Haydar Baş;KKTC\'nin tek çıkış yolu TAM BAĞIMSIZLIK

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Konya’da partisinin aday tanıtım toplantısında önemli açıklamalar yaptı. Konya’da vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programda 2 Kasım 2013’te Kıbrıs’ta gerçekleştirilen Milli Ekonomi Modeli ve KKTC Tarımı Sempozyumu’ndan bahseden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Yaklaşık 4 ay kadar önce Kıbrıs Türk Tarım Birliği’nin daveti üzerine Kıbrıs’a gittik. Orada bir Milli Ekonomi Modeli Kongresi yaptık. Kıbrıs şartlarında tarım ürünlerini için iç pazar yeterli değil, bundan dolayı dış pazara açılması şart. Bu şart için de Kıbrıs koşulları elverişli değil. Yetiştirilen ne kadar narenciye varsa Kıbrıslı kardeşlerimizin elinde çürüyor. Bize gelin yol gösterin, bu ürünlerimizi nasıl pazarlayacağız. Bir de bir Milli Ekonomi Modeli Kongresi burada yapın dediler. Bendenizin Kıbrıs’ta yaptığı tespitler şuydu; Esasen 1974 yılında adanın bağımsızlığı fiilen ilan edilirken rahmetli Bülent Ecevit ve rahmetli Erbakan müştereken aldıkları bir kararla Kıbrıs’a çıkarma yaptılar ve gerçekten Kıbrıs’ın bağımsızlığını ilan ettiler. Gelin görün ki o günden bu yana bu bağımsızlık, Türkiye tarafından kabul edilmiş görünse de dünya kamuoyuna kabul ettirilmediği için sanki burada bir Türk devleti yokmuş gibi bugüne kadar gelindi.”

KKTC tam bağımsız olmalı

KKTC’de yapılan son kongrede Kıbrıs’ın mutlaka bir bağımsızlık kararıyla dünyaya tanıtılmasının şart olduğunu bizzat ifade ettiğini söyleyen Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş sözlerini şöyle sürdürdü: “KKTC’nin narenciye ürünlerini nasıl olurda dünyaya pazarlayabiliriz üzerine bazı arkadaşlara görev verdim. Rusya ile yakın temasta olmamız hasebiyle Prof. Dr. Vladimir Lisiçkin bize bir müjde getirdi. ‘Biz Rusya’da konuştuk. Kıbrıs’ın 80 bin ton narenciyesini alacağız’ dedi. O kongrede ben dedim ki; Kıbrıs’ın mallarını pazarlayamıyorsunuz. Bunun bir tek sebebi var. O sebep de bağımsız diye kabul ettiğimiz KKTC, gerçekte bağımsız değil. Onun için de Kıbrıs’ın acilen bağımsızlığının ilan edilmesi ve bütün dünya devletleri tarafından da tanınması lazımdır. Bizim bu kongremizden sonra bugüne kadar Kıbrıs diye bir konusu olmayan batı bir anda ayağa kalktı. ‘Biz Kıbrıs meselesini çözeceğiz’ dediler. Nasıl çözeceksiniz? Bağımsız olmayın da ne olursanız olun. Gelin Rumlara köle olun. Sevgili arkadaşlar Kıbrıs’ın tek yolu var. O da nedir? Fiilen bağımsızlığına kavuşan KKTC’nin hukuken de bağımsızlığına kavuşması ve dünya devletleri tarafından tanınması lazım. Kim yapacak bunu? Siyaset yapacak. Siyaset zaten Türkiye KKTC’yi bağımsız kabul etmesine rağmen sanki KKTC bağımsız değilmiş gibi bir politika takınıyor. Etrafındaki devletlere de söylediği bir şey yok. Ben dedim bu işi yaparım. Vallahi de yaparım, billahi de yaparım. KKTC’nin cumhurbaşkanı gelsin görüşelim. Evvela KKTC’yi Rusya’nın tanımasını sağlarım, sonra da Türk dünyasına tanıtırım. Sonra da Uzakdoğu’ya tanıtırım.” 

KKTC elimizden çıkıyor

Kıbrıs’ta başlayan müzakere sürecinde Türkiye’nin kandırılmaya çalışıldığını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Şimdi önümüze bir av attılar. Bu avla bizi kandırmaya çalışıyorlar. Bu maddeleri okuyorum. Kurulması amaçlanan Federal Kıbrıs’ın hangi koşullarda oluşturulacağı, dört aydır süren pazarlıklar neticesinde ortak bir metinde toplandı. 
1- Yeni devlet, siyasi eşitlik temelinde iki toplumlu iki bölgeli federasyona dayalı olacak. 
Bu çok güzel gayet mükemmel. Futbolu bilenler bilir bunlar ara pası. Ondan sonra gole giderler.
2- BM ve AB’nin üyesi olarak tek vatandaşlık, tek temsiliyet ve BM’ye üye ülkelerin sahip olduğu özellikte tek egemenliği bulunacak. 
Bu da güzel...
3- Egemenlik Kıbrıslı Türk ve Rumlara eşit yayılacak. 
Bu da güzel...
4- Kurucu devletler yetkilerini federal hükümetten bağımsız kullanacak. 
5- Birleşik Kıbrıs vatandaşları ayrıca Türk ve Rum kurucu devletinden herhangi birinin vatandaşı olacak. 
Bu da güzel. Yani istediğin tarafın vatandaşı olacaksın. 
6- Hiçbir taraf diğer taraf üzerinde otorite ve idari yetkiye sahip olmayacak.
7- Birleşik Kıbrıs, her iki tarafta eş zamanlı ve ayrı ayrı düzenlenecek referandumdan sonra ortaya çıkacak. 
Şimdi gelelim asıl zehirlerine...
8- Başka bir ülke ile herhangi bir şekilde kısmi veya bütün olarak bölünme, birleşme ya da ayrılma hakkı yasaklanacaktır. 

İşte şimdi geldi golü attılar. Önce seni ortada gezdirecekler, başını okşayacaklar. Sonra da diyor ki sakın ha filan devletle birleşeyim diye düşünme. Yani ey Kıbrıs Türk halkı sakın hatırınıza Türkiye’yi getirmeyin, Türkiye’yi boşayacaksınız. Türk Silahlı Kuvvetlerine adayı biz yasak edeceğiz diyor. Bu metnin açık anlamı budur. Kıbrıs’ın tanınması lazım. KKTC bağımsız bir devlet olarak dünya devletleri tarafından tanındığı zaman hiçbir meselesi kalmaz. İstediği şekilde ticaretini yapar, alışverişini yapar. İç ve dış siyasetini belirler ve de dünya kamuoyunda olması gerektiği yere yerleşir. Şimdi bu olmadığı için hangi anlaşmayla olursa olsun KKTC’nin sonu hüsrandır. Nasıl 74 öncesi çocuklar ölü olarak bulunuyorsa, bir kör kurşunla KKTC’deki insanlar kurban gidiyorsa KKTC’nin geleceği korkarım ki bu noktaya doğru gitmek üzeredir. Eğer biz Türkiye olarak KKTC’ye sahip çıkmazsak çok samimi konuşuyorum böyle bir yavru vatan elimizde kalmayacak.” 

Haydar Hoca nereye giderse baştır

Kendisine karşı ‘Rus yanlısı’ diyerek bir karalama kampanyası yapanlardan bahseden Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Haydar Hoca nereye giderse gitsin baştır” dedi. BTP Lideri şöyle konuştu: “Haydar Hoca Rus yanlısı oldu gibi güya kendi kafalarınca bir küçültme propagandasına giriyorlar. Haydar Hoca nereye giderse baştır. Bunu nefsim adına konuşmuyorum milletim adına konuşuyorum. Evet, biz Rusya’yla çok sıkı bir diyalog halindeyiz, doğru. Ama arkadaşlar ben Rusya’dan bir şey almaya gitmedim. Rusya bana hiçbir şey vermedi. Rusya dedi ki; ‘senin ekonomi sistemin öyle bir sistem ki biz komünizmi yaşadık fayda görmedik. Kapitalizmi yaşadık daha kötü olduk. Senin sistemini yıllardan beri takip ediyoruz bunu uygulamak istiyoruz bize ne dersin?’ Ben de evvela bu tezin ülkemde uygulanmasını istediğimi belirttim. Bugüne kadar Türk kamuoyu bu görevi üstlenmedi. Alın uygulayın eğer tıkandığınız yerler varsa ben de size destek olurum dedim. 2006 yılından bu yana Milli Ekonomi Modeli’ni uygulamaya koydular. Onlar bizim sistemi uyguladıkça bir adım yaklaştılar, bir daha uyguladılar bir adım daha yaklaştılar. Öyle oldu ki Rusya nerdeyse benim sağ ayağım ve sol ayağım haline geldi. Ve arkadaşlar bana yaklaştıkça Müslümanlığın esintilerini de yaşama fırsatı buldular. Birçok arkadaşım orada Müslüman oldu. Yani ben Amerika’ya gitmedim, Amerika’nın esintisiyle kilise açmadım, Amerika’nın esintisiyle dinler bahçesi açmadım, Amerika’nın esintisiyle milyon dolarlar harcayıp kilise tamir etmedim. Ne yaptım? Ben Rusya’ya gittim bir Müslüman Türk olarak tavrımı koydum. İnsanlığımı ortaya koydum, çalışkanlığımı ortaya koydum ve onlar da bize bunlar Türk, Müslüman dediler. Kim söyledi bunu? Bir numaralı Türk düşmanı olarak bilinen insan Jirinovski söyledi. Çok muhterem Ünal Hocam şahittir.” 

Hayatı minnetsiz yaşadım

Türkiye’de kendisi kadar rahatsız edilen bir başka kişinin olmadığını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hayatı ben minnetsiz yaşadım arkadaşlar. Doğru yaşadım, dürüst yaşadım ama kurallarımdan zerre taviz vermedim. İnsanlar değil, beni denetleyenin ilahi irade olduğunu bilen bir kardeşinizim. Beni her zaman O denetliyor, kulların denetlemesi bir şey değil. Buna inandığın zaman yanlışın hiç çıkmaz. Nereden mi biliyorum? Arkadaşlar bana açılan dava dosyaları 40 bin sayfa. Türkiye’de bu kadar rahatsız edilen bir başka adam yoktur. Ama 40 bin sayfadan yargılanan Haydar Hoca bir ceza almadı. Neden böyle? Çünkü ben vatanıma, devletime, dinime ve askerime sımsıkı bağlıyım. Onlar benim bir parçam. Devlet düşmanlığı yapmak, asker düşmanlığı yapmak bu ülkede bir dönem revaçtaydı. Bu düşmanlıklar yapılırken ben, ‘ey millet sen ne yapıyorsun? Senin asker dediğin, devlet dediğin senin zırhındır. Bu olmadığı zaman yok olursun’ dedim. Haydar hoca derin devletin adamı dediler. Niye? Devleti yıkmayalım, devleti örselemeyelim, o devlet olmazsa biz yok oluruz dediğim için. Haydar Hoca askerin adamı dediler. ‘Askere dokunmayalım onlar bizim evlatlarımız. Yanlışları varsa telafi edelim, terbiye edelim’ dediğim için. Vallahi ne o devletin adamı ne de askerin adamıyım. Ben Allah adamıyım. Ama değil mi ki bu devlet ve bu asker bu milleti koruyor, bu kutsaldır. Buna dokunamazsın. Buna dokunduğun zaman Allah senin belanı verir. Ama Hocam bunların yanlışları yok mu? Benim böyle bir iddiam yok. Elbette yanlışları var. İnsan beşerdir, hataları olacak, yanlışları olacak. Bana Haydar Baba diyorlar, babaysam bu çocukları terbiye etmem lazım. Benim anlayışım bu.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.