Feyzioğlu: Yeni Fransa, Yeni İngiltere var mı?

Konyaaltı Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (KONYSİAD) Rixos Downtown Hotel’de düzenlenen toplantısının konuğu, TBB Başkanı Metin Feyzioğlu oldu. KONYSİAD Başkanı Emin Altıner, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) Başkanı Ali Eroğlu ve iş dünyasının önemli isimlerinin katıldığı toplantıda yeni üyelere rozetleri takıldı.

“YENİ FRANSA” DİYE BİR ŞEY VAR MI?

Hiçbir devletin kuruluş felsefesinden vazgeçerek yaşamını sürdüremeyeceğini kaydeden, ‘Yeni Türkiye’ kavramına ilişkin de eleştirilerde bulunan Metin Feyzioğlu, “Bu ‘yeni’ kelimesi cazip mi geliyor? Yeni kelimesiyle farkında olmadan el altından yeni bir devlet, rejimin kurulması kastediliyorsa size rağmen, doğmamış çocuklarınıza, torunlarınıza rağmen bir şey yapılıyor demek. Hepimiz biraraya gelsek, doğmamış çocuklarımızın geleceğini ipotek altına alacak bir rejim değişikliği yapamayız. Yeni bir devlet, rejim getirme yetkimiz yok. Kuruluş iradesi, felsefesini, elbette 21’nci yüzyılın şartlarına uyarlar, toplumun önünü açıcı yaparsanız ama hiç kimse ‘Yeni Fransa, Yeni İngiltere, Yeni Almanya, yeni ABD’ bunu demez. Devleti yenileme iddiasında yeni bir devlet, rejim kurma iddianız yoksa. Türkiye’deki kavram karmaşası ya da kavramlarla oynanarak yapılan algı yönetimine çok dikkat edilmelidir” ifadelerini kullandı.

HIZLI TRENİ ÖVEREK MUHALEFETİ ELEŞTİRDİ

Hukuk devletinin inşası için etkin bir muhalefetin varlığını zorunlu kıldığı ve çünkü son kalenin o olduğunu anlatan Feyzioğlu, aksi takdirde maçın tek kale oynandığını belirterek, şöyle devam etti; “Suni gündemlerin kuyruğuna takılmış, kendisine çizilmiş rotada bilinçsizce yürüyen muhalif siyasi partiler toplumun gündemini bilemezler de, çare de üretemezler. İnsanları öcülerle korkutarak etkin muhalefet olmaz. Örnek Türkiye’nin hızlı tren yolculuğunda trenin Düzce’de bozulmasına mutlu olarak değil, önce üzülüp sonra ‘Bu tren iyi bir hizmettir. Türkiye’nin her yerine yapmak lazım ve bu trenin cıvatası, bilgisayar programına, vagonuna her şeyiyle Türkiye’de üretilmesi mümkündür. Bir treni üretirken borçlanarak değil, zenginleşerek üretmek lazımdır’ demek bir çözümdür. Bu insanların toprağında refah içinde yaşamasını sağlamaktır. Bunları düşünmek için halkın içinde, bir parçası olmak lazım. O halde ‘halka inmek’ cümleleri yerine ‘halkın bir parçasıyız’ zaten demektir. Hala ‘halka inmek lazım’ diyenlere ‘sen becerebiliyorsan önce halka çık’ demek lazım. Halk küçümsenerek hor görünerek, halka rağmen herhangi bir iş yapılamaz ve halkın desteğini almayan her yapı suni, dış destekli ve yürütülemez.”

ENERJİ ÜRETECEĞİZ DİYE ÇEVREYİ YOK ETMEMELİYİZ

‘Altın üçleme’ olarak gösterdiği enerji, ekonomi ve çevrenin optimum seviyede durmasını sağlamanın devletin görevi olduğunu belirten TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, bunun için o devletin hukuk devleti, demokrasi olması gerektiğini söyledi. Yaşam için enerjinin gerekli olduğunu belirten Feyzioğlu, “Enerji üreteceğiz diye çevreyi yok etmemeliyiz ve tüm bunları ekonominin dengeleri içinde yapmalıyız. Bugün itibariyle Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı yüzde 78. Santrallerimizin 9bb5940b2378141a9e9aeccd5cfb14b5kurulu gücünün yüzde 50’sini kullanıyoruz ve Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinin bir birim mal üretme için harcadığı enerjinin tam iki mislini harcıyoruz. Ne kadar ciddi rakamlar. İsraf ediyoruz ve buna rağmen madencilerimizi acımasızca hiçbir güvenlik önlemi almaksızın yerin yedi kat dibine köle fiyatına gönderiyoruz. 8 bin zeytini, 480 dönümü bir gecede kökünden kazıyoruz, elektrik santrali için. 30 metre derinlikte yeraltı suyu olduğunu bile bile 270 metre derinlikte kömür kazısı yapıyor, o kömür kazısını yapabilmek için suyu deşarj etmek gerektiğini okuma yazma bilmek yeterli olduğu halde bu kadar rapora rağmen anlamak istemiyoruz. Ve hepsinden önemlisi petrol zengini ülkeler ve İsrail, Afrika’da 20-30 yıl sonrası için tarım arazisi kiralamaya başlamış, nüfuslarını nasıl doyuracağını planlarken, biz Anadolu’nun tam ortasında bize buğday deposu olarak gösterilen yeri madencilikle tarımdan koparıyoruz.”

ERMENEK’TE 1 AYDA SADECE ÇIKAN TOZ 70 BİN TON

Bir ayda orada çıkan hafriyatın havaya 70 bin toz yaydığını, aktaran Feyzioğlu şunları söyledi: “Hafriyatın kendisi değil, bu toz rüzgarla tüm Konya, Karaman ovasına yayılıp ürün kalitesini düşürecek ve 60-100 bin tarım işçisi işsiz kalacak. Buda 500 bin kişinin aç kalması demek. İşin doğrusu orada birilerine kısa vadeli birtakım imkanları sürdürülemez bir çevre pahasına, yaşamı katletme pahasına sunmak adına. Ben enerji üretmeyelim demiyorum, sadece sürdürülebilir şekilde üretelim. Bunu yapacak sağlayacak tam da bu noktada devlet. O devlet hukuk, demokrasiyle yönetilen bir devlet değil ise yönetenlerin o günkü tercihlerine göre kaynaklarınızı istediğine acımasızca, sizin menfaatlerinizi hiçe sayarak akıtabilir. Hukuk devleti ve demokrasi, aslında soluduğumuz hava.”

TÜRKİYE İLLİBERAL DEMOKRASİ

Bugün Türkiye, Türk demokrasisinin uluslararası alanda illiberal, liberal olmayan demokrasi olarak adlandırıldığını belirten Feyzioğlu, “İktidarın sandık yoluyla hala değişebildiği ama sandıktan çıkanın iktidarını mutlak gördüğü, iktidarını eleştiren herkesi, rakip değil hain ilan ettiği ve her türlü hukuksuzluğun karşısına cevap olarak ‘sandığa gelin’ diye gösterdiği demokrasi illiberal bir demokrasi. Aslında tüm anlamıyla bir demokrasi değil. İlliberal, özgürlükçü olmayan demokrasiyle diktatörlüğü birbirinden ayıran çok ince çizgi. O zaman iş devletin kurumlarını işleten kişilerin kamu görevlilerinin yarın bir gün iktidar değişebilir düşüncesini taşımalarına kalır” dedi.

BEN BU SÜREÇTEN ÇOK UMUTLUYUM

Bu süreçten çok umutlu olduğunu belirten Feyzioğlu, “Cumhuriyetin kuruluş felsefesini değiştirmek isteyenler, yanlış uygulamaları değil, kuruluş felsefesini hor görüp değiştirmek isteyenler ve Atatürk’ün ilkelerini, onun yaptıklarını görmezden gelip küçümseyenler, kanaatimce bugün yaşadıklarımız bunların ya cahil ya da cahilleri kandırmak isteyen hainler olduğunu ispatlamıştır. O zaman şimdi hem Türkiye Cumhuriyeti’ni, hem de Atatürk ve Atatürkçülüğü bir daha okumak ve öğrenmek, bize öğretildiği gibi değil, olduğu gibi öğrenmek ve uygulamak gerekir. Şimdi bunun zamanıdır. Bu zor süreçten çıkarmamız gereken ders bence ortak paydada nasıl buluşacağımızdır” dedi.

YÜZÜNCÜ YIL MARŞINI BESTELEYECEĞİZ

Siyaset mekanizması aktörleri, figüranlarının aynı dersleri çıkarması gerektiğini söyleyen Metin Feyzioğlu, “Onuncu Yıl Marşını okuduğumuz heyecanla el birliğiyle 100’üncü yıl marşımızı besteleyeceğiz. Onuncu yıl marşımızı heyecanla okumaya devam edeceğiz, ama onuncu yıl marşının sermayesini yemeye devam etmeyeceğiz, işte çözüm, çıkış buradadır” diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.