Demirtaş: CEO\'su Erdoğan, müdürü Fe

BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında milletvekillerine seslendi. AK Parti iktidarını cemaatle birlikte anonim şirkete benzeten Demirtaş "Bu şirketin CEO'su Erdoğan, müdürü Fethullah Gülen'dir" diye konuştu. 

Demirtaş'ın konuşmalarında öne çıkan başlıklar şöyle: 

Erdoğan meydanlarda bugün şikayetçi olduğu için evet oyu istiyordu. Ana muhalefet partisi de bu HSYK değişmemelidir diyordu. Biz de üçüncü bir yol olarak ne CHP’nin yaşadığı statükocu HSYK ne de AKP’nin cemaatçi HSYK’sına hayır diyorduk. 2011’de HSYK’yı savunan Başbakan bu HSYK’yı yerin dibine sokuyor. Biz yine aynı noktadayız. Ne senin ne de öbürkünün HSYK’sı. Biz bağımsız yargının oluşturulması için Anayasa değişikliğine hazırız dedik, teklifimizi sunduk.

"CUMHURBAŞKANININ VETO ETMESİ GEREKİR"

HSYK seçimlerinin demokrat ve adil olmasını, yürütmenin yargı üzerinde etkili olmayacağı bir düzenlemeye hazırız dedik. CHP kabul etmedi. Biz BDP olarak Anayasa düzenlemesine hazırız, niye yasayı geri çekmiyorsunuz. Neden ısrarla genel kurula getirmeye çalışıyorsunuz. Bağımsız bir HSYK oluşturma gibi bir dertleri yok. Bugün oluşturmaya çalıştıkları bütün yargıyı Adalet Bakanlığı’na bağlayan bir düzenlemedir. Biz bunu kabul etmeyeceğiz, sonuna kadar muhalefet hakkımızı kullanacağız. Bu HSYK geçerse sayın Cumhurbaşkanının veto etmesi gerekir. Buradan çağrıyı yapıyoruz.

"İKTİDARINIZ SONSUZA KADAR SÜRMEYECEK"

Bu konuda tek olgun ve ilkeli çizginin sahibi partimizdir. HSYK’yla ilgili düzenlemeyi hiç zaman kaybetmeden geri çekin. BDP ile HDP bu konuda anayasa değişikliğini tartışmaya hazırdır. Siz ısrarla HSYK düzenlemesinin arkasından koşacağız diyorsanız başınıza ne büyük bir bela aldığınızı yakın zamanda göreceğiz. 10 yıldır cemaate teslim ettiniz ve kendinize bağlı olduğunu düşündünüz. Yıllardır ektiklerinizin neleri ortaya çıkardığınızı görüyoruz. Kendi talimatlarınızla bugün Roboski katliamının üstünü örtmeye başarabilirsiniz. Herhalde iktidarınız sonsuza kadar sürmeyecek.

"HEPSİNİN HESABINI TEK TEK VERECEKSİNİZ"

Bir gün bu ülkede o dosyaların başına vicdanı olan, ahlakı olan savcılar gelecek. Genelkurmay Başkanınızla, Başbakanınızla bu konudaki emir talimat ilişkisi içerisindeki her yetkilinizle yargı önüne çıkacaksınız. Bugün o bombaların atılmasını emir verenler yerine Roboski’dekileri yargı önüne çıkarmaya gücünüz olabilir. Halk bir gün bu iktidara el koyacak. Cemaatinizle, holdinglerinizle, kasalarınızla pırınızı pırtınızı toplayıp gideceksiniz. İşte o gün gelecek bunların hepsinin hesabını vereceksiniz.

"PARİS CİNAYETİNDE ORTAK SORUMLULAR"

Paris cinayetiyle, katliamlarla ilgili hesabını vereceksiniz. İstihbarat örgütleri ve devletin kurumları bize bağlı değil. Zanlının Türkiye ilişkileri, görüşmeleri açık bir şekilde Türkiye-Fransa işbirliğini ortaya koyuyordu. Sakine Cansız katledilmeden önce Başbakanın ‘Biz Fransa’dan onu istedik’ açıklaması aslında Türkiye’nin bizatihi istihbarat örgütleri eliyle bizzat Sakine Cansız’ı takip ettiğini ortaya koyuyor. Peki Türk ve Fransız istihbaratı tarafından takip edilen bir kişi, arkadaşları ile birlikte Paris’in göbeğinde katlediliyorsa, aradan çıkan bunca süreye rağmen failleri ortaya çıkarılmıyorsa bunda elbette devletin ortaklığını söylemek için kahin olmaya gerek yok.

"MİT MÜSTEŞARI'NIN ZANDAN KURTULMASI LAZIM"

MİT yetkililerin yaptığı açıklama şüpheleri arttıran açıklamadır. Günde 6-7 miting yapıp, hırsızlığı ve rüşveti savunacağına bu katliamları anlatabilirdiniz. Bu katliam MİT Müsteşarı ve Başbakanın üzerindedir. Öyle ‘biz yapmadık, bizimle alakası yok’ açıklamaları bu işi kurtarmaz. MİT Müsteşarı’nın bu zandan kurtulması, kendisinin bizzat talimatı yoksa kimin bu işleri yaptığını ortaya çıkarmak gibi bir zorunluluğu vardır. Bunu hem Fransız hem de Türk yargısının açıklama zorunluluğu vardır.

"ESAD KADAR ZULÜM YAPAN GRUPLAR VAR"

Paris cinayetleri güçlü şaibelerle orta yerde dururken hiçbir şey yokmuş gibi bu görüşmeleri sürdürmek Kürt hareketinin onurlu duruşuna ters olur. Bunun cevabını beklediğimizi de herkesin bilmesi lazım. Suriye’de yaşanan dram, halkın çektiği acılar ve işkencelerin görüntüleri ortaya çıktı. Bu görüntüler ortaya çıkmadan herkes Baas rejiminin gerek Suriye’de gerek Irak’ta halklara neler yaşattığını herkes çok iyi biliyor. Esad zulmünün 2011’de ortaya çıkmadığını bizler biliyoruz. 40 yıldır yönetiminde halka nefes aldırmayan işkenceci politikalarını iyi biliyoruz. Bunu bilmeyen Esad’ı burada Boğaz turuyla ağırlayanlardır. Sanki Esad’ın zulmü bugün ortaya çıkmış gibi ortalığı velveleye vermeye gerek yok. Esad zaten son günlerini yaşıyor. Bizim karşı olduğumuz konu, Suriye’de Esad kadar acımasız olan radikal gruplar var. El Kaide’yle bağlantılı gruplar var.

"TÜRKİYE EL KAİDE'YE LOJİSTİK DESTEK VERDİ"

Bu gruplar da oradaki halklara işkence ve zulüm yaptılar. Suriye’de yaşayan bütün halklar kendini özgürce yönetme, kimliğini koruma hakkına sahiptir. Suriye halkının tamamı Suriye’nin gerçek sahipleridir. Hiçbir grup arasında ayırım yapılamaz. Destek verilecekse tamamına destek verilecektir. AKP iktidarının zulümden şikayet etmeye hakkınız var mı? Diğer zulümleri destekleyerek en az Esad kadar suçlusunuz. El Kaide’nin orada güç olmasını sağlayan Türkiye’nin lojistik destektir.

"BAŞBAKAN ANLATIR BAKANLAR AĞLARDI"

En büyük korkuları Kürtlerdir. Rojava’da Kürtler statü kazanmasın diye oradaki grupları destekleyen Türkiye bugün kendi kazdığı kuyuya düşmüştür. Utanmadan sıkılmadan yakalanan turlar için ‘Bunlar oraya yardım eden TIR’lardır’ diyorlar. Yardım gizli gizli mi götürülürdü? Davul-zurnalarla, kurdelelerle canlı yayınla götürülürdü. Bir makarnayı bile mitinglerle tanıtan AKP bu yardımı gizli götürebilir miydi? Başbakan bu yardımların Suriye’deki kardeşlerimize gönderildiğini anlatır, ilgili bakanlar ağlardı. O TIR’larda Suriye’de çetelerinize lojistik destek götürüyordunuz.

"NETLEŞMEZSE ÇÖZÜM SÜRECİNİN ŞANSI AZALIR"

MİT’in kanununda böyle bir şey yazmıyor. Bunu da yakalayanlar paralel yapılarmış. Olabilir, bu paralel yapılar sizin kirli ilişkilerinizi ortaya çıkarıyor. Onlar kirli, siz de kirli. Rojava’ya iki torba un göndermek için defalarca bakanlarla görüştük. Yardım göndermek için akla karayı seçiyoruz. Kürtler’e tek bir gıda yardımı ulaşmasını engelleyenler çetelerle işbirliği yapıyorlar. Bunların hepsi AKP’nin kirli zihniyetinin içeride ve dışarıda yansımalarıdır. Bunlar netleşmeden içeride yürüyen çözüm sürecinin başarıya ulaşma sansı da azdır. Bunların netleşmesi sürecin selameti için olmazsa olmazdır.

"TASFİYE YERİNE KENDİ PARALEL YAPISINI KURUYOR"

İktidar halka hesap vermeli, kendi içindeki paralel yapıları belgeleri ile birlikte ortaya çıkarmalıdır. Görevden almalar dışında başka bir şey yapmıyorlar. Madem paralel yapılar var, bunları dosyalarıyla birlikte mahkemelere ve savcılara teslim edeceksin. Bunu yapmazsan demek ki, paralel yapılarla hesaplaşma gibi bir derdin yok. Sen paralel yapıyı tasfiye edip kendi paralel yapını oluşturuyorsun. Hesaplaşma demokratik bir hesaplaşma şekilde cereyan etmiyor, iç hesaplaşma olarak cereyan ediyor.

"CEO ERDOĞAN, MÜDÜR İSE FETHULLAH GÜLEN'DİR"

Paralel yapılar gönderdiğin yerde paralel olmuyor mu? Kaçakçılık şubesinden alıyorsun basın şubesine veriyorsun? Niye bunları yargıya teslim etmiyorsun? Paralel yapı Türkiye’de vardır, derin devlet geleneği halen aktiftir. Ama AKP gerçek bir yüzleşme yerine bir kez daha kendi paralel yapısını inşa etmekle meşguldür. Bizler uzun yıllardır AKP’nin bir partiden çok anonim şirket olduğunu söylüyorduk. Bu anonim şirketin ortakları vardır. En büyük ortaklarından biri de Fethullah Gülen’dir. Şirketin CEO’su Erdoğan’dır, müdürü Fethullah Gülen’dir.

"GÜLEN'İN KONUŞMALARINDA ALLAH YOK PARA VAR"

Başbakan siyasete ilgili bir tek cümle kurmuyor. Fethullah Gülen’in konuşmasında bir tane Allah, peygamber yok. Para konuşuyor, şirket konuşuyor, banka konuşuyor. Milyarlarca doları kendi aralarında pay ederken, kaynaşmada sıkıntı yokken anonim şirketin yönetiminde sıkıntı yoktu. Ne zaman şirket büyüdü, ortaklar fazla pay almak istediler, şirket dağılmaya başladı. Bu ülke sizin ailenizin kişisel malı değil. Bu ülkenin şehirleri, parkları sizin özel malınız değil.

"BEDDUACININ MI, BAŞBAKANIN MI CEBİNDEN ÇIKTI?"

Doların, Euro’nun seyrini izliyorsunuz. 17 Aralık operasyonları bunu sadece hızlandırdı. Merkez Bankası rezervi dolarla doldu taştı diyor ya Başbakan. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek kur oranına ulaşıldı. Bunu düşüremezsiniz. Çünkü sermayeyi piyasa kurallarına göre yönetemiyorsunuz. Öyle sıcak para gelirken her şey iyiydi. Şimdi parayı veren düdüğü çalıyor. Dışa bağımlı Türkiye felaketin habercisidir. Parayı kim ödeyecek, yoksullar ödeyecek. Şu anda dolardaki yüzde 25’lik artış, kimin cebinden çıktı; bedduacının mı, Başbakanın mı?

"30 MART GECESİ ZAFERİMİZİ İLAN EDECEĞİZ"

İlk genel seçimlerde Türkiye’de iktidara el koyacağız. Kadrolarımızla halkın bize verdiği özgüçle iktidar olacağız. Gittiğimiz her yerde bu heyecan var bu umut var. Eskiden çaresiz olanlar, bu partiler arasında mecbur kalıp oy vermiş olanlar yeni bir alternatif arıyor. Bizler bu umudu karşılamakla görevleyiz, bu bizim onur borcumuzdur. Bu seçimin tek kazananı bu olacağız. 30 Mart akşamı sonuçları hep birlikte göreceğiz. Artık korkunun ecele faydası yoktur. Artık cemaatleriniz sizi kurtaramaz. Türkiye’de rantçılar, ortaklar ve derin yapılarla BDP ve HDP seçime girecektir. Başka da bir seçim yoktur.
Bu hafta HSYK düzenlemesinin bir an önce genel kuruldan çekilmesi için partimizin çalışmaları devam edecek. Umarız geri çekilir, çekilmezse sayın Cumhurbaşkanı veto eder. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.