Kamalak: Bu başkanlık sistemi değil, despotizmdir

 SP lideri Mustafa Kamalak, bugün yapılan Saadet Partisi İstanbul İl Divan toplantısına katıldı. Toplantıyı yöneten ve ilçe başkanlarından çalışmalarla ilgili bilgi alan Kamalak, toplantının kapanış konuşmasını yaptı. Türkiye’nin çok kritik bir süreçten geçtiğini söyleyen Kamalak, " İkinci Abdülhamit diyebileceğimiz merhum Erbakan hocamızı sandıklarda, seçim meydanlarında, fikir mücadelesinde yenemeyenler, bir takım entrikalara başvurmak suretiyle, onun mevki makam düşkünü bir kısım talebelerine bir takım vaatlerde bulunarak ikinci İttihat ve Terakki’yi kurdurdular. Amaçları Türkiyeyi bölüp parçalamak ve büyük İsrail devletini kurmaktır. Şu an küresel emperyalizm bunun mücadelesini veriyor. Türkiye bunun sancılarını çekiyor. Açık ve net söylüyorum; dünün İttihat ve Terakkisi’nin görevi bugün Ak Parti’ye yüklenmiştir. Bunu başkaları söylemez, bundan dolayı eleştrileceğimi biliyorum” dedi.

1 Kasım seçimlerini müteakiben teşkilattaki bütün arkadaşlarıma erken seçime hazır olmalarını söylediğini belirten Kamalak, “Dediler ki, ‘yüzde 50 oy almış bir parti var karşımızda, ne erken seçimi.’ Şunu söyledim, yüzde 50 değil yüzde 90 oy alsalar bile bunların Türkiyeyi yönetmesi mümkün değil. Çünkü devlet yönetimi çoluk çocuk işi değildir. Elbette bu sözüme ateş püskürecekler, biz 50-60 yaşında insanlarız, diyecekler. Biz biyolojik yaşa bakmıyoruz, beyin yaşına bakıyoruz” diye konuştu.


ANAYASA MAHKEMESİ BU DEĞİŞİKLİĞİ İPTAL EDER


Kamalak, dokunulmazlıklar ile ilgili olarak da şunları söyledi: 

“Niye kaldırıyorsun dokunulmazlıkları. Efendim 700 bilmem kaç tane dosya birikmiş, bunların ele alınması zaman alırmış, o münasebetle bir an önce bu dosyaların ele alınması gerekiyormuş. Aziz milletim bu insanlar iş başına yeni mi geldi? Bu dosyalar ne zaman birikti orada? Kim biriktirdi? Mevcut iktidar değil mi. Ya sen 15 yıldan beri iktidardasın. Hem görevini yapmayacaksın hem de muhalefeti suçlayacaksın. Buradan prim çıkarmaya çalışacaksın. Allah aşkına böyle devlet yönetimi mi olur? Efendim terör, terör, terör diyorlar. Terör dosyası Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 51 milletvekili ile ilgiliymiş. 24 saatte kaldırırsın bunu. Bütün bunlara rağmen eğer muhalefet milletvekilleri üstlerine yemin ettikleri Anayasaya sadık kalıp da imza verme cesaretini gösterebilirlerse, Anayasa Mahkemesi’ne götürdükleri taktirde Anayasa Mahkemesi bu değişikliği iptal eder. Bir milletvekilinin dokunulmazlığının nasıl kaldırılacağı Anayasa’da düzenlenmiştir. O hükümler duruyor mu? Duruyor. Diyelim ki bir milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırıldı. O milletvekili Anayasa Mahkemesi’ne dokunulmazlığının kaldırılmasının hukuka, Anayasaya aykırı olduğuna dair başvurma hakkına sahiptir. Bu hüküm de duruyor mu? Duruyor. O milletvekili adına bir arkadaşı da başvurabilir Anayasa Mahkemesi’ne. O hükümde duruyor mu? Duruyor. Hukuk devleti nerede kaldı. Efendim bu da yeni bir Anayasa diyecekler, biliyorum. Evet yeni Anayasa. Yeni Anayasa ama hukuka aykırı bir düzenleme bu. Ee gücüm vardı, tehdit ettim, baskı kurdum. O zaman hukuka uygun değil, keyfi bir baskıya dayalı düzenleme olur.”




Ankara’nın gündeminin başkanlık sistemi, partili Cumhurbaşkanlığı sistemi olduğunu hatırlatan Kamalak, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“Bunlar gündem saptırma olaylarıdır. Şehit cenazelerini kamufle etme hadisesidir. Milletin gündemi başka Ankara’nın gündemi maalesef bambaşka. Başkanlık sistemine prensip itibariyle karşı değiliz. Ama soruyorum; nasıl bir başkanlık sistemi? Dünyada iki tip başkanlık sistemi var. Yarı başkanlık sistemi, Fransız örneğinde olduğu gibi, tam başkanlık sistemi Amerika Birleşik Devletleri’nde olduğu gibi. Her iki sistemin üç ortak özelliği var; 1- Hem devlet başkanlığını, hem milletvekillerini doğrudan halk seçer. 2- Meclis başkanı azledemez, başkan da meclisi fesih edemez. 3 –Meclis kanunları yapar, başkan uygular. Başkanın kanun yapma yetkisi, kanun gücünde kararname çıkarma yetkisi yoktur. 1.5 ay önce bir kitapçık yayınladılar, Türk tipi başkanlık sistemi. Nedir özelliği. Birinci husus; orada olduğu gibi burada da hem devlet başkanını hem de milletvekillerini doğrudan halk seçecek, kabul. Sonrasına baktığımızda, ikinci aşamada, meclis yani 550 milletvekili olan meclis başkanı azledemeyecektir ama başkan tek başına meclisi feshedebilecek. Yetmedi, fesih belki şartlar bakımından uygun olmayabilir, o zaman çok daha kirli bir durum ortaya çıkmakta; meclise diyor ki sen otur orada, maaşını al. Ee yasama işi ne olacak; ben devlet başkanı olarak kanun hükmünde kararname, başkanlık kararnamesiyle işleri yürütürüm. Değerli arkadaşlarım, bu başkanlık sistemi değil, despotizmdir. Şimdi diyorlar ki, başkanlık sistemi olacak gibi gözükmüyor, partili cumhurbaşkanlığı sistemi. Örnek olarak da diyorlar ki, Atatürk dönemi, İnönü dönemi partili değil miydi? Allahtan korkun, orayı yerden yere vuran siz değil misiniz? Dersim olayları orada yaşanmadı mı? Yani öyle bir başkanlık sistemi mi istiyorsunuz? Daha doğrusu partili bir cumhurbaşkanı istiyorsunuz.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.