CHP;Utanç, Bağdat\'a, Mısır\'a gidemeyen iktidara aittir

Loğoğlu, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Mısır ziyareti dolayısıyla CHP'ye yapılan eleştirileri yanıtladı.

CHP heyetinin, 10-12 Eylül tarihleri arasında Mısır'a yaptığı ziyaret sırasında "3 Temmuz müdahalesini desteklediği" haberleri çıktığını belirten Loğoğlu, askeri müdahaleden yana olan Mısır medyasının, gelen her ziyaretçiye bunu söyletmek için sürekli soru sorduğunu belirtti. Loğoğlu, Mısır ziyareti sırasında, 3 Temmuz ya da başka bir tarihi dile getirmediklerini ifade etti.

2002'DEKİ O TOPLANTIYA NEDEN KATILMADI?

Loğoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "CHP hangi yetkiyle oraya gitti?" diye sorduğunu ifade ederek, anamuhalefet partisi ve milletvekili olarak gittiklerini kaydetti.

Kasım 2002'de Washington'da görev yaparken, Erdoğan'ın, Başbakan ve milletvekili olmadığı halde Washington'da Başkan Bush tarafından kabul edildiğini anlatan Loğoğlu, ABD yetkilileriyle bir otelde yapılan görüşmeye, AK Parti tarafından büyükelçi olduğu halde çağrılmadığını söyledi. Loğoğlu, "Davet etselerdi de katılmazdım. Çünkü bir siyasi partinin görüşmelerine, bir büyükelçinin eşlik etmesi, benim ölçülerime göre doğru değil" dedi.

"UTANÇ IRAK'A, MISIR'A GİTMEYEN AK PARTİ'YE AİTTİR"

Mısır ziyaretlerinin, "utanç gezisi" olarak takdim edilmeye çalışıldığını öne süren Loğoğlu, "CHP, Mısır'da darbecilerin ayağına gidiyormuş. Biz darbecilerin ayağına gitmedik, Mısır ordusu yetkilileriyle görüşmedik. Görüşmelerimiz sadece hükümet kanadıyla oldu. Kanaat önderleri, siyasi parti liderleriyle görüştük. Biz Mısır halkının ayağına gittik, Türkiye için gittik. Kimsenin ayağına gitmedik. Böyle bir gezide utanç unsuru varsa, utancın nerede olduğunu söyleyeyim: Utanç, Bağdat'a, Mısır'a gidemeyen Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarına aittir. Utanç, bölgede bir sürü yere gidemeyen, Gazze'ye bile gidemeyen iktidarın izlediği dış politikiya aittir" diye konuştu.

EL EZHER REKTÖRÜ DERİNDEN YARALI

Loğoğlu, El Ezher Üniversitesi'nin rektörünü ziyaret ettiklerini de anımsatarak, konuştukları bütün Mısırlılar'ın, Erdoğan'ın rektöre yönelik sözleri nedeniyle kendilerini derinden yaraladığını söylediğini ifade etti. Loğoğlu, rektörün kabulünün bir incelik olduğunu, Türk halkına karşı olumlu hissiyatının bir ifadesi olarak algılamak gerektiğini vurguladı. Loğoğlu, görüşmede rektörün, Erdoğan'ın ifadesini hiç gündeme getirmediğini, üniversitede bine yakın Türk öğrenci bulunduğunu, onların liderlerini çağırdığını, yatıştırdığını, "Siz bizim evlatlarımızsınız, korumamız altındasınız" dediğini aktardı.

AK Parti'nin, "CHP dışarıya gidiyor, bizi şikayet ediyor" dediğini öne süren Loğoğlu, Avrupa'ya gittiklerinde Türkiye'deki sıkıntıları dile getirdiklerini söyledi. Loğoğlu, sıkıntıları dile getirmek ile şikayetin farklı olduğunu kaydetti.

ABD İLE RUSYA'NIN ANLAŞMASI

Loğoğlu, toplantıda Suriye'deki gelişmeleri de değerlendirdi. Loğoğlu, ABD ile Rusya arasında varılan anlaşmanın önemine işaret ederek, rejimin, muhaliflerin ve Türkiye dahil Suriye'nin komşularının bu anlaşmanın hayata geçmesi için gerekeni yapmasını istedi.

DAVUTOĞLU'NUN PARİS ZİYARETİ

Faruk Loğoğlu, "Putin ve Rusya'nın prestiji yükseldi, Türkiye ise ortada kaldı. Müdahale çağrıları yankı yapmadı. Paris'e çağırıyorlar, Sayın Davutoğlu, 'ortalığı fazla karıştırma, uslu dur, sakin ol, iyi bir iş yapıyoruz, sakın bunu bozacak şey yapma' şeklinde, bir nasihat alıp, Türkiye'ye geri dönecek" diye konuştu.

SIĞINMACILAR AK PARTİ'Yİ ÇOK SARSIYOR

Suriyeli mültecilerin çok ağır bir problem olduğunu dile getiren Loğoğlu, sayının 1 milyona dayanmasının beklendiğini, bunun Türkiye'nin altından kalkabileceği bir yük olmadığını belirtti. Loğoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Suriye'ye yönelik AKP hırçınlığının altında yatan ana nedenlerden biri bu sığınmacıların durumu. Başa çıkamıyorlar, ne yapacaklarını bilmiyorlar, uluslararası toplumdan yardım almıyorlar. Onun için ellerinlerinde kaldı bu sığınmacılar. Ekonomik, güvenlik, sosyal yönleriyle çok büyük sıkıntılar yaratan sığınmacılar konusu AKP'yi çok sarsıyor. Suriyeli mülteciler sadece kamplarda değil, Türkiye'nin her yanında var. Hükümet, iki şey yapmalı: Bu konuyu savaş çığırtkanlığı yapacağına, Suriyeli sığınmacılar konusunu, daha ısrarlı şekilde BM ve ilgili uluslararası kuruluşların gündemine taşıması, daha fazla dillendirmesi lazım. Sadece maddi destek bakımından değil. Suriyeli sığınmacıları, sığınmacı noktasında tutacak önlemlerin alınması, kampların daha sıkı kontrol altına alınması, Suriye'ye giriş- çıkışların denetim altına alınması önemlidir. Adalet ve Kalkınma Partisi, bunları yapacağına hala Suriye'ye müdahale çağrısında bulunuyor. Dışişleri Bakanı, 'Hiçbir zaman Suriye'de savaş istemedik' diyor. Bismillah. İki yıldır Suriye'ye müdahale isteyen bir Başbakan, Dışişleri Bakanımız var. Ondan sonra 'Suriye'de savaş olsun istemedik' diyebilecek kadar pişkinlik ve bağnazlık gösteren bir bakanı, hayretle karşılıyorum ve kınıyorum."

"DEMOKRATİKLEŞME PAKETİNDEN HALKIN HABERİ YOK"

Bir soru üzerine Loğoğlu, "sözde demokrasi, ileri demokrasinin hüküm sürdüğü Türkiye'de, demokratikleşme paketinden halkın haberinin olmadığını" öne sürdü.

Loğoğlu, "İçinde ne var, niçin var. Bunların hiçbiri ne danışılmış ne görüşülmüş. 'Bizim paketimiz bu. Kabul edin veya etmeyin' diyecekler. Böyle demokratikleşme paketi olur mu? Paketin içeriğini küçümsediğim için söylemiyorum. Yöntem, zihniyet meselesi olarak söylüyorum. Nasıl bir demokratikleşme paketi olabilir, halka danışılmadan, TBMM'ye getirilmeden veya şeklen de olsa siyasi partilerle görüşme konusu yapılmadan? Böyle bir paket, hangi anlamda demokratikleşme paketi olur bilemiyorum. Yöntem tartışmalarının ötesinde Türkiye, ciddi anlamda kalıcı, halkımızın bütün unsurlarıyla benimseyebileceği, kabul edebileceği, vicdan rahatlığıyla benimseyeceği bir ortama girerse, ona sadece alkış tutarız. Ama AKP'nin geçmiş davranış ve siciline baktığımızda bu böyle olmayabilir, olmadığında da maliyeti yine halkımız tarafından ödenir. Bu endişeyi taşıyoruz" diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.