Darbe anayasası rafa kalkmalı

 TBMM Genel Kurulu’nda yapılan 2017 bütçe görüşmeleri sona erdi. Bütçe görüşmelerinin kapanışında Başbakan Binali Yıldırım bir konuşma yaptı.

15 Temmuz darbe girişimi sırasında TBMM’nin bombalandığını hatırlatan Yıldırım, “Bu Gazi Meclisimiz dünyanın en alçak saldırısına uğradığında siz değerli milletvekillerimiz örnek bir birliktelik tablosu sergilediniz. Milletvekillerimiz ve vatandaşlarımız ile birlikte o alçak saldırı karşısında milli iradeye sahip çıktı. Milletin evini alçaklara hainlere teslim etmediniz” dedi.

Beşiktaş saldırısının ardından Yenikapı’da sergilenen birlikteliğin tekrar oluştuğunu söyleyen Yıldırım, “10 Aralık’ta İstanbul’da yaşadığımız büyük acının karşısında da yine Meclisimizde partilerimizle bir ve beraber olduk. Önceki gün ana muhalefet partisi sayın Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Bahçeli ile bir araya geldik” ifadelerini kullandı.

‘DARBE ÜRÜNÜ ANAYASA RAFA KALKMALI

12 Eylül Anayasası’nın değiştirilmesinin bütün toplumun hedefi olduğu belirten Yıldırım, “Bu tartışma 34 yılı aşan bir tartışmadır. Anayasa konusu yeterince tartışılmış ve artık olgunlaşmıştır. Siyaset kurumunun tamamı 12 Eylül darbesinin ürünü olan bu anayasanın rafa kalkması gerektiği konusunda hemfikirdir. Seçim meydanlarında vatandaşlarımıza siyasi partiler tarafından verilen sözlerin başında anayasa değişikliği olmuştur. Şimdi sıra millete verdiğimiz bu sözün gereğini yerine getirmek kalmıştır. Uzun bir süredir gündemi işgal eden anayasa ve yönetim sistemi tartışmalarını çözmek zamanı gelmiştir” şeklinde konuştu.

Başbakan Binali Yıldırım’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Milletten aldığımız güçle bu odaklara karşı amansız bir mücadele verdik. Karşımıza çıkartılan 367 icadı nedeniyle Cumhurbaşkanı’nı seçememiş, 2007’de referandum kararı almıştık. Bunun sonucunda sayın Recep Tayyip Erdoğan tarihte ilk kez milletin oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı. Bununla uyumlu olmayan yönetim sistemimizdeki çelişkiler de daha fazla gün ışığına çıktı. Mevcut durumda anayasada ve yönetim sisteminde değişiklik öncelikli bir mesele haline gelmiştir.”

‘CHP HER ZAMAN DEMOKRASİYİ ÖZGÜRLÜKLERİ SAVUNMUŞTUR’

“MHP, CHP, AK Parti asgari müştereklerde sınırlı bir değişiklik için bir araya geldi, uzmanlarımız bir çalışma yürüttü. Yönetim sistemi konusunda CHP’den farklı düşündüğümüz sır değildir. CHP demokrasi tarihimizin en eski partisidir. Her zaman demokrasiyi, özgürlükleri savunmuştur. Elbette bunlar önemlidir ama bütün bunlar sözde kalmamalıdır. Anayasa değişikliği için demokrasi arayışımız bizi bir noktaya getirmiştir. MHP’nin sayın lideri Bahçeli, ekim ayı başlarında kamuoyu ile paylaştığı anayasa ve sistem sorunu ile ilgili çözümü içeren beyanatıyla bu konudaki talep, bu konudaki istek yeni bir boyut kazanmıştır.

O günden başlayan MHP-AK Parti uzmanlarının çalışarak ortaya koydukları sistemin değiştirilmesi, mevcut yapının anayasa ile uyumlu hale getirilmesindeki değişiklik teklifi çalışmaları uzlaşma neticesinde tamamlanmış ve geçtiğimiz günlerde AK Parti grubu olarak yüce meclise 316 vekilimizin imzasıyla teslim edilmiştir.”

‘CHP’NİN MUTABIK OLDUĞU MADDELER DE VAR’

“Değişiklik teklifinde sürecin başında 3 parti olarak yaptığımız çalışmaları içeren maddelerin büyük bir kısmı da yer almaktadır. Dolayısıyla değişiklik teklifinde CHP’nin de mutabık olduğu maddelerin olduğunu bu vesileyle ifade etmek isterim. Anayasa değişikliğinde ne var, ne yok, bunlar önümüzdeki günlerde konuşulacak. Ben madde madde bu konulara girecek değilim. Ama esas itibariyle bu teklifi hazırlayan AK Parti grubunun başkanı olarak birkaç hususu sizlerle yüce meclisimizde paylaşmak istiyorum.

‘HER SEÇİM GÜÇLÜ VE TEK BAŞINA İKTİDAR ÇIKACAK’

“Yeni getirilen yönetim sisteminde kuvvetler ayrılığı net bir şekilde ortaya konmuştur. Kanun teklif etme işi kanun yapma işi tamamen TBMM’nin yetkisine bırakılmıştır. Yasama ve yürütme halka karşı ayrı ayrı sorumlu olacaktır. Seçimler 5 yılda bir yapılacak. Milletvekili ve Cumhurbaşkanı seçimi aynı gün olacaktır. Böylece her seçim güçlü ve tek başına iktidar çıkacaktır. Bunun adı da sürekli istikrardır. Yürütme, karar süreçleri çok hızlanacaktır.”

‘REJİM TARTIŞMALARI 1923’TE KAPANMIŞTIR’

“Rejim değişikliği esasen eksen kayması tartışmaları boş ve anlamsız hale gelmiştir. Türkiye’nin ekseni bellidir, yolu bellidir. Türkiye’nin yolu muasır medeniyetler yoludur. Gazi Mustafa Kemal’in gösterdiği yoldur. Rejim tartışmaları 1923 yılında tamamen kapanmıştır, sona ermiştir. Meclisimizin ve halkımızın desteği ile ülkemizde siyasi istikrarı kalıcı kılan anayasa değişikliğini yüce meclis çıkarmaya muktedirdir.”

’80 BİN GÖÇMEN İÇİN HAZIRLIKLARA BAŞLADIK’

“Son dönemde Halep’ten yükselen feryatlara, haber bültenlerindeki görüntülere kayıtsız kalamazdık. Sayın Cumhurbaşkanımız ve hükümetimizin girişimleriyle muhataplarımızla yaptığımız görüşmeleri olumlu bir noktaya getirdik. Ve oradaki mazlum insanların tuzaktan kurtarılmasının yolunu açtık. Rejim ve destekçilerinin saldırısı altında siviller savunmasız kaldı. Türkiye Cumhuriyeti olarak AFAD ve Kızılay marifetiyle 80 bin göçmen için hazırlıklarımızı başlatmış bulunuyoruz. 10 bin kişilik çadır kent, sağlık barınma gibi temel ihtiyaçlar karşılanacak.”

‘RUSYA VE İSRAİL’LE İLİŞKİLERİMİZİ GELİŞTİRDİK’

“Türkiye olarak dünya ülkeleriyle görüşmeden işbirliğinden yanayız. Temel felsefemiz düşmanlıkları azaltmak, dostlukları çoğaltmak. Rusya, İsrail’le ilişkilerimizi geliştirdik. Fırat Kalkanı Harekatı’nı başlattık. Başika’da, Musul’da etnik temizlik hareketini önlemek için tedbirlerimizi aldık.”

‘SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ SAĞLANMALI’

“Peşmerge güçlerine ve koalisyon güçleriyle birlikte harekatın içerisinde yer alıyoruz. Buradaki hassasiyetimiz gerek Musul’un gerek Telafer’in DEAŞ terör örgütlerinden temizlenmesiyle birlikte meydana gelebilecek bazı Şii milis gruplarca etnik katliama dönüşmesinin önüne geçmek. Bu konu bizim kırmızı çizgimizdir. Musul, Musulluların olmalıdır. Telafer’deki yapı değişmemelidir.

Türkiye olarak Suriye’nin toprak bütünlüğü ile ilgili herhangi bir sorunumuz yoktur. Suriye’nin toprak bütünlüğü sağlanmalıdır. Suriye, Suriyelilerin olmalıdır. Yarım milyondan fazla korumasız insanın kanına giren rejimin hayatiyetini sürdürmesi mümkün değildir. Oluşacak yeni yönetimin Suriye’yi teşkil eden bütün etnik yapıları temsil etmelidir.”

‘FRANSA’YA SAYGILI, TÜRKİYE’YE KAYGILI’

AK Parti döneminde AB müzakerelerinde önemli mesafe alındığını söyleyen Binali Yıldırım, “Geldiğimiz noktada AB bir kafa karışıklığı içerisinde girmiştir. Buradaki temel problem AB’nin siyasetçilerinin seçim zamanı geldiğinde, kaygılarını ve kazanma heveslerini tatmin etmek için Türkiye’yi kampanyalarına dahil etmek gibi bir hastalıklarının olması. Bütün demokratik değerlerinden yanayız, sadece Avrupa için değil insanımızın hak ettiği insan haklarına yönelik düzenlemeleri yaptık. Bizim rahatsız olduğumuz şey çifte standarttır. Bunlardan yana değiliz. Örnek, Fransa’da OHAL kararı alınca saygılı, Türkiye’de darbe olunca kaygılı, OHAL kararı olunca kaygılıyız diyorlar. Bu çifte standarttır” dedi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.