Haydar Baş:Müslümanların barış adresi Ehl-i Beyt’tir

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Irak’ın ulema yetiştiren saygın El Hekim ailesinin daveti üzerine gittiği Necef’te İmam Ali’nin türbesini ziyaret ettikten sonra Salı gecesi Necef’in önde gelen âlimlerinin de hazır bulunduğu bir toplantıda önemli açıklamalarda bulundu. “Biz İmam Ali Efendimizi, Necef şehrimizi, El Hekim ailesini, Sistani hazretlerini ve siz muhterem arkadaşlarımızı ziyaret etmek için buraya geldik. Ve bu ziyaretimizi de yaptık, Cenabı Hakk (cc) kabul etsin” diye sözlerine başlayan Prof. Dr. Haydar Baş, “Bugünkü ziyaretimizde arkadaşlarımız yaşadıkları haleti ruhiyeyi; “biz bir Arafat, bir hac ziyareti yapmış gibi olduk. O feyzi, o muhabbeti ve o aşkı aldık” diye ifade ettiler. Esasen bunlar birer hal olduğu için kelimelerle ifadesi de mümkün değil” dedi. Ayetullah El Uzma Seyyid Said El Hekim hazretlerini de ziyaret ettiklerini söyleyen Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Baş,  Seyyid El Hekim’in özetle şunları söylediğini ifade etti: “İslam konuşulan değil, yaşanan bir dindir. O’nu nezaket ve nezafetle tebliğ edecek ve de sonuca bakmadan siz sadece vazifenizi yerine getireceksiniz.”

Allah, insanı muhatap almıştır

İslam üzerine ilim ve hikmet dolu bir konuşma yapan Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Allah’ın Kuran’da muhatap aldığı tek varlık, insandır” dedi. Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “İslam, insan dinidir. Cenabı Hakk’ın (cc) Kuran’da muhatap aldığı tek varlık insandır. Cenabı Hakk (cc) Kuran’da iman ehlini, inanmayanları ve de münafığı anlatır. Ayetlerde Cenabı Hakk’ın (cc) anlattığı Fahri Alem Efendimiz’in de canlı olarak ortaya koyduğu esasen o mükemmel insan, bizim lisanımızla insanı kamil dediğimiz varlıktır.”

Mü’min kimdir?

“Cenabı Hakk (cc) bu alemi sonsuz bir malzeme yığını olarak halketti. Ama siz bu malzeme yığınından gönlünüze, bilginize ve hendesi hesapları bilmenize göre istifade edersiniz” şeklinde konuşan BTP Lideri sözlerine şöyle devam etti: “İslam bu malzeme yığınını iyi değerlendirebilmek, onu yerli yerinde değer kazandırabilmek için işte o mükemmel insanı yetiştiren dinin adıdır. Burada tabii onun ekmeliyeti, yani kâmil olması Allah’ı (cc) tanıması ve her an huzurunda olduğunu bilmesi ve mutlak surette hesap vereceğine inanmasıdır. Öyle ki otururken, konuşurken, yürürken onun adaleti hazır, şahitleri hazır, herhangi bir yerde hırsızlık yapma ya da bir cinayet işleme hesabına girmeyecek nitelikte bir iman muhakemesi var. İşte o insan bu sonsuz kâinat malzemesi dediğimiz varlıklar silsilesini şekilden şekle sokuyor. Gördüğümüz bütün bu eşyalar araç ve gereçler, otomobiller, uçaklar, evler ve apartmanlar hepsi bu malzemeden olan şeylerdir. Bu malzemeyi o hale getiren de o mükemmel insandır. Mümin ve Müslüman dediğimiz kişi ise bütün bu malzeme zincirini, insanların menfaatine kullanan varlıktır. Onun elinden ve dilinden bütün insanlık hayır görüyor, güzellik görüyor, fayda görüyor zarar görmüyor. Barış görüyor, fitne görmüyor. İnsanlar arasında huzur, muhabbet, dostluk ve de kardeşlik oluyor.”

Ehl-i Beyt’i sevmek farzdır

Müslümanların Resulullah’ın ve Ehl-i Beyt’i örnek alması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Haydar Baş sözlerini şöyle sürdürdü: “İşte İslam bu anlatmaya çalıştığımız insan modelini, insanı kamil dediğimiz kişinin şahsında ortaya koyuyor. Ve buna birinci olarak Cenabı Hakk (cc) Kuran’ı gönderdiği Muhammedini (s.a.a) en güçlü örnek olarak bize bildiriyor. İkincisi bu Kuran’ı müşahhas olarak hayatına geçiren Ehl-i Beyt’ini bize örnek olarak gösteriyor. Yani Allah (cc) ‘Rızamı kazanmanız için Ehl-i Beyt’in yolunda olmanız lazım ve Onları sevmeniz lazım’ diyor. Nitekim Şûrâ Suresi 23. ayeti kerimesinde Allah (cc) “De ki: Ben bu (peygamberliğimi tebliğime) karşılık sizden yakınlarıma sevgiden başka hiçbir ücret istemiyorum” buyurmaktadır. İmam Şafii Hazretleri bu ayetten hareketle ‘Ehl-i Beyt’i sevmek farzdır’ diyor. İşte bu sevgiden olacak ki bugün biz İmam Ali Efendimizi ziyarete geldik.”

Hz. Peygamberin Veda Haccı’ndan dönerken İmam Ali’yi kendinden sonra halife olarak tayin ettiğini söyleyen Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Peygamber Aleyhisselam Veda Haccı’ndan dönerken Gadir-i Hum denilen yerde Maide Suresinin 67. ayeti nazil oldu. “Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun.” Bu ayeti kerimede tebliğ etmesi gereken husus, Cenabı Peygamber Efendimizin İmam Ali Efendimizin hilafetini ilan etmesidir. Ve sahabesini o mekânda topluyor. Ala rivayet 100 bin kişinin toplandığı bir topluluk huzurunda Allah’ın Resulü İmam Ali’nin kolunu kaldırarak, “Bu Ali’dir. O’nu iyi tanıyın. O benim halifemdir. Benden sonraki imamdır” diyor. Gadir-i Hum hutbesinin 6 yerinde Allah’ın (cc) Sevgilisi buna benzer ifadelerde bulunarak, İmam Ali’nin hilafetini ilan etmiştir. “Ali benden sonraki halifemdir” demiştir.”

Allah’ın hükmü varken kimseye söz düşmez

“Halifelik konusunda ayet ve hadis varken hiç kimsenin söz söylemeye hakkı yoktur” vurgusu yapan Prof. Dr. Baş, “Onun için mesela Ehli Sünnet dünyasının “şura yoluyla seçim yapılmıştır, bu haktır” demesi İslam hakikatine uymamaktadır. Yani bendeniz bir Sünni olarak söylüyorum bunu. Hakikat şu ki, Kuran ve Peygamberin dediği varken, insan aklına cevaz vermek, hüküm vermek düşmez. Şimdi bunun devamı günümüzde “Eğer akılla vahiy çatışırsa akıl tercih edilir” deme noktasına gelmiştir. Hâlbuki bendeniz de medresede tahsil yaptım, İslam metoduna göre ayet ve hadis varken, Allah’ın Sevgilisi’nin hükmü varken hiç kimsenin söz söylemeye hakkı yoktur. İşte bu manzara maalesef İslam dünyasında ikiliğin ortaya çıkmasına ve zamanımıza kadar da bunun sürmesine vesile oldu” dedi. 

Bize emredilene uymalıyız

Halifelik konusunda yapılan çeşitli tartışmaların faydadan çok zarar getirdiğini söyleyen Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Benim inancıma göre Allah’ın Sevgilisi bana kime uyacağımızı söyledi. “Bu Ali’dir, benden sonraki halifemdir” dedi. Yani “O’na uyun” dedi.  Ben bu emre tabi oldum. Bazıları gibi de kalkıp, Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir’i de eleştirmedim. Bunun sebebi her ikisinin de Hz. Peygamberin kayınpederi olmaları. Şimdi ben kalkıp da bu ailenin içine girip tartışma yaratmama gerek yok. Bana denilene uymanın doğru olduğunu görüyorum. Bu da nedir? “Ali imamınızdır, Ali halifenizdir.” Buna uymaktır. İnancım odur ki; ben itaat ettim kazandım. Bu anlayışla yaptığımız çalışmalar Türkiye’de çok iyi netice verdi. “Aleviler Müslüman değildir” diyen insanlar “Yahu bunlar ne kadar güzel insanlar, kâmil insanlar” demeye başladılar. Allah’ın dediğine uyduk ve ümmeti barıştırma yoluna girdik.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.