İçişleri Bakanlığı'ndan CHP'li Tanrıkulu hakkında suç duyurusu

 İçişleri Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bulunulan suç duyurusunda Demirtaş, Baluken, Tanrıkulu ile Gerez'in, Türk Ceza Kanunu'nun, "suç uydurma", "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs", "yargı görevini yapanı etkilemeye teşebbüs", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama", "suç işlemeye tahrik", "kanunlara uymamaya tahrik" ile "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama" suçları ile Terörle Mücadele Kanununun ilgili maddeleri gereğince cezalandırılmaları istendi. 

Suç duyurusu dilekçelerinde, Külter'in kaçırılması olayının bir mizansen olduğu, hedefin Türkiye Cumhuriyetini zan altında bırakma, vatandaşlar arasında infial oluşturma amacı taşıdığının anlaşıldığı belirtilerek, devleti ve güvenlik birimlerini hedef alan bir kampanya yürütüldüğü kaydedildi. 

Partisinin 19 Haziran'daki grup toplantısında insanları bir gruba aidiyetleri üzerinden diğer sınıf veya gruplara karşı kışkırtacak türden söylemlerde bulunduğu belirtilen Demirtaş'ın sözlerinin, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmeyeceği ifade edildi. 

Bakanlıkça, asılsız ve dayanaksız iddialarla, bilinçli olarak kampanyayı başlatmakla suçlanan avukat Mesut Gerez hakkında Türkiye Barolar Birliği ve Şırnak Baro Başkanlığına da işlem başlatılması için şikayette bulunuldu.

Tanrıkulu ve Baluken'in ifadeleri de suç duyurusunda yer aldı 

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Hurşit Külter'in kaybolduğu iddia edilen tarihten sonra yaptığı açıklamada, "Sadece bir siyasetçi olarak değil, bir insan hakları savunucusu olarak da Külter’in akıbetini sormak benim açımdan ahlaki bir sorumluluktu. Ancak hükümetten, Külter’in gözaltına alınıp alınmadığı dahil hiçbir bilgi alamadık. Külter İsviçre'de değil, sayısız faili meçhul cinayetin yaşandığı Türkiye'de kaybolmuştu. Ailesinin de insan hakları savunucularının da tedirgin olması son derece doğaldı. Üstelik de sokağa çıkma yasağının uygulandığı Şırnak'ta kaybolmuştu Külter." ifadelerini kullanmıştı. 

Tanrıkulu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir paylaşımda ise "Külter 27 Mayıs tarihinde kaybolduğunda Şırnak'taki sokağa çıkma yasağı başlayalı (14 Mart) 3 ay olmuştu. Bölgede yaşanan hak ihlalleri, yargısız infazlar, gözaltında işkence vakaları göz önüne alındığında, insan hakları savunucularının ve siyasetçilerin Külter’in kayboluşunu sorgulamaları kadar doğal bir refleks olamaz." mesajına yer vermişti. 

Suç duyurusunda HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'in, Külter'in ortaya çıkmasının ardından yaptığı açıklamada kullandığı "Hurşit Külter yürütmüş olduğumuz kampanyaların neticesinde sağ kurtulmuştur. 13 gün boyunca orada bir çete yapılanması tarafından resmi kayıtlara geçmeyecek şekilde gözaltına alınmış, ağır işkencelere maruz kalmıştır. Hurşit Külter yürütülen kampanyalar neticesinde infaz edilememiştir." ifadelerinin de Külter'le ilgili iddiaların mizansen olduğunu ortaya koyduğu belirtildi. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.