CHP'li Tanrıkulu'nun sivilleri TERÖRİST çıktı

Eski Jandarma istihbarat Kurmay Albay Mustafa Önsel, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun "SİHA'lar sivilleri vurdu" iddiasını çürüttü. Önsel "Sanki dört sivil vatandaş pikniğe gitmişler de orada SİHA'lar tarafından keyfe keder vurulmuşlar. Hemen belirteyim ki bölgede görev yaptım. Anılan yer piknik yapılamayacak kadar teröre hassastır. Benim zamanımda (1998-2000) terör olayları açısından çok riskli olduğu için hiçbir sivil vatandaş oraya gidemezdi." diyor ve ekliyor "Sayın Tanrıkulu, sözünü ettiği şahısların teröristlerle birlikte olduğunu biliyor muydu? Bilmiyor ise neden böylesi hassas bir konuyu iyice incelemeden kamuoyunda infiale sebep olacak şekilde eksik bilgiyle açıklama yapıyor?" ifadelerini kullandı
İşte o yazı;
Örgüt yeni konseptten çok rahatsız. İHA ve SİHA'lar yüzünden verdiği kayıplar çok büyük. Telafisi mümkün olmayan kayıplar yaşıyorlar.
Birkaç örnek vermek gerekirse 2016 yılı içinde Diyarbakır'da, orta saha denilen (Sözde eyaletlerin bir üstü konum. Türkiye'de 3 saha belirlemiş örgüt. Kuzey, Orta ve Botan sahaları) Diyarbakır, Elazığ, Muş, Batman, Bingöl, Bitlis illerini içine alan bölgenin sorumlusu Azad Siser kod Ekrem Güney ile yardımcısı Farkin kod Nevzat Gündüz ölü ele geçti.
Ekrem Güney'in yerine geçen Saadettin Dede de yine SİHA ile vuruldu. Ağır yaralı olarak kaçmayı başardı.
Yine örgütün Orta saha bayan örgüt mensuplarının lideri kod Doza, Lice sorumlusu Ahmet Tavla, Mardin eyalet sorumlusu, Bagok alan sorumlusu adı geçen araçlarla ölü ele geçirildi.
Örgütün beyin tabakasının bu şekilde kayıp vermesi örgütü panikletti. Ne yapacaklarını bilemez oldular. Liderlerinin yanı sıra militan kayıpları da çok fazla idi. Yine Diyarbakır'dan örnek vermek gerekirse 2016 yılı içerisinde sadece İHA ve SİHA'lar vasıtasıyla ölü ele geçirilen terörist sayısı 80 civarındadır. Bu sayıya diğer operasyonlarla etkisiz hale getirilen teröristler dâhil değildir.
SİVİL OLDUĞU ZAMAN ATEŞ ETMİYORLAR
PKK, sözü edilen araçlarla ilgili, kamuoyu oluşturmak için fırsat kollarken, militanlara da bunlardan korunmak için çeşitli, talimat veriliyordu. Bunlardan biri şemsiye idi. Termal kameraya karşı şemsiye kullanıyorlardı. Başka bir talimat sivil giyinmekti. Çünkü SİHA'lar kesinlikle sivil olduğu zaman ateş etmiyorlardı. Bir yerden bir yere giderken yanlarına mümkünse çocuk ve kadın almaları konusunda da talimatlandırıldılar.
Hemen ifade edeyim ki, bu araçların bütün faaliyetleri kendi kamerasıyla kayıt altındadır. Ve bu kayıtlar saklanmaktadır. Yani neyi, ne zaman, nasıl, nerede vurdukları kayıt altındadır. Kimse kafasına göre iş yapamaz.
Bu nedenle en küçük bir yanlışın, hukuk önünde karar vericiyi çok zor durumda bırakacağı açıktır.
***
Peki, Sezgin Tanrıkulu'nun gündeme getirdiği Hakkâri'de ne oldu?
Örgüt yıllardır yediği darbelere rağmen olayı kamuoyuna taşıyacak, kışkırtacak, güvenlik güçlerini baskı altına alacak hiçbir somut olay bulamadı. Söz konusu araçlar o kadar sağlıklı iş yapıyorlardı ki karşı bir kampanya başlatılamıyordu.
Olay günü Hakkâri'de teröristler tarafından bir araç gasp edilir. Güvenlik güçleri aracın dolayısıyla onu gasp eden teröristlerin peşine düşerler. İHA vasıtasıyla Hakkâri'nin güney doğusuna düşen ve geçmişte terör nedeniyle boşaltılmış olan ve halen birkaç ailenin yaşadığı Oğul köyünün civarında araç ve teröristler tespit edilir. Köy Hakkâri'ye oldukça uzak, araçla gidilmesi zor, dağlık bir mahaldedir (Bakmayın öyle 20 km gözükmesine).
Güvenlik güçleri hemen müdahale etmektense teröristleri İHA ile takip etmeye başlarlar. Teröristler köye girdikleri için her hangi bir şey yapılmaz. Bir süre sonra teröristler araçla köyden çıkarlar. Araç, içerisinde sivil biri olabilir düşüncesiyle ateş altına alınmaz.
PKK'lı teröristler, Kani Reş yani siyah çeşme denilen ağaçlık bir mahalde arabadan inerler. Dört kişidirler. Yanlarında sivil yoktur. Ellerindeki silahlarla birlikte ağaçlık alana girerler. Ağaçlık alan görünür değildir. SİHA vasıtasıyla elde edilen görüntüler karar vericiye en küçük ayrıntısına kadar iletilir. Ayrıntılı incelemeden sonra SİHA'ya ateş komutu verilir. SİHA ağaçlık alana bir roket gönderir.
Müteakiben JÖH (Jandarma Özel Harekat), bölgeye gider ve SİHA'dan açılan ateşle ölen Piro Amed kod Abdullah Sönmez, Givara Cemal kod Yusuf Öztürk isimli iki teröristi bulurlar. Diğer iki terörist ise muhtemel yaralı olarak olay mahallinden kaçmışlardır. Teröristlerin yanında bir de sivil şahıs vardır. Sonradan adının Mehmet Temel olduğu anlaşılan şahıs da olay yerinde can vermiştir.
İFADELERİ ALINDI
Sonradan anlaşılacaktır ki, ondan başka üç sivil şahıs daha aynı mahalde bulunmakta olup onlar da ateş sırasında yaralandıkları için oradan süratle hastaneye kaldırılmışlardır.
Yaralı şahısların ifadeleri alınır. Verdikleri ifadeler doğrultusunda da tutuklanırlar. İddialara göre, söz konusu şahıslar, PKK ile temas içinde bulunan, işbirlikçi tabir edilen gruptandırlar. Orada da teröristlerle buluşma gerçekleştirmişlerdir.
Bunlar yaptığım inceleme sonucundaki tespitlerim. Konuyla ilgili savcılık zaten soruşturma başlatmış. Olayın tamamı SİHA'nın üzerinde bulunan kamerayla kayıt altında. Kimse bunu yok edemez, silemez. Gerçek, bu görüntüler incelendiğinde tartışılmayacak ortaya şekilde çıkacak.
***
Gelelim Sezgin Tanrıkulu'nun iddiaları yansıtma biçimine. Malum kendisi milletvekilliğinin yanı sıra hukukçu kimliğine de sahip. Bir dönem Diyarbakır Barosu Başkanlığı da yapmıştı. Bu anlamda, hassasiyet içeren böylesi bir olayı enine boyuna incelemeden kamuoyuna sunmanın, terör örgütünün elini rahatlatabileceğini, güvenlik güçlerini baskılayıp onlarla mücadeleyi zafiyete uğratabileceğini bilecek kadar tecrübe sahibidir.
Twitlerini okudum. Sadece SİHA'lar sivil vatandaşları vurdu diyor. Haliyle olay böyle sunulunca, İnsan, ben dâhil, "nasıl olur, neden sivil insanlara ateş açılır" diye tepki gösteriyor.
Peki, soralım Sayın Tanrıkulu'na, açıklamalarında neden silahlarıyla ölü ele geçirilen teröristlerden bahsetmemiş?
Sanki dört sivil vatandaş pikniğe gitmişler de orada SİHA'lar tarafından keyfe keder vurulmuşlar. Hemen belirteyim ki bölgede görev yaptım. Anılan yer piknik yapılamayacak kadar teröre hassastır. Benim zamanımda (1998-2000) terör olayları açısından çok riskli olduğu için hiçbir sivil vatandaş oraya gidemezdi.
Sayın Tanrıkulu, sözünü ettiği şahısların teröristlerle birlikte olduğunu biliyor muydu? Bilmiyor ise neden böylesi hassas bir konuyu iyice incelemeden kamuoyunda infiale sebep olacak şekilde eksik bilgiyle açıklama yapıyor?
Biliyor da eksik açıklama yapıyorsa, bu en hafifinden kamuoyunu güvenlik kuvvetleri aleyhine yanlış biçimde yönlendirmeye çalışmak, böylece de terör örgütünün yapmak istediği bir şeyi yapmaktır ki, Sayın Sezgin Tanrıkulu'nun böyle bir şey yapacağına ihtimal vermek istemem.
Elbette yapılan bir yanlış varsa üzerine gidilmeli. Ama olay bütün boyutlarıyla değerlendirildikten sonra.
Amaç üzüm yemekse hep beraber hareket edelim, ancak üzüm bahane edilerek bağcı dövülmeye çalışıyor ise bu başka bir şeydir.
Bunun mevcut iktidara muhalefet etmeyle de bir ilgisi yok. Muhalefet yapacaksanız doğru yerden yapacaksınız…
Güvenlik güçlerimiz, ülkenin bölünmez bütünlüğü için çok zor şartlarda görev yapıyorlar. Can veriyorlar. Ayaklarını, bacaklarını, gözlerini kaybediyorlar…
Yarım yamalak bilgilerle onların moralini bozmaya kimin ne hakkı var? Bu insafla, vicdanla, vatandaşlıkla, hatta insanlıkla bağdaşır mı? Ayıptır, yazıktır, günahtır…
Görüntüler orada. Soruşturma açıldı. Bakarsınız. İncelersiniz. Bu anlamda elinizi tutan bir şey yok. Ben de yazımın arkasındayım. Buyurun!
Ayrıca PKK'nın bilerek, isteyerek, planlayarak Katlettiği (En son birkaç gün önce Yüksekova'da iki gariban işçiyi katlettiler) sivil vatandaşlar için de öyle naif kınamalar dışında örgütün ismini anarak açıklama beklemek de hakkımızdır sanırım…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.