Devlet Bahçeli Osmaniye'de

Osmaniye Belediyesi yeni hizmet binasının açılışı nedeniyle Kapalı Semt Pazarında düzenlenen törende konuşan Bahçeli, 2014 yılına huzursuzluk ve mutsuzluğun damgasını vurduğunu, işsizlik engellenemezken kötü yönetim nedeniyle de ümitlerin kaybolduğunu ileri sürdü.

 

Ülkenin iyi durumda olmadığını, "kontrol gerilim ustalarının sinsi tezgah ve karanlık kampanya mucitleri"nin 2014'ü karaladığını savunan Bahçeli'nin konuşmasının tam metni aşagıdadır ;

 

Aziz Vatandaşlarım, Muhterem Dava Arkadaşlarım, Değerli Hemşehrilerim, Sizleri gönülden selamlıyor, muhabbetle kucaklıyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Osmaniye’de, ata ocağında sizlerle görüşmekten, sizlerle kavuşmaktan mutluluk duyuyor, Allah’a şükrediyorum.

 

Bugün burada, Osmaniye Belediye Konağı’nın açılışını gerçekleştirmek maksadıyla toplandık.

 

Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 93.yıldönümüne tesadüf eden bu anlamlı faaliyeti takdirle karşılıyorum. Hem kurtuluşumuzu yad ediyor, hem de Belediye’nin hayırlı çalışmalarını sevinçle karşılıyoruz.

 

Ne mutlu bizlere ki, Belediyemizin hizmet zincirine yeni bir halka eklenmiştir. Belediyemizin eser piramidi daha da yükselmiştir. Başarıdan başarıya koşan Osmaniye Belediyesi hepimizin yüzünü güldürmektedir.

 

Yaylalarıyla, kaleleriyle, yiğitleriyle, millet ve memlekete sevgisiyle Cebelibereket her gün güzelleşmekte, her güne umutla bakmaktadır.

 

Açılışını yaptığımız Osmaniye Belediye Konağı’nın tüm vatandaşlarıma hayırlı-uğurlu olmasını Rabbim’den niyaz ediyorum.

 

Başta Belediye Başkanımız Sayın Kadir Kara Bey olmak üzere, Belediye Meclis Üyelerini ve Belediye çalışanlarını ayrı ayrı kutluyorum.

 

Bu Konağın yapımında emeği geçen, proje aşamasından itibaren katkı veren herkese içtenlikle teşekkür ediyorum.

 

Osmaniye’nin büyümesi, gelişmesi ve mamur hale gelmesi için ter akıtan, mücadele veren, sorumluluk bilinciyle hareket eden her kardeşime şükranlarımı sunuyorum.

 

Değerli Vatandaşlarım, Türkiye çok zor bir yılı geride bırakmıştır. 2014, kayıp ve hüsran dolu bir yıl olarak tarihe geçmiştir. Huzursuzluk ve hukuksuzluk 2014’e damga vurmuştur. Hıyanet ve melanet 2014’den kazançlı çıkmıştır. Adaletsizlik, asayişsizlik ve ahlaki düşüklük 2014’ü milletimize zehir etmiştir. Ekonomik sefalet, hayat pahalılığı, zam, vergi ve faiz yağmuru her vatandaşımızın hayatını zindana çevirmiştir. İşsizlik engellenememiş, yoksulluk fren tutmamıştır. Türkiye’nin kötü yönetimi nedeniyle ümitler kaybolmuş, heyecanlar azalmıştır.

 

Ülkemiz iyi durumda değildir. Kontrollü gerilim ustaları, sinsi tezgah ve karanlık kampanya mucitleri 2014’ü karalamış, karmakarışık hale dönüştürmüşlerdir. İnsanımızı etnik ve mezhep labirentine almak ve birbirine düşürmek için terör maşaları çaba sarfetmiş, müzakereciler geceyi gündüze katmışlardır.

 

Soğuk savaş şartları altında Dünyada yaşanan bloklaşmanın bir başka türü, bu defa da ülkemizde oluşmaya yüz tutmuştur. Milleti oluşturan alt kültürel öbekler, kendilerini AKP hükümetinin tazyikiyle üst kültür dairesinden izole etmenin yollarını aramaya başlamışlardır.

 

Çözüm ve barış ismiyle dayatılan ihanet süreciyle birlikte; bu zamana kadar çok nadir görülen etnik şecere merakı vatandaşlarımızda uyanmaya başlamış, bunun sonucunda kardeşlik inancı zedelenmiştir. Geride kalan bir yıl içinde; Cumhuriyet’in temel felsefesi daha cüretkar saldırılara maruz kalmıştır. Etnik hezeyanlar ve kimlik merkezli tahrikler devlet ve toplum hayatının işleyişine çomak sokmuştur.

 

Türk milletini birleştiren ve Türkiye’nin temel harcı olan ortak değerler tahrip edilerek toplumsal gerginlik ve ayrışma dinamiği haline getirilmiştir. Ve bu tahribatın etrafında oluşturulan gerilim alanları gün be gün genişletilerek, Türkiye çok tehlikeli ve adı konulmamış bir buhran döngüsünün içine hapsedilmiştir. 2014 yılında milli birliğimizi ve güvenliğimizi hedef alan iç ve dış tehditler katlanarak devam etmiştir. Bu yöndeki tahrikler kasıtlı olarak yaygınlaştırılmış, AKP politikalarından cesaret bulan bölücüler, Türkiye’yi bir kardeş kavgasına sürüklemek için adeta rekabet ve yarış içine girmişlerdir. “Çözüm” adı verilen süreç ihanetiyle etnik temelde ayrışmanın fitili ateşlenmiştir.

 

Türkiye üzerinde menfi hesapları olanların gerçek yüzü, gerçek emel ve hedefi bir kez daha ayan beyan ortaya çıkmıştır. Kardeşliğimizi yaşatmak varken, küslük özendirilmiştir. Bin yıllık mirası, bin yıllık kaynaşmayı sağlamlaştırmak dururken, ayrımcılık teşvik edilmiştir. Milli ve üniter devlet yapımız ile milli varlığımız malum çevrelerin taciz ve taarruzuna uğramıştır.

 

Önüne gelen Türkiye’nin dirliğine, milletin birliğine kast etmiştir. Geldiğimiz vahim noktada, Türkiye’nin bağımsızlığına ve güvenliğine yönelik tahribat kampanyası çok tehlikeli düzeylere taşınmıştır. Buna engel olmalıyız, bu kötü gidişi tersine çevirmeliyiz. Türkiye’nin bugünkü yürek burkan manzarasını kabul etmek mümkün değildir. Milli bekamızı yıkmaya çalışanlara göz yummak akıl dışılıktır. Adı, şanı, şöhreti ve hatırası karşısında tarihin titrediği, coğrafyaların dize geldiği aziz milletimizi masalarda böldürmeyiz, pazarlık malzemesi yaptırtmayız.

 

Şehit yadigârı topraklarımızda gözü olanları affetmeyiz, bir insanımızdan bile vazgeçmeyiz. Tertemiz bir sayfaya ihtiyacımız vardır. Yenilenmiş bir iradeyi, herkesi bağrına basan güçlü ve milli bir iktidarı Osmaniye sabırsızlıkla beklemektedir. Rüşvetçilerin korunmadığı, yolsuzluk çetelerinin arkalanmadığı bir Türkiye özlemi içimizde kor gibi durmaktadır. Ayakkabı kutularına haram para destelerini koyanlarla daha fazla yol yürüyemeyiz.

 

Fildişi kulelerden, sırça köşklerden bakanlara tolerans gösteremeyiz. Sizler bir dilim ekmek uğruna ömür tüketiyorsunuz, birileri yattığı yerden servetine servet katıyor. Sizler ne giyeceğinizi, ne yiyeceğinizi, nasıl geçineceğinizi düşünüyorsunuz; birileri sizden alınan vergilerle keyif ve saltanat sürüyor. Bu reva mıdır? Bu helal midir? Bu hak mıdır? Bu insanlık mıdır? Dualarımızda Türklüğün payidarlığı, İslam’ın ayağa kalkışı vardır.

 

Düşlerimizde kıtalara yön vermiş, insanlığa asalet tebliği etmiş muazzam bir kudreti tekrar canlandırmak yatmaktadır. Adaletle hükmetmiş ecdadımıza layık olmak için çırpınıyoruz. Merhametle dokunmuş, müşfikle hareket etmiş ecdadımız gibi olmaya çalışıyoruz. Hafızamızda yaşanmış asırların kahramanlık destanları çınlamaktadır. Aklımızın hisarlarına zaferlerimizin nidaları çarpmaktadır. 93 yıl önce Osmaniye’yi işgalden arındıran, esaretten çekip çıkaran büyüklerimiz, mertliğin kitabını yazan dedelerimiz bizlere gözümüz gibi bakmamız gereken istiklal emanet etmiştir. Bu emanete yüz çeviremeyiz, bu emaneti çiğnetemeyiz. Rahmetle andığımız şehitlerimizi mahcup edemeyiz.

 

Bu itibarla sorumluluğumuz büyüktür.

 

Biz bu toprakları kolay yurt yapmadık. Bu zamana kolay gelmedik. Bu devleti kolay kurmadık. Paralel cambazıyla gündem saptıranlara, algı operasyonlarıyla doğruluğu ve namuslu olmayı kapatanlara emanet edecek artık hiçbir şeyimiz de yoktur. Yüzyıllarca köken ve mezhep ayrımı yapmadan; can verdik, kan döktük, bedel ödedik, şehit düştük, bayrağa kefen niyetine sarılarak vatan için göğsümüzü siper ettik.

 

Biliyorum ki, vicdanı prangalı gafillerin Türkiye’nin ruhsatını devretmeyi planlamalarına Türk milletinden vize çıkmayacaktır. Kalbi hacizli, zihni hasarlı çevrelere verecek ne bir çakıl taşımız, ne de sırtımızı döneceğimiz bir değerimiz vardır. Türkiye’nin önü ve talihi açılmalıdır. Osmaniyeli kardeşim 2015’de huzura uyanmalı, kaos simsarlarından, kutuplaşma bekçilerinden kurtulmalıdır. Bunun için 7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak 25. Dönem Milletvekilliği Genel Seçimi Türk tarihini en keskin virajıdır. Bu virajı sağ salim alırsak, kaza ve belalara uğramadan bu badireyi atlatıp aydınlık bir Türkiye’ye ulaşırsak, 77 milyon derin bir nefes alacaktır.

 

Çare Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

 

Deva Milliyetçi-Vatansever vicdanların elindedir.

 

Türk milleti yıkımı durdurmalıdır.

 

Türk milleti çürümeye set çekmelidir.

 

Osmaniye çözülmeye dur demelidir.

 

Türkiye şer koalisyonunu silkeleyip atmalıdır.

 

Aziz Vatandaşlarım, Muhterem Dava Arkadaşlarım, Huzur, refah ve kalkınma bekleyerek 12 Haziran 2011’de sandığa giden milletimiz bugün derin bir hayal kırıklığı içindedir. Daha iyi bir hayat, daha mutlu bir aile, daha güvenilir bir ülke arayışı yerini karamsarlığa bırakmıştır. Daha çok aş, herkese iş, huzurlu bir gönül, istikrarlı bir toplum beklentileri yerini umutsuzluğa terk etmiştir. Aç yatıp aç kalkan kardeşlerimizin sayısı artmıştır. Partizanlık, kayırmacılık, yandaşları kollama, torpilli akrabalar ve yolsuzluk virüsü hayatın her alanına pimi çekilmiş bomba gibi düşmüştür.

 

Artan suçlar değerlerimizi tahrip etmektedir.

 

Dış politikadaki teslimiyet ile milli onurumuz ayaklar altındadır. Rüşvet çarkı ise korkunç boyutlara sıçramıştır. Sanayici sıkıntıdadır, üretim düşmektedir. Borçlarını kapatamayan esnafımız perişandır. Kepenkler inmektedir. Memur ve işçimiz, dar gelirli ve emeklimiz ümitsizdir. Kredi kartı borçları dağ gibi birikmiştir. Yatırım diptedir, rantiyecilik azmaktadır. Tarım çökmüştür, çiftçi zor durumdadır. Bahçeler, bağlar, bostanlar kurumuş, bereket kalmamıştır. Geçen yılın hasadını zarar ve borçla kapatan çiftçi perişandır. Mazot, gübre, tohumluk cep yakmaktadır. Buna karşılık çiftçimizin geliri azalmıştır. Ve daha da önemlisi, derinleştirilen kimlik bunalımları ile etnik bölünmenin ve çatışmanın eşiğine kadar gelinmiştir. Bu karanlık Türkiye tablosunun sahipleri bellidir. Sizler onları iyi tanıyorsunuz. Ülkemiz, tek sermayeleri cepheleştirme olanların yıllardır bitmeyen çekişmeleriyle israf olmakta ve adım adım takatini kaybetmektedir. Sevindirici bir gelişmedir ki, kutuplaşmayı ve istismarı oya tahvil eden siyaset tacirlerinin hayat damarları kurumaya başlamıştır. Vatandaşımız nihayet vaadlerin ve masalların büyüsünden kurtulmuş, sıkıntıların farkına varmıştır.

 

Milletimiz sahte kurtarıcıların Türkiye’ye ve Türk milletine hiçbir şey veremeyeceğini böyle bir tecrübeden sonra ancak yaşayarak öğrenmiştir. Bütün bu gerçeklerin su yüzüne çıkması, Milliyetçi Hareket’in çalışkan ve şuurlu kadrolarının eseridir. Şimdi, aziz milletimizden beklentimiz, Türkiye’yi Milliyetçi Hareket’in kadrolarına teslim etmesidir. Türk milliyetçileri, Türkiye’yi ayağa kaldırmaya, milletimizi yükseltmeye inançlı ve kararlıdır.

 

Bugün ülkemizin karşısındaki en önemli sorun zedelenmek istenen kardeşliğimiz, bozulmak istenen milli birliğimizdir. Ekonomik kayıpların telafisi güçlü bir iktidarla mümkündür. Ve bunu başaracağız. Yokluk ve yoksullukların tahribatı ekonomik politikalarla onarılabilir. Bunu da gerçekleştireceğiz. Ancak, bizleri bir arada tutan değerler bir kez sarsılırsa onların tamiri çok zor olacaktır. Ne var ki Allah’ın izni, sizlerin desteğiyle bunun da üstesinden geleceğiz. Bu nedenle milletimizi zayıflatan etnik ve mezhep ekseli yapay ayrımları mutlaka aşmak zorundayız.

 

Milliyetçi Hareket, milletimizin bin yıllık kardeşliğinin devamı yolunda önemli görevler üstlenmiş ve mesafeler kat etmiştir. Önüne çıkan tuzaklara düşmemiş, Türk milletinin birliğine ve dirliğine hizmet etmiştir. Sizlerden isteğim; yıkım ekibine fırsat vermeyerek Osmaniye’yi bütünüyle kucaklamanızdır. Sizlerden dileğim, istismarcılara itibar etmeyerek milli ahlakın yanında toplanmanızdır. Birlik olup kucaklaşarak tefrikayı defedin. Tek bir ses, tek bir nefes, tek bir yürek olarak Türkiye’yi ayağa kaldırın, zulmü ve zulmet dolu seneleri bir daha geri gelmemek üzere hiçliğe mahkum edin. Türkiye’mizi ve aziz milletimizi çağların ötesine taşıyabilmemizin başka bir yolu ve yöntemi kalmamıştır. Osmaniyeli kardeşlerim bunları başaracak azim ve inanca fazlasıyla sahiptir. Bugün, Milliyetçi Hareket’in mevcudiyeti kötü ve kötürüm politikalar altında bunalan Türkiye’mizin en önemli şansıdır.

 

MHP’nin yapıcı ve tutarlı siyasetinin Türkiye’nin sigortası olduğu ortaya çıkmıştır. MHP milli duruşun, dünyayı Türkçe okuyuşun simgesidir. Ve bugün Milliyetçi Hareket ve onun fedakâr mensupları yeni bir tarihi imtihanla karşı karşıyadır. Türkiye üzerinde ne oyun oynanmışsa, partimiz üzerinde de oynanmak istenmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi; Sokaklara çekilmek istenmiş, hayır demiştir. Kardeş kavgasına itilmek istenmiş, asla demiştir. Karanlık senaryolara bulaştırılmak istenmiş, tutmamıştır. Her türlü iftira ile MHP’siz bir Meclis aranmış, olmamıştır. Her fesadı aşan, her hileyi boşa çıkaran partimiz bugün iktidara koşmaktadır ve Türkiye’nin sorunlarına neşter vurmak için tüm hazırlıklarını sürdürmektedir.

 

Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’nin gündemine vakıftır. Türkiye’nin meselelerine hâkimdir. Osmaniye Belediyesi’nin göstermiş olduğu performansın daha fazlasını merkezi yönetimde yapmak için biz hazır ve inançlıyız. Cenab-ı Allah’ın izniyle, milletimizdeki uyanışa şahit olarak, MHP iktidarının çok yakın olduğunu görüyor, verdiğiniz ve vereceğiniz desteklerden dolayı hepinize, tüm hemşehrilerime teşekkür ediyorum.

Bizler, bu topraklar üzerinde yüzyıllardır yaşayan, müşterek değerleri ve hedefleri farklılıklarından fazla ve anlamlı olan büyük bir milletin mensuplarıyız. Bumensubiyet korunacak, büyük Türk milleti yaşayacaktır. Bugün üzerinde kara bulutlar gezinen demokrasimizin kök salması, öncelikle bir arada yaşama kültürünün varlığına ve buna ait kuralların yerleşmiş olmasına bağlıdır. Hamd olsun bu kültür vardır, bu kurallar saldırı ve mütecaviz emellere rağmen ayaktadır. 2015 yılında Türk milleti; Üzerine geçirilmeye çalışılan kefeni bir kader olarak kabul etmeyecektir.

 

Türkiye’nin husumet ve kavga ile tükenip yok olmasına seyirci kalmayacaktır. Herkes, yöresi, anasının dili ve etnik temeli ne olursa olsun her vatandaşımız Türk milleti, milli kimlik, birlikte yaşama ve kardeşlik etrafında kenetlenecektir. Türk milleti yasalarla belirlenmemiş, masalarda oluşmamış, müzakerelerle var olmamıştır. Türk’e etnik kimlik yakıştırması yapanlar kaybedeceklerdir.

 

Topraklarımızı parselleme hevesinde olanlar kabusla tanışacaklardır. Danayla kuyruğunu koparmak isteyenler de emin olunuz rezil olacaklardır. Buradan Osmaniye’den bütün vatandaşlarıma seslenmek istiyorum. Neye inanırsanız inanınız. Kime gönül verirseniz veriniz. Ama mutlaka namus, şeref ve vatan iç n inisiyatif alınız, tercihinizi yapınız. Ayrılıkta hayır yoktur.

 

Çatışmada sonuç yoktur.

 

Bölünmede huzur yoktur.

 

Vakit birleşme ve bütünleşme vaktidir.

 

Zaman Milliyetçi Hareket Partisi’nde buluşma, beraber olma zamanıdır.

 

Bu düşüncelerle hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Cenab-ı Allah’ın, kutlu gayeler uğruna sarf ettiğimiz emekleri, millet aşkını ve heyecanını karşılıksız bırakmayacağına yürekten inanıyorum. 

Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun. Ne Mutlu Türküm Diyene.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.