İdris Bal: O partileri AK Parti kurdurtuyor!
AK Parti'den istifa eden Kütahya Bağımsız Milletvekili ve Demokratik Gelişim Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. İdris Bal ile partisini ve genel gündemi konuştuk. Geçtiğimiz hafta 17 Aralık rüşvet ve yolsulzuk operasyonunun kapatılmasına itirazlarıyla ilgili görüştüğümüz İdris Bal, henüz teşkilatlanma çalışmaları devam eden partisinin kuruluş safahatını anlattı. İdris Bal'ın açıklamalarının en çarpıcı kısmı ise yakın zamanda Milad Partisi'ni kuran İçişleri Eski Bakanı İdris Naim Şahin ve yeni kurulan diğer partilere dönük ithamlarıyla ilgili olanıydı. Bal kendi tabiriyle "mantar gibi kurulan" partilerin iktidarın eliyle kurdurulduğunu savunuyordu. 
 
İşte İdris Bal'ın olay yaratacak o açıklamaları...
 

RÖPORTAJ: UMUT YAVUZ / ROTAHABER - ÖZEL
Twitter: @umutyavuz


Partinizin amblemi “Demokrat Parti’nin “Yeter söz milletin” afişini hatırlatıyor. Oradan mı esinlendiniz?
 
Yok yok, açıkça söyleyim, oradan esinlenmedik. Ama aynı şartlar benzeri sonuçları doğuruyor diyebilirim. Muhtemelen o dönemde de bu güne benzer sorunlar vardı. Şu anda bizim çıkış noktamız, Türkiye’de iftira terörü olduğu, silahlı terör olduğu, yargıya baskı olduğu, medyaya, iş dünyasına baskı olduğu yönünde. İtibarımız sarsılıyor dünyada, insanlar kutuplaşıyor, ekonomi iyi gitmediği halde, sağlıkta sorunlar olduğu halde insanlar kandırılıyor. Biz işte tüm bunlara dur diyoruz. Yani bir nevi “yeter artık” diyoruz. Bu ülkenin başbakanı, şimdiki cumhurbaşkanı 100 çeşit küfür edemez. Yeter artık diyoruz, her şeyin bir haddi hududu var. Devlete millete zarar vermeniz yetti artık diyoruz. Bu el sadece dur anlamına gelmiyor. Olumsuzluk değli sadece. Şeffaflık anlamına da geliyor. Bakın biz avcumuzu saklamıyoruz, sıkmıyoruz, gizli bir ajandamız yok diyoruz. Şeffaflık, özgürlük diyoruz.
 
6 ok, 6 ilke ya da 9 ışık doktrini gibi “5 parmak beş ilkeniz” var mı?
 
Yok öyle sayının bir anlamı yok. Beş parmak olmasının bizim düşüncemizde bir sembolik yanı yoktu. Burada dediğim gibi şeffaflık önemli. Bir de biz dostları uğurlarken elimizi açıp sallarız. Barış, dostluk, güle güle git, esen kal, güven anlamına gelir. Biz Alevi ile de, Sünni ile de, Müslim ile de gayri Müslim ile de barışığız diyoruz. Biz insanı seviyoruz diyoruz yani.
 
Hızlı bir teşkilatlanma çalışmasına girdiniz. Yollardan geldiniz. Peki seçimlere katılabilecek misiniz?
 
Biz teşkilatlanmamızı bitirmek üzereyiz. Bir hafta 10 gün içinde seçime katılma şartlarının tamamını yerine getirmiş olacağız. Biz şu anda 50’ye yakın ile gittik. Bu kadar kısa sürede bu başarıya erişmemiz toplumun bize alakasını gösteriyor.
 
 
 
Nasıl tepkiler aldınız gittiğiniz yerlerde?
 
Bizim kurucularımız arasında ilçe başkanlarımız, ilçe başkanlarımızın arasında Alevi de var, Sünni de var, solcu da var, sağcı da var, ülkücü de var, muhafazakar da var, Milli Görüş kökenlisi de var, Menzilcisi de var…
 
Bu kadar farklı kesimleri bir araya getiren nedir peki?
 
Onları bir araya getiren unsur, hukuk, adalet demokrasidir. Biz parti olarak herkesi, her Türk vatandaşını, demokrasi ve hukuk flaması altında toplanmaya davet ediyoruz. Tabii ki kültür ve tarih çok önemli ama ortak payda demokrasi, hukuk, şeffaflık, yargı bağımsızlığı, hesap verebilirlik, inanç hürriyeti, medyanın özgür olması, üniversitenin özgür olması ve katılımcı demokrasi gibi şeylerdir. Bu ortak paydalara gayri Müslim de şapka çıkartıyor, Alevi de, Sünni de, ülkücü de solcu da.. Herkes evet diyor. Bizim iddiamız şu, şeffaflıktan, hesap verebilirlikten, yargı bağımsızlığından, adalet dağıtan bir yargıdan Müslüman da gayri Müslim de, Alevi de Sünni de rahatsız olmaz. Sadece ve sadece hırsızlar, arsızlar ve yolsuzlar rahatsız oluyor.
 
“İKTİDAR HAVUZ İŞLERİNİ ÇOK İYİ BİLİR”
 
Sizin haricinizde son aylarda birkaç parti daha kuruldu. İdris Naim Şahin kurdu, CHP içinde Emine Ülker Tarhan kurdu vesaire… Bir bereket, bir verimlilik var sanki Türk siyasetinde, siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?
 
Bence çok verimsiz bir dönemden geçiyoruz. Abesle iştigal edilen bir dönemden geçiyoruz bence.  Bu kadar çok parti kurulmasının altında yatan sebeplerin başında iktidar partisi olduğunu düşünüyorum. İktidar partisi dini ve milli değerleri çok iyi kullanır, mağduriyeti oynamağı çok iyi bilir, havuz işlerini çok iyi bilir, havuza yüzde aktarmayı çok iyi bilir ve her şeyden önemlisi psikolojik savaşı ve toplum mühendisliğini çok iyi bilir. Şöyle bir imaj oluşturmaya ve bu algıyı güçlendirmeye çalışıyor: “Bizden başka hiç kimse bu ülkeyi yönetemez. Biz gidersek tufan olur, istikrarsızlık olur. Kime bizim karşımıza çıkamaz. Bizim alternatifimiz olamaz, bizi dengeleyemez.” İşte bu algıyı güçlendirmek için mantar gibi parti kurduruyorlar ve bunu teşvik ediyorlar. Bunu direkt veya endirekt şekilde yapıyorlar. Ama mantar gibi partilerin kurulması altında bir sürü başka faktör vardır ama başta iktidar partisinin olduğunu düşünüyorum.
 
Peki ya onlar da sizin kurduğunuz parti için aynı şeyi söylerse, aynı ithamda bulunursa, nasıl mukabele edeceksiniz? Mesela ben gidip İdris Naim Şahin’e sorsam ve sizin partiniz için bunu dese, ne derdiniz?
 
Valla ben bu lafımı söylerken belirli bir şahsı kastetmedim. Sadece İdris beylerin, Ahmet beylerin partisi yok. Ama burada bir realite var. İktidar çok güzel algı yönetiyor. Toplum mühendisliği yapıyor. Ben şahsım adına bir buçuk senedir, İdris Naim Şahin dahil tüm milletvekilleriyle birebir görüştüm. İdris bey benim toplantılarıma katıldı.
 
AKP’DEN İSTİFA EDEN VEKİLLER NEDEN BİR ARADA DEĞİL?
 
Kamuoyunda şöyle bir beklenti vardı, sanki AKP’den istifa eden vekiller bir araya gelecekti, grup olacak kadar bir milletvekili katılımı olacaktı, bu böyle olmadı, sebebi nedir?
 
Kamuoyu şöyle düşünüyor. 8-10 vekil oturdu, düşündü, bu AKP yanlış yapıyor dedi ve istifa etti. Bundan dolayı da oturup düşünen beraber karar veren vekillerin beraber hareket etmesini bekliyor. Kamuoyu bilmiyor ki, İdris Bal vekil olduktan sonra 9 tane rapor hazırladı. Herkes iktidarın değirmenine su taşırken o Gezi raporu hazırladı, çözüm süreci raporu hazırladı, MİT eleştirisi yaptı, Kadınlı-erkekli meselede muhalefet etti, Mısırla ilgili uyarıda bulundu, Alevi-Sünni meselesinde uyarıda bulundu, başkanlık sistemi ve Arap Baharı’yla ilgili raporlar hazırladı, Dershane meselesiyle alakalı uyarılarda bulundu… Ve bu adamı susturmaya çalıştılar, ikna odalarına çektiler, konuşma daha gençsin, vekil olacaksın dediler. O da irademe ipotek koydurmam dedi, disipline gönderdiler ve 30 Kasım’da istifa etti. Bu bir hikaye… Başka bir hikaye de insanlar bakanlıktan alınır, belediye başkan adayı olmak ister, aday yapmazlar, protokol masasından kaldırırlar adam da istifa eder. Bu da başka bir hikaye. Bir başkası da biri bir gazete haberi yapar, o habere binaen o kişi bakanlıktan alınır, bakanlıktan alındığı için istifa eder. Bir başkası ise hiç konuşmaz ama son gün dershane meselesinden sonra pat diye istifa ediverir. İşte bunları birbirine karıştırmamak lazım. Elmayla armutu birbirine karıştırmamak lazım. Şu kadarını söyleyeyim İdris beyle de, tüm bağımsızlarla da konuştum hatta  İdris bey benim bazı toplantılarıma katıldı. Ama toplantıya katılışının ertesi günü benim toplantımdaki insanlarla konuşmalar yaptı.
 
“İDRİS NAİM ŞAHİN PARTİMDE FİTNE ÇIKARDI”
 
İdris Naim Şahin bey neden konuştu o insanlarla?
 
Anadolu’da düğünlere kız bakmaya gelirler, benim toplantımın ertesi gün arkadaşlarımla görüşüyor. Orada bazı fitneler çıktı. Açıkçası ben burada şöyle düşünüyorum. İktidarın bunun arkasında olduğunu düşünüyorum. İkincisi bu ülkede bir de dernekle vakıfla partiyi karıştıran bir zihniyet var. Dernek ve vakıflar belli faaliyetler yapar ve devam eder öyle. Parti ise iktidarı hedefler. Lokal gibi partiler var. Güven Partisi diye bir parti kurmuşlar orada kumar oynanıyor. Bazıları da psikolojik anlamda genel başkan olmaktan çok mutlu oluyorlar. Bazıları genel başkan yardımcısı olmaktan mutlu oluyor bazıları da il başkanı olmakla tatmin oluyor. Dolayısıyla onlar için kaç oy alınır önemli değil. Kızım kahve getir dendiğinde sayın genel başkanım buyur dendiğinde, yılda birkaç defa protokole davet edildiğinde onlar için kafi bir onurlandırma oluyor.
 
“İKTİDAR MANTAR GİBİ PARTİ KURDURUYOR”
 
DGP olarak sizin böyle ufak hesaplarınız yok anladığım kadarıyla…
 
Valla ben bir profesörüm, profesörlük döneminde uyduruk bir partiye genel başkan olarak davet etmişlerdi, ben içimden dedim ki, oraya genel başkan olacağıma giderim AK Parti’den vekil olurum. Kİ o dönem AKP’nin ilk dönemiydi. 2002-2011 arasındaki dönemi kastediyorum. AKP’nin demokrasi, hukuk vesaire dediği dönemdir. Ancak gördük ki partim kapatılacak diye meşruiyet sorunundan dolayı takiyye yapılıyormuş. Şimdi anladık biz bunu. O dönemde ben AKP’den vekil olurum dedim. Bizim Alevisinden, sünnisinden, ülkücüsünden, muhafazakarından hatta gayri müsliminden bu partiyi kurmamıza yönelik teşvik gelmeseydi biz bu yola çıkmayacaktık. Biz iddialıyız. Bizimle alakalı eğer yandaş medya durmadan manşet yapıyorsa bilin ki bir şey vardır. Bizi Bülent Arınç muhatap alıyorsa, cumhurbaşkanı muhatap alıyorsa bilin ki bir şey vardır. Bundan dolayı da bizim dışımızdakilerin bu anlamda bizi bölebilme anlamında iktidarın teşvikiyle kurulduklarını düşünüyorum. İddialıyım yani. Çünkü iktidar da, yandaş medya da durmadan bize vuruyor. Birileri de yeni yeni mantar gibi particikler kurarak iktidarın değirmenine su taşıyor.
 
Siz çok yeni bir partisiniz, iktidar partisi için nasıl bir tehlike oluşturabilirsiniz ki?
 
İktidar alternatif bırakmıyor. Yüzde 1 bile olsa böldürmek istemiyor. Karşıda kendisini dinlemeyen, kendisiyle işbirliği yapmayan, satın alamayacağı bir güç olduğu zaman da onu bölme ve itibarsızlaştırmak için hem yeni parti kurdurmak, hem de medya propagandası sayesinde bunu yapıyorlar. Açıkçası ben burada İdris Bey ile Mehmet Bey’in partisinin iktidarın direkt veya dolaylı teşvikiyle kurulduğunu düşünüyorum.
 
 
“EMİNE ÜLKER TARHAN’IN PARTİSİNİ DE İKTİDAR KURDURDU”
 
CHP’nin içinden çıkan Emine Ülker Tarhan’ın kurduğu partiyi de mi iktidar kurdurdu?
 
Onu direkt iktidar kurdurdu diyemesem de iktidarın teşvikiyle kurulduğuna eminim. Çünkü CHP’den yüzde 1 bile koparsalar, o CHP’nin üç beş milletvekiline tekabül edecektir. Bence çok irrasyonel bir tutumdu. Hiçbir etkinliği olacağını zannetmiyorum. Zaten onlar çizgi olarak gitsinler Perinçek’in partisine katılsınlar. Boşuna teşkilatlanmaya çalışmasınlar. Ben anlamıyorum niye teşkilatlanıyorlar.
 
“GERÇEK PARALEL YAPIYA DÜŞMANLIĞIMIZ VAR”
 
Demokratik Gelişim Partisi şu partiden şu kadar oy alır diyebiliyor musunuz?
 
Ben diyorum ki biz hiçbir partinin düşmanı değiliz. Onlar da bizim partilerimiz. Cumhurbaşkanımıza da, Başbakanımıza da, Kılıçdaroğlu’na da, Bahçeli’ye de, BDP’nin başındaki eşbaşkan arkadaşlara da saygı duyuyoruz. Bizim saygı duymadığımız, düşmanlıksa düşmanlığımız düşmanlığa, tefrikaya, kutuplaşmaya, hukuksuzluğa, medyaya baskıya, iftira terörüne, gerçek paralel yapıya, Türkiye’nin itibarsızlaştırılmasına ve Türkiye’de maalesef gelişmenin yeterince olamayışına itirazımız var. Demokrasi diyen, hukuk diyen, proje siyaseti diyen, siyaset zenginleşme aracı olmasın, doğrulukla siyaset yapılsın, kurumsallaşsın diyen, ortak paydamız şeffaflık, hesap verme, yargı bağımsızlığı, inanç hürriyeti diyen herkesten oy istiyoruz.
 
İdeolojik koordinatlarınız nereye tekabül ediyor?
 
İdeoloji anlamda biz merkezin az sağında yer alıyoruz diyebiliriz. Ama biz herkesi kucaklıyoruz. Demokrasiyi, hukuku nereye koyuyorsanız bizi de oraya koyabilirsiniz.
 
“BİR YAHUDİ VEYA ATEİST DE TÜRKİYE’DE BAŞBAKAN OLABİLİR”
 
Siz de yeni siyaset anlayışında ideolojiler sona erdi diyenlerden misiniz?
 
İdeoloji yerine biz proje siyaseti diyoruz. Bugüne kadar merkez sağ dini ve milli değerleri kullanmıştır, merkez sol ise Atatürkçülüğü ve laikliği kullanmıştır. Türkiye’nin ise ihtiyacı olan proje siyasetidir. Bir Yahudi veya bir ateist bile bu ülkede başbakan olabilir. Siyasetin ön şartı şu olmalıdır. Önce çoğunluk Müslüman Türklerle barışık olacaksın, sonra azınlık Yahudi ile Hıristiyan ve Süryani ile barışık olacaksın, İslam’ın farklı yorumları Alevilik veya Sünnilik ile barışık olacaksın, bu inanç ve kültürlerin yaşaması için imkanlar yaratacaksınız ve bu insanların devlet yönetiminde takiyyesiz yer almaları için meşru kanalları açacaksınız. Siyaseti ise projeyle yapacaksınız. İdeoloji, din, iman, Atatürk ile milleti kandırmak yerine çalışacaksın ter dökeceksin projelerini ortaya koyacaksın.
 
2015 için başarı çıtanız ne?
 
Biz iddialıyız, her partinin olması gerektiği gibi bu ülkeyi yönetmeye talibiz. En azından meclise girip, meclisi hoyratça kullanan, yürütme gücünü bencilce kullanan, iktidar partisini dengelemek istiyoruz. Aksi takdirde bu iktidar devleti partizan hale getiriyor. Devlet kurumlarına zarar veriyor. Vatandaşın devlete güveni sarsılırsa bu boşluğu illegal yapılanmalar doldurabilir. İşte böyle bir kötü gidişi önlemek için Meclis’e girmek istiyoruz.
 
Başbakan olsanız Cumhurbaşkanlığı sarayını ne yaparsınız?
 
Bu saray israf ile ve hukuksuz bir şekilde yapıldı. Ankara’da başka yer yok muydu da ormanın içine yaptınız. Ama yapılan şeyi yıkmak mantıklı olmayacaktır. Belki bir üniversite olabilir. Ya da bütün devlet daireleri orada toplanarak, kiradaki devlet dairelerinden tasarruf sağlanarak en azından oradaki israf dengelenmiş olur. 1000 oda olsun önemli değil. Bir sürü devlet kurumu AKP yandaşlarının binalarında kirayla oturuyor ve onlara bir sürü para ödüyor. O kurumlar bu saraya taşınsın tasarruf edilsin.
 
"ERDOĞAN 100 ÇEŞİT KÜFÜR VE HAKARET ETTİ"
 
Erdoğan'a çok mu kızgınsınız?
 
Hiçbir kişiye şahsi düşmanlığımız yok. Bizim itirazımız söylem ve eylemleredir. Eğer bir ülkde dönemin başbakanı 100 civarında küfür ve hakaret ediyorsa ben bunu kabul edemem. Toplumu kutuplaştırıyorsa, yalan söylüyorsa, terörü güçlendiriyorsa, ülkemizin itibarına zarar veriyorsa bunu kabul edemeyiz.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hasan Hüseyin ALKAN 2 yıl önce

Demişsinizki son dönem kurulan partilerin hepsini AKP kurdurdu.

Siz degilmiydiniz İdris Bey parti yönetimimizi çağıran ve birleşme isteği yollayan. Hayırdır şimdi ne gördünüzde Milli Mücadele Partimizi diğer partilerle bir tutuyorsunuz.