Gül.Suriye\'de çözümde bölge ülkelerinin yaklaşımı önemli

4. İstanbul Forumu'nda yaptığı konuşmasının ardından katılımcıların İsrail ile ilişkiler ve Suriye'de gelinen nokta ile ilgili sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Gül, "Diplomatik sonuç, bir taraftan Güvenlik Konseyi'nin beş ülkesi, diğer taraftan da dolaylı olarak bu işin içinde olan ülkelerin bir araya geleceği çok sıkı bir çalışma ile olur. Siyasi ve diplomatik sonucun yolu budur" dedi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Stratejik İletişim Merkezi (STRATİM) tarafından düzenlenen 4. toplantıdaki konuşmasının ardından katılımcıların sorularını cevapladı. Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde yer alan bilgiye göre, "İsrail ve Türkiye arasındaki ilişkilerde bir gelişme görüyor musunuz? İki ülke arasındaki yakınlaşmayı sağlamak için ne yapmalı?" şeklindeki bir soru üzerine Gül, "Bununla ilgili Türkiye'nin temel beklentileri vardır, bu beklentilerden bazıları hemen karşılanacak gibi olandı, yani özür dileme meselesini biliyorsunuz. Bunu İsrail hükümeti yaptı. Diğerleri de heyetler arasında görüşmelerle mesafe alınıyor. Biraz sessiz gidiyor ama heyetler bir araya gelip konuşuyorlar ve umarım ki bir neticeye ulaşılacaktır" diye konuştu.

-"SİYASİ VE DİPLOMATİK SONUÇ İÇİN BÖLGE ÜLKELERİNİN BAKIŞ AÇILARI DA DEĞERLENDİRİLMELİ"-

Suriye'deki gelişmelere ilişkin bir soruya da Gül, "Bu savaş çok dar kapsamlı bir savaş değil şu anda biliyorsunuz. Bu savaşın gruplarını, taraflarını destekleyenlere baktığımızda biraz önce söylediğim gibi bunun bir "proxy savaşı' haline dönüştüğü kaçınılmaz" yanıtı verdi. Gül, şunları kaydetti:
"Ayrıca Soğuk Savaş mantalitesinin de devrede olduğu hep görüyoruz. Bu çerçeve içerisinde ilgili ülkelere baktığımızda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi olan ülkeler de var; direkt bu işin içinde olan, yani bu işi takip eden bölgeye çok yakın yine güçlü yapıları olan bölge ülkeleri var. Şimdi böyle olunca önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kesinlikle bir neticeye, bir mutabakata varması gerekir. Bu şimdiye kadar gerçekleşmedi bunun çeşitli sebepleri olabilir. Rusya'nın ne için burada direndiğini bana sorarsanız bir buçuk sene önce Rusya ve İran'ın bu işin içinde olması gerektiğini söyledim. Özellikle Libya'da ki ilk müdahaleden sonra bazı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerinin Rusya'yı tamamen, Rusya evet dedikten sonra tamamen saf dışı bırakmış olmalarının herhalde Rusya'nın unutmasını beklemek mümkün değildi. Doğru- yanlış bunlar ayrı, ben reel bir bakış açısını ortaya koymak istiyorum ki adımların ona göre atılması gerekir. Dolayısıyla bu süreç içerisinde Rusya'nın takındığı tavır benim için hiç sürpriz olmadı. Şimdi gelinen noktada nihayet kimyasal silahlarla ilgili bu son anlaşmada Suriye'de olup bitenlerin uluslararası güvenlik için tehdit olarak sınıflandırılması çok önemli, çünkü 7. madde ancak böyle işler. Bundan sonra herhangi bir şekilde çok daha büyük bir insanlık dramı, devam eden savaşı daha da büyütecek bir olay olduğunda veyahut da herhangi bir şekilde kimyasallarla ilgili dürüst adım atılmadığında yeni bir Güvenlik Konseyi kararına gerek olmadan hareket edilebileceğini tahmin ediyorum. Şimdi bu kapı açılmış oldu. O açıdan bu önemli bir şey. Birinci Cenevre'de tamamen taktikti ve vakit kaybedildi. Şimdi İkinci Cenevre'nin kesinlikle öyle olmaması gerekir. Onun için hemen acele yapılması çok önemli değil. İyi hazırlık yapılıp gidilmesi çok önemli oraya. İyi hazırlığın yapılması ve perde arkası çalışmaları mutabakatların en iyi şekilde sağlanması gerekir. Yoksa hazırlıksız bir şekilde gidip de masanın etrafında münakaşa başlarsa, onların nasıl bittiğini hepimiz biliriz, içinde olduğumuz süreçlerdir bunlar. Ama uluslararası BM Güvenlik Konseyi'nin mutabakatı da yetmez. Bölge ülkelerinin hepsinin kendi tehdit algılamaları var. Bunları da göz ardı ederseniz yine olmaz bu iş. Yani istikrarsızlık yine sürer. O bakımdan böyle bir katılımla benim önerim buydu. Geçen hafta New York'ta da birçok platformda bunu söyledim. Bir taraftan Güvelik Konseyi'nin beş ülkesi diğer tarafta da bu işin dolaylı olarak içinde olan ülkelerin de bir araya geleceği çok sıkı bir çalışma ile ancak diplomatik sonuç bu şekilde bulunur. Siyasi ve diplomatik sonucun yolunun bu olduğunu söylüyorum. Diplomatik ve siyasi yol olmazsa o zaman her şey kalıyor." (ANKA)
(HM/ÖZK)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.