Hakkını arayan esnafı da fişliyorlar!

Bir önceki yazımda İstanbul’da UKOME marifetiyle hatlı minibüsler üzerinden elde edilen büyük rantı ve UKOME’nin bu yaklaşımının sebep olduğu mağduriyeti dile getirmiştim.

 

Konuyu araştırdıkça ve derine indikçe daha büyük tehditler, zorlama ve şantajlar ortaya çıkıyor.

 

Bu ülkede hakkını aramak tabiri caizse şeytanla zar atmaya benziyor.

 

Büyükşehir’in toplu taşımada plakasız olarak çalıştırdığı İkarus marka otobüsler dava konusu edilir. Olayı mahkemeye taşıyan İkarus’ların da çalıştırıldığı hattaki minibüs esnafıdır.

 

Öyle ya. Dünyanın neresinde plakasız araçlar toplu taşımada kullanılabilir?

 

Mahkeme dosyayı haklı bulur ve gerekli kararı verir.

 

Vay efendim sen misin hakkını arayan.

 

Elebaşı olarak değerlendirilen zat fişlenir. Fişlenen esnaf bir süre sonra minibüsünün yıllık olarak yenilemek zorunda olduğu ruhsat işlemleri için UKOME’ye gider.

 

Adamacağız ruhsatını yenilemek için UKOME’de iken aracı ruhsatsız olduğu gerekçesiyle bağlanır. İyi de zaten herkes bu ruhsatı süre bitiminde yenilemekle mükellef. Olsun kadayıfın altına bakmadan üstüyle hüküm kesilir. Ve adamın hatlı aracı bağlanır.

 

Türlü bahanelerle araç otoparkta alıkonulur. Bir gün değil. Beş gün değil. Ruhsat yenilenmez.

 

Esnaf minibüsünü satmak zorunda bırakılır. Adamcağız hatlı minibüsünü ederinin altında sattıktan sonra ruhsat yenilenir ve araç yeni sahibi ile çalışmaya devam eder.

 

Mahkeme kayıtları ile sabit olan bu süreç sadece bir örnektir. Yaman bir örnek.

 

Bu ve benzeri örneklerle esnafa gözdağı verilir. Hakkını ararsan sana hayatı zindan ederim dercesine.

 

UKOME’nin araç dağıtımı ile ilgili son uygulamalarından sonra hakkını aramakta kararlı esnafın başına gelenler ise daha dikkat çekici.

 

Minibüs esnafı hukuksal olarak hakkını aramakta karar kılar.

 

UKOME yine bilindik fişleme çalışmalarına başlar.

 

Önce duraklardan bu dağıtıma karşı önde gelen esnafın plakaları istenir.

 

Kimden? Durak başkanlarından.

 

Yetmez.

 

Oda başkanları devreye sokulur.

 

Ki oda başkanları da tehdit edilmektedir.

 

Nasıl?

 

Daha önce il trafik komisyonunda üye olan ve UKOME kararlarında imza yetkisi bulunan oda başkanlarının imza yetkileri kaldırılmış ve yapılan kanuni düzenlemeler ile toplantılara gerek görüldüğünde sadece fikri alınmak üzere çağırılmakta.

 

Her şeyi düşünen UKOME, İstanbul’da böl, parçala, yut taktiğini de devreye koymuş.

 

İstanbul’da minibüs esnafını temsilen 28 oda bulunmakta. Oda sayısının 28’e ulaşmasında kimin öncü olduğunu söylemeye lüzum yok sanırım.

 

Bu 28 odadan herhangi birinin UKOME kayıtlarında imza vermesi kalan tüm esnafla birlikte odaları da bağlayıcı bir hüküm altına almakta.

 

Bu sayede UKOME minibüsler hakkında aldığı bütün kararları ‘Minibüs esnaf odasının oluruyla’ diyerek basına servis edebilmekte.

 

UKOME kararlarına karşı hakkını savunmakta ısrar eden esnafın hesabı da oda başkanlarından sorulmakta.

 

Esnafını UKOME kararlarının uygulanmasına ikna edememesi durumunda oda başkanının esnaf üzerinde etkisinin olmadığı dile getirilmekte, usulen de olsa davet edildiği UKOME toplantılarına davet edilmeyerek refüze edilmeye çalışılmakta.

 

Hal böyle olunca oda başkanının üstlendiği rol esnafın hakkını aramaktan ziyade UKOME ile iyi ilişkiler içinde kalabilmekten öteye geçememekte.

 

Bu şartlar altında odaların üstlendiği tek görev de UKOME kararlarını esnafa dikte etmekten öteye geçememekte.

 

Bu zor şartlar altında odalar yine de bir şeyler yapabilmeye gayret etmekte. Lakin hazırladıkları hiçbir ıslah projesi UKOME’de değerlendirilmemekte. Kısaca odalar da palazlandırılmayarak UKOME’nin istediği şartlar olgunlaştırılmakta 

 

Odalar bu içler acısı durumdayken esnaf da fişlenerek, tehdit edilerek bir esnaf birlikteliğinin oluşması engellenmekte

 

5216 sayılı yasa ile kendisine tanınan hakları kötüye kullanarak haksız rant sağlayan UKOME kararları ancak bölge idare mahkemeleri tarafından durdurulabilmekte.

 

Esnafın hakkını savunabilmesi için bölge idare mahkemesinde dava açılabilmesi ise UKOME’nin aldığı bu kararın ya üst yazıyla ilgili kurum ve kişilere tebliği ya da internette yayınlanması ile mümkün.

 

Fakat UKOME bu yolu da kapatmak için alınan kararları ne üst yazı ile nede internet vasıtası ile ilan etmemekte, geciktirmekte. Bu üst yazı olmadan çalışmaya başlamaları hukuksal olarak mümkün olmayan araçları ise malum tehditler ve şantajlarla duraklarda çalıştırtmaya başlayarak defackto bir durum oluşturmakta.

 

Hala direnebilen hakkını hukukunu bilen esnaf ise hakkını arayanların acı hikayeleri dillendirilerek, yaşanmış örnekler yinelenerek, fişlenerek, oda başkanları devreye sokularak ve sonuçta hepsi korkutularak haklı davalarından vazgeçirilmeye çalışılmakta.

 

Yine de hakkını arayan esnaflar ise olayın son perdesinde mafya ile karşı karşıya bırakılmakta.

 

‘Kardeş, bu arabaları ben aldım. Aklınızı alırım’ tarzında telefonlarla hukuksal süreçte hakkını aramakta kararlı esnaf alenen tehdit edilmekte.

 

Mafyamatik bu yöntemlerin devreye girdiği olaylar kendisine ulaşabilen esnaflar tarafından kendisine anlatıldığında ise UKOME başkanı sayın Muzaffer Hacıosmanoğlu sadece bu olayları duymazdan gelmekte.

 

E öyle ya 900 bin liralık aracı 2 milyonluk hatta gönderiyorsan bu aradaki farkı paylaşan birileri muhakkak olacak.

 

Konu hakkında esnaf ile birlikte görüştüğümüz ve konuyu detaylarıyla TBMM’ye taşıyarak soru önergesi veren MHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Celal Adan’a şahsım ve hakkını aramakta kararlı esnaf adına özellikle teşekkür ediyorum.

 

Özetle; devlet kurumlarında kanunun kendilerine tanıdığı yetkileri kullanırken temel hukuk normlarını çiğneyen ve adaleti rafa kaldıran bir UKOME ile karşı karşıyayız.

 

Olayda UKOME var, mafya var, direnmeye çalışan esnaf var.

 

Sorum şu. Bu saatten sonra İstanbul’da mafya ile minibüs esnafı arasında yaşanabilecek her türlü olayda UKOME ve UKOME başkanı azmettiricidir demek yanlış mı?

RÜSTEM FIRAT

GAZETE2023 ÖZEL HABER

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.