CHP’nin komisyon başvurusu MGK kararıyla örtüştü

Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) 2004 yılında aldığı Fethullah Gülen ile ilgili kararın dün basına yansımasından bir gün önce CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın hazırladığı bir araştırma önergesini CHP Grubu’na sunması ilginç bir tabloyu ortaya çıkardı.

Umut Oran, araştırma komisyonu kurulması önergesinin bugün TBMM Başkanlığı’na gönderildiğini belirterek, “MGK Kararında 12 kişinin imzası var 3’ü halen cezaevinde ve diğer 9 kişiden de imzasını reddeden çıkmadı. Komisyon acilen kurulmalıdır ve ilk yapacağı iş de başta Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere MGK’nın 25 Ağustos 2004 tarihli ve 481 sayılı kararının altında imzası olan 10 kişiyi tanıklıklarına başvurmak üzere komisyona davet etmek olmalıdır. Anayasa gereği “sorumsuz” olan dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer ile yaşamını tek başına idame ettiremez hale gelmiş olan ağır hasta Şener Eruygur dışında kalan siyasi ve askerlerin bu memleket ve demokrasi sorunu karşısında duyarsız kalmayarak TBMM’ye gelerek yüce Parlamentoyu seve seve bilgilendireceklerini düşünüyorum” açıklamasını yaptı.

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, yazılı bir açıklama yaparak, hafta başında CHP Grubu’na sunduğu ve bugün TBMM Başkanlığı’na iletilen araştırma önergesi ile MGK kararını değerlendirdi. CHP’li Oran’ın açıklaması şöyle:

DIŞARIDAKİ 9 KİŞİ İMZASINI YALANLAMADI

MGK’nın 25 Ağustos 2004 tarihinde aldığı 481 sayılı karar dün Taraf gazetesi aracılığıyla kamuya malloldu. Kararın altında imzası olanlardan biri Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde, diğeri Başbakanlık Konutu'nda, 3'ü ise o emri uyguladıkları iddiasıyla Silivri Cezaevi'nde. Bu kararda imzası olan 12 kişiden 3’ü cezaevinde olduğuna göre geriye kalan 9 kişiden de herhangi bir yalanlama gelmedi. Bu durumda doğru olduğunu kabul ettiğimiz bu kararda imzası olan ve açıklama yapan TBMM Başkanı Cemil Çiçek de imzasını reddedememektedir.

 İKTİDAR İMZAYI ATMIŞ

Kuvvet Komutanlarından Özden Örnek, İbrahim Fırtına ve Şener Eruygur bu gerekçeyle sahte delillerle hapse atıldı. Pişmiş ete soğan doğramamakla övünen Hilmi Özkök ise imzası olmasına rağmen yargılama dışında. Bu çelişkiyi kim açıklayacak? Ortada böyle bir MGK kararı varsa yine sahte delille yargılanan Dursun Çiçek ve Balyoz sanıklarına açılan davanın temeli nedir peki? MGK askere bu görevi vermiş, gerçek belge ortada, seçilmiş iktidar imzayı atmış. Sahte delille insanlar hapiste. Burada hukuk devletinin iflası var.
 Araştırma komisyonu kurulması istenmişti.

Bu saçma durumu yargılama sırasında da görmüş ve TBMM Başkanlığı’na başvurarak Balyoz davasının da darbeleri araştırdığını öne süren komisyonun gündemine getirilmesini talep etmiştim, ancak bu istemimiz ısrarla reddedilmişti. Bu durumda söz konusu 481 sayılı MGK kararının basına yansımasından önce, hafta başında CHP Grubuna sunduğumuz ve bugün TBMM Başkanlığı’na sevk edilen Balyoz davasına konu olan iddiaların araştırılmasına dair önergemiz büyük önem kazanmıştır.

 MGK KARARINI İMZALAYANLAR TANIK OLARAK ÇAĞRILMALI

Komisyon acilen kurulmalıdır ve ilk yapacağı iş de başta Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere MGK’nın 25 Ağustos 2004 tarihli ve 481 sayılı kararının altında imzası olan 10 kişiyi tanıklıklarına başvurmak üzere komisyona davet etmek olmalıdır. Anayasa gereği “sorumsuz” olan dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer ile yaşamını tek başına idame ettiremez hale gelmiş olan ağır hasta Şener Eruygur dışında kalan siyasi ve askerlerin bu memleket ve demokrasi sorunu karşısında duyarsız kalmayarak TBMM’ye gelerek yüce Parlamentoyu seve seve bilgilendireceklerini düşünüyorum.
 
ARAŞTIRMA ÖNERGESİ NEYİ İÇERİYOR?

 TBMM Başkanlığı’na bugün sunulan Umut Oran’ın araştırma önergesi ise şöyle:

“Ulusal yayın yapan bir gazetede yayınlanan bir takım iddialar nedeniyle 19 Haziran 2010 tarihinde kamuoyunda “Balyoz davası” olarak bilinen dava başlamış, davaya bakan birinci derece mahkemesi 21 Eylül 2012 tarihinde yargılanan 365 sanıktan 325’ini “Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini, cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek” suçundan cezalandırmış, daha sonra temyizen davaya bakan Yargıtay Dairesi tarafından da 237 sanık hakkında verilen karar düzeltilerek” onanmış, 63 sanık hakkında ise “suç için anlaşma suçu kapsamında kaldığı ve ceza verilmesine yer olmadığı” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

 KOMİSYON BALYOZ’U ARAŞTIRMAMIŞTI

Dava kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin hükümeti anayasa ve yasalara aykırı olarak, bir darbe ile görevini yapamaz hale getirmek istediği iddia edilmekte, bu yönüyle de yakın tarihimiz açısından ayrı bir öneme sahip olduğu görülmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi daha önce de “Ülkemizde Demokrasiye Müdahale Eden Tüm Darbe ve Muhtıralar ile Demokrasiyi İşlevsiz Kılan Diğer Tüm Girişim ve Süreçlerin Tüm Boyutları ile Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla” bir araştırma komisyonu kurmuş olup, komisyon 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihli müdahaleleri araştırmıştır. Balyoz davasının araştırılmasına yönelik taleplerimiz ise “dava süreci devam ettiği” gerekçesiyle kabul edilmemiş, araştırma dışında bırakılmış yani bu olay bütün yönleriyle bu tarihe kadar TBMM tarafından araştırılmamıştır.

SAHTE DELİLLER DEĞERLENDİRİLMEDİ

İlgili dava sırasında, ulusal ve uluslararası 30’a yakın adli tıp kuruluşu davayla ilgili delillerin sahte olduğunu ifade etmiş, Milli Savunma Bakanlığı bir yazılı soru önergesine verdiği cevapta o tarihte Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde darbe planı olduğu iddia edilen dijital belgeleri 2007 formatıyla oluşturacak bir program bulunmadığını ifade etmiş, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu (UNGWAD), dava sürecinde “Mahkeme öncesi uzun tutukluluk süreleri, masumiyet karinesinin eksikliği, lehte ve aleyhteki delillerin savunma tarafına verilmemesi, savunmaya tanık çağırma olanağı tanınmaması, mahkemenin dijital delillerin geçerliliğini değerlendirmek üzere bilirkişi atanmasını reddetmesi ve sanık-avukat mahremiyetinin eksikliği” nedeniyle temel insan haklarının ihlal edildiğini hükümete bildirmiştir.

BÜTÜN GERÇEKLER AÇIĞA ÇIKARILMALI

Bu nedenlerle, içtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca, var olduğu iddia edilen bu müdahale ile ilgili bütün gerçeklerin açığa çıkartılması, bu olaylar sebebiyle zarar görenlerin sorunlarının tespiti ile çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla bir meclis araştırması açılması için gereğini saygılarımla arz ederim. (LAK)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.