Herkesin Genel Başkan olduğu parti: Gezi Partisi

Türkiye'de toplumsal birçok konuya bakışı değiştiren Gezi Parkı eylemleri muhalif vatandaşları siyasi alanda da bir boşluk hissetmesi gerçeğini ortaya koydu. Mevcut muhalefet partilerinden memnun olmayan vatandaşlar Gezi eylemleri sürecinde iktidarın yanısıra eyleme kurumsal olarak katılmak isteyen muhalefet partilerine de tepki gösterdi. Demokratik yollardan hakların aranması ve elde edilmesi konusunda farklı bir muhalefet anlayışı ile yeni bir siyasi oluşum ihtiyacını gören Gezi eylemcileri bu alanı sembolleşen Gezi isminde bir parti kurmakla doldurmaya karar verdi. Geçtiğimiz yıl kurulduğu bilinen Gezi Partisi henüz seçimlere katılmadığı için bizzat eylemlerde bulunanların dahi büyük bölümünün tanımadığı bir oluşum. 

Peki Gezi Partisi nedir? Kim kurmuştur? Genel Başkanlık, Liderlik, muhalefet gibi kavramlara bakışı nasıl? Hedef ve yol haritası ne? Tüm bunların cevabını aradık ve Gezi Partisi Kadıköy ilçe teşkilatından Ayça Telgeren ve Parti üyesi Ercan Küçükaslan ile Gezi Partisi'ni konuştuk. 

İşte yaptığımız söyleşinin öne çıkan bölümleri:

PARTİ PROGRAMINI SOKAKTA YAZACAĞIZ!

Gezi Partisi ne zaman kuruldu? Kim kurdu? Bize kendinizden biraz bahseder misiniz? 

A.T: 1 Ekim 2013 tarihinde kuruldu ve aynı tarihten itibaren çalışmalarına başlandı. Şu anda İstanbul'da, Kadıköy, Bakırköy ve Beyoğlu olmak üzere 3 tane teşkilatımız var. Bugün burada bulunuş sebebimiz, kendinitemsilet.com adlı internet sitemizde yayınlayacağımız görsellerin çalışmasını yapmak. Bu çalışmaya ihtiyaç duymamızın sebebi ise; Gezi Partisi'nin programını sokakta yazmak istememiz. Bizim şu anda yazılmış bir parti programımız yok.

SOKAKTA MEVCUT SIKINTILARI ARAŞTIRIYORUZ

Çünkü parti programını oluşturabilmek için Türkiye'nin her yerinde teşkilatlanmış olmamız ve bütün görüşleri aynı masaya oturtabilmiş olmamız gerekiyor. Bu amacımız için çalışmaya sokaktan başladık. Sokaktaki vatandaşlarımızın mevcut siyasi yapıyla ilgili sıkıntılarını ve çözüm önerilerini dinliyoruz. Parti programımızı oluştururken bütün bunları net bir şekilde dikkate alacağız.



GEZİ PARTİSİNİN KAÇ ÜYESİ VAR?


Gezi Partisi'nin şu anda ne kadar üyesi var?


E.K: Şu anda bin civarında üyemiz ve yine bin civarında üye adayımız var fakat Yargıtay'a düşmüş resmi bir kaydımız yok.

YATAY ÖRGÜTLENME HEDEFLİYORUZ


Geçtiğimiz yerel seçimlere katıldınız mı?


E.K: Hayır, yerel seçimlere katılmadık. Siyasi Partiler Kanunu'na göre belirli sayıda il ve ilçe teşkilatına sahip olmak gibi bazı prosedürler var. Biz, önce il teşkilatı sonra ilçe teşkilatı kurmak gibi klasik bir sistemle ilerlemek yerine, yatay örgütlenme yapmayı tercih ediyoruz. Katılım nerelerde daha yoğunsa teşkilatlar o bölgelerde kuruluyor, bu sebeple ilk teşkilatın nerede kurulacağı belli olmuyor. Yerel seçimlere bu sebepten dolayı katılamadık fakat genel seçimlere katılabilmek için şu an var gücümüzle çalışıyoruz.



BİZDE HERKES GENEL BAŞKAN - BU BİR İLK


Genel Başkan seçecek misiniz? Adaylarınız var mı?


A.T:
Aslında yok. Olmasını da istemiyoruz. Sadece zorunlu olduğumuz için seçeceğiz. Çünkü Siyasi Partiler Kanunu bir muhattap arıyor.

E.K: Partinin tüzüğü Genel Başkanı yokken yazıldı ve bu Türkiye'de bir ilk olma özelliği taşıyor. Gezi Partisi'ni, şu zamana kadar demokratik olduğunu iddia eden tüm partilerden ayıran özellik de bu. Gezi Partisi'nde Genel Başkan, parti meclisinin sözcüsüdür. En büyük ve tek yetkisi budur. Partiye yarın katılacak 1 milyonuncu üyeyle partiyi kuran 30 tane resmi üye veya yarın seçebileceğimiz Genel Başkan'ın yetkileri arasında hiçbir fark yok. Formalite icabı bir tane Genel Başkan'ımız var ama siz Genel Başkan olmak isterseniz, siz de olabilirsiniz, bizde lider yok, başkan var. Herkesin görüş belirtme ve oy verme yetkileri eşit.



"SİZ YAKIP YIKIYORSUNUZ" DİYENLER VAR

Toplumun bazı kesimlerinde, Gezicilerin yakıp yıkan, kamu malına ve ülkeye zarar veren insanlardan oluştuğu gibi bir algı var. Bu söylemler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu algıyı nasıl kıracaksınız?

A.T: Sokaktayız. Sözcü arkadaşlarımız 80 bin kilometre yol gittiler. Anadolu'da birçok yere gidip tanışma toplantıları düzenlediler. Bu süre zarfında, ne yazık ki böyle bir yargının mevcut olduğu çok net bir biçimde görüldü. "Siz sürekli her şeyi protesto ediyorsunuz, hiçbir yenilik yapılmasın istiyorsunuz ama bizim yola ihtiyacımız var, bizim suya ihtiyacımız var, bizim verdiğimiz ekinin parasını zamanında almaya ihtiyacımız var " gibi söylemlerle karşılaştık. Onlar tabii ki doğal olarak, kendi gündelik ihtiyaçlarını karşılayabilmek istiyorlar. Gezi Partisi Türkiye'nin her yerinde olacak. Sözden ziyade faaliyetle yaptığımız şeyleri göstermek niyetindeyiz. STK gibi çalışan bir siyasi parti olmayı amaçlıyoruz.

"YAKIP YIKMAK BİR ŞEY KAZANDIRMAZ, DEVRİM DEĞİL EVRİM İSTİYORUZ"

Çok kısa zamanda Soma için de uzun vadeli bir çalışma içerisine gireceğiz. Yakıp yıkmak hiçbir kazanım sağlamıyor, gelecek için iyi bir şeyler yapmak, devrimle değil, evrimle mümkün. Biz hiçbir zaman için her şeyi tamamladığımızı söylemiyoruz, hata yapabiliriz, ama hatamızı hemen fark edip anında düzeltiriz. Partimize gelen her kişinin kendi hayatından getireceği yeni şeylerle biçimlenmeyi, farklı görüşlerden birçok insanı aynı masaya oturtup ortak sorunlarını konuşabilecekleri bir ortam yaratmayı amaçlıyoruz.



AYRIMCI DEĞİL BİRBİRİNİ DİNLEYEN SİYASET YAPIYORUZ

Ayrımcı olmayan, birbirinin düşüncesini dinleyebilen bir sistemle çalışıyoruz. Kimseyi ideolojik görüşüne ya da kültürel kimliğine göre ayırmadan yan yana gelip temel insani sorunlarımızı konuşabilmek istiyoruz. Mevcut siyasi ve ekonomik sistem, ayrıştırma politikasıyla kurgulanmış vaziyette. Bu yaşananlar beklenmedik şeyler değil, beklenmedik olan şey Gezi'ydi. Aslına bakarsanız, şahsi düşüncem, Gezi hiç beklenmedik bir şey değildi. Çünkü dünya değişmek mecburiyetinde.



GEZİ'YE YAPILAN DARBECİ YAFTASI YAKIŞIKSIZ

Gezicilere yapılan "darbeci" yakıştırması hakkında neler söyleyeceksiniz?


A.T: Parkta uyuyakalmış hiç tanımadığı bir insanın sırtına, çantasından çıkarttığı battaniyesini örten bir insanın darbe girişimi ne kadar gerçekse, yapılan yakıştırma da o kadar gerçektir diye düşünüyorum.

ÇATIŞMA KİMSEYE KAZANDIRMAZ, KOLLUK KUVVETİ YOKKEN HER ŞEY NORMAL

Sokakta eylemler hâlâ devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda da Okmeydanı'nda acı kayıpların yaşandığı bir eylem oldu. Ve polise molotoflu saldırı düzenlendi. Bu tarz eylemleri onaylıyor musunuz?

Çatışmanın bir kazanımı asla yok. Gezi'de, 14 gün boyunca kolluk kuvvetinin parka girmediği dönemde insanlar, barış içerisinde birbirleriyle yaşayabilme becerilerini ortaya koydular. Bu tarz çatışmaların Gezi'deki bu güzelliği hırpaladığı kanaatindeyim. Gezi'de, elimizdeki en büyük cevher sağ duyumuzdu. İnsanlar koşmaya ihtiyaç duydukları zaman, bir şekilde birbirlerini sakinleştiriyorlardı. Bence yapmamız gereken şey, toplum olarak ergen algısından çıkıp, biraz daha yetişkin bir tavır göstermek. Bilinçle hareket etmenin zamanı olduğunu düşünüyorum, çünkü aksi takdirdeki eylemler hiç istenmeyen can kayıplarına sebebiyet veriyor. Can, candır. Ölenin kimden olduğu hiç önemli değil. Biz bu partiyi, artık daha fazla can kaybı yaşanmasın, sokaklarda olmak mecburiyetinde kalmayalım, demokratik haklarımızı kullanabilelim diye kurduk.

SOKAKTA OLMAK EN DOĞAL HAKTIR


Sokaktaki eylemlerin bitip, Gezi düşüncesinin siyasi bir platforma taşınması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?


A.T: Hiçbir zaman için sokaktaki eylemler bitsin diyemeyiz. Çünkü sokakta olmak, vatandaşın en temel hakkıdır ve bunu her zaman için kullanabilmelidir. Yarın öbür gün biz iktidara geldiğimiz zaman, biz yanlış bir şey yaptığımızda, insanlar elbette sokakta yürüyüp bunu protesto edebilmeli. Ancak sokaklardaki protestonun barışçıl bir protesto olması, can kaybına, fiziken ve ruhen yaralanmalara sebebiyet vermemesi gerekiyor.

E.K: Eylem tabii ki dünyanın ve hayatın her yerinde olmalı. Çünkü hiçbir zaman milyonlarca insanı tek bir çatı, tek bir görüş altında toplayamayız. Bir yerde bir çoğunluk varken, diğerleri de onlara tepki vermek isteyebilir. Önemli olan devletin sokaktaki eylemlere ılımlı davranması ve halkını dinlemesidir. Geçen gün bir arkadaşımla aramızda bir konuşma geçti. "Neden Gezi Partisi'ndesin?" dedi, "Kendimi temsil etmek için" dedim. Çünkü bugün herhangi bir partiye oy versem ve yüzde yetmiş oyla iktidar olsa ben korkarım. Korkmamam için oy verdiğim partinin beni birebir temsil etmesi gerekiyor.  Biz insanız ve hata yapabiliriz. Bir hata yaptığımız zaman, bunu fark eden insanların yaptığımız hatayı protesto edebilmeleri gerekir. Devletin de karşıt görüşten insanları aynı masanın etrafına toplayıp, görüşlerini tartışabilmelerini sağlaması gerekir. Biz bunu, kendinitemsilet.com adlı sitemizle şimdiden yapmaya çalışıyoruz. Örneğin programımızı sokakta yazıyoruz. Bize, "Ekonomi politikanız var mı" diye soruyorlar. Hayır yok, diyoruz. Evet, çok güzel fikirlerimiz var ama kendimizi gelişime kapatmak istemiyoruz. Sokaktaki insanların gelip, "Ben ekonomi okudum, şu yönde bir değişim mi yapsak, ya da paraları şu renk mi bassak" gibi katılımlar göstermelerini bekliyoruz. Bütün görüşleri aynı düzlemde toplayarak olabildiğince fazla fikirle en optimum karara uymaya çalışıyoruz.

Şunu da eklemek istiyorum ki, ben kişisel olarak, sokaktaki eylemleri şu süreçte çok fazla desteklemiyorum, çünkü can kayıpları yaşanıyor. Şu an Türkiye, ne yazık ki böyle bir platforma uygun değil. Benim kişisel görüşüm bu. Gerekli olduğu durumlarda sokağa çıkmaya tabii ki varım ama bir şeylerin dengesini kurmak gerekiyor. Biz bu partiyi bunun için kurduk. Yüz yıldır insanlar sokaklara çıkıyor, ne oldu? Milyonlarca kişi öldü, geçen sene ondan fazla insan öldü, yüzlerce insan yaralandı. Ölümleri zaten biliyoruz, şu anda isimleri aklımızda, peki ya yaralanan yüzlerce insan? Bazıları korkarım "Ölseydim daha iyiydi" diyordur. Onlardan herhangi birinin ismini biliyor muyuz? O insan bir hayat yaşıyor ve hayatındaki en önemli olay geçen sene yaralanmış olması. Ondan daha büyük bir olay yaşamadı. Neden daha yüzlerce insan bunları yaşasın ki? Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi kuruluşlar var, hepsi çok güzel insanlardan kurulmuş dernekler. 50 yıldır bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, çok da güzel şeyler yapıyorlar. Ama sonuç yok. Biraz daha güçlü olmak, biraz daha masada olmak gerekiyor. Biz de halk olduğumuza göre görüşlerimizi dile getirmeli ve ortak güzel şeylere imza atabilmeliyiz. Bu uzun soluklu bir proje. Gezi Partisi aslında bir iletişim ağı. Herkesin görüşlerini alıp en güzel şeyleri yapmaya çalışacağız.



GEZİ PARTİSİ NASIL BÜYÜYOR?

Gezi Partisi'ne katılmak için ne yapmak gerekiyor?

Bizim çok güzel bir sitemiz var: gezipartisi.org.tr , orada kafalarındaki soru işaretlerine cevap bulabilirler. Biz kimsenin hemen gelip üye olmasını istemiyoruz. Bunu da yapabilirdik. Arkamıza para lobileri alıp, 500 tane teşkilat kurup geçtiğimiz yerel seçimlere de girebilirdik ama biz uzun soluklu bir proje planlıyoruz. İnsanları düşünmeye, sorgulamaya yönlendirmek istiyoruz.
İnternet sitemizi, Facebook veya Twitter sayfamızı incelesinler, kendi fikirlerini oluştursunlar, daha sonra ön üyelik başvuru formumuzu doldursunlar ve tanışma toplantılarımıza gelip kendileri görsünler. Katılım gösterdikten sonra ne kadar güzel projelerimiz olduğunu görecekler. Projelerimizden biri de somahepaklimda.com , insanlar bu projemizi de takip edip katılım gösterebilirler.

SOMA'DA VİCDAN OLDUK

Gezi Partisi, Soma'ya gitti mi?

E.K: Evet, gittik. Oradaki köy kahvelerini gezdik, insanlarla görüştük ve cenazelerine katıldık. Şimdi oraya üzülüyoruz değil mi? Fenerbahçe'yi tutan da, Galatasaraylı olan da, farklı ideolojik görüşlerden olanlar da Soma için üzülüyor. Demek ki ortak bir vicdanımız var. Hepimiz insanız.

POLİSLER DE İNSAN; İYİ KÖTÜ AYRIMINI DOĞRU YAPMAK GEREKİYOR

Eylemlerde yaşanan çatışmalar nedeniyle Geziciler ve polisler arasında git gide büyüyen bir gerginlik olduğu gözleniyor. Bu konu hakkında ne diyeceksiniz?

Polis, dünyanın her ülkesinde öcü gibi görünüyor ama ben öyle göremiyorum. Onlar da insan, şu an yanımızda duruyorlar, bir çoğu belki birkaç gün eşini, çocuğunu görmüyor, onların da psikolojisini anlamak gerekiyor. Polislerin arasında duygularına hakim olamayan insanlar var diye, bu tüm polisler kötüdür anlamına gelmemeli. Bunların ayrımını yapmak gerekiyor. Polis halkını korumakla, halkının iyiliğini düşünmekle görevliyken, neden şimdi bize saldıran bir kurum olsun? Empati kurmak gerekiyor, ortasını bulduktan sonra her şey çok güzel olacak ve biz bunun öncülüğünü yapacağız.

Röportaj için çok teşekkür ederim. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?


A.T: İnternet sitemize girip tüzüğümüzü okumalarını çok isteriz. Çünkü biz şimdiye kadar hiçbir siyasi partinin cesaret edemediği bir tüzük yazdık. Tüzük, bir partiyi yasal olarak bağlayan tek şeydir, sadece iktidar partilerinin tüzükleri ülkeleri yönetir. O yüzden tüzüğün çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Lütfen tüzük farklarımızı okusunlar.

HÜRHABER

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.