Devlet Bahçeli 'paralel yapı' operasyonlarını eleştirdi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Ne yaptıysa villasındaki paraları sıfırlayamayan bu çağın ileri zekalısı meşhur hanedan mensubu her fırsatta kürsülere çıkmakta, sanki meydan okurcasına hareket etmektedir. Devletin kaydına giren hiçbir şey silinemez. 17-25 Aralık bir dönemin miladıdır ki, Erdoğan ve AKP bu tarihlerde manen, ahlaken ve vicdanen bitmiştir” dedi.

Ortadoğu gazetesinden Orhan Karataş’a konuşan Devlet Bahçeli, hükümeti eleştirdi. Ortadoğu’da “Asıl paralel AKP ve ortağı PKK’dır” başlığıyla yayımlanan (15 Eylül 2014) röportajı şöyle:

Asıl paralel AKP ve ortağı PKK'dır

Erdoğan, Almanya Başbakanıyla beraber konuyu istihbarat teşkilatlarına havale etmişler. Türkiye'yi dinleyen zaten yabancı istihbarat teşkilatları. Hal böyleyken, dinleyenler dinlemeleri araştırıp, Türkiye'nin haklı şikayetleri üzerinde çalışacaklarmış. AKP'nin belgeli kara mizahlarına bir yenisi daha eklendi. Türkiye'nin milli güvenliğinin, milli bekasının hafife alındığını ve devlet sırlarını başkalarının eline geçtiğini düşünüyorum.

Erdoğan giderayak MHP'yi karıştırın diyerek MİT'e talimat vermiş. Bu çok ciddi ve üzerine gidilmesi gereken bir ihbardır. MHP'nin içini bulanıklaştırmaya, düzen ve ilkelerini kırmaya çalışanlar haddinden fazla. MHP'yi dinleyenler, arşivleyenler, iki B diyerek aralarında konuşanlar aslında bilinmez değildir. Erdoğan'a bakan, etrafını inceleyen, dün ittifak kurduğu bazı unsurları analiz eden herkes kulakları kocaman olmuş insan müsveddesindeki antenleri görebilirler.

12 Eylül'cüler kendilerini anayasayla güvenceye almışlardı, ne oldu? Rüşvet illeti tedavi edilmeden, yolsuzlukların üzerine gidilmeden hırsızlar hak ettikleri cezayı bulmadan Cumhurbaşkanı'ndan Başbakanı'na kadar herkes vebal altındadır. Bugün Türkiye'de küçük hırsızlar yakalanıyor, büyükleri ise alkışlanıyor.

Ne yaptıysa villasındaki paraları sıfırlayamayan bu çağın ileri zekalısı meşhur hanedan mensubu ise her fırsatta kürsülere çıkmakta, sanki meydan okurcasına hareket etmektedir. Devletin kaydına giren hiçbir şey silinemez. 17-25 Aralık bir dönemin miladıdır ki, Erdoğan ve AKP bu tarihlerde manen, ahlaken ve vicdanen bitmiştir.

Devlet içinde paralel bir yapılanma oluşmuşsa bunun suçlusu önce Hükümet'tir. Sormazlar mı adama, devlet içinde devlet kuruluyorken sen ne yapıyordun? Geçmişte darbe dediler, TSK'nın saygınlığıyla oynadılar, kahraman askerlerin aileleriyle birlikte hayatlarını zindana çevirdiler. Şimdi de paralel diyerek binlerce polis hedef alınıyor. Bana kalırsa asıl paralel, doğrularımızı eğip büken AKP ve ortağı PKK'dır.

Fesatçı ve fırsatçılara bırakacak bir ülkemiz yoktur. Hem satılmış hem da kaybolmuş bir sürü aylak ve asalağa dayanacak hal da kalmamıştır. İktidar nam ve hesabına keskin nişancılık yapan havuz medyası gerçekleri çarpıtmayı, algı operasyonların merkez üssü olmayı hevesle sürdürse de deniz kurumaya başlamıştır. Hukuk susarsa şiddet konuşur. Dürüstlük ve ahlak kaybederse dolandırıcılar, soyguncular, hainler taht ve taç sahibi olur.

Kriz, kargaşa, kaos, korku, kutuplaşma, kavga ve karanlıktan oluşan 7-K'lı tahribat zinciri AKP'nin eseri ve 12 yıllık hezimetinin lekeli sayfalarıdır. Asayişsizlik, ahlaksızlık, açlık ve adaletsizlikten ibaret olan 4-A'lı kayıp ve hüsran kümesi AKP'nin sonucudur. Yeni Türkiye, 7-K ile 4-A'nın toplamıyla projelendirilen iflas etmiş bir ülke manzarasıdır. Hiçbir kötü yönetim kalıcı ve baki değildir. Tarih kendisini vazgeçilmez gören nice faninin hazin ve ibretlik sonuyla doludur.

Erdoğan'ın dinlemeler konusunda sonuç aldığını ve muhataplarına gerekli ikazları yaptığını düşünüyor musunuz?

Hiç ihtimal vermiyorum. Erdoğan, Almanya Başbakanıyla beraber konuyu istihbarat teşkilatlarına havale etmişler.

Türkiye'yi dinleyen zaten yabancı istihbarat teşkilatları. Hal böyleyken, dinleyenler dinlemeleri araştırıp, Türkiye'nin haklı şikayetleri üzerinde çalışacaklarmış.

AKP'nin belgeli kara mizahlarına bir yenisi daha eklendi. Türkiye'nin milli güvenliğinin, milli bekasının hafife alındığını ve devlet sırlarını başkalarının eline geçtiğini düşünüyorum.

Erdoğan durmasın gezsin, tozsun, stratejik ortakları tarafından makasa alındığını görmezden gelsin. Paralel dinleme var diyerek inlere girmekten bahsedenler, başkaları dinleyince savaş mı açalım diyerek çelişkiler yumağına çırpına çırpına düşmüşlerdir.

MHP'nin kimlerin, hangi maksatla dinlediği hususu henüz aydınlatılmış değil. Bundan rahatsız mısınız?

Rahatsız olmaz mıyım? MHP'ye yönelik örtülü operasyon bir siyasi tanzim ve tasarımın sonucuydu. Bu sürecin devam ettiği kanaatindeyim. Ortadoğu Gazetesi'nde yayımlandı, Erdoğan giderayak MHP'yi karıştırın diyerek MİT'e talimat vermiş. Bu çok ciddi ve üzerine gidilmesi gereken bir ihbardır. MHP'nin içini bulanıklaştırmaya, düzen ve ilkelerini kırmaya çalışanlar haddinden fazla. MHP'yi dinleyenler, arşivleyenler, iki B diyerek aralarında konuşanlar aslında bilinmez değildir. Erdoğan'a bakan, etrafını inceleyen, dün ittifak kurduğu bazı unsurları analiz eden herkes kulakları kocaman olmuş insan müsveddesindeki antenleri görebilirler.

Sözü edilen paralel polislere yönelik gözaltı furyasına ne diyeceksiniz?

Bana göre AKP 17-25 Aralığın hesabını vermelidir. Rüşvet ve yolsuzluk iddialarının bağımsız ve tarafsız mahkemelerde görülmesine engel olmamalıdır.

25 Aralık soruşturması ve 96 şüpheli hakkında takipsizlik kararı verildi.

Hiç önemli değil. 12 Eylül'cüler kendilerini anayasayla güvenceye almışlardı, ne oldu?

Rüşvet illeti tedavi edilmeden, yolsuzlukların üzerine gidilmeden hırsızlar hak ettikleri cezayı bulmadan Cumhurbaşkanı'ndan Başbakanı'na kadar herkes vebal altındadır.

Bugün Türkiye'de küçük hırsızlar yakalanıyor, büyükleri ise alkışlanıyor.

Ayakkabı kutularına milyon dolar çalıntı parayı koyan banka müdürü dışarıdadır.

AKP'li bakanları rüşvet ağına düşüren, hepsini kendisine kul-köle yapan kaçakçı nefsine yenik düşmüş, paraya teslim olmuş yeni avlarının peşindedir.

Çikolata kutularında rüşvet alan akaracı makaracı eski bakan bir şey olmamış gibi sefa sürmektedir.

700 bin liralık saati koluna takan eski bakan, hırsız var diyenlere sataşmakta, etrafta tedirgin ruh haliyle dolaşmaktadır.

Kara paracının önüne yatacak kadar şahsiyetinden ödünler veren, bir trilyonu üçbeş kuruş gören oğlunun sicilini temizlemekle uğraşan, yatak odalarından çıkan para kasalarını unutturmaya çalışan eski bakan yolsuzluk hasılatıyla geçinmektedir.

Devlet arsalarını peşkeş çeken, TOKİ'yi yiyip bitiren, patronuna kupon arazi ayıran ve ayarlayan eski bakan gözlerden uzak bir hayat sürmektedir.

Hele hele, ne yaptıysa villasındaki paraları sıfırlayamayan bu çağın ileri zekalısı meşhur hanedan mensubu ise her fırsatta kürsülere çıkmakta, sanki meydan okurcasına hareket etmektedir.

Devletin kaydına giren hiçbir şey silinemez.

17-25 Aralık bir dönemin miladıdır ki, Erdoğan ve AKP bu tarihlerde manen, ahlaken ve vicdanen bitmiştir.

Polisler sadece görevlerini yapıyor. Savcı ve hakimler sadece şikayetleri değerlendiriyor. Paralel diyerek savaş tamtamları çalmak faydasızdır.

Çünkü yasalara aykırı olarak devlet içinde paralel bir yapılanma oluşmuşsa bunun suçlusu önce Hükümet'tir. Sormazlar mı adama, devlet içinde devlet kuruluyorken sen ne yapıyordun?

Geçmişte darbe dediler, TSK'nın saygınlığıyla oynadılar, kahraman askerlerin aileleriyle birlikte hayatlarını zindana çevirdiler. Şimdi de paralel diyerek binlerce polis hedef alınıyor. Bana kalırsa asıl paralel, doğrularımızı eğip büken AKP ve ortağı PKK'dır.

Bazı kamu görevlilerini sözde darbe davalarında kullanıp kumpasa alet etmek de başlıbaşına suçtur. Gün gelecek AKP hesap verecektir.

Fildişi kulesinde Türkiye'ye tuzak kuranlar adaletin önüne çıkacaklardır.

Fikirlerin, projelerin, ilkelerin kıran kırana yarıştığı demokratik bir ortam sayesinde; sadakat ihanete, hakikat sahteciliğe, adalet ise ön yargılara galip gelecektir.

Fesatçı ve fırsatçılara bırakacak bir ülkemiz yoktur.

Hem satılmış hem da kaybolmuş bir sürü aylak ve asalağa dayanacak hal da kalmamıştır.

İktidar nam ve hesabına keskin nişancılık yapan havuz medyası gerçekleri çarpıtmayı, algı operasyonların merkez üssü olmayı hevesle sürdürse de deniz kurumaya başlamıştır.

Vatandaşın yerin yedi kat dibinde, yandaşın ise göğün yedi kat üstünde olduğu bu zalim düzen ve kara dönem son bulmalıdır.

Hukuk susarsa şiddet konuşur. Dürüstlük ve ahlak kaybederse dolandırıcılar, soyguncular, hainler taht ve taç sahibi olur.

Tarihte anlatılır; MÖ. 79'da Vezuf yanardağı Pompei'nin sonunu getirmişti. 17-25 volkanı da AKP'yi bitirecek ve siyasetten silecektir.

Uyuşturucu sorunu herkesi endişelendiriyor. Bonzai illeti kabus gibi gençlerimizi tehdit ediyor.  Biliyorum, siz bu konuda çok hassassınız, değerlendirmelerinizi alabilir miyim?

Hükümet çevreleri, tinerci ve kafası kıyak gençlik istemiyoruz diyordu, meğerse bonzai kuşağına ortam açmışlar.

Bonzai gençlerimizi pençesine alıyor, ümitlerimizi çalıyor. Çok büyük bir sorunla karşı karşıyız.

TÜİK açıkladı, birçok evladımızın hayatına mal olan bonzai kullanımı 11 yaşın altına düşmüş. Geçen yıl 48 binden fazla çocuk bağımlılık yapan madde kullanımı nedeniyle güvenlik birimlerince sorgulanmış.

Suça sürüklenen çocuk sayısı 2013'de yüzde 14,5 artmıştır. Suça karışan çocuk sayısı da 273 bin 571 olmuştur.

Madde bağımlıları yaralama, gasp, kapkaç, cinayet başta olmak üzere çok sayıda suça iştirak ediyor. En son Rize'de bir İtalyan uyuşturucu içmiş bir katilin kurbanı oldu.

Hakikaten tehlike büyüktür. Gençlerimizi uyuşturucu zehrinden kurtarmak zorundayız. Yeni Türkiyeciler havanda su sövmeyi bıraksınlar, uyuşturucuyla topyekûn mücadele edecek eylem planını devreye soksunlar.

Son olarak yine iş kazaları gündemde. Mecidiköy'de bir felaket yaşandı. Ne diyeceksiniz?

İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı. 32'inci kattan düşen asansör üzerine herkes, bilhassa iktidar iyi düşünmeli.

Bu cinayet gibi kazada 10 kardeşimiz hayatını kaybetti. Üzüntümüz sonsuz.

Soma'da fıtrat diyenleri örnek alanlar, kazaya sektörel vaka diyebiliyor.

Bu ahlaken çok sorunlu bir yaklaşımdır. İş kazalarını önlemek için denetimler, kontroller sıklaştırılmalı, aymazlık ve ihmalkarlıkların önüne geçilmelidir.

Bakın, Avcılar'da bir kamyonun açık kalan damperi üst geçidi yıktı. Bir vatandaşımız canından oldu. Bu üst geçit darbeyle yıkılıyorsa önemli bir sorun var demektir.

Bu yılın ilk yedi ayında bin yüz işçimizi kazalarda kaybettik. Bu alanda Dünya'da ilk üçteyiz, Avrupa'da ise ilk sıradayız.

Restorasyon sakızı çiğneyen Başbakan, bu ilkel tabloyla mücadele etmelidir.

İnsan canını, insan hayatını ihmallere, tedbirsizliklere kurban veren ülke gelişmiş ülke olamaz.

Cılız ve çelimsiz önlemlerle riskler giderilemez.

Rejimler kataloğunu açıp Türkiye'nin kuyusunu kazan Erdoğan'ın bıraktığı Türkiye mirası ne yazık ki iç karartıcıdır.

Sayın Bahçeli bize zaman ayırıp sorularımıza içtenlikçe cevap vermenizden dolayı çok teşekkür ederim. Son olarak Türkiye'ye ve okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?

Türkiye büyük ve ağır meselelerle boğuşuyor.

Toplumsal huzur kalmadı. Asayişsizlik gemi azıya aldı.

Cinayetler, kavgalar, tahammülsüzlükler kamçılanarak, korkunç boyutlara ulaşmıştır.

Kadına yönelik şiddet ve taciz haberleri vicdan sahibi her insanımızın uykularını kaçırmaktadır.

Kriz, kargaşa, kaos, korku, kutuplaşma, kavga ve karanlıktan oluşan 7-K'lı tahribat zinciri AKP'nin eseri ve 12 yıllık hezimetinin lekeli sayfalarıdır.

Asayişsizlik, ahlaksızlık, açlık ve adaletsizlikten ibaret olan 4-A'lı kayıp ve hüsran kümesi AKP'nin sonucudur.

Yeni Türkiye, 7-K ile 4-A'nın toplamıyla projelendirilen iflas etmiş bir ülke manzarasıdır.

Hiçbir kötü yönetim kalıcı ve baki değildir. Tarih kendisini vazgeçilmez gören nice faninin hazin ve ibretlik sonuyla doludur.

Erdoğan giderse Türkiye gider, AKP kaybederse millet kaybeder diyenler yanıldıklarını anlayacaklardır.

Ruhu rutubetli, zihni hasarlı, emeli ayıplı marjinal ve marazi azınlıktan kurtuluş için biz kollarımızı sıvadık ve başarıya inandık.

Hedef milli ve yeni bir iktidardır.

Hedef Türkiye'nin kazanması, Türk milletinin kazançlı çıkmasıdır.

Taktik hamlelerle stratejik başarıların gelmeyeceğini, kısa soluklu, derme çatma, heyecansız ve inançsız hazırlıklarla yüksek hedeflere varılmayacağını hatırlatmak isterim.

Asaletimizin tescilini soyut ve hayali kavramlar değil, adil karar ve adaletli uygulamalar sağlayacaktır. Bugünkü şartlarda hayatın hakiki sahnesi, iktidar söylemlerini yalanlamaktadır.

Başımızı kuma gömmeyelim, hepimizin sorumluluğu çok fazladır.

AKP'nin son iktidar etabına girdiğini samimi şekilde söylemek isterim.

Dengesiz, yasak koyucu, rüşvet ve yolsuzluk markası, düzensiz kuralsız, haksız, izansız, kanunsuz AKP gitmeli, tertemiz, milliyetçi ve herkesi kucaklayacak MHP gelmelidir. Ve inşallah da gelecektir.

Eğitimden sağlığa, spordan sanata hayatın her alanında toparlanma lazımdır.

Karanlığı ışığa boğan ülkü şimşekleri milletimizin geleceğini aydınlatacaktır.

Yanlı ve yüzeysel siyaset anlayışlarından çok çektik.

Türklük bir mahkeme önündedir, yeniden sorgulanıyor, yargılanıyor. Bu itibarla bize rahat uyku yoktur.

Milliyetçilik ve tüm milli değerlerimiz çiğneniyor. Bu yüzden bizim yapacak çok işimiz vardır.

Rağbet gören fitnenin beli kırılmalıdır ki, biz de bunu yapacak cesaret ve dirayet fazla fazla vardır.

Huzurun vekâleti olmaz.

İstikbalin, istiklalin vekâleti olmaz.

Paraları sıfırlayamadan geçmişimizi sıfırlayanları, geleceğimizi karartanları sandıkta alaşağı etmek için önümüzde aşağı yukarı 8 ay bulunuyor.

Bilelim ki, bir kelebek bir defa kanatlandı mı, bir daha asla tırtıl haline gelmez.

Toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerin en avantajsız kesimlere en büyük faydayı sağlayacak şekilde tanzim etmek için çok çalışacağız.

Türkiye'yi kurtarmak için çok çalışacağız.

Milletimizi güldürmek, oh be dedirtmek, kutuplaşma ve kamplaşmayı bitirmek için çok çaba sarfedeceğiz.

Bize özgü, bizi anlatan, tarihimizden ilhamını, ecdadımızdan duasını alan bir medeniyet ve siyaset atılımıyla, iç ve dış statükoyu devirmek, milliyetçiliği demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük ayaklarıyla iktidara taşımak önümüzdeki en yakın amaçtır.

Gün uyanma, uyarma ve uyanık olma günüdür.

Eğer varsa tüm mazeret bitmiş, milli seferberlik başlamıştır.

Milliyetçi Hareket Türkiye ve Türk milletinin güvencesidir. Üç Hilal parladığı sürece korkuya, kaygıya ve umutsuzluğa yer ve gerek yoktur.

Şahsım ve partim adına, sizler araçlığıyla tüm vatandaşlarıma ve Ortadoğu Gazetesi okuyucularına sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ediyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.