Davutoğlu'dan Valilere: Kudretinizi göstereceksiniz

Ankara’da düzenlenen Valiler toplantısında konuşan Başbakan Davutoğlu, valilere görev yaptıkları şehirleri sevmeleri çağrısı yaptı.

Davutoğlu, “Bizler halkımızla kaynaşarak, halkımızla bütünleşerek, onunla birlikte geleceğe yürüme iradesiyle iletişim kurmaya ayarlıyız. Bugün artık Türkiye’de her şey yerli yerine oturuyor. İletişimde devlet ile halk arasında bağlar tekrar tekrar kuruluyor” dedi.

Türkiye’nin her vilayette kendi içinde iç düzene sahip olduğunu belirten Davutoğlu, bu iç düzenin koruyucusu ve garantörünün valiler olduğunu söyledi.

Konuşmasında kamu düzeni vurgusu yapan Davutoğlu, “Kamu düzeni kavramını bilinçli şekilde ve mutavaatıyla konuşuyoruz. Devlet hem otorite sahibi olmalıdır hem de şefkat. Kudreti ve şefkati bünyesinde barındırmayan devlet, devlet olamaz. Devlet o devlettir ki hem kudretlidir, hem şefkatlidir. Kudreti olmayıp şefkati olan devlet acizleşir. Bir devleti kudreti varsa şefkati yoksa devlet tiranlaşmaya başlar. İşte Suriye’de devlet gücünü temsil ettiğini iddia eden bir rejimin halkına yaptıkları. Devletin esası muhabbettir, aşktır” diye konuştu.

'DEVLETİN TEMEL MANTIĞI KUDRETİ VE ŞEFKATİ YANSITMAKTIR'

Valilere, "Önce kendinizle, sonra yaşadığınız şehirle barışık olun" çağrısında bulunan Başbakan Davutoğlu konuşmasına şöyle devam etti:

 “Bir vali yaşadığı yerde insanlara bakarken, Sünni mi, Alevi mi; Türk mü, Kürt mü; Müslüman mı gayrimüslim mi diye bakmaz sadece ve sadece insan olarak bakar.  Devletin hizmet ederken ki temel mantığı bu kudreti ve şefkati yansıtmaktır. Bir olay mı oldu, kudreti göstermek mi gerekli, kudretinizi göstereceksiniz, tereddüt etmeden göstereceksiniz. Başka bir olay mı oldu şefkati göstermek gerekti, bir anne babanın evladına gösterdiği şefkatten daha fazlasını eğer halka gösteremiyorsanız, kendi evladınıza gösterdiğiniz şefkati o şehrin yetimlerine gösteremiyorsanız, kendi anne ve babanıza gösterdiğiniz şefkati o şehrin yaşlılarına, gariplerine yapmıyorsanız vazifenizi yapmıyorsunuz demektir.

'7 EKİM GECESİ SİİRT’TE DÜŞÜNÜN'

Biz kamu düzeni derken, kast ettiğimiz şey halkına huzur verecek kudrete sahip olmasıdır. 6-7 Ekim olaylarında edindiğimiz tecrübe budur, Gezi olaylarından edindiğimiz tecrübe budur. Kamu düzeni sarsıldığında özgürlükler kalmıyor. Şimdi Özgürlüklerin Korunması ve İç Güvenlik paketi Meclis’te muhalefet partilerine bir kez daha sesleniyorum; bir an için kendinizi 6 Ekim gecesi Batman’da düşünün, 7 Ekim gecesi Siirt’te düşünün. Orada yaşayan insanların ne hissettiğini anlayın ya da kendinizi 4’üncü kattan atılan Yasin Börü’nün babasının yerine koyun, uzun yıllar emeklerle inşa edilen bir iş yerinin gözünüzün önünde yandığını düşünün. Bunun özgürlükle ne alakası var. Şunu düşünün; gözünüzün önünde dükkânınız yakılıyor bunu yakanı gördüğünüz halde ama o polis tarafından götürülüyor gözaltında bile tutulamadan tekrar karşınıza geliyor, işte ben buradayım, yerinizi yaktım, sokağınızı tarumar ettim ama devlet beni 24 saat bile tutamadı diyor.

'NEREDE SIKINTI VAR ONLARI TESPİT ETTİK'

Biz bu yasayı, bu yasa tasarısını bir gece rüyada görüp ya da ertesi sabah farklı bir şey yapalım diye gündeme getirmedik. 6-7 Ekim olaylarında günlerce uyumadık biz. Valilerimize, sizlere ulaşmak için İçişleri Bakanımızla toplantılar yaptık. 6-7 olaylarından 1 hafta sonra Jandarma Genel Komutanımız, Emniyet Genel Müdürümüz, MİT müsteşarımız hepsi ile oturum nerede aksaklık var, Kamu düzenini tesis etmek için nerede sıkıntı var onları tespit ettik. Molotof’a karşı tedbir almak lazım, çünkü molotof yasada açıkça tanımlanmadığı için bazı hekimlerimiz, yakıcı maddeye molotof denmediği için molotof atan birini, genç kızımızı yakan diğer vatandaşlarımızı serbest bırakabiliyor. Molotofu kanun maddesine koyma gerekliliği tecrübelerden geldi.

'ONLAR HALKA ŞEFKAT GÖSTERMİYORLAR'

Şimdi Meclis'e gelip şov yapıyorlar, poşu ile yüzlerini kapatarak. Sizin gibi sokakta folklorik olarak poşu kullanana kimse dokundu mu? Ama yüzünü kapatıp, bütünü ile robotik bir görüntü ile bazı maskeler takıp irisi geliyorsa, çocukları katlediyorsa, Molotoflarla hatta kalaşnikof gibi silahlarla sokağa çıkıp kimlik tespiti bile yapılamıyorsa kusura bakmayın sokaklar bu teröristlere bırakılmaz, bu vandallara bırakılmaz. Devletin kudretinin konuşması lazım, sizin göreviniz böyle bir durum söz konusu olduğunda tereddüt etmeyeceksiniz. Halka ne kadar şefkatle yaklaşıyorsanız şehirlerinizi yakmaya kalkışan bu vandallara, bu şiddet yanlılarına da aynı şekilde kudretle yaklaşacaksınız. Çünkü onlara göstereceğiniz şefkat zaaftır, onlara göstereceğiniz bazı tolerans zaaftır. Onlara göstereceğiniz tolerans halktan şefkati esirgemek demektir, çünkü onlar halka şefkat göstermiyorlar.

'ŞEHİRLERİMİZİ KORUMAK BİZİM GÖREVİMİZ'

Şehirlerimizi korumak bizim görevimiz. Sizin olduğunuz yerde, devletin şefkati ve kudreti olacak. Kesinlikle karar almakta tereddüt eden, bir yerde zorluk varsa oraya gitmek yerine makamında oturan vali görevini ihmal ediyor demektir. Sizin kaderiniz o ilde yaşayan halkın kaderi ile aynıdır. Onlar eğer huzurda değilse sizde huzurda değilsinizdir, onlar eğer gece uyuyamamışsa sizler gece uyuyamazsınız. Korku ile aidiyet bağı kurulmaz, korku ile otorite bağı kurulur. TBMM’de görüşülmekte olan yasa bağlamında bütün muhalefet partilerimizi basirete ve kamu düzenine sahip çıkmaya davet ediyorum. Bu yasa ile ilgili olarak normalde farklı düşünen partilerin, birbirleri ile itilaflı olan siyasi partilerin aynı çizgide buluşuyor olması ve yasayı engellemek için gece gündüz hakaret ve her türlü saldırıyla gayri ahlaki yöntemlerle muamele ediyor olması üzüntü verici. Ümit ederiz ki 6-7 Ekim olayları ve diğer olaylarda edinilen tecrübe ile kamu düzenin sağlama adına atılan bu adımlar muhalefet partilerimizce de doğru anlaşılır, hep beraber halkımızın geleceği, bu ülkenin refahı halkımızın mutluluğun için bu adımları atarız.” (ANKA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.