Erdoğan vesayetinin siyasete prangası
 Zaman gazetesinden Zekai Özçınar Türk siyasrtine düşen Erdoğan vesayetini yazdı.

İşte o analiz;


Siyaset sahnesindeki tek kişilik tiyatro gösterisi, koalisyon seçeneklerini tüketti. Kişisel vesayetin siyasete nasıl pranga vurduğu görüldü. Hükümet kurulamaması ve tekrar seçim, Erdoğan'ın 7 Haziran'da yazmaya başladığı senaryonun gereğiydi. AKP'den daha ilk günden yükselen ‘kaos' sesleri boşuna değildi. Millet pişman olacak, AKP ve başkanlık sistemi aranacaktı! ‘İktidar' stratejisi, başkanlığı halkın önüne şimdi daha gür sesle sürecek.

Koalisyon arayışı görünümlü ‘oyalama' tiyatrosu,  72 gün sahnede kaldı. Erdoğan, görevlendirme için bir ay bekledi. Hükümeti kurma görevi verdiği  AKP lideri Ahmet Davutoğlu da acele etmedi. Zaten, istifa eden hükümet, istediği gibi ülkeyi yönetiyor, kararlar alıyor; muhalefetin sesi de eskisi gibi gür çıkmıyordu. Süreç uzatılırken Erdoğan koalisyona hep kapalı oldu. ‘Tekrar seçimden' bahsetti, kendisini tartıştırmayacağını açıkladı. İktidar medyası ise yaptığı yayınlarla, koalisyon görüşmelerini adeta torpilledi. PKK saldırılarının artması ise ülkedeki atmosferi birden değiştirdi. Erdoğan'ın, Davutoğlu'na ‘intihar etme' uyarısının ardından, CHP ile ipler koptu.

Her şey, iktidarı bırakmamaya kurgulanmıştı. Bütün koalisyon seçeneklerinde, Saray, zamanla sınırlarına çekilmeye zorlanacaktı. Başka bir partinin alacağı bakanlıklarda 13 yıl boyunca dönen hukuksuzluklar ortaya çıkacaktı. Gücü elinde tutanlar, böyle bir riske giremezdi. Bu psikolojinin, 4 şartı ileri sürmese bile MHP'li koalisyon seçeneğini de tükettireceği açıktı. Erdoğan'ın Devlet Bahçeli'ye ‘edep' imalı sert sözleri işaret fişeği oldu. Danışmanı AKP Milletvekili Aydın Ünal'ın Bahçeli'yi hedef alan “Ağzından köpükler saçan...yalayan” ifadeleri de sadece ‘edeple' izah edilemezdi. Tesadüf olmayan hamleler yumağında sonuç sürpriz olmadı.

Davutoğlu ve Saray ekibi, şimdi kilitlenmenin sorumluluğunu CHP ve MHP'ye yıkmaya çalışıyor. “Türkiye'yi hükümetsiz bıraktılar” diyecekler meydanlarda.  Ancak, kamuoyu,  süreci kimin kilitlediğinin farkında. Kaldı ki, iki parti, gerçekte reddedilmesi yadırganacak makul şartlar ileri sürdü. CHP, imam-hatipler gibi hassas alanlarda garanti bile verdi. Erdoğan'ın anayasal sınırlarına çekilmesi ve yolsuzluk dosyaları örtüşen iki şarttı. Bunları reddeden Davutoğlu, Saray'ı aşamayacağını gösterdi. ‘Paralel darbe' bahanesi ileri sürdü.  ‘Yolsuzluk yapan babamın oğlu olsa, kolunu keserim' sözüyle bir kez daha çelişti. Görevi  iadeyi,  ‘gerekmesi halinde' kaydını düşerek geciktirmesi de etik değildi.

GÖREVİ KLIÇIDAROĞLU'NA VERECEK Mİ?

Top yine senaryo yazarında. Erdoğan, Davutoğlu kuramazsa görevin CHP'de olacağını “Hükümet kurulamazsa, siyasi ahlakım gereği bu kez en fazla oy almış ikinci partinin genel başkanına veririm.” sözleri ile haziranda kayda geçirmişti. Bu sözü tutup tutmayacağı merak konusu. 23 Ağustos'ta anayasal süre doluyor. Seçim yolu iyice açıldı ama süreç tartışmalara gebe. Erdoğan, Anayasa'ya göre 45 günlük süre dolduğunda siyasi partilerin isterlerse yer alacağı, ülkeyi 3 ay içerisinde seçime götürecek geçici hükümet kuracak mı? Seçim kararı, Meclis'e mi yıkılacak? Siyasi gerilim derecesi ne olacak? Soru ve ihtimal bol. Görünen ise AKP'nin ‘Saray entrikaları' ile iktidarda kalmayı başardığı, muhalefetin tiyatroyu sonlandıracak beceri sergileyemediği.

Anahtar Kelimeler:
ErdoğanSiyasetteVesayeti
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.