Kamalak;AKP Milli Görüşü istismar ediyor

SP Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak içinden geçmekte olduğumuz günlerde hukukçu kimliğiyle önemli tespitler yaparken, “Hukuk nefes alamıyor” uyarısında bulundu. Kamalak Türkiye’de milli irade ile resmi ideoloji arasında bir çatışma var” dedi.

*Olup bi­ten­le­ri na­sıl de­ğer­len­di­ri­yor­su­nuz?

Üzün­tüy­le de­ğer­len­di­ri­yo­ruz. Son bir ay içe­ri­sin­de TL yüz­de 25’e va­ran bir de­ğer kay­bı­na uğ­ra­dı, do­la­rın ne­re­de du­ra­ca­ğı bi­lin­mi­yor. Şu an ce­bi­niz­de üç beş ku­ruş var­sa sa­bun gi­bi eri­yor. Bu kav­ga­dan Tür­ki­ye­’nin bü­yük za­rar gö­re­ce­ği en­di­şe­si ta­şı­yo­ruz.

‘82 ANAYASASI’NDA BİLE YOK’

*Bu ya­şa­nan­la­rın bir de hu­ku­ki bo­yu­tu var.

Hu­kuk tı­kan­mış du­rum­da. Hu­kuk ne­fes ala­mı­yor. Ade­ta hu­ku­kun gırt­la­ğı­na ya­pı­şıl­mış gi­bi. Hü­kü­me­tin, 17 Ara­lık ope­ras­yo­nun­dan son­ra he­men 21 Ara­lı­k’­ta Ad­li Kol­luk Yö­net­me­li­ği­’n­de yap­tı­ğı de­ği­şik­lik, med­ya men­sup­la­rı­nın Em­ni­ye­t’­e gi­riş­le­ri­nin ya­sak­lan­ma­sı, hep­si yar­gı ba­ğım­sız­lı­ğı­na mü­da­ha­ley­di. İda­ri dü­zen­le­mey­le hu­ku­kun yo­lu­nun ke­si­le­me­di­ği­ni gö­rün­ce bu de­fa HSYK ile il­gi­li ka­nu­ni dü­zen­le­me­ye git­ti­ler. İçe­ri­de­ki fer­yâd-ı fi­gan­lar te­sir et­me­di, sa­nı­yo­rum Av­ru­pa’dan ya­pı­lan ikaz­lar şim­di­lik dü­zen­le­me­nin as­kı­ya alın­ma­sı için kâ­fi gel­miş gö­zü­kü­yor.

*Tür­ki­ye­’de kuv­vet­ler ay­rı­lı­ğı ko­nu­sun­da sı­kın­tı ne­re­de ya­şa­nı­yor?

Dev­let yet­ki­si­ni kul­la­nan bi­rim­ler bir­bi­rin­den ay­rıl­mış, “ya­sa­ma­”, “yü­rüt­me­”, “yar­gı­” di­ye isim­len­di­ril­miş. Kuv­vet­ler ay­rı­lı­ğı il­ke­si bir üs­tün­lük sı­ra­la­ma­sı ol­ma­yıp me­de­ni bir iş bö­lü­mü. Bir­bi­rin­den ay­rı ama ay­nı he­de­fe yö­nel­miş­ler. Tür­ki­ye­’de ya­sa­ma ile yü­rüt­me fii­len bir­leş­miş du­rum­da. Yü­rüt­me­nin ba­şı Baş­ba­kan, ya­sa­ma­nın ba­şı Mec­lis Baş­ka­nı ama Baş­ba­ka­n’­ın is­te­me­di­ği bir ki­şi­nin Mec­lis Baş­ka­nı ol­ma­sı müm­kün de­ğil. Bu, Mec­li­s’­in de fii­li ola­rak yü­rüt­me­nin ba­şı­na bağ­lı ol­du­ğu an­la­mı­na ge­li­yor.

HSYK Ada­let Ba­ka­nı­’na bağ­lan­mak su­re­tiy­le yar­gı da yü­rüt­me­nin em­ri­ne ve­ri­le­cek­ti.  Ada­let Ba­ka­nı­’nı ta­yin eden, gö­rev­den alan da Baş­ba­kan. Bu du­rum­da bü­tün kuv­vet­ler Baş­ba­ka­n’­a bağ­lan­mış ola­cak­tı. Böy­le bir dü­zen, bir dar­be ürü­nü olan 82 Ana­ya­sa­sı­’n­da da­hi ön­gö­rül­me­miş.

‘DAR­BE SÖY­LE­Mİ YAN­LI­Ş’

*Tür­ki­ye­’de 60 dar­be­sin­den 28 Şu­bat sü­re­ci­ne ka­dar dar­be­le­rin hep bir yar­gı aya­ğı ol­muş. Yi­ne yar­gı eliy­le hü­kü­me­te yö­ne­lik bir gi­ri­şim mi söz ko­nu­su?

As­lın­da Tür­ki­ye­’de mil­li ira­de ile res­mi ide­olo­ji ara­sın­da bir ça­tış­ma var. Res­mi ide­olo­ji, ne pa­ha­sı­na olur­sa ol­sun bu mil­le­ti Ba­tı­’ya bağ­la­mak is­ti­yor. Mil­li ira­de ise “Ben ro­ta­mı ken­dim çi­ze­rim. Be­nim de­ğer­le­rim Ba­tı de­ğer­le­rin­den fark­lı­dı­r” di­yor. Ça­tış­ma asıl iti­ba­riy­le bu­ra­da. 28 Şu­bat sü­re­cin­de, postmo­dern de­ni­len dar­be, ken­di hu­ku­ku­nu uy­gu­lu­yor­du. Te­me­lin­de, hu­ku­kun üs­tün­lü­ğü de­ğil gü­cün üs­tün­lü­ğü var­dı. Gü­nü­müz­de ise böy­le bir du­rum söz ko­nu­su de­ğil. Hu­kuk yo­luy­la de­mok­ra­si­ye, mi­li ira­de­ye dar­be ya­pıl­dı­ğı söy­le­mi doğ­ru de­ğil. Hâ­kim­le­ri ve sav­cı­la­rı bu ik­ti­dar gö­rev­len­dir­di, özel yet­ki­li mah­ke­me­le­rin ku­ru­luş ka­nun­la­rı­nı bu ik­ti­dar çı­kar­dı.

*Bu yet­ki­le­rin su­is­ti­mal edil­di­ği yö­nün­de­ki gö­rüş­le­re ka­tı­lı­yor mu­su­nuz?

Bir­ta­kım yol­suz­luk­la­rın üze­ri­ne ör­te­bil­mek için her­kes en ağır bi­çim­de suç­la­nı­yor. Hat­ta va­tan hai­ni ol­duk­la­rı söy­le­ni­yor. Ben bu ül­ke­nin ha­va­sı­nı te­nef­füs edip, ek­me­ği­ni yi­yen, su­yu­nu içen hiç­bir Türk va­tan­da­şı­nın va­tan hai­ni ol­du­ğu ka­na­ati­ni ta­şı­mı­yo­rum. He­le he­le bu mil­le­tin okul­la­rın­da oku­muş, hu­kuk fa­kül­te­le­ri­ni bi­tir­miş hâ­kim­lik ve­ya sav­cı­lık mer­te­be­si­ne yük­sel­miş yar­gı men­sup­la­rı­nın va­tan hai­ni ola­cak­la­rı­na ka­ti­yen ih­ti­mal ver­mi­yo­rum.

*28 Şu­ba­t’­ın bri­fing­ler­de ta­li­mat alan hâ­kim­le­ri­ni, sav­cı­la­rı­nı da mı böy­le de­ğer­len­di­ri­yor­su­nuz?

Bir kim­se­nin ba­na kar­şı ol­ma­sı onun va­tan hai­ni ol­du­ğu an­la­mı­na gel­mez. Bi­zim 4 se­fer par­ti­miz ka­pa­tıl­dı. Par­ti­mi­zi ka­pa­tan yar­gıç­la­rı va­tan ha­in­li­ği ile suç­la­ma­dık. Gün­cel olay­da va­tan ha­in­li­ği ile suç­la­nan yal­nız yar­gı men­sup­la­rı da de­ğil. Em­ni­yet teş­ki­la­tın­da 5 bin­den faz­la po­lis, amir ve me­mu­ru­nun ye­ri de­ğiş­ti­ril­di. Her­hal­de te­mel ge­rek­çe va­tan ha­in­li­ği­ni ön­le­mek. Dev­le­tin bu ka­dar em­ni­yet men­su­bu­nun böy­le bir dü­şün­cey­le suç­lan­ma­sı as­la ka­bul edi­le­mez.

AK Parti Milli Görüş’ü istismar ediyor

*AK Parti’nin Milli Görüş çizgisine döndüğü iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hayır, AK Parti Milli Görüş çizgisine dönmüyor, Milli Görüş’ü istismar ediyor. Kullanmış oldukları dil Milli Görüş’ün dili değil. Tuttukları yol, ölçüleri, kriterleri Milli Görüş’ün yolu, ölçüleri, kriterleri değil. Durdukları yer Milli Görüş’ün durduğu yer değil. Tercih ettikleri üslup Milli Görüş’ün üslubu değil. Hakkında çeşitli iddialar ortaya çıkan bakanları, daha ilk gün biraz istirahat buyurun deyip görevden alırdık. Operasyonu yöneten cumhuriyet savcılarını, emniyet mensuplarını demokrasiye karşı komplo kuran birer hain olarak değil takdir edilmesi icap eden birer vatan evladı olarak değerlendirirdik. İktidar sahipleri “AB” diyor, Batı’ya yönelmiş, AB Bakanlığı’nı kurmuş, biz ise bu milletin yönünün Batı değil Doğu olması gerektiğini söylüyoruz.

YOLUMUZU KESTİLER

*SP’nin hedefi ne?

Milli Görüş erlerinin makam ve mevki gibi hedefleri olmaz. Geride kalan 44 yıllık süre içinde biz milletimize asla yalan söylemedik. Hiçbir bakanımız hakkında en küçük bir suçlama olmadı. Milli Görüşçü hiçbir belediye başkanı, meclis üyeleri en küçük bir rüşvetle, yolsuzlukla, iltimasla suçlanmadı. 2009 seçimlerinden bu yana, bin 521 belediye başkanı hakkında soruşturma açılmış, son olarak, Fatih Belediyesi’ni eklersek bin 522 oluyor. Bunlardan 600’ü AK  Partili, 454’ü CHP’li, 232’si MHP‘li, 96’sı da BDP’li. Bir SP’li yok. Kendimizi anlatabildiğimiz takdirde milletimizin de bize sonuna kadar hem gönlünü hem de kollarını açacağını düşünüyoruz. Bunu 28 Şubat postmodern darbesinin sahipleri de gördüğü için yolumuzu kestiler.

*Oylarınız yükseldiği için mi darbe oldu?

O tarihlerde yapılan anketlere göre 2005 yılında yapılacak olan seçimde RP’nin oylarının yüzde 66’ya ulaşacağı tespit edilmişti. Şu an kumpastan bahsedenler, işte o anketlerin sahipleri ile işbirliği yaparak Milli Görüş’e kumpas kurdular. İşte tam o zaman aziz milletimize karşı kumpas kurulmuştu. Şu an kumpastan yakınanlar Milli Görüş’e, dolayısıyla milletimize karşı kurulan kumpasın en etkin fakat en edilgen unsurlarıdır.

Milletvekilleri ile bir temasım olmadı

*AK Parti’den istifa eden veya edecek olan bazı milletvekillerinin SP’ye ve BBP’ye geçeceği iddiaları var.

Milletvekilleri özgürdür, kendilerine yakın buldukları partilere geçip geçmeme kararını kendileri verecektir. Benim bu yönde bir teşebbüsüm ya da milletvekilleri ile bir temasım olmadı.

*Parti yönetiminden arkadaşlarınızın oldu mu?

Hayır, öyle bir şey de olmadı. Arkadaş olarak görüşülür,  konuşulur ama o anlamda bir görüşmemiz olmadı. Biz zaten çok yerde diyoruz, burası bir çoğunun babaocağı. Yusuf Has Hacip, yıllara seslenirken, “Ey yıllar, beraber yaşadığımız yıllar, benden ne gibi bir kemlik ne gibi bir kötülük gördünüz ki, bir bir bırakıp da gittiniz” diyor. Biz de kardeşlerimize böyle sesleniyoruz, “Milli Görüş’ten ne gibi bir kemlik ne gibi bir kötülük gördünüz ki başka taraflara yöneldiniz” diye soruyoruz, “Gelin bir olalım, İslam BM Teşkilatı’nı kuralım, İslam NATO’sunu kuralım. İslam Kültür İşbirliği Teşkilatı’nı oluşturalım. Ortak para birimine geçelim. Gelin, İslam birliğini beraberce kuralım. Mazlum milletlerin imdadına beraberce koşalım” diyoruz.

AK PARTi’YE KARŞI İTTİFAK TEKLİFİNİ REDDETTİK

*AK Parti’ye karşı bir ittifak yahut geniş tabanlı bir cephe oluşturulması yönünde size bir teklif geldi mi?

Bunlar her dönem olur, konuşulur. Geldi evet, bu seçimler için, 2011 seçimlerinden sonra talepler, teklifler geldi. Bu tekliflerden birisi dışarıda bir muhalefet bloğu oluşturulması şeklindeydi ama biz hepsini geri çevirdik. Milletimizle ittifak yapacağız inşallah.

*İlerleyen dönemde böyle bir ittifak oluşabilir mi?

AK Parti’ye karşı bir cephe oluşturma işinde ve içinde olmayız. Çünkü biz bu milletin her bir ferdini kardeş olarak görürüz. AK Parti ile ilgili eleştirilerimiz de düşmanlığımızdan değil kardeşlik duygumuzun bir ifadesidir. Asıl merkezin Saadet Partisi olduğunu birçok kesim biliyor, tefrika tohumu saçmayalım. Milletin sandıkla işbaşına getirdiği hükümetlerin ancak millet tarafından sandıkla götürülmesi gerektiği düşüncesindeyiz.

*Mesela Tayyip Erdoğan’a karşı ortak bir cumhurbaşkanı adayı çıkarmak için dışarıdaki muhalefet partilerinin kendi aralarında girişimleri, görüşmeleri var mı?

Cumhurbaşkanlığı seçimine hayli zaman var, Türkiye’de gün 24 saatten çok daha uzun. Yarınların ne getireceğini bilemiyoruz. Dışarıdaki partilerin şu an için Cumhurbaşkanlığ’ına bir aday gösterme imkânları yok.

‘Kavga olan eve kimse misafirliğe gelmek istemez’

*TÜSİAD’ın vatan hainliği ile suçlanması kabul edilebilir mi buluyorsunuz

Hükümetle aynı paralelde düşünmeyen her kişi ve kurum hükümete göre vatan haini. TÜSİAD’ın suçlanmasını da bu bağlamda düşünmek lazım.  İktidar mensupları, 10 sene önce şu an suçladıkları kişi ve kurumlarla aynı kulvarda yürüyorlardı hem de kolkola, aynı şarkıyı söyleyerek, aynı yağmurda beraber ıslanarak.  

*TÜSİAD’a haksızlık yapıldığını mı düşünüyorsunuz?

Kavga olan bir eve kimse misafirliğe gelmek istemez. TÜSİAD da, “Gerilimli bir Türkiye’ye yabancı sermaye gelmez” diyor. Bu cümlenin vatan hainliği ile bir bağlantısını görmüyorum, uyarıyor. Eleştirmek ayrı bir konu, vatan hainliği ile suçlamak ayrı bir konu. TÜSİAD hiç şüphesiz sütten çıkmış ak kaşık değil. 28 Şubat sürecinde 5’li çetede yer almışlardı. Bana karşı olmaları, hatta bana tekme tokat atmış olmaları onların vatan hainliği ile suçlanmalarını gerektirmez. Bir kimseyi öldürmek için birileri yoluna pusu kurmuş olabilir, öldürmek için pusuya yatan kişiye “düşman” deriz ama “vatan haini” diyemeyiz. Kaldı ki eğer vatan hainliği gibi bir fiil söz konusuysa hukuki sürecin vakit geçirilmeden başlatılması lazım. Cumhuriyet savcılarımızın bu açıklamaları suç duyurusu olarak kabul etmesi, derhal soruşturma başlatması gerekir.

*Bugün olanlarda bir İsrail bağlantısı görüyor musunuz?

Hükümetin İsrail ile kavgasını ben suni bir kavga olarak görüyorum. Bir an için dışarıdan birtakım tahriklerin, Türkiye üzerine hesapların yapıldığını farz etsek bile, çobanın kurttan şikâyet etmeye hakkı yok. Hükümet yetkilileri Türkiye’yi germemeli. Karanlığa kurşun sıkmanın manası yok.

Hocamızın emaneti

*SP’nin başına Fatih Erbakan’ın geçmesine ak saçlılar mı mani oluyor?

Fatih Erbakan Bey, bizim kardeşimizdir, Hocamızın emanetidir, benim baş danışmanımdır. Siyasi Partiler Kanunu’na göre kimlerin, nasıl genel başkanlığa geleceği bellidir. Yetkili kurullarımızın uygun bulduğu her bir kardeşimiz genel başkanlığa gelebilir.  “Ak saçlılar” denilen kişiler Hocamızın 40 yıllık en yakın mesai arkadaşlarıdır. Davaya fayda sağlayacak olan gençlerin yolunu kesmeleri düşünülemez. Kaldı ki, genel başkanı belirleyecek olan ak saçlılar değil, büyük kongre delegeleridir.

Röportaj: Seda Şimşek/Bugün Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.