün tutulmadığını iddia eden Hanefi Bostan, "Eğitim çalışanlarına ve diğer memurlara küçük artışları bile çok gören, enflasyon zammı yapmaktan kaçan, eğitim-öğretime hazırlık ödeneğinin tüm eğitim çalışanlarına verilmesi talebimizi elinin tersiyle iten, akademisyenlere zam sözü verilmesine rağmen; bu sözün gereğini yerine getirmeyenlerin sıra hakim ve savcılara gelince sırf oy devşirmek için kesenin ağzını açması hangi ahlaki yönetim anlayışına sığmaktadır? Ülkemizde Ağustos ayı sonu itibarıyla dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin 4 bin 38 TL'ye yükselmesine rağmen göreve yeni başlayan öğretmene 2 bin 148 TL, en yüksek derecedeki bir öğretmene 2 bin 497 TL, hizmetliye bin 750 TL, göreve yeni başlayan bir araştırma görevlisi 2 bin 388 TL, 3/1 derecedeki bir yardımcı doçent 2 bin 831 TL, en kıdemli profesör ise 5 bin 184 TL ücret verilmektedir.

Üniversite hocaları yurtdışındaki meslektaşlarına göre katbekat daha düşük maaş almaktadır. Örneğin öğretim üyeliğine giriş maaşı Kanada'da aylık 5 bin 733 dolar, Almanya'da 4 bin 885 dolar, ABD'de 4 bin 950 dolardır. Kıdemli öğretim üyeleri ise Kanada'da 9 bin 485 dolar, İtalya'da 9 bin 118 dolar, İngiltere'de ise 8 bin 369 dolar kazanmaktadır. Böyle bir durumda çalışanlar enflasyon farkından dahi mahrum ediliyorlarsa; bunun insanlıkla, ahlakla, vicdanla, sosyal devlet anlayışıyla bir ilgisi olamaz" dedi.

 

Hanefi Bostan sözlerini şöyle sürdürdü:

 "Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, akademisyenlere zam sözü vermişti, ancak bu söz aylar geçmesine rağmen yerine getirilmemiştir. Şimdi kendisi de bir akademisyen olan Başbakan Ahmet Davutoğlu da zam sözü vermiştir. Son olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, akademisyenlere unvan farkı gözetmeksizin bin lira zam yapılması için çalışma başlatıldığını bildirmiştir.

 

Davutoğlu'nun ve Çelik'in sözünde durup, durmayacağını zaman içinde göreceğiz. Ancak şu da var ki; bir yandan zam sözleri verilirken, diğer yandan gelişmekte olan üniversitelerin öğretim elemanlarına verilen üniversite geliştirme ödeneğinin kaldırılacağına dair haberler kamuoyu gündeminde yankılanmaktadır. Bu nasıl bir çelişkidir? Velhasıl, eğitimdeki bu zulüm ve hak gaspları sona ermez ve kıyıma uğrayan okul müdürleri görevine iade edilmezse eylemlilik sürecimiz dozunu artırarak devam edecektir. Duyan duymayana ve duymak istemeyenlere duyursun."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.