Kamalak:Anayasa adil bir sistem için değişmeli

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, partisinin Aylık İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Kamalak, konuşmasında dış politikadan, Yemen’de yaşanan gelişmelere; ekonomiden, siyasete, Cumhurbaşkanı’nın danışmanlarından, Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek arasında yaşanan kavgaya kadar gündemdeki bir çok konuya değindi.

 3 Konuya Odaklandık

Saadet Partisi olarak seçimler öncesi 3 ana konuya odaklandıklarını da aktaran Kamalak, “Özgürlükçü bir hukuk sistemi, ağır sanayi ve yüksek teknolojiye dayanan bir ekonomik sistem, nitelikli bir eğitim sistemi. Bu üç hususu kâmil manada hayata geçirmeden toplumların huzura kavuşması mümkün değildir. Canımızı sıksa da doğruyu gösteren eleştirilere ihtiyacımız vardır. Tarihe baktığımızda bütün icatlar aykırı fikirlerden çıkmıştır. Anayasa değiştirilmeli elbette ama özgürlükleri kısmak için değil” diye eleştirdi.

Hükümet Sözcüsü Susturulmuştur

Kamalak, Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in ‘paralel’ polemiği ve sonrasında yaşananlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, “Bir Hükümet Sözcüsü’nün, 25 yıllık bir siyasetçinin yolsuzluklar konusunda susturulduğu bir zamanda temiz yönetimden, adaletten, hukuktan bahsetmek mümkün değildir. Normalde hukuk olsa, iktidarın derhal, ‘bildiklerini hemen hukuka yansıt’ demesi gerekir. Ama öyle yapılmıyor. Bir Belediye Başkanı ile ilgili en az 100 yolsuzluğu ortaya koyacağım diyor. ‘Sen benim istifamı talep edecek kadar haysiyet sahibi değilsin’ diyor. Bu Türkiye için gerçekten hazin bir tablodur” yorumunu yaptı.

Türkiye çok dikkatli olmak zorunda

Yemen’e yönelik başlatılan operasyonu değerlendiren Kamalak, İslam ülkelerinin içinde bulunduğu duruma değinerek, uyarılarda bulundu. Kamalak, “İslam coğrafyasının bir kaosa sürüklendiği, bir kan gölüne dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. Ama endişe ediyoruz ki, asıl hedefte Türkiye vardır. Türkiye bu gelişmeler karşısında son derece dikkatli olmak zorundadır” diye uyarıda bulundu. Kamalak, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun emeklilere yönelik vaadini noterden onaylatmasını da değerlendirerek, “Böyle noter senetlerinin sigara paketinin üstüne düşülen nottan fazla bir farkı yoktur. Anayasa’nın 128’inci maddesine göre kamu personelinin ücreti ancak kanunla düzenlenebilir, noterle filan değil” dedi.

Saadet Partisi’nin Aylık İl Başkanları Toplantısı Ankara’da partinin Genel Merkez Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Yoğun katılımın gözlendiği toplantının açılışını yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, başta Yemen’e yönelik başlatılan operasyon olmak üzere, başkanlık sistemi ve diğer konularda partisinin görüşlerini aktardı.

Türkiye Taraf Değil, Arabulucu Olmalı

Kamalak, öncelikle Yemen’e yönelik ABD ile birlikte 10 ülkenin desteklediği Yemen’e yönelik operasyonu değerlendirerek, “İslam coğrafyası bir kaosa sürüklendiği, bir kan gölüne dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. 2003 yılında küresel emperyalizminin öncülüğünde öncelikle Irak yerle bir edildi, sonrasında Libya, Suriye ve Mısır derken, Mali ve Somali’de adeta cehenneme çevrildi. Somali ve Sudan resmen parçalandı. Bu gün de Yemen. Ama endişe ediyoruz ki, asıl hedefte Türkiye vardır. Türkiye bu gelişmeler karşısında son derece dikkatli olmak zorundadır. Bütün bu gelişmelerden elbette birileri istifade ediyor. 1980’li yıllarda Irak ile İran’ı karşı karşıya getiren iki kardeş ülkeyi 8 yıl birbirleriyle çarpıştıran belirleyici irade sürekli olarak iş başında. Türkiye bu olaylar karşısında son derece yapıcı, kardeşane bir üslup kullanmak zorunda. Barışçıl yolu tutmalıdır. Kardeşler arasında taraf değil, arabulucu olmak zorundadır. Özü itibariyle D-8’lere sarılıp islam birliğini geliştirmelidir” diye uyardı.

Kamalak’tan Yemen Konusunda Mevlana’lı Uyarı

Kamalak, İslam ülkeleri arasında başlayan savaşları Mevlana’nın ‘3 tosun’ hikayesiyle anlatarak, “Mevlana diyor ki, ‘ bir gün kurt çayırda otlayan 3 kardeş tosuna saldırıyor. Sarı, Kara ve Ala tosun elbirliğiyle kurda karşı koyuyor. Kurt, amacından vazgeçmiyor. Düşmanca yaklaşımı bir fayda vermediğini görünce dostça yanaşarak Ala ve Sarı tosun’a ‘nedir şu Kara tosun’dan çektiğiniz’ diyerek onları kendi yayınan çekmiyor. Böyle olunca da Kara tosun kurda yem oluyor. Sonrasında Ala tosunu da aynı şekilde kendine yem yapıyor. Son olarak Sarı tosuna geldiğinde ise Sarı tosun ‘bu iş Kara tosunu feda ettiğimiz zaman bitmiştir’ diyor. Eğer Türkiye, çevresindeki bu gelişmelere hasmane bir yaklaşımla tutunacak olursa, endişe ederiz ki, o 3 tosunun başına gelen akibet Allah korusun Türkiye’nin de başına gelebilir. Türkiye akl-ı selim ile bu meseleleri ele almalıdır” diyerek uyarılarda bulundu. TBMM’de önceki gen geçerek yasallaşan ‘İç Güvenlik Paketine’ yönelik de sert eleştiriler getiren Kamalak, “Bu İç Güvenlik Paketi özü itibariyle bir İç Güvenlik Tehdit Paketidir. İçinde sürekli Sivil Sıkıyönetim maddeleri taşır. Çünkü sıkıyönetim kanununun tanımış olduğu yetkiler çok daha fazla şekilde bu kanunda yer almaktadır” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ı Danışmanları Yanıltıyor

Gündemdeki bir diğer önemli konu olan başkanlık sistemine ilişkin de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanları tarafından yanıltıldığını söyleyen Kamalak, danışmanları hedef aldı. Kamalak, Kanaatim şudur ki, birçok alanda olduğu gibi Başkanlık konusunda da Sayın Cumhurbaşkanımız bir takım sığ, tek boyutlu, hemen hiçbir derinliği olmayan danışmanları tarafından yanıltılmaktadır. Biliyorsunuz ki, ‘kandırılmışız, safmışız’ diyorlardı. Son örnek olarak Faiz konusunda kandırıldı. Neticede Merkez Bankası Başkanı ile görüşünce de ‘olayı tatlıya’ bağladık dedi. Ama o tatlının faturası aziz milletimize tam 151 milyar 200 milyona mal oldu. Dolar o günlerde 35 kuruş yükseldi. Dış borcumuza göre bu rakam ortadadır. Bir takım danışmanlar rapor sunuyor, o ise ona göre konuşuyordu ve tabi ki yanıltılıyordu” dedi.

Prensip Olarak Başkanlığa Karşı Değiliz

Kamalak, dünyada iki tip başkanlık sistemi (tam-yarı) uygulandığını Tam Başkanlık Sistemi’nin ABD’de, Yarı Başkanlık Sistemi’nin de Fransa’da uygulamada olduğuna dikkat çekerek her ikisi arasındaki temel farkın parlamentoya karşı sorumluluk olduğunu kaydetti. Kamalak, “Bizim Türk Modeli diye isimlendirilen Başkanlık Modeli’ne göre ‘tıpkı ABD ve Fransa’da olduğu gibi hem başkanı hem parlamento üyelerin halk seçecek. Burada bir problem yok. En önemli konuda ise Parlamento Başkanı azledemeyecek ama Başkan Meclisi fesh edebilecektir. Başkan Meclis’i fesh edemeyince KHK çıkarabilecektir. Valileri kim atayacak Başkan. Yüksek hakimleri kim tayin edecek Başkan. Bunun sonu nereye varır hiç şüphesiz ki tam anlamıyla Destoptizm’e. Biz Milli Görüş olarak evet prensip olarak başkanlık sistemine karşı değiliz ama bu tip bir başkanlığa destek vermemiz de kati suretle mümkün değildir” diye görüşlerini aktardı. 

Yönetim Şekli Değil, Ekonomik Güç Önemli

Kamalak, ‘Başkanlık Sistemine’ ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, Esed ve Mübarek ve Saddam’ın da ülkelerini Başkanlık ile yönettiğini hatırlattı. Kamalak, “Mübarek 30 küsur yıl bunu uygulamadı mı, Saddam Irak’ta uygulamadı mı. Suriye’de Esad’ın sistemi başkanlık değil mi. Türkiye’de ilk yıllarda daha katı bir şekilde ülkeyi başkanlık ile yönetmediler mi?  Bir ülkenin gücü siyasi yönetim şekline değil, ekonomik gücüne bağlıdır. Kaynakları hareket ettirmeye ve verimle bir biçimde kullanmaya bağlıdır. G-20’lerde ABD ve Suud dışındakiler parlamenter sistem ile yönetiliyor. Özgürlük olmadan bir milleti refaha kavuşturmak mümkün değildir” eleştirilerine dile getirdi.

Büyümek İstiyorsak, Gençlerimize İş Bulmalıyız

“Ekonomik özgürlüğü olmayan bir ülkenin siyasi bağımsızlığını sürdürmesi mümkün değildir” diyen Kamalak, ekonomiye ilişkin de şunları kaydetti:

“Bu gün yollar yapılıyor, köprüler inşa ediliyor. Elbette bunlar gerekli. Bizim önceliğimiz fabrikalardır. Sanayiye ve yüksek teknolojiye dayanan üretim alanlarının olması gerekir. Devletin mutlak suretle, ekonomide yol gösterici, destekleyici, rehberlik edeceği bir vazifeyi üstlenmelidir. Türkiye’nin dış borçları sürekli artıyor. Çünkü Türkiye ürettiğinden fazlasını tüketiyor. Borcu 650 milyarı aşmış durumda. Bir aile gelirinden daha fazla harcama yaparsa sonu iflas olur. Devlet bakımından bunun akıbetini Osmanlı döneminde hazin bir şekilde yaşadık. O halde Türkiye üretmek durumunda. 6 milyon durumundaki aktif durumda çalışmaya hazır haldeki gençlerine iş bulmak zorunda. İktidar sahiplerine sesleniyoruz, neyi bekliyorsunuz”

Noter İle Değil, Kanunla Maaşlar Dezenlenir

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak konuşmasının son kısmında ise Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun emeklilere yönelik bir maaş ikramiye noterden onaylatmasına da değinerek, Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi. Kamalak, “Biz daha önce sözünü etmiştik. En düşük asgari ücret 1500 TL olacaktır demiştik. Bu konuda emekliler için de maaş ikramiyesi verileceğini kaydetmiştik. Biz bunu söyleyince CHP Genel Başkanı noter huzurunda söz verdi. Böyle noter senetlerinin sigara paketinin üstüne düşülen nottan fazla bir farkı yoktur.  Anayasa’nın 128’inci maddesine göre kamu personelinin ücreti ancak kanunla düzenlenebilir, noterle filan değil. Bakan Faruk Çelik’de daha önce 2 emekli maaşı ikramiye için kanun teklifinde bulunmuş. Ne zaman Milli Görüş gömleği sırtında iken. Bu Milli Görüş farkıdır” diye de eleştirdi.

Mobil-Aidat Hedefini Aşan İllere Plaket

Kamalak konuşmasını bitirirken de Milli Görüş yemini ederek, bu yolda önüne mezar taşı dahi konsa vazgeçmeyeceğini söyledi. Saadet Partisi Yerel Yönetimler Başkanlığı’nın yaklaşık 4 aydır başlattığı mobil-aidat ile ilgili de plaket töreni düzenlendi. Parti Genel Merkez tarafından verilen yüzde 10 hedeflerini aşan, Balıkesir, Bartın, Bayburt, Çankırı, Elazığ, Çanakkale, Eskişehir, Karabük, Nevşehir, Tokat, Rize, Zonguldak il başkanlarına da Kamalak tarafından plaketler verildi


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.