Dünyanın En Ucuz Benzini Nerede?

"Bu ay art arda yapılan zamlar sonucu benzinin litre fiyatının 5 lirayı aşmasıyla Türkiye, dünyanın en pahalı benzinini kullanan ülke konumuna geldi. Son zamlarla 1 litre benzinin pompa fiyatı Türkiye’de 2.64 dolara ulaştı. Böylece Türkiye, benzinin litresinin 2.63 dolar olduğu Norveç’i de geride bıraktı, dünya birincisi oldu. Oysa şişirme rakamlarla bile Türkiye’de kişi başına milli gelir 10 bin 500 dolar dolayında çıkarken, Norveç’in kişi başına GSYH’si IMF verilerine göre 99 bin 462 dolar düzeyinde bulunuyor. Türkiye kişi başına GSYH büyüklüğüne göre tüm ülkeler içinde 63’üncü, Norveç ise Lüksemburg ve Katar’ın ardından 3’üncü sırada yer alıyor. Yani benzin, kişi başına yaklaşık 100 bin dolarlık milli geliriyle dünyanın refah düzeyi en yüksek 3’üncü ülkesi olan, ancak petrol ülkesi olmayan Norveç’te bile Türkiye’den daha ucuza satılıyor. Başka deyişle kişi başına ortalama 10 bin dolarlık milli gelirli Türk halkı, 1 litre benzine; 100 bin dolarlık kişi başına gelire sahip Norveç halkından daha fazla ödüyor." ifadelerini kullanan Oran, Türkiye'nin dünyadaki durumunu şöyle anlattı:

"Benzin fiyatında Türkiye ve Norveç’i 2.36 dolarla Hollanda ve İtalya, 2.25 dolarla Fransa izliyor. İsveç ve Yunanistan 2.22 dolar, Portekiz 2.21 dolar, Hong Kong 2.17 dolar ve Belçika 2.16 dolarla, benzinin en pahalı olduğu ilk on ülke arasında yer alıyor. Dünyada benzinin en ucuz olduğu ülke ise litre başına sadece 1 cent’le Venezuella…

\"\"

 

Oran benzindeki pahalılığın nedeninin ölçüsüz vergiler olduğunu söylerken çözümü de işaret etti:

"Türkiye’yi dünyanın en pahalı benzinini tüketen ülke haline getiren ise bu ürünlerden alınan yüksek boyutlardaki dolaylı vergiler...

Vergisiz rafineri fiyatı dünya ile paralel, bazen onun da altında seyrederken, bütçe açıklarının kapamada kolay yöntem olarak başvurulan fahiş ölçülerde tahsil edilen insafsız dolaylı vergiler bu ürünlerdeki pahalılığın asıl nedenini oluşturuyor. Dolaylı vergiler rafineri çıkış fiyatı ile pompa fiyatı arasında yaklaşık 3 katlık bir farka yol açıyor.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu gereğince 1 Ocak 2005’ten itibaren yeni bir düzenlemeye gidilerek, sektörde serbest piyasa modeline geçildi. Bu dönemde akaryakıt fiyatları dünya ham petrol fiyatları ve kurdaki gelişmeler paralelinde piyasa tarafından belirlenirken, devlet akaryakıttan yüksek oranlarda vergi almaya; Türk halkı da pahalı benzin ve motorin kullanmaya devam etti.

Devlet, 31 Aralık 2004 itibarıyla akaryakıt fiyatlarını son kez belirledi. Bu tarihte 2.3 TL olan 1 litre benzinden 1.71 lira, 1.74 TL olan 1 litre motorinden ise (kırsal) 1.09 lira vergi alınıyordu. Temmuz 2013 itibarıyla 1 litre benzine ödenen fiyatın 2.93 lirası, motorin fiyatının ise 2.25 lirasını KDV ve ÖTV olarak devlet alıyor. Serbest piyasa döneminde vergideki artış oranı motorinde yüzde 106.4 ve benzinde ise yüzde 71.3 oldu. Akaryakıtta serbest piyasa dönemine geçilen 1 Ocak 2005’ten bu yana pompada benzinin litre fiyatı yüzde 115, motorin fiyatı yüzde 150 dolayında artış kaydetti.

Rafineri çıkış fiyatı 1.6 TL civarında bulunan 1 litre benzinin fiyatı; üzerine eklenen ÖTV ve KDV gibi dolaylı vergilerle 4.5 lirayı, ayrıca EPDK payı, dağıtıcı ve bayi payı gibi unsurlarla pompada, 5 TL’yi geçiyor. Buna göre tüketici 1lt. benzin tüketebilmek için 1.6 TL’yi üretim satış zincirindeki kuruluşlara öderken, devlete yaklaşık 3 lira vergi ödemek durumunda kalıyor.

 

\"\"

 

Asıl dertleri bütçe açığını kapama…

Maliye Bakanı Şimşek, akaryakıttaki vergi yükünün yüksek olduğunu kabul ediyor, ancak aşağı çekmeyi düşünmediklerini söylüyor. Benzinin litresinin 5 TL’yi aşması üzerine akaryakıttaki fahiş vergiler yeniden tartışma konusu olurken Bakan Şimşek, vergi indirimi durumunda bu ürünlerin tüketimi ve ithalatı artacağı için cari açıktaki büyümenin hızlanacağı iddiasıyla, vergi indirimine karşı çıkıyor.

Ancak hükümetin, akaryakıttaki fahiş vergileri makul düzeylere indirmemesinin asıl nedenini, bütçe harcamalarının finansmanını halka yükleme kolaycılığı yatıyor. Bütçenin ana finansman kaynağını oluşturan toplam vergi gelirinin yüzde 65’ini, çeşitli mal ve hizmetlerin tüketiminden alınan KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler oluşturuyor. Bunun içinde de akaryakıttan alınan dolaylı vergiler, önemli bir yer tutuyor.

Akaryakıttan 8 yılda 250 milyar TL dolaylı vergi…

AKP döneminde; özellikle de serbest fiyat sistemine geçilen 2005’ten bu yana, akaryakıttan alınan dolaylı vergiler, bütçe açıklarının kapatılmasında önemli bir rol oynadı. 2005-2012 döneminde akaryakıttan 181.2 milyarı ÖTV ve 69.2 milyarı KDV olmak üzere toplam 250.3 milyar liralık dolaylı vergi tahsil edildi. Söz konusu tahsilat, devletin bu dönemdeki toplam vergi gelirinin yaklaşık yüzde 15’ini, milli gelirin de yüzde 3’ten fazlasını oluşturdu.

Oysa gelir düzeyine bakılmaksızın herkesten eşit olarak alınan dolaylı vergiler, ülkede vergi adaletini ve gelir dağılımını bozuyor.

Yüksek oranlarda alınan dolaylı vergiler yüzünden benzin, motorin gibi petrol ürünlerinin aşırı pahalanması, bu ürünlerin yolcu ve yük taşımacılığı ve birçok sektörde temel girdi olması dolayısıyla zincirleme biçimde tüm mal ve hizmetlerin fiyatına yansıyor. Bu durum ayrıca, kaçak ve katkılı benzin satışlarını artırıyor, kayıt dışı ekonominin büyümesine de yol açıyor.

\"\"

 

Çarpık yapı düzeltilmeli!…

-Benzin, motorin gibi petrol ürünlerinden alınan ÖTV, KDV gibi dolaylı vergiler nispi ve maktu olarak, aşırı yüksektir.

-Dolaylı vergiler rafineri çıkış fiyatı ile pompa fiyatı arasında yaklaşık 3 katlık bir farka yol açıyor. -Akaryakıttaki yüksek vergi oranları, kişi başında milli gelirde dünya 63’üncüsü olan Türkiye’yi, birinci sıradaki Norveç’i bile geride bırakarak “dünyanın en pahalı benzini tüketen ülke” haline getirdi.

-Yüksek dolaylı vergi oranı, birçok sektörde temel girdi olan akaryakıtı aşırı pahalandırarak ekonomi genelinde zincirleme bir etkiyle maliyetleri yükseltiyor.

-Fahiş vergiler yüzünden akaryakıtın aşırı pahalı olması, tüketicileri “katkılı benzin”, “10 numara yağ” gibi toplum sağlığını tehdit eden yasa dışı ürünlerin kullanımına itiyor, sektörde kayıt dışılığı büyütüyor.

-AKP hükümeti, Türk halkının, dünyanın en pahalı benzinini tüketmesine göz yumuyor, “cari açık azar” bahanesiyle vergi oranlarını makul düzeylere çekmekten kaçınıyor.

-AKP bütçeyi, başta akaryakıt olmak üzere vatandaşın tüketiminden alınan dolaylı vergilerle finanse edip, sonra da “mali istikrar”ı sağlamakla övünüyor.

-Dolaylı vergiler, gelir düzeyine bakılmaksızın herkese aynı biçimde uygulanması nedeniyle ülkede vergi adaletini bozar.

-Vergi pastasında, kar ve servet üzerinden alınan doğrudan vergilerin payı yükseltilmeli, adaleti bozan ve sosyo ekonomik açıdan birçok olumsuzluğa yol açan dolaylı vergilerin payı düşürülmelidir.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.