İslam Birliği zorunluluktur

.Lübnan Müslüman Kardeşler ve Cemaat-i İslami teşkilatlarının Balfour Deklarasyonu’nun 100. yılı sebebiyle organize ettiği konferansta konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Türkiye, İslam âlemi ve dünyadaki gelişmeler hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Cemaat-i İslami Genel Başkanı Azzam Eyyubi ile birlikte eski Genel Başkan İbrahim Masri de programda hazır bulundu.

“Sadece Kudüs’ün, Filistin’in değil bütün İslam coğrafyasının kurtuluşu için etkinliği olan bir İslam Birliği’ne ihtiyacımız olduğu artık apaçık ortadadır” diyen Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Erbakan Hoca’nın sözünü hatırlatarak, “Allah’ın izniyle İslam Birliği mutlaka kurulacaktır. Dünyanın bugünkü gidişatı karşısında bu bir tercih değil, zorunluluktur” dedi.

120 YILDIR ADIM ADIM YÜRÜTÜLEN PROJE

Karamollaoğlu, “Bugün bizler mevcut şartlarda, parçalara odaklanmak yerine resmin bütününü görmek zorundayız. İslam dünyası, 120 yıldır adım adım yürütülen bir projenin hedefindedir” dedi.

BU ÜÇ MADDEYİ HER ZAMAN HATIRIMIZDA TUTMAMIZ GEREK

“Eğer bugün İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu problemleri gerçekten anlamak istiyorsak şu üç önemli tarihi mutlaka hatırlamak zorundayız” şeklinde tarihlere vurgu yapan Karamollaoğlu;

* “Birinci husus Balfour Deklarasyonu, 1917’de İngiltere ’nin öncülük ettiği ve daha sonra ABD , Fransa ve İtalya’nın destek verdiği bu deklarasyon ile konu, uluslararası siyasi bir zemine taşınmış oldu.

* İkinci maddeyse, İsrail Devleti’nin kuruluşu, fikri ve siyasi bir ideoloji, 1948 yılında ete kemiğe büründürülerek somut hale getirildi.

* Son olarak, Basel Konferansı’nın üzerinden 120 yıl, Balfour Deklarasyonu’nun üzerinden 100 yıl, İsrail’in kuruluşunun üzerinden ise 69 yıl geçti. Bu tarihleri vermemizdeki sebep, coğrafyamızın dizayn edilişinin önemli dönüm noktalarının, bu tarihlere tekabül etmesidir” şeklinde konuştu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Balfour Deklarasyonu’nun 100. yılı sebebiyle Cemaati İslami Lübnan Teşkilatı’nın Beyrut’ta düzenlediği konferansta, İslam coğrafyasında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. “Sadece Kudüs’ün, Filistin’in değil bütün İslam coğrafyasının kurtuluşu için etkinliği olan bir İslam Birliği’ne ihtiyacımız olduğu artık apaçık ortadadır” diyen Temel Karamollaoğlu, Erbakan Hoca’nın, ‘Allah’ın izniyle İslam Birliği mutlaka kurulacaktır. Dünyanın bugünkü gidişatı karşısında bu bir tercih değil, zorunluluktur’ sözünü hatırlatarak İslam âlemine uyarılarda bulundu.

Lübnan Müslüman Kardeşler ve Cemaati İslami teşkilatlarının Balfour Deklarasyonu’nun 100. yılı sebebiyle organize ettiği konferansta konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Türkiye, İslam âlemi ve dünyadaki gelişmeler hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Cemaati İslami Genel Başkanı Azzam Eyyubi ile birlikte Eski Genel Başkan İbrahim Masri de programda hazır bulundu. Beyrut’ta gerçekleşen toplantıda konuşan Karamollaoğlu, “Bugün bizler mevcut şartlarda, parçalara odaklanmak yerine resmin bütününü görmek zorundayız. İslam dünyası 120 yıldır adım adım yürütülen bir projenin hedefindedir” dedi.

YAHUDİ DEVLETİ KURULMASINI İNGİLİZLER PLANLADI

Karamollaoğlu, “Bundan tam 100 yıl önce bugün, 2 Kasım 1917’de, yani Birinci Dünya Harbi’nin sonlarına yaklaşırken, İngiliz Savaş Kabinesi’nin Dışişleri Bakanı Lord Arthur James Balfour, Birleşik Krallık Hükümeti adına, bir mektup kaleme almıştı. Mektubun muhatabı, Siyonist Federasyonu liderlerinden LordRothschild’di. Mektupta Birleşik Krallık Hükümeti’nin aldığı karar şöylece ifade ediliyordu,‘Majesteleri’nin Hükümeti, Yahudi halkı için Filistin’de milli bir yurt (ana vatan) kurulmasına taraftar olduklarını ve bu hedefe ulaşmak için yapılan çalışmalara ciddi destek vereceklerini, şu şartla ki, Filistin’deki Yahudi olmayan toplulukların mevcut kamusal ve dini haklarına veya Yahudilerin başka ülkelerdeki hak ve politik statülerine zarar verilmemesinin çok açık olarak anlaşılmasının önemli olduğuna karar vermiştir. Dikkat edilirse burada bir Yahudi devleti kurulmasına destek verilirken Filistin’de yaşayan ve Yahudi olmayan toplulukların haklarının da korunacağı ifade ediliyor.’ Ancak özellikle Müslüman kelimesinin kullanılmasından imtina edildiği de gözden kaçmıyor. Yapılan taahhüt 1948 yılında, ilerde bir terör devletine dönüşecek olan, İsrail’in kurulması ile sonuçlandı” ifadelerini kullandı.

“BUGÜN 6 MİLYON FİLİSTİNLİ, YURTLARINDA SÜRGÜN EDİLDİ”

“Bugün 6 milyon Filistinli, yurtlarında sürgün edilmiş mülteci statüsünde yaşıyor. Yüz binlerce kadın, yaşlı, çocuk çadır kamplarda, en basit insani imkânlardan bile yoksun bir halde hayata tutunmaya çalışıyorlar” diyen Karamollaoğlu, “Şu anda bu toplantıyı yaptığımız Lübnan, 500 bin civarında Filistinliye ev sahipliği yapıyor. Suriyeli mülteciler de dikkate alındığında, neredeyse Lübnan nüfusunun yarısı mültecilerden oluşuyor. TheodorHerzl’in bu meyanda kullandığı slogan çok önemli ve yanıltıcıdır: ‘Topraksız bir halkı, halksız bir toprağa kavuşturmak.’ Bugün biz Müslümanların en önemli sloganı ve amacı ise; ‘Toprakları gasp edilmiş bir halkı, anavatanları olan topraklara yeniden kavuşturmaktır. ’İşte bir sayfayı bile bulmayan bu mektup, sadece Filistin’in değil, bütün İslam dünyasının da geleceğini etkilemiştir” diye konuştu.

BU ÜÇ MADDEYİ HER ZAMAN HATRIMIZDA TUTMAMIZ GEREK

“Eğer bugün İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu problemleri gerçekten anlamak istiyorsak şu üç önemli tarihi mutlaka hatırlamak zorundayız” şeklinde tarihlere vurgu yapan Karamollaoğlu, “Birinci husus Balfour Deklarasyonu, 1917’de İngiltere’nin öncülük ettiği ve daha sonra ABD, Fransa ve İtalya’nın destek verdiği bu deklarasyon ile konu, uluslararası siyasi bir zemine taşınmış oldu. İkinci maddeyse, İsrail Devleti’nin Kuruluşu, fikri ve siyasi bir ideoloji, 1948 yılında ete kemiğe büründürülerek somut hale getirildi. Son olarak, Basel Konferansı’nın üzerinden 120 yıl, Balfour Deklarasyonu’nun üzerinden 100 yıl, İsrail’in kuruluşunun üzerinden ise 69 yıl geçti. Bu tarihleri vermemizdeki sebep, coğrafyamızın dizayn edilişinin önemli dönüm noktalarının, bu tarihlere tekabül etmesidir” şeklinde ifade etti.

İSLAM ÜLKELERİ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TEŞKİLATI KURULMALIDIR

“Sadece Kudüs’ün, Filistin’in değil bütün İslam coğrafyasının kurtuluşu için etkinliği olan bir İslam Birliği’ne ihtiyacımız olduğu artık apaçık ortadadır” diyen Temel Karamollaoğlu, “İslam Ülkeleri Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulmalıdır. Bu meyanda mevcut İslam İşbirliği Teşkilatı, bu yapıya dönüştürülebilir. İslam Ülkeleri Ekonomik İşbirliği Teşkilatı kurulmalı, D-8 bütün İslam ülkelerini kapsayacak şekilde genişletilebilir. İslam Ülkeleri Ortak Bir Para Birimi oluşturulmalı, İslam Ülkeleri Savunma İşbirliği Teşkilatı kurulmalı, İslam Ülkeleri Bilim ve Kültür İşbirliği Teşkilatı kurulmalı. Elbette bunlar, yeni oluşumlarla da desteklenebilir. Biz biliyoruz ki, idealler ancak büyük fedakârlıklarla gerçekleşebilir. Aslında bizim mücadelemiz, toprakları işgal edilen, hakları gasp edilen, emekleri sömürülen bütün insanlık içindir. Sözlerimi Prof. Necmettin Erbakan’ın bizlere emanet ettiği bir cümle ile bitirmek istiyorum; ‘Hiç kimse Müslümanların bugünkü dağınıklığından dolayı İslam Birliği kurulmayacak zannetmesin. Allah’ın izniyle İslam Birliği mutlaka kurulacaktır. Dünyanın bugünkü gidişatı karşısında bu bir tercih değil, zorunluluktur’ Bu inanç ve temenni ile bu toplantımızın bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

“BİZİM MÜCADELEMİZ SİYONİZM’E VE IRKÇI EMPERYALİZME KARŞIDIR”

Karamollaoğlu sözlerine, “Biz Müslümanların, Musevi inancına sahip olanlarla, yani Yahudilerle problemimiz yoktur. Bizim mücadelemiz Siyonizm’e, bir başka deyişle ırkçı emperyalizme karşıdır. Tarih bunun en önemli şahididir. Yahudiler, yaklaşık 2000 yıl önce, Ortadoğu’dan sürgün edildiklerinde dünyanın birçok yerine dağıldılar. Gittikleri yerlerde hor görüldüler, aşağılandılar, acımasız muamelelere, engellemelere maruz kaldılar. Özellikle, Avrupa’da katliama maruz kaldıklarında, onlara kucak açan sadece Müslümanlar oldu. İspanya’daki Yahudileri Osmanlılar kurtardılar ve Anadolu’ya getirip huzur içinde yaşamalarını temin ettiler. Çünkü İslam, yaşam hakkını herkes için en temel haklardan sayar. Zira bizim inancımızın temeli, “Halıkata’zim, mahlûka şefkattir” diyerek devam etti.

“İSLAM DÜNYASI ÜÇÜNCÜ KRİZLE KARŞI KARŞIYA”

İslam dünyasının üçüncü büyük krizi ile karşı karşıya geldiğini ifade eden Karamollaoğlu, “Bu krizi atlatmanın en önemli adımı da, Müslümanların bir araya gelmesi, güçlerini birbirlerini yok etmek için değil, birbirlerine destek olmak için kullanmalarıdır. Bu sebeple bugün, sorulması gereken asıl sorular şunlardır. Irkçı emperyalizm adım adım hedefine yürürken, biz ne yapıyoruz? Gazze ’ye fosfor bombaları yağarken, biz ne yapıyoruz? İsrail askerleri kirli postallarıyla Mescid-i Aksa’yı basarken, biz ne yapıyoruz? Bu zulüm dünyasını yıkıp yerine adil bir dünyayı kurmak için mi çalışıyoruz, yoksa ırkçı emperyalizmin oyunlarına figüranlık mı yapıyoruz? Filistin’in, İslam âleminin ve bütün insanlığın kurtuluşu için mi çalışıyoruz, yoksa tekbir getirerek birbirimizi mi boğazlıyoruz? Her sene Hac ibadetinde, Arabıyla Acemiyle, siyahıyla beyazıyla, zenginiyle fakiriyle milyonlarca Müslüman aynı ihrama girip, aynı kıbleye yöneliyor. Arafat’ta gözyaşı döküyor. Mina’da şeytan taşlıyor. Ama öbür yandan İslam âleminde akan kan hâlâ devam ediyor. Müslüman ülkeler İslam düşmanlarının oyununa gelip birbirleriyle cebelleşiyorlar. Üzülerek ifade etmeliyim ki, bu gafleti, bu çelişkiyi ve bu duyarsızlığı anlamak mümkün değil! İslam âlemi olarak içine düştüğümüz bu gafletten bir an önce uyanmalıyız. Bir an evvel şahsi, etnik ve mezhebi ihtiraslardan kurtulmalı, bölgesel taassuplardan arınıp kendimize gelmeliyiz” diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.