DP:Polis devletiyle karşı karşıyayız

Konuşmasında "Polis devletine doğru koşar adım ittirilen Türkiye’de güvenlik kavramı, adalet kavramında olduğu gibi kendilerine göre ve kendileri içindir. Geçtiğimiz yılın sonunda meclisten geçirdikleri “İç Güvenlik Paketi” olarak isimlendirilen paket bir soruyu akla getirmektedir. İktidara göre “dışta” olan nedir? Kime veya neye göre “iç” belirlenmektedir?12 yıllık uygulamalarına bakılacak olursa “iç” olan kendileri, “dış” olansa muhalif her sestir. Bu bakımdan Meclis’e sunulan teklif, vatandaşın güvenliğini değil iktidarın güvenliğini hedeflemektedir. Teklif; iktidarın mal, can, makam güvenliğini sağlamakta, böylece adı “Üç Güvenlik Paketi”  olmaktadır." ifadelerine yer veren Uysal'ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

İktidar, muhalif her sesi kısmakta ciddi bir kararlılık göstermektedir. Başta 7 Şubat MİT Krizi, Gezi Eylemleri, akabinde 17 ve 25 Aralık Operasyonları, iktidarın “despotizm”e yaklaşmasına, elini kuvvetlendirmesine, muhalefet imkanının ortadan kalkmasına, Devletin “Polis Devleti”ne dönüşmesine aracılık eder hale gelmiştir. Bu bakımdan düşünüldüğünde, sokaklara sıçrayan her muhalif hareket ve söylem, kendi ikballerine değen her eylem “kontrollü bir strateji” gibi görünmekte ve bizlere, iktidarın “eylemci” olduğu izlenimi uyandırmaktadır. Dolayısıyla iktidarın “baskıcı” rejimine referans olarak gösterdiği “Paralel Devlet” hikayesi, sokaklardaki “vandallık” bir tasarım gibi görünmektedir. Parti Devleti’ne karşı Millet Devleti diyerek ortaya çıkan demokratların bugün karşı karşıya olduğu, hem bir parti devleti hem de bir polis devletidir.

Devletin her kademesinde tek bir zihniyetin hakim olduğu, bırakınız devleti, sosyal hayat içinde aynı zihniyette olmayanların cezalandırıldığı, karşıt olanların, iktidara darbe yapmak noktasında “makul” bir şüpheye neden olduğu bir siyasi ortam, bizler için bugünü, bugünleri daha anlamlı kılmaktadır.

1946’da Demokrat Parti’nin kuruluşundan önceki dönemde, İkinci Dünya Savaşı’nın bitişinde ülkenin doğu vilayetlerinde dışarıdan ortaya çıkan tehdit bugün iktidarın gayreti ile bizzat içeriden yürümektedir. O günün şartlarında üretmeyen çiftçi bugün de aynı haldedir. Türkiye’de iktidar yemekte, millet, iktidarı, iktidarı tayin ettiği “özgür basın” ile izlemektedir.  Vel hasılı Türkiye, 1946’da ihtiyaç duyduğundan daha ciddi şekilde demokrasiye ihtiyaç duymakta, demokrasiyi uygulayacak kadroları aramaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.