HSYK seçimleri neden önemli?

Türkiye, 12 Eylül 2010 da bir Anayasa değişikliği referandumu yapmıştı. İçinde; kadın, engelli hakları vesaire barındırdığı yanıltmaları, ‘demokratikleşeceğiz’ söylemleri ile, yüzde 57.88 evet oyu ile geçirilen aslında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısının değiştirilmesiydi.

HSYK Nedir?

Hukuk devletinin olmaz ise olmazı (sine qua non), güçler ayrılığı ve yargının bağımsızlığı ilkeleridir. Bu nedenle modern demokrasilerde, yargıçların ve savcıların mesleğe alınma ve meslekten çıkartılmaları, bir yerden başka bir göreve atanmaları, görevde yükselmeleri, disiplin işlemleri, yüksek yargıya üye seçilmeleri gibi yaşamlarını etkileyecek kararları almak üzere, yürütmeden ve yasama organından bağımsız, üyelerinin yarısından fazlasını yargı mensuplarının oluşturduğu bağımsız kurullar bulunmaktadır. Ülkemizde bu işlevi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) yürütmektedir.

HSYK, 2010 referandumu öncesi, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin kendi aralarından seçtikleri beş yüksek yargıç ve Adalet Bakanı ile onun müsteşarından oluşuyordu. Referandum ile birlikte kurulda, Bakan ve müsteşarı dışında, yüksek yargıdan seçilen 5, adli yargıdan 7, idari yargıdan 3, Adalet Akademisi’nden 1, Cumhurbaşkanının seçtiği 4 olmak üzere toplam 22 kişi bulunmakta.

12 Ekim 2014 Tarihinde, adli ve idari yargıda görevli hakim ve savcılar, Kurul’a kendi aralarından toplam 10 üye seçmek için sandık başına gidecekler. Bugünlerde kamuoyunu meşgul eden HSYK seçimleri haberleri de bu seçimlere ilişkindir.

Seçim Neden Önemli?

Geçtiğimiz dört yıllık süreçteki özel yetkili mahkemelere yapılan atamaları ve o mahkemelerin verdiği kararların etkisini hepimiz biliyoruz. Referandum sonrası, Hükümet eliyle kurulan yeni HSYK, bu mahkemelere yaptığı atamalarla Yargıtay ve Danıştay’ın yapısını değiştirmekle kalmadı, ülkede yargıya olan güveni de neredeyse yok etti. 250 kişilik Yargıtay’a bir gecede 161 üye atanarak, liyakat ve kıdem sistemi kaldırıldı. Çeşitli dini cemaatler, yargıda mevzilendiler. Müfettişler, ‘öteki’ gördükleri yargıç ve savcıları raporları ve soruşturmaları ile yıpratırken, kendi camialarına yakın olanları parlattılar. Yargının işleyişi bu şekilde darmadağın edildi.

17 ve 25 Aralık’ta Hükümet ve Cemaat arasında su yüzüne çıkan rekabet bir savaşa döndü. Hükümet şimdi, bu operasyonlarla kaybettiği itibarını, yargı eliyle geri kazanma amacında. Cemaat ise kendi savaşını yargı üzerinden sürdürmek istiyor. Ülkeye ve topluma zarar veren bu savaşın tarafı olmayan Yarsav ve Yargıçlar sendikalı adayların amacı ise, yıllardır ihmal edilmekten ve bu iki grup arasındaki savaştan dolayı yerlerde gezen itibarını yargıya yeniden kazandırmak.

Seçimler Neden Bu Kadar Gerilimli Geçiyor?

Çünkü; Hükümet, bu seçimleri kendi belirlediği adayların kazanmaması halinde, anayasayı yeniden değiştireceğini açıklayacak kadar seçimlere müdahale ediyor. Hatta Hükümet çevrelerinde bu seçimlerin, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bile daha önemli olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.

Hükümet Seçimlere Müdahale Ediyor mu?

Evet, Sayın Cumhurbaşkanı, NTV Televizyonuna verdiği bir mülhakatta, yargıyı düzeltmek için Yargıda Birlik Platformu’nu (YBP) kurduklarını açıkça söyledi. Seçimlerde Yarsav ve Yargıçlar sendikasının desteklediği adayların en güçlü rakiplerinden oluşan listede, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Hukuk İşleri Müdürü, Adalet Bakanlığından iki müsteşar yardımcısı, HSYK Genel Sekreteri, başmüfettiş ve başsavcılar gibi idareye yakın çalışan yargı mensupları bulunuyor.

13 Eylül 2014 Pazar günü, Bursa Barosu’nun HSYK panelinde konuşan, HSYK 1. Dairesi Başkanı Sn. İbrahim Okur’un da belirttiği gibi, seçimlerde YBP’yi desteklemek üzere, Adalet Bakanlığı’nda görevli yaklaşık 500 tetkik hakimi, genel müdür yardımcıları, daire başkanları, müfettişler tüm ülke adliyelerine görevli olarak dağıldılar. Dolaştıkları birçok adliyede, Yarsav ve CHP yi ‘paraleller’in kuşattığını , bu seçimin Devlet ile paralel yapı arasındaki bir savaş olduğunu dillendiren bu kamu görevlileri, kamu araçlarını kullanmakla kalmayıp, bir de görev harcırahı alıyorlar. Ülkemizde yapılan bir seçim, belki de ilk kez bu kadar hükümet müdahalesine açık geçiyor. Bu görevliler, gittikleri adliyelerde, yargıç ve savcılara ücretsiz yada cüz i ücretlerle yemekler düzenliyorlar. Yemeğe katılanların listeleri tutularak katılmayanlar üzerinde fişleme baskısı yapılıyor. Doğu illerinde, askeri helikopterlerle adliyelere ulaştıkları bilgileri alıyoruz.

Hükümet müdahalesinin bir başka örneği de, seçim rüşveti olarak değerlendirilen, yargıç ve savcıların maaşlarına seçimden sonra! kaydıyla zam yapılacağı açıklaması. Bunca zamandır ihmal edilen, özellikle doğu daki küçük ilçelerde zor şartlarda çalışan genç meslektaşlarımızın durumlarının düzeltilmesini elbette istiyoruz. Yargıç ve savcılar, Başbakan danışmanlarının gelirlerinin hiç olmazsa üçte biri miktarındaki maaşları elbette hak ediyorlar. Ancak, bunca zamandır feryatlar duymazdan gelinerek, tam da seçim arefesinde, seçim kazanma şartıyla maaşlara zam vaadi, yargıç ve savcıların onuruna yapılmış bir hakarettir. Yargıç ve savcıların bu teklifi ellerinin tersiyle iteceklerini düşünüyoruz.

Cemaat ile Yarsav’ın İşbirliği Yapacağı Söylentileri Neden Çıkıyor?

Çünkü; seçimi kaybedeceğini anlayan Hükümet, kendisine bağlı çalışan bir kısım medya ve gazeteler aracılığıyla, rakip gördüğü Yarsav ve Yargıçlar Sendikasının desteklediği adaylar hakkında olumsuz algı oluşturmaya çalışıyor. Elinde istihbari her türlü bilgiye ulaşma olanağı bulunmasına rağmen, hiçbir somut delil göstermeden, Yarsav ve Yargıçlar Sendikası’na mensup adayları karalıyor. Adaylarımızın içinde, Cemaat ile bağlantısı olan hiç kimse yoktur. Eğer ispat etsinler gereğini derhal yaparız. Bu söylentileri çıkartmadan önce Hükümet, Yarsav yönetimi ile bizzat müsteşar düzeyinde görüşme teklifinde bulunmuştur. Bunu, uluslararası yargı etik ilkelerine aykırı bulduğumuzdan kabul etmedik. Arkasından cemaat ile işbirliği söylentileri çıkartarak bizi yıpratmaya çalışmaya başladılar.

Şu Anda Seçimlerde Hangi Gruplar Yarışacak?

Seçimlerde, Hükümetin kontrolündeki Yargıda birlik Platformu ile, içinde benim de bulunduğum Yarsav ve Yargıçlar Sendikası’nın desteklediği ekip yarışacak. Bu iki grubun dışında, Demokrat Yargı Derneği’nden bir aday ve seçime bağımsız katıldıklarını açıklayan adaylar bulunuyor. Bunlar arasında, mevcut HSYK’nın iki üyesi, son hsyk değişikliğinde görevden alınan bazı ünvanlı yargı mensupları da var.

Yarsav, Uluslararası Yargıçlar Birliği İAJ, Avrupa Yargıçlar Birliği EAJ, Demokrasi ve Özgürlükler için Avrupalı Yargıç ve Savcılar Birliği MEDEL’in üyesidir. İAJ, her ülkeden yalnızca bir yargı örgütünün üyelik başvurusunu kabul ediyor. Üye örgütün, idareden bağımsız ve bir siyasi oluşuma bağlı olmamasını şart koşuyor. Örneğin Rusya Federasyonu’ndan talepte bulunan iki örgütü yürütmenin kontrolü altında olduğu gerekçesi ile bünyesine kabul etmedi.

Yukarıda bahsettiğim uluslararası örgütler, Birleşmiş Milletler Örgütü ve Avrupa Birliği’nin resmi danışmanı statüsündeki yapılardır. Bu nedenle, milli devletlerin yargı politikalarını raporları ile etkileme gücüne sahiptirler. Ülkemizde, on yıldır Ekim aylarında yayınlanan, hükümetlerin dikkatle izledikleri, Avrupa Birliğine uyumu denetleyen istişari ziyart raporlarında, uluslar arası yargı örgütü temsilcilerinin imzaları bulunmaktadır. Yarsav Ve Sendika, Uluslararası Yargı örgütlerine üyeliği nedeniyle, evrensel yargı etiği ilkelerini ülkemizde hakim kılacak bir güce ve proğrama sahiptir. Bu nedenle de seçimlere iddialı giriyor.

(ZETE)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.