DSP:Apo ile pazarlık bölünme getirir

“Gezi protestocuları hiçbir siyasi partinin şemsiyesi altında yer almak istemiyor Yeni bir parti mi, yoksa Meclis dışındaki partilerde mi örgütlenelim arayışı içinde”
De­mok­ra­tik Sol Par­ti (DSP) Ge­nel Baş­kan­lı­ğı­’na ye­ni­den se­çi­len Ma­sum Tür­ker, Tür­ki­ye­’nin yoğun gün­de­mi­ni SÖZ­CÜ­’ye de­ğer­len­dir­di. “ İş­te o rö­por­taj:

“Ge­zi Par­kı pro­tes­to­la­rı­nı Baş­ba­kan ve ba­kan­lar, yan­daş ya­zar ve yo­rum­cu­lar ‘dar­be­’ gö­rün­tü­sü ver­mek is­te­se­ler de, ger­çek Tür­ki­ye­’nin için­de bu­lun­du­ğu zor du­ru­ma da­ya­nı­yor. Bu du­rum eko­no­mi­de, ya­şam tar­zın­da, ifa­de öz­gür­lü­ğü­nün kul­la­nıl­ma­ma­sın­dan kay­nak­la­nı­yor. Tür­ki­ye­’nin 1980’den bu ya­na iki par­ti­yi si­ya­sal sis­te­me oturt­mak, tem­si­li de­mok­ra­si­nin ço­ğun­lu­ğa da­yan­dı­rıl­mak is­ten­me­si hem ör­güt­len­me, hem de ifa­de öz­gür­lü­ğü­nü cid­di bir şe­kil­de kı­sıt­la­mak­ta­dır. Son yıl­lar­da Tür­ki­ye­’yi iki par­ti­li sis­te­me da­yan­dı­rıp ulu­sal bi­linç­ten uzak­laş­tı­ra­rak, ulus­larara­sı ta­lep­le­re açık ha­le ge­tir­me gay­ret­le­ri et­kin bir şe­kil­de gö­rül­mek­te­dir.”

“Eğitimin de­je­ne­re edil­me­si, T.C’­nin kal­dı­rı­la­rak ulu­sal bi­lin­cin yok edil­me­ye ça­lı­şıl­ma­sı, baş­ta Baş­ba­kan ol­mak üze­re ba­zı çev­re­le­rin Türk mil­li­yet­çi­li­ği­ni yok say­ma­sı, ayak­lar al­tı­na alın­ma­sı­nı gün­de­me ge­tir­me­si, Ale­vi va­tan­daş­la­rı­mı­zı ren­ci­de ede­cek adım­lar, al­kol ya­sa­ğıy­la in­san­la­rın ya­şam tarz­la­rıy­la uğ­ra­şıl­ma­sı, ‘i­ki ay­yaş bir ka­nun yap­tı­’ sö­züy­le de­ğer­le­ri­mi­ze dil uza­tıl­ma­sı, do­ğa­nın tah­rip edil­me­si, ka­dın­la­ra yö­ne­lik kür­taj ve se­zar­yen ko­nu­la­rı­nın tar­tış­ma­ya açıl­ma­sı, ço­cuk sa­yı­sı­nın hal­ka da­ya­tıl­ma­sı AK­P’­ye oy ve­ren­le­rin bi­le ken­di­le­ri­ni ‘bo­yun eğ­mek zo­run­da bı­ra­kıl­mış ko­num­da his­set­me­le­ri bu­gün ya­şa­nan pro­tes­to­la­rın te­mel ne­den­le­ri­ni oluş­tu­rur.”

“Başlangıçta doğa ve çev­re­yi ko­ru­mak adıy­la baş­la­yan pro­tes­to­la­rın, po­li­sin oran­tı­sız güç ve şid­det kul­lan­ma­sı, kim­ya­sal si­lah ola­rak ka­bul edi­len bi­ber ga­zı, gaz bom­ba­sı­nın kul­la­nıl­ma­sı, med­ya­nın ilk gün­ler­de po­li­sin şid­de­ti­ne du­yar­sız ka­lıp bu olay­la­rı ek­ra­na ta­şı­ma­ma­sı, yaş­lı-genç in­san­la­rın pro­tes­to­la­rın ya­şan­dı­ğı Tak­si­m’­e koş­ma­sı­na ne­den ol­du.
Bu olay­lar ge­liş­tik­çe, Baş­ba­ka­nın hid­det­len­me­si, Baş­ba­ka­nın kon­tro­lün­de olan med­ya­nın olay­la­rı fark­lı yö­ne çek­mek is­te­me­si top­lu­mu öz­gür­lük ara­yı­şı­na it­ti. İn­san­lar, yal­nız ken­di­le­ri­nin öz­gür ol­ma­dık­la­rı­nın far­kı­na var­dı­lar ve as­lın­da top­lu­mun öz­gür ol­ma­dı­ğı ger­çe­ğiy­le kar­şı kar­şı­ya kal­dı­lar. Öz­gür top­lum ol­ma­yın­ca öz­gür med­ya­nın da ek­sik­li­ği, fark­lı gö­rüş­te­ki in­san­la­rın ay­rış­tı­ğı ba­zı ko­nu­lar ken­di­li­ğin­den or­ta­dan kalk­tı.”

“En önem­li­si ‘din­ci-lai­k’ ay­rı­mı­nın or­ta­dan kalk­ma­sı­dır. Baş­ba­ka­nın hid­de­ti­nin te­me­li de bu­na da­ya­nı­yor. Bu­gü­ne ka­dar din te­mel­li ya­şam tar­zıy­la, la­ik te­mel­li ya­şam tar­zı­nı kar­şı kar­şı­ya ge­ti­rip ken­di ta­ba­nı­nı ke­mik­leş­tir­me po­li­ti­ka­sı gü­dü­yor­du. Pro­tes­to­la­rın Tür­ki­ye­’ye ya­yıl­ma­sı so­nu­cun­da ‘din­ci ve la­ik­çi­’ tar­tış­ma­sı ken­di­li­ğin­den so­na er­di. Bu AK­P’­nin ar­zu­la­ma­dı­ğı bir du­rum­da. An­cak ba­ğım­sız ve öz­gür dav­ra­nan bir­kaç te­le­viz­yon ka­na­lı ile baş­ta SÖZ­CÜ ol­mak üze­re ba­zı ga­ze­te­le­rin ta­raf­sız ha­ber­le­ri so­nu­cun­da top­lum öz­gür­lük di­re­ni­şi­ne geç­ti.”

“Top­lu­mun ulu­sal bir­lik için­de di­re­ni­şe geç­me­si, Baş­ba­ka­nı bi­le ken­di yan­daş­la­rı­na ‘Türk Bay­ra­ğı ası­n’ de­mek zo­run­da bı­rak­tı. Bu olay­lar, Tür­ki­ye­’de baş­ka bir ger­çe­ğin or­ta­ya çık­ma­sı­nı sağ­la­dı. O da ye­ni bir or­ta sı­nı­fın var­lı­ğı. Bu sı­nıf me­mur, iş­çi, es­naf, emek­li, ev ka­dı­nı, sa­nat­çı, sa­na­yi­ci kı­sa­ca her ke­sim­den var. Genç­le­ri bir nok­ta­da top­la­yan ye­ni yak­la­şım­da, bu in­san­lar ge­çim­le­ri­ni sür­dü­rü­yor­lar, an­cak sü­rek­li borç­la­nı­yor­lar. Dün­ya­da­ki eko­no­mi­de­ki da­ral­ma, Tür­ki­ye­’de de yan­sı­ma­ya baş­la­dı­ğı için ye­ni or­ta sı­nıf re­el ola­rak ka­zan­ma­dı­ğı­nı, ger­çek­te kay­bet­mek­te ol­du­ğu­nu fark et­me­ye baş­la­dı. Ör­ne­ğin 2000 yı­lın­da as­ga­ri üc­ret 120 li­ray­ken, 26 gram al­tın ala­bi­len bir ki­şi bu­gün as­ga­ri üc­ret 770 li­ra ci­va­rın­day­ken bu­nun­la an­cak 8 gram al­tın ala­bi­li­yor. Bu ör­nek ek­mek­ten ayak­ka­bı­ya ka­dar ben­zer şe­kil­de gi­di­yor.

Ye­ni or­ta sı­nı­fın baş­kal­dı­rı­sı yal­nız ik­ti­dar par­ti­si­ne de­ğil. TBMM’­de bu­lu­nan mu­ha­le­fet par­ti­le­ri­ne de yö­ne­lik­tir. Bu pro­tes­to­la­rı ya­pan­lar hiç­bir si­ya­si par­ti­nin şem­si­ye­si al­tın­da yer al­mak is­te­mi­yor­lar, şu an­da ye­ni bir par­ti mi, yok­sa par­la­men­to dı­şın­da­ki par­ti­ler­de mi ör­güt­le­ne­lim ara­yı­şı için­de­ler.

Baş­ba­ka­nın dav­ra­nış ve tu­tu­mu ne­de­niy­le Tür­ki­ye iki kut­ba ay­rış­tı­rıl­mak is­ten­mek­te­dir. Bir yar­da aş­ba­ka­nın po­li­si, em­ni­yet mü­dü­rü, va­li­si, bu­na kar­şın ken­di­sin­den ol­ma­yan­lar. Bu du­rum, Tür­ki­ye­’de ye­ni ara­yış­la­ra ne­den ola­cak­tır.

“Mısır’da pat­la­yan olay­lar Tür­ki­ye­’ye ile mu­ka­ye­se edil­di­ğin­de AKP ik­ti­da­rı­nın çif­te stan­dar­dı or­ta­ya çı­kı­yor. Tür­ki­ye­’de­ki gös­te­ri­le­ri ya­sak­lı­yor­lar, an­ti­de­mok­ra­tik bu­lu­yor­lar. Gös­te­ri-top­lan­tı yü­rü­yüş hak­kı­nı sı­nır­lan­dı­rır­ken, Mı­sır için tam ter­si­ni söy­lü­yor­lar. Mı­sı­r’­da Müs­lü­man Kar­deş­le­rin yap­tı­ğı ‘halk ha­re­ke­ti­’ gö­rü­lü­yor, si­lah­lı gü­cü elin­de bu­lun­du­ran­lar ise ‘dar­be­ci­’ gö­zü­kü­yor. Tür­ki­ye­’de si­lah­lı gü­cü elin­de bu­lun­du­ran ve po­lis­ler­le şid­det uy­gu­la­yan ik­ti­dar ise ken­di­si­ni so­yut­la­yıp hal­kı dar­be­ci gös­ter­me­ye ça­lı­şı­yor. Böy­le bir or­tam­da Tür­ki­ye se­çi­me doğ­ru gi­di­yor.”

“Yerel yö­ne­tim­ler, Cum­hur­baş­kan­lı­ğı ve er­ken ge­nel se­çim­ler ola­cak. Bu üç se­çi­min­de hal­kın ira­de­si­ni ka­tı­lım­cı ve ço­ğun­luk­çu bir an­la­yış­la kav­ra­ma­yıp yal­nız ço­ğun­lu­ğa da­ya­lı zih­ni­yet de­vam eder­se Tür­ki­ye­’nin özel­lik­le Ab­dul­lah Öca­la­n’­la baş­ba­ka­nın pa­zar­lı­ğı so­nu­cu Tür­ki­ye­’nin bir bö­lün­me tab­lo­suy­la kar­şı kar­şı­ya kal­ma­sı ka­çı­nıl­maz bir du­rum ola­cak­tır. Şu an­da, Baş­ba­ka­nın, Ab­dul­lah Öca­la­n’­la ‘ba­rı­ş’ adı al­tın­da var­dı­ğı mu­ta­ba­kat­ta han­gi ödün­le­ri ver­di­ği­ni kim­se bil­mi­yor, top­lum­la pay­la­şıl­mı­yor. Tür­ki­ye­’de gü­ven­lik ve öz­gür­lük den­ge­le­ne­me­mek­te, gü­ven­siz­lik ve en­di­şe öne çık­mak­ta­dır. Böy­le­si bir çe­liş­ki­de eko­no­mi­nin de kö­tü­leş­me­ye baş­la­dı­ğı­nı dik­ka­te alır­sak, se­çim sür­priz­ler­le do­lu ola­cak­tır.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.