Bu düzeni değiştireceğiz

 Anadolu Gençlik Derneği (AGD) 30 Bölge, 81 Şube ve Şube Akademik Çalışmalar Birimi Başkanlarının katılımıyla aylık toplantısını AGD Genel Merkez Adnan Demirtürk Salonunda yaptı. Toplantıya Saadet Partisi Genel Başkan Adayı Temel Karamollaoğlu da katıldı. Karamollaoğlu yaptığı konuşmada, " Bizim yapmış olduklarımıza karşı birileri yapamazsınız diyor biz de diyoruz ki bunu biz yaptık yine yaparız. Zihinlerimizi daraltmak için bize nasıl yapılamayacağı anlatılırken biz Saadet Partisi olarak nasıl yaptığımızı ve daha iyisini tekrar yapacağımızı söylüyoruz. İlk günkü kararlılığımız ile bu düzeni değiştireceğimiz herkesin malumu ki göstereceğiz. Biz adil düzeni ve islam birliğini tesis edeceğiz. Bize sözde büyük devletler karşısında İslam Birliği de neymiş nasıl yapacaksınız onlarla iş birliği yapmadan olmaz diyorlar biz de diyoruz ki ABD, AB, İsrail, Rusya, Çin bunlara yamanmadan biz bu dediğimizi gerçekleştiririz. Yamanmadan olmaz diyenler dün de vardı bugün de var yarın da var olacaktır. Ancak D-8 ve Adil Düzen’i biz gerçekleştirdik yine yaparız diyebilmek güçlü bir inanmışlığı ve birlikteliği gerektirir bu da zaten Saadet Partimiz de mevcut." dedi. 

 
İNANCIMIZ İÇİN HEYECANIMIZI HER ZAMAN TAŞIRIZ
 
Konuşmasına Osmanlı’nın yıkılışının kısa süreli bir hadise olmadığına vurgu yaparak başlayan Saadet Partisi Genel Başkan Adayı Temel Karamollaoğlu, "Biz 300 yıl boyunca gücümüzü kaybetmişiz. Gerileme yaşamışınız bu gerilemenin önüne geçip durduramamışız. Neden? Çünkü durup bunun nedenini düşünmüyoruz. Bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz şey düşünmek. Biz düşünmekten çok hislerimizle hareket ediyoruz. Elbette insanın başarılı olması için hissede ihtiyaç var. Ancak nasıl bir mücadele verdiğimizi karşımızdaki insanların nasıl imkânlara sahip olduğunu da görmemiz gerekir. Büyük ordular tarihte mağlup edilmiş. Peki, nasıl mağlup edilmişler? Sadece heyecanla değil. Sadece tüm hayatlarını ortaya koydukları için değil. Aynı zamanda düşündükleri gerekli tedbirleri aldıkları, gerekli stratejileri-taktikleri belirledikten sonra başarılı olmuşlar. O yüzden ki küçük sayıdaki topluluklar büyük sayıdaki toplulukları mağlup edebilmişlerdir. İşte bu sadece heyecanlarından kaynaklanan bir şey değil. Biz inancımız itibari ile heyecanımızı her zaman taşırız. Biz eğer Allah’ın yolunda olursan O’nun da bizim yanımızda olacağına inanırız. Ama nasıl oluyor da biz galip gelemiyoruz? Aslında şaşılacak durum bu. O zaman biz bir yerlerde belki de eksiklik yapıyoruz." dedi. 
 
BU DÜZENİ DEĞİŞTİRECEĞİZ
 
D-8 ve İslam Birliği vurgusu yapan Karamollaoğlu,  "Bizim yapmış olduklarımıza karşı birileri yapamazsınız diyor biz de diyoruz ki bunu biz yaptık yine yaparız. Zihinlerimizi daraltmak için bize nasıl yapılamayacağı anlatılırken biz Saadet Partisi olarak nasıl yaptığımızı ve daha iyisini tekrar yapacağımızı söylüyoruz. İnsanlar inançlarını yitirmiş olabilirler ancak biz inanmaya devam ediyoruz ilk günkü kararlılığımız ile bu düzeni değiştireceğimiz herkesin malumu ki göstereceğiz. Biz adil düzeni ve islam birliğini tesis edeceğiz. Bize sözde büyük devletler karşısında İslam Birliği de neymiş nasıl yapacaksınız onlarla iş birliği yapmadan olmaz diyorlar biz de diyoruz ki ABD, AB, İsrail, Rusya, Çin bunlara yamanmadan biz bu dediğimizi gerçekleştiririz. Yamanmadan olmaz diyenler dün de vardı bugün de var yarın da var olacaktır. Ancak D-8 ve Adil Düzen’i biz gerçekleştirdik yine yaparız diyebilmek güçlü bir inanmışlığı ve birlikteliği gerektirir bu da zaten Saadet Partimiz de mevcut. " şeklinde konuştu. 


 
TÜRKİYE DAİMA BİR UMUT OLMUŞTUR
 
Olup bitene seyirci kalamayız diyen Turhan, “Bu düzeni değiştireceğiz. Biz bu süreci Amerikan filmleriyle hayata bakan milyonlar gibi mi değerlendireceğiz. Onlara göre bütün suçlular Meksika’ya kaçmanın peşinde, bütün Kolombiyalılar uyuşturucu satıcısı ve bütün siyahiler potansiyel suçlu? Biz bu süreci ana haber bültenleriyle hayata bakan milyonlar gibi mi değerlendireceğiz? Onlara göre bütün olup biten ana haber bültenlerinde gösterilenlerden ibarettir. Onlara göre 36 ülke Irak ve Suriye’yi IŞİD teröründen kurtarmanın peşinde. Biz bu süreci nasıl değerlendireceğiz? Öncelikle şunu söyleyelim, Türkiye dünya siyasi haritasında yer alan irili ufaklı ülkelerden herhangi biri değildir. Çünkü Türkiye dünyanın gidişatına yön verme, tarihi değiştirebilme ve coğrafyayı şekillendirebilme potansiyeline sahip bir ülkedir. Türkiye’nin yönü İslam coğrafyasının da yönünü gösterir. Türkiye,  küresel sömürü sistemi karşısında ezilen tüm ülkelerin ve halkların direnişini sembolize etme potansiyelinde bir ülkedir. Hem İslam coğrafyasının fetihlere uzanan bir ucudur hem de 1683’den bu yana emperyalizm karşısında ayakta kalabilmiştir. Türkiye geçmişte Osmanlı Devletinin kalbi olmuştur. Yine Türkiye yakın tarihte Mondros Mütarekesine ve Sevr dayatmasına rağmen Milli Mücahede ile ilham veren bir ülke olmuştur. Emperyalist kuşatmanın şiddeti altında ezilenler için Türkiye daima bir umut olmuştur. İşte tüm bu potansiyellere sahip olan Türkiye, İkinci Emperyalist Paylaşım savaşından sonra muhafazakâr iktidarlar eliyle Batı’nın bir uydusuna dönüştürülmek istenmiştir.” dedi.
 
AMERİKAN RÜYASI
 
Turhan konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:
 
"1974’te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı ve 1997’de kurulan D-8’in bir devin bu Amerikan Rüyasından uyanması şeklinde değerlendiren Genel Başkan Turhan;” Aslında bir kabus olan bu Amerikan Rüyasının devam etmesini isteyen güçler Türkiye’de ve komşusu olan ülkelerde ulus devlet politikalarını desteklemektedirler. İşte bu Misak-ı Milli, İttihat ve Terakki aklının bir ürünüdür. İşte bu “Musul Türk’tür Türk kalacak” ya da “Kerkük Türk’tür Türk kalacak” söylemleri koca bir devleti parçalanmaya götüren aklın ürünleridir. Bizim Musul ya da Kerkük’ü almak gibi bir meselemiz yoktur. Bizim meselemiz İslam coğrafyasının parçalanmışlığı meselesidir. Bizim Misak-ı Millimiz öncelikle Cakarta’dan Rabat’a tüm İslam coğrafyasıdır. Ve Bizim Misak-ı Millimiz tüm yeryüzünde zulmün engellenmesi ve adaletin tesisi için gayret etmektir. Biz Mekke’yi, Medine’yi, Kudüs’ü kendi coğrafyamızdan ayrı görmüyoruz. Biz Bağdat’ı, Şam’ı, Tahran’ı, Kahire’yi kendi coğrafyamızdan ayrı görmüyoruz. Bizim düşlerimizde Halep’in, Rakka’nın, Musul’un, Kerkük’ün, Erbil’in alınması değil İslam coğrafyasına çekilmiş yapay sınırların kaldırılması vardır. Biz ilayı kelimetullah idealinden vazgeçecek değiliz. Musul’u 82., Kerkük’ü 83. vilayet olarak nitelendirmek, bu coğrafyaya barış ve kardeşliği değil kaos ve düşmanlığı getirir. Irkçılık ve mezhepçilikle varılacak bir yer yoktur. Bir yerlere askeri operasyon düzenleyerek sınırlarını genişletmek isteyenler için işte Tel-Aviv, işte İsrail. Kimse Türkiye’nin ABD ile birlikte ortaklaşa yürüttüğü operasyonlardan hayır ummasın. Kimse Bağdat’la, Şam’la, Tahran’la gerilim yaşamaktan hayır ummasın. Kimse Şii-Sünni çatışmasından, Türk-Kürt-Arap-Fars çatışmasından hayır ummasın. Müslümanların birbirleriyle çatışmasının kazananı elbette emperyalizm olacaktır, elbette Siyonizm olacaktır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.