Erdoğan Esad'lı Suriye'ye razı olacak!

 Cumhuriyet'in sorularını yanıtlayan Selahattin Demirtaş, Türkiye ve Rusya arasında yaşanan gelişmelere dair şunları söyledi:

"Putin hiçbir şey olmamış gibi davranmayacaktır. Uluslararası ilişkiler ‘dostum Putin', ‘canım cicim' değildir, çıkara dayalıdır. Ruslar şimdi intikamlarını zamana yayarak sakin sakin almanın tadını çıkarıyorlar. Rus-Türk ilişkilerini düzelecek diye görmüyorum. Rusya, Suriye'deki hiçbir çıkarından vazgeçmez. Erdoğan'ı kendine mecbur edecektir; (Suriye Devlet Başkanı Beşar) Esad'lı bir çözüme razı edecektir."

Demirtaş'ın sorulara verdiği cevaplar ana başlıklarıyla şöyle:

‘DARBEYİ EŞİMDEN ÖĞRENDİM'

"İstanbul'dan Diyarbakır'a geçmiştim. Akşam (15 Temmuz gecesi) eşimle birlikte oturuyoruz, çocuklar da uyuyor. Eşim sosyal medyayla uğraşıyordu. Bir anda, 'İstanbul'da garip bir şeyler oluyor' dedi. Gelişmeler dikkatimizi çekmeye başladı. Birkaç fotoğraf görünce tuhaflığı anlıyorsun. Ben Hasdal'da EMASYA birliğinde askerlik yaptım. Polisin yetersiz olduğu durumlarda askerin devreye girdiği bir birlik. Baktım öyle bir birliğin çıkması çok anormal bir olay. Darbe girişimi denilmeden, bir tuhaflık olduğunu hissettim."

‘HÜKÜMET ‘PAZARLIK YAPIYORUZ' DEDİ'

"Birkaç telefon trafiği yaptım. Ben doğrudan değil, ama vekil arkadaşlarım bakanlarla telefonla görüştü. ‘Evet bir girişim var, pazarlık yapıyoruz' dediler. Bize hükümetin ilk ilettiği, ‘Geri çekilsinler diye pazarlık yapıyoruz' bilgisiydi. ‘Çekilmezlerse müdahale başlayacak' denildi. İlk gelen bilgiler durumun iyi görünmediği yönündeydi. Şöyle bir bilgi de aldık hükümetten o akşam: Darbe gecesi ya da ertesi günü birkaç yüz kişilik bir liste belirlenmişti askerden ve gözaltına alınacaklardı. Bunu duymuşlar ve bu nedenle darbeciler o gece harekete geçmişler."


 
‘UÇAKLAR İLK DEFA TERS TARAFA GİTTİLER'

"Darbe akşamı evde kaldım. Belediye başkanlarımız eve geldiler. İşin doğrusu evden ayrılmamı isteyenler de oldu. Daha güvenli bir yere gitmeye çok gerek duymadım. Yapacakları varsa zaten nereye gideceksin? Sıkıyönetim bildirisi TRT'den okundu, beş dakika sonra da aşağıdan bir düğün konvoyu geçti. Sokakta sıkıyönetimin olmadığını anladım."

‘DİYARBAKIR'DA, SOKAKTA TEK BİR AKP'Lİ BİLE YOKTU'

"İzmir ve Adıyaman'la görüştüm. Hiçbir tuhaflık yoktu. Birkaç saat içinde ordunun tümünün darbeye dahil olmadığı anlaşıldı. Şehri de evi de terk etmedim. Uçaklar benim evin üstünden uçtular ve ilk defa ters tarafa gittiler. Diyarbakır çok sakindi, tek bir AKP'li bile sokakta yoktu."


‘DARBENİN TEK MAĞDURU ERDOĞAN DEĞİL'

"Darbenin tek mağduru olarak Cumhurbaşkanı kendini kodluyor. Herkes ona geçmiş olsun demeli, herkes onun üzerinden darbeyle hesaplaşma moduna girmeli. HDP bunu yapmadığı için çok rahatsız. Parlamento bombalanmış, bu işin mağduru yalnızca Cumhurbaşkanı değil. Darbe başarılı olsaydı tek bir vekil ya da genel başkan dışarıda olmayacaktı. Cumhurbaşkanı'nı alsalardı, arkasından bakanları, genel başkanları ve vekilleri tutuklamak isteyeceklerdi. Dayanışma ortak olmak zorunda. Ortada bir ‘taziye' varsa, taziyenin sahibi tek Erdoğan değil. Hepimiz mağduruz, toplumun kendisi mağdur.

‘ERDOĞAN DÜŞMANSIZ YAŞAYAMAZ'

"Erdoğan'ın siyasi bir hedefi var. Türk milliyetçiliğine, şovenizme ihtiyacı var. HDP'nin içinde olduğu bir birliktelikten bu çıkmaz. HDP, Türk milliyetçiliğine hizmet etmez, istese de edemez. Bir de Erdoğan düşmansız yaşayamaz. Ne kadar uzlaşma derse desin, Yenikapı'daki konuşması çok vasattı. Çünkü kimseye saldırabilecek durumda değildir. HDP ona ‘düşman, tehdit' algısı yaratmak için lazım."


‘YENİKAPI'YA ÇAĞRILSAYDIM DA GİTMEZDİM'

"Yenikapı'ya çağrılsaydım da gitmezdim. MYK'nin görüşü buydu. Öncesinde biz bir araya gelmeliydik. Liderler zirvesi bizim çağrımızdı. Şimdi yalnızca Yenikapı'ya çağrılsaydık; hangi konuda uzlaştık, tam olarak ne için geliyoruz diye sorardık. Bunların hepsi karanlıktayken oraya gitmemizin bir anlamı yoktu. Diğer partiler ne üzerinde anlaştılar bilmiyorum. Cumhurbaşkanı, CHP ve MHP kendi bildiğini söyledi. Ortada bir uzlaşma yok. İnsanlar ortak bir duyguyla oraya gittiler ama sahne öyle değildi. Bu koşullarda gitmezdik ama gidebileceğimiz koşulları yaratmak isterdik. Yenikapı'da Kılıçdaroğlu konuşurken alanda kaç tane CHP'li vardı. Yenikapı'da 79 milyon yoktu. Biz yoktuk, CHP tabanı da yoktu. Yenikapı'ya saygı duyalım ama 79 milyon kenetlendi demeyelim."

‘ÜÇ PARTİNİN DE GÜLEN'LE İLİŞKİSİ VAR'

"Bizim Gülen cemaatiyle hiçbir ilişkimiz olmadı. Gülen'e dönük haksızlıkları da eleştiren bir noktada olduk. CHP, MHP ve AKP belli bir noktada bu örgütle ilişkiye girdiler. ‘Çatı Cumhurbaşkanı adayı' böyle belirlendi. CHP'nin yönetiminin haberi yoktu, basından duydular ve şoke oldular. MHP son döneme kadar Gülen örgütüyle ilişki içindeydi. Bu üç partinin katkıları sorgulanmadan darbeyle yüzleşilmez."

DURSUN ÇİÇEK, KILIÇDAROĞLU'NA NE ANLATTI?

Ankara kulislerinde ‘Ordu içinde darbeye hazırlananlar var, Erdoğan gidecek, sert muhalefete gerek yok diyenler vardı. Dokunulmazlığın kaldırılmasına bu kadar evet denilmesinin nedenlerinden birinin bu olduğu söyleniyordu. Dursun Çiçek karargâha çağrılmış, brifing verilmiş ve Kemal Bey'e (Kılıçdaroğlu) bir şey anlatmış. Ne anlatmış bilmiyoruz ama ondan sonra televizyona çıkıp (dokunulmazlık konusunda) evet diyeceğiz açıklamasını yaptı. Bunların açıklanması lazım."

‘UZLAŞMA NEDİR, HABERLERİ YOK'

"Yenikapı sahnesinde hiçbir şey olmamış gibi çıkıp, ‘Hepimiz Fethullah karşıtıydık, milli birlik ne güzel' denilmesini riyakârlık olarak tanımlıyorum. Doğru, ilkesel ve ahlaki bir birliktelik kurulmamıştır. Çöpler halının altına süpürülmüştü. Çöp yığını metan gazı biriktirir ve patlamalara yol açar. Darbe onlardan biriydi. Şu anda aynısı devam ediyor. Çok daha ilkesiz bir uzlaşmadan söz ediliyor. Kimsenin ne üzerinden uzlaştıklarından haberi yok. Uzlaşmak güzeldir, fakat bunun ilkeye dayanması lazım. Yenikapı'da bir araya gelenler Türkiye'yi nereye götürecek? Ben üç partinin üst yönetiminin hem darbe hem de Gülen konusunda sıkıntılı olduğunu düşünüyorum. HDP bu iki konuda en temiz partidir."

‘İHSANOĞLU GÜLEN'İN FISILDADIĞI ADAY'

"Ben de Cumhurbaşkanı adayıydım. Oradan (Gülen) destek gördü çatı adayı (Ekmeleddin İhsanoğlu). ‘Cemaatin desteği olmadan oyu artırılamaz, dolayısıyla bu adam iyidir' diye bir şekilde kabul ettirildi. Ben cemaatin desteklediği ya da doğrudan Gülen'in fısıldadığı bir aday olduğunu düşünüyorum."


‘DARBECİLERİN BAKANLAR KURULU LİSTESİ VARDI'

"Darbeden kimi AKP'lilerin bilgisi olabilir. Hâlâ darbenin bakanlar kurulu listesi açıklanmadı. Bence böyle bir liste var. AKP içinde Erdoğan'dan uzun süredir rahatsız olan bir klik var. Bunlar darbecilerle, Gülen'le her an ilişki içinde olabilir. Darbeyi desteklemiş demeyelim, duysa bile önlemeyecek, kendisine fikir sorulsa bile buna karşı çıkmayacak birçok isim var AKP'de. Öğretmene kadar işten attılar; öğretmen, hâkim, savcı bakan olmayacaktı herhalde. Kim olacaktı bunu açıklamıyorlar. Benim iddiam, AKP içinde eski siyasetçilerden de olabilir bir bakanlar kurulu listesi vardı. Demokrasi şölenlerinde konuşma yapan pek çok siyasetçi belki de darbecidir. Bunu bilmiyoruz."
‘DARBE SONRASI 12 TEBLİGAT GELDİ'

"Darbeden sonra 4. günde benim evime bir defada 12 tebligat yapıldı. Zaten toplamda 93 tane var. 5 tanesi öncesi gelmişti, darbeden sonra 12 tane geldi. Savcılar bir şey yapmışlar, biz buradayız unutma demek istemişler. Darbe atlattık ama sizi unutmadık demişler. Zorla götürmeye yönelik bir karar alınmadı. Tepeden Adalet Bakanlığı'na savcılar zorla getirme yapmasınlar, mahkemede dava açılsın, zorla getirme olursa mahkemenin kararı olsun diye talimat geldiğini biliyorum. Biz mahkemeye de gitmeyi düşünmüyoruz."

‘BARIŞ İÇİN YÜZYILIN FIRSATI KAÇTI'

"Çok tarihi bir fırsattı. Toplum çözüm anlamında belki de hiç bu kadar hazır değildi. Darbeyi atlatmış, travma yaşamış bir toplum iç barış konusunda müthiş hevesli olur. Ya Türk milliyetçiliğine ya da iç barışa evrilmesi konusunda eşit fırsat vardı. Bizim edindiğimiz izlenim; arkadaşlarımız bürokratlarla ve siyasetçilerle görüşmeler yaptılar; yeni bir heyecan vardı; Erdoğan hariç. Avukatların İmralı'ya gitmesi için Adalet Bakanı (Bekir Bozdağ), Erdoğan'ın Ankara'ya gelmesini ‘Beyefendiye soralım' diye dört gün bekledi. Bu ihtimal için Ankara'da farklı bir beklenti vardı. Ancak hepsi Erdoğan'a gözünü dikmişti."


‘ERDOĞAN TARİHİ FIRSATI ÇARÇUR ETTİ'

"Kandil de darbe sonrası bir şey var mı, bir arayış var mı diye beklediler. Darbe sonrası çiğlik yapıp ‘Birkaç şehre girdim' diyebilirdi. PKK fırsatçılık yapmadı. Benim de çözüm konusunda umutlarım zayıfladı. Erdoğan'ın tavrını değiştireceğini sanmıyorum, hakikaten bir düşmana ihtiyacı var. Oysa çok büyük bir fırsattı. Türk devlet aklı devreye girse; ‘Önümüzde yüzyılın fırsatı var, bunu kaçırmayalım' diye bir siyaset geliştirse bambaşka bir Türkiye yaratılırdı. Erdoğan resmen bunu çarçur etti. Tarihi bir fırsatı götürüp milliyetçi, ırkçı dalgaya mahkûm etti. Darbe sonrası toplum daha büyük tehlikelere açık hale getirildi.

‘KİTLELERİN KARŞI KARŞIYA GELMESİ FELAKET OLABİLİR'

"Sokağın kullanıldığı bir dönemde Erdoğan'ın bize hedefe koyması, ‘Şehitlerin hesabını veremezdik' demesi yeni bir durumdur. Bundan sonra HDP büyük kitlelerin hedefi haline gelebilir. Erdoğan bunun işaretini verdi. Bu çok tehlikeli bir şeydir. HDP 6 milyon oy almış, 15 milyonluk bir kitleyi temsil ediyor. Bu kitleleri karşı karşı getirmek bir felakete neden olabilir. Biz net bir muhalefet çizgisiyle Erdoğan'ın üzerine gideceğiz."

‘ERDOĞAN İLKELİ UZLAŞMAYA AÇIK OLURSA KAPIMIZ AÇIK'

"Erdoğan faşizmi kurumsallaştırmak istiyor. Hiçbir zaman bunu başaramadı. Bunu kalıcı hale getiremedi. Hep diken üstündeydi. Şimdi bunu büyük bir fırsat olarak görüyor. Ben sistemimi kurumsal ve kalıcı hale getirebilirim diye düşünüyor. Biz buna karşı kesinlikle mücadele edeceğiz. Çok sert bir muhalefet yürüteceğiz. Erdoğan ilkeli ve ahlaklı bir uzlaşmaya açık olursa da bizim kapımız ona her zaman açık olacak. Fakat ilkesiz, Yenikapı'daki gibi yapılan şeylere de kapalı duracağız. Türkiye'nin bu dengeye ihtiyacı var. Birinin bunu yapması lazım, o da HDP'dir. HDP içi boş bu uzlaşmaya dahil olursa Erdoğan'ı durduracak hiçbir güç kalmayacak."

‘ERDOĞAN DIŞINDA BARIŞ İSTEYENLER VAR'

"Erdoğan'ın dışında barışı konuşmak isteyenler var. Hem yönetici siyasetçi, hem de seçkin bürokratlar var. Bunu görebiliyoruz. Keşke bir ihtimal olsa diyen birçok insanla konuştuk. Ama hepsi Erdoğan'a biat etmiş insanlar."


‘PKK'NİN AÇIKLAMASINI KABUL ETMİYORUZ'

"PKK'nin ‘savaşı şehirlere yayacağız' açıklamasını doğru bulmuyoruz, kabul de etmiyoruz. PKK'nin bu dönemde yapması gereken barış ihtimallerini büyütecek çabadır, çağrılardır. HDP olarak bunu istiyoruz. Bu dönemde metropollerde insan ölümlerine, sivil katliamlara yol açabilecek imalarda bulunmak bile çok tehlikelidir. Umut ediyorum herkes daha serinkanlı düşünerek çağrılar yapar. Barış ihtimali topluiğne ucu kadar varsa bile herkes ona dair çağrı yapsın. PKK'den de bunu bekleriz. İmralı'dan haber alınamamasının yarattığı gerilimin de farkındayım. Abdullah Öcalan 1999'da yakalandığında bir günde onlarca insan kendini yaktı. Çok büyük çılgınlıklar ortaya çıkabilir. Hakikaten bilmiyorlar, biz de bilmiyoruz. Öcalan sağ mı, ölü mü, yaralı mı, durumu nedir, o gece orada ne oldu… Sanırım bu PKK'nin açıklaması da biraz bu gerilimin tırmanmasından kaynaklı. Hükümetin de bu konuda çaba sarf etmesi lazım. İmralı'ya avukatların ve ailenin gidişi bizim de bir şeyler söylememizi çok kolaylaştırır.

‘CİZRE'DE ‘TUHAF BİR ŞEY VAR' DENDİ'

"Erdoğan'da yakın tarihle yüzleşmek gibi bir şey yok. Çözüm sürecinde pek çok provokasyon yapıldı. O zaman da uyardık: ‘İçinizde provokatörler var ve muhtemelen paraleldir' dedik. Devleti dinlemeyen bir yapı var dedik. Cizre'de katliamlar yaşanırken İçişleri Bakanı'na sorduk. Durduramıyoruz, tuhaf bir şey var dedi. 200 insan yakılırken İçişleri Bakanı olarak sen müdahale edemiyorsan, bunun soruşturulması lazım. KCK tutuklamaları Oslo sürecini bitirdi. Paris suikastı soruşturulmalı. Baraj ve karakol yapımlarına hız verilmesi PKK'nin şehirlere silah yığmasının sebebiydi. Kim bu güvenlikçi aklı Erdoğan'a verdi?"
‘2017 SONRASI ERKEN SEÇİM GÖRECEĞİZ'

"Erdoğan'ı Yenikapı kesmedi. Orada kimseye saldıramadı, yeterince içini dökemedi. Kısa bir dönemde bir referandum ya da seçim görünmüyor ama kendini garantiye alacak devlet içerisinde temizlik yapıp kendine yakın kadroları ikame edecek süreci KHK'lerle götürmek hesabına gidiyor. Başkan olsa bunları yapamaz. Bunlar bittikten sonra devlete iyice hâkim haline gelecek. En kısa zamanda 2019 öncesi, normal tarih öncesi bir erken seçime götürmek isteyecektir. Tarihini bilemem ama Türkiye'de erken seçim göreceğiz. Kafasında iki dönem, 6 ay OHAL var. Ondan sonra durumu şansa bırakmayacaktır. Koşullar uygun hale geldiğinde 2017'den itibaren seçim koşulları vardır."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.