Çözüm sürecinin derneği de oldu

Diyarbakır’da yeni kurulan ÇÖZÜM-DER tarafından basınla tanışma toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan derneğin Genel Başkanı avukat Ercan Ezgin, artık devletin eski ceberut devlet olmadığını belirterek, ret ve inkar politikalarının reddedildiğini, asimilasyon uygulamalarına büyük oranda son verildiğini ifade etti. Bütün halklar için büyük adımlar atıldığını ve büyük reformlar yapıldığını kaydeden Ezgin, bu yüzden bu ağır yük ve sorumlulukla süreci sadece AK Parti ve HDP’nin yürütmesinin zor olduğunu dile getirdi.

Çözüm süreci çerçevesinde kefenini giyip, bedenini taşın altına koymaya hazır olan AK Parti ve HDP’nin yanında diğer bütün parti ve sivil toplum kuruluşları ile halkın elini hatta bedenini taşın altına koyması gerektiğini aktaran Ezgin, "Çözümün konuşulmaya başlanması ile birlikte, Anadolu ve özellikle Karadeniz bölgesinde büyük tedirginlik ve korku yaşanmaya başlandı. Türkiye bölünüyor mu, parçalanıyor mu, sonu nereye varacak diye belirsizlikler hakimdi. Bu tereddüt ve tedirginlikler gerek hükümetin attığı anlamlı ve dik duruşlu adımlarla, gerekse de diyalog, istişare ve ziyaretlerle büyük oranda giderilmiş bulunmaktadır. Derneğimiz tam bu noktada Türkiye’nin doğusu ve batısıyla aynı barış havasını teneffüs etmesi amacıyla, Çanakkale ruhunu yeniden tesis etme, süreci insanlara anlatma ve sürece katkı sunma amacıyla Diyarbakır, Sinop, İstanbul, Ankara ve birçok şehirde oturan gönüllüler tarafından kuruldu" dedi.

"ANADİLLER EĞİTİM DİLİ OLMALI"

Derneklerinin süreçle ilgili tespit ettiği bazı problemlerin ve önerdiği bazı çalışmaların olduğuna da dikkat çeken Ezgin, sürecin nihayete ulaşmasında çözülmesi beklenen sorunların en başında PKK’nın silahsızlandırılması olduğunu kaydetti. Bir başka sorunun ise Anayasa’nın 66’ncı maddesi olduğuna vurgulayan Ezgin, şunları kaydetti:

"Bu maddede, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür’ denilmektedir. Her ne kadar bu tanımda geçen herkes Türk’tür ibaresinin ırkçı veya milliyetçi değil de hukuki bir tanım olduğu ve kapsayıcı olduğu belirtilse de geçmişte yaşanan uygulamalar ve birçok yasadaki düzenlemeler bunun inandırıcılığını gölgelemiştir. Çünkü birçok yasa ve mevzuatta halen de Türk etnik ırka esas alınarak hak ve sorumluluklar düzenlemiş bulunmaktadır.

Bu sorunun çözümünde bizler Çözüm-Der olarak yaklaşık 30 ülkenin anayasasını da inceleyerek, daha kapsayıcı ve vatandaşlık bağını güçlendirici bir çalışma ve raporu bitirme aşamasındayız. Raporumuzda bununla ilgili iki seçenek sunuyoruz. Birincisi ya vatandaşlık tanımına hiç yer vermemek ya da Türk yerine ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı’ kavramını kullanmaktır. Yine tespit ettiğimiz ve 25 ülkenin anayasasını inceleyerek rapor hazırladığımız bir başka önerimiz ise Anayasa’da yapılacak değişiklikle ancak yolu açılabilecek olan devlet okullarında Türkçe ile birlikte yerel anadillerin de eğitim dili olmasına izin verilmesidir."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.