Davudoğlu Yunan hayranı çıktı!

ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin yönlendirdiği Türk dış politikası başta Suriye olmak üzere tüm Müslüman komşularla köprülerin atılmasına neden oldu. Müslüman komşularla ve Müslüman bölge ülkeleriyle ilişkileri bozulan AKP hükümeti Ermenistan ve Yunanistan ile yakınlaşma çabası içine girdi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Ermenistan’dan sonra Yunanistan’ı da ziyaret etti. Davutoğlu’nun Atina’da Başbakan Antonis Samaras ve Dışişleri Bakanı Evangelos Venizelos ile yaptığı görüşmede ana gündem Kıbrıs’tı. Yunanistan Kıbrıs’ta işgalci olduğunu iddia ettiği Türkiye’den Rumları tanımasını ve Ada’dan askerlerini çekmesini istiyor. Samaras ve Venizelos’un görüşmelerde Davutoğlu’ndan, Ankara protokollerinin hayata geçirilmesi, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması, Fener Rum Patriği’nin Ekümeniklik iddiasının resmen tanınması gibi konularda adım atılmasını istediği belirtiliyor.

Kıbrıs’ta hemen müzakere!

Görüşmelerin ardından Davutoğlu ve Venizelos ortak basın toplantısı düzenledi. Davutoğlu KKTC’nin lağvedilerek federal bir devlet kurulması esasına dayanan Kıbrıs müzakereleriyle ilgili olarak ilgili olarak “Bakın çok vakit kaybettik. 2004’den bu yana 10 yıl geçti, 5 yıl da müzakere ediliyor, son iki yıl Kıbrıs’taki seçimler dolayısıyla müzakerelere ara verildi. Son bir yılda Sayın Anastasiadis’in seçilmesi ile biz büyük bir ümit beslemiştik, çünkü Anastasiadis, Annan Planı’na ‘evet’ diyen bir siyasetçi ve çok pozitif mesajlar verdi. Biz de buna pozitif mesajlara mukabelede bulunduk. Pozitif atmosfer oluştu ama onun seçilmesinin üzerinden de bir yıl geçti. Bu sefer de ekonomik kriz dolayısıyla biraz süre tanıyın dendi. Ama artık Kıbrıs sorunun süre tanımakla çözülmeyeceğini herkes biliyor. Kıbrıs sorunu bundan sonra siyasi irade ile çözülür. Her şey tartışıldı. Ortak bir zemin var. Biz bu iradeyi görmek istiyoruz.” dedi.

Davutoğlu’nun Yunan hayranlığı

Ahmet Davutoğlu basın toplantısın azınlıklar konusunda da oldukça dikkat çekici ifadeler kullandı. Davutoğlu önce Yunan hayranlığını ortaya koyan şu cümleleri kullandı: “Ben sadece Dışişleri Bakanı olarak, doktora ve akademik çalışmalarımda Yunan felsefesi ve Atina üzerine çalışmış biri olarak da bir Atina hayranıyım. Atina’daki köklü medeniyet birikiminin hem iyi bir izleyicisi, hem de hayranı olarak hep Atina’ya geldiğimde Atina sokaklarında o köklü medeniyet izlerini görmek bana büyük bir mutluluk vermiştir.” “Biz Bizans ve Osmanlı geleneklerini birlikte miras edinmiş iki ülkeyiz” diyen Davutoğlu Türkiye’de gayrimüslim nüfusun azalmasından duyduğu üzüntüyü de şöyle dile getirdi: “Aslında Türkiye’de de çok fazla bu ihtiyacı hisseden Hıristiyan ya da Musevi kalmadı ama o mimarının orada duruyor olması, o kilisenin o sinagogun, caminin, çan kulesinin, minarenin yan yana olması, başlı başına onur veriyor bize.”

Türkiye’deki azınlığa Lozan’ı ihlal eden jestler

Ahmet Davutoğlu Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerinin “Türk” adını bile kullanmasına müsaade etmediği bir ortamda Türkiye’deki azınlığa yaptıkları jestleri de (Lozan’ı da ihlal ederek) büyük bir kıvançla şöyle anlattı: “Gayrimüslim vakıflarına mülkiyet transferi konusunda hiç bir ülkenin yapmayacağı ölçüde geniş bir reformla değeri 1 milyar doları aşan mülkün iadesi sağlandı. Şunu çok açık söylüyorum, başka hiçbir ülkede eski Osmanlı, Türk, Müslüman vakıfları ile ilgili benzer bir evrensel hukuk uygulaması olmadı. Buna rağmen biz bu adımı atmakta hiçbir beis görmedik. Yine benzer şeklide St. Sinot meclisinin oluşumunda Rum Ortodoks Patrikhanesi içinde Türkiye’den ne talep edilmişse, var olan anlaşmaları da bazen gerektiğinde revize ederek, bypass ederek de evrensel hukukun gereği neyse onu yaptık.”  

Mütekabiliyet ilkesi yok edildi

Azınlığa yaptıkları jestlerde uluslarası ilişkilerin temel prensiplerden biri olan mütekabiliyet yani karşılılık ilkesini dikkate almadıklarını da itiraf eden Davutoğlu şöyle konuştu, “Bunu karşılıklılık esası üzerinden düşünmüş olsaydık, St. Sinot Meclisi’nde gerekli düzenlemeleri yapıp, ki bu talebi yerine getirmek bizim dini kurumlara olan saygımızın bir gereğidir, bunu yapmazdık, karşılıklılık esası gözetmedik. Eğer karşılıklılık esası gözetmiş olsaydık vakıflara mal transferi konusunda da adımlar atılmasını beklerdik. Geçmişte yapılan bazı hukuk olarak da doğru bulmadığımız adımları telafi edecek şekilde bugün Yunanistan’daki İstanbul Başkonsolosluğu’nun içinde bulunduğu mülkü de Aya Yorgi Vakfı’na iade edildi. Bütün bunlar yapıldı. Ve bunları yaparken de bir karşılılık beklemedik”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.