Kamalak:Türkiye'de hukuk yara almıştır

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, parti genel merkezinde gündeme dair basın toplantısı düzenledi.

Türkiye ve bölgenin hassas ve kritik bir dönemden geçtiğini belirten Kamalak, "Bu gibi dönemlerin en önemli sonucu belirsizliktir. Bilindiği gibi kurt puslu havayı sever. Bu münasebetle gerek ülkemiz bakımından, gerekse bölgemiz açısından bu belirsizliğin, yönetimdeki belirsizliğin bir an önce giderilmesi gerekmektedir." dedi.

İki yol bulunduğunu, bunlardan birincisinin parlamentodaki partilerin bir araya gelerek en kısa zamanda hükümet formülünü ortaya çıkarması olduğunu kaydeden Kamalak, "Veya anayasanın 116. maddesinde belirtildiği gibi derhal erken seçime gidilmelidir. Seçimlerin üzerinden 40 gün geçti. Hükümet kurma çalışmalarının henüz başındayız. Bu böyle gitmez, gitmemesi lazım. 2015'i peşinen harcamış gibiyiz. Bu ülkenin hayrına bir durum değildir." diye konuştu.

'KOALİSYONLARDA ÇOK HAYIRLI HİZMETLER YAPILDI'

Seçimlere dayalı olarak Ahmet Davutoğlu'na hükümeti kurma görevi verildiğini vurgulayan Kamalak, "Kendisine başarılar diliyorum. Diğer parti liderlerine de parti menfaatini değil ülkenin menfaatini gözeterek davranmalarını temenni ediyorum. Anadolumuzda güzel bir söz vardır. "Niyet iyi ise akıbet de hayırlı olur'. Amel niyete göredir. Koalisyon görüşmelerinde taraflar iyi niyetli olurlarsa inanıyoruz ki hayırlı sonuçlar ortaya çıkacaktır. Ülkeye milleti hizmet bakımından faydalı sonuçlar elde edecektir. Bizim tarihimizde koalisyon hükümetleriyle çok hayırlı hizmetler yapıldığını, hatta efsanevi başarıların gerçekleşmiş bulunduğunu görmekteyiz." açıklamasında bulundu.

Ahmet Davutoğlu'nun, Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Devlet Bahçeli'nin ve diğer liderlerin koalisyon şekillerini inceleyerek ders çıkarmalarını, vakit geçirmeden ortaya bir hükümet şeklini koymalarını temenni eden Kamalak, "Ellerinde o dönemlerle ilgili yeterli veri yoksa biz o verileri, kaynakları temin ederiz. Hem MSP-CHP koalisyonunda, hem de Refahyol iktidarında bu destansı hizmetlerin nasıl başarıldığını, hangi aşk ve ruhla çalışıldığını anlatmaya hazırız. Bu yüzden gerçekçi olmak gerekirse, Saadet Partisi'nin içinde yer almadığı bir meclisin, Saadet Partisi'nin tecrübelerinden istifade etmeyen bir hükümet formülünün bu ülkenin problemlerini çözeceği kanaatinde değiliz." şeklinde konuştu.

Açıklamalarının ardından Kamalak basın mensuplarının sorularını cevapladı. Bir gazetecinin, "Koalisyon görüşmeleri kapsamında parlamento dışındaki partilerle de görüşülmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?" sorusuna Kamalak şu cevabı verdi: "Hepimiz bu milletin evlatlarıyız. Hepimiz kardeşleriz. Düşünceler arası tabii ki farklılıklar olabilir. Herkesin sorumluluğu vardır. Ama burada ilk sorumluluk hiç şüphesiz ki, parlamentodaki partilere düşmektedir. Biz düşüncelerimizi basın toplantılarıyla aktardığımız gibi eğer müracaat ederlerse sözlü olarak da sorumlulara, yetkililere düşüncelerimizi aktarırız. Hangi düşünceye sahip olursak olalım hangi mezhebe tabi olursak olalım, hangi etnik yapıya sahip olursak olalım hepimiz bu milletin evlatlarıyız. Hepimiz aynı gemide yolculuk ediyoruz. Bu ülke bizimdir, bu ülkenin kavgaya değil barış ve kardeşliğe ihtiyacı vardır."

'İÇ GÜVENLİK TEDBİRLERİ İLE İLGİLİ YASANIN DA İPTAL EDİLECEĞİ KANAATİNDEYİM'

Başka bir gazetecinin, "Eski Yargıtay Başkanı Ali Alkan, verdiği bir röportajda "Yargı bağımsızlığı fiilen bitmiştir" ifadelerini kullandı. Bu konuda neler söylersiniz?" sorusu üzerine Kamalak şöyle konuştu: "Yazık ki Türkiye'mizde yargı bağımsızlığı büyük darbe almıştır bu tartışılmaz bir gerçektir. Sadece yargı bağımsızlığı değil hukuk da gerçekten büyük darbe almıştır. Hukuk sistemimiz bir bakıma tabiri caizse adaletten arındırılmıştır. Biz dershanelerle ilgili kanun gündeme geldiğinde "yapmayınız" dedik "yapmayınız, yanlış yapıyorsunuz" dedik. "Anayasaya aykırı davranıyorsunuz" dedik. "Bu yaptığınız düzenlemeler Anadolu'muzun gerçeklerine ve kamu menfaatine de aykırıdır" dedik. Suçlandık. Bildiğiniz gibi "paralelcilikle" suçlandık. Sonuç ne oldu? Biz altını çizerek ifade etmiştik. Böyle bir düzenleme bir ölçülülük ilkesine aykırıdır, Anayasanın 13. maddesine işaret etmiştik. "Eğitim hakkına aykırıdır" demiştik, 42. maddesini işaret etmiştik. "Teşebbüs özgürlüğüne aykırıdır" demiştik, 48. maddeye gönderme yapmıştık. "Ülke menfaatine Anadolu'nun gerçeklerine aykırıdır" demiştik. Bu 4 hususun da basında öğrendiğimiz kadarıyla iptal gerekçesinde yer aldığını görüyoruz. Konuları müzakere ederken suçlamayı bir tarafa bırakıp bu aykırılık nereden kaynaklanıyor, ne bakımdan Anayasa'ya, ülke menfaatlerine aykırıdır sorusunu sorup onun üzerinden hareket etmemiz lazım. Kısacası Yargıtay Başkanımızın yapmış olduğu açıklamaya katılıyorum. Aşağıdan beri ifade ediyoruz. Ceza hakimliği gibi sulh ceza hakimliği gibi bir düzenlemenin de yargı bağımsızlığı ile bağdaşacağını sanmıyorum. Anayasaya bizim açımızdan da aykırı düştüğü kanaatindeyim. İç güvenlik tedbirleri ile ilgili malum yasanın da Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceği kanaatindeyim."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.