Bu anayasaya MHP'liler EVET demez

 Ümit Özdağ, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Özdağ’ın açıklamaları şu şekilde:

“ÜLKE YÖNETİLMEZLİĞE SÜRÜKLENMEK İSTENMEKTEDİR”

Değerli basın mensupları,

Biraz önce aldığımız habere göre El Bab’ta 4 askerimiz şehit olmuş, 15 askerimiz de yaralanmıştır. Şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum. Bugünkü basın toplantımın konularından biri de El Bab’taki son durumdu.

Türkiye çok boyutlu bir saldırı altındadır. Bir yanda bombalı araç saldırıları diğer yandan stratejik suikastlar ile ülke yönetilmezliğe sürüklenmek istenmektedir. Ne yazık ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP Hükümeti ülkemizin beka sorunu ile karşı karşıya olduğu bir ortamda ve milli birliğe en çok ihtiyaç duyulurken, Türk halkını en çok bölüneceği referandum sürecinin içerisine sürüklemek hususunda ısrar etmektedir. Ayrıca, ülkemiz ağır tehdit altında iken tehditleri artıracak bir sistem değişikliği sadece ortaya daha büyük riskler çıkaracaktır. Özetle, Erdoğan ve AKP Hükümetinin mevcut politikaları Türkiye’yi istikrarsızlığa sürüklemek isteyen güçlerin amaçlarına istemeden de olsa hizmet etmektedir.

“ZAMAN HAMASET, BOŞ GERGİNLİKLER ZAMANI DEĞİL, BİRLİK ZAMANIDIR”

Değerli basın mensupları,

Ülkemizin karşı karşıya olduğu tehditler kamuoyu ile her boyutta paylaşılabileceklerin çok ötesindedir. Bundan dolayı başkanlık sistemi girişimlerinin bir an önce askıya alınarak, bütün siyasi partilerin ve politik güçlerin bir araya gelerek ülkemize yönelik tehlikeleri aşmak için el birliği ile çalışması gerekmektedir. Zaman hamaset, boş gerginlikler zamanı değil, birlik zamanıdır. Eğer birileri Türkiye için Sevr planları yapıyor ise bu planları aşmak için başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere bütün siyasi sorumluların Birinci Meclis ruhu ile bir arada olması gerekmektedir. Oysa başkanlık projesi TBMM’yi Birinci Meclis ruhuna değil, ne yazık ki, Ukrayna meclisinin iç savaş öncesi içinde olduğu ruhi duruma sürükleyecektir. Buradan başkanlık projesini temsil edenleri tekrar uyarmak istiyorum. Elimizde başkanlık yapabileceğiniz bir devlet ve millet kalmayacak ise başkanlığı istemenizin anlamı nedir?

“SURİYE’DE SAVAŞAN BİRLİKLERİMİZİN CİDDİ SIKINTILARI VARDIR”

Değerli basın mensupları,

Türk Ordusu’nun en seçkin birlikleri Suriye’de El Bab’a ulaşmış durumdalar. Önümüzdeki günlerde Türk Ordusu’nun Suriye’de PKK’ya karşı askeri operasyonları başlayabilir. Suriye’de PKK’ya karşı sürdürülen askeri operasyonların IŞİD’e karşı sürdürülen operasyonlardan politik ve askeri anlamda daha zor olacağı açıktır. PKK’ya karşı düzenlenecek bir askeri operasyon ABD ile gergin olan ilişkileri daha da gerecektir.

Özetle milli birliğe en çok ihtiyacımız olduğu bir dönemde TBMM’de önce Anayasa Komisyonu sonra Genel Kurul’da iktidar ve muhalefetin çok sert tartışmalarına hiç ihtiyaç yoktur. Üstelik, 15 Temmuz öncesinde FETÖ’nün bir askeri darbe yapmak için çalıştığı konusunda iktidarı ve Türk Milletini bir çok kez uyaran emekli askeri savcı Ahmet Zeki Üçok’un FETÖ’cülerin ikinci bir darbe yapmak için hazırlandığını açıkladığı göz önünde tutulur ise ne kadar tehlikenin geçmediği bir kez daha anlaşılacaktır.

Değerli basın mensupları,

Halen Suriye’de savaşan birliklerimizin ciddi sıkıntıları olduğunu sizin aracılığınız ile kamuoyu ile paylaşmak istiyorum. Birliklerimize kışlık çadır ve ısıtıcı verilmemiştir. Askerler normal çadırlarda, metin üzerinde uyku tulumunda soğuktan korunmaya çalışmaktadır. Oysa, TSK’nın elinde ve Türkiye’de üretilen soğuğa karşı korumalı çadırlar ve portatif ısıtıcılar vardır. Askerlerimiz KKK’nın elinde sahra koşullarında hizmet verebilecek banyolar olmasına rağmen 1 aydan bu yana banyo yüzü görmediklerini söylemektedirler. Teneke bulup su kaynatıp yıkanmaya çalıştıklarını ifade etmektedirler. Uzun süreden bu yana kamuflaj kılık kıyafet ikmali olmadığı için askerler yıkama imkanının da olmadığı bir ortamda çamur içinde kalmış elbiseler ile yaşamak ve savaşmak zorunda kaldıklarını söylemektedirler. Ve nihayet, askerlerin ortak sıkıntılarından birisi beslenme sıkıntısıdır. İki kez Kilis’te hastaneye sevk edilen yaralı askerlerimizin aç olduklarını ifade ettiklerini öğrendim. Bunun üzerine bu konuyu sorabileceğim bir isim ile konuştum. Buna çok ihtimal vermediğini ifade etti ve yerel bir sorun olabileceğini söyledi. Ancak daha sonra askerler ile konuşarak aldığım bilgi, kumanya sisteminin çok kötü olduğudur. Askerler kumanyaların çok yetersiz ve kötü olduğunu ifade ettiler. Çoğu kez kendi cebimizden Kilis’ten getirttiklerimizi yiyerek karnımızı doyuruyoruz dediler. Oysa TSK’nın elindeki imkânlar savaş alanında en mükemmel gıda hizmeti vermeye müsaittir. Hakkâri Dağ-Komando Kuzey Irak harekâtları sırasında savaşan birliklere sıcak hamburger servisi yapmıştır. Eğer, sınırımızın hemen 30 kilometre uzağında hem de dağlık olmayan bir coğrafyada savaşan bir asker bu sıkıntılardan bahsediyor ise aksayan bir şeylerin olduğu ortadadır. Beslenme ile ilgili bir sıkıntı PKK kentlerden temizlenirken yapılan operasyonlarda da çıkmıştı. Bu sorunu aşmanın en kolay yolu, Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı’nın öğlen veya akşam yemeklerinden birisinde seferdeki askerin yediği kumanyanın aynısını yemesidir.

“LOJİSTİK SİSTEMİN İYİLEŞTİRİLMESİ KONUSUNDA CİDDİ BİR ÇALIŞMA YAPILMASI GEREKMEKTEDİR”

Değerli basın mensupları,

Bu aksaklıkların üzerine derhal gidilmelidir. Milli Savunma Bakanı ile bu konuları konuştum ve durumu bildirdim.  Araştıracağını ifade etti. Ayrıca KHK ile askerlerin tazminatlarının artırıldığını ifade etti.  Bu adım doğru bir adımdır. Ancak lojistik sistemin iyileştirilmesi konusunda ciddi bir çalışma yapılması gereği artık belirginleşmiştir.    

“ÖZEL KUVVETLER KOMUTANLIĞI ASLA SİVİL KADROLARA AÇILMAMALIDIR”

Değerli basın mensupları,

Daha önce yapmış olduğum bir açıklama da Özel Kuvvetler Komutanlığı’na sivilden eleman almanın doğru olmadığını, bunun Özel Kuvvetlerde moral bozukluğuna yol açacağını ifade etmiştim.  Nitekim şimdi çok sayıda subay astsubay ÖKK’dan istifa hazırlığı içerisine girmişler. ÖKK’nın subay ve astsubay açığı olduğu açıktır. Ancak bu açık öncelikle TSK içinden ve eski ÖKK mensuplarından temin yoluna gidilmelidir. Eski ÖKK’çılar ile açık kapatılamaz ise yine TSK içinden personel alım yoluna gidilmelidir. Ancak ÖKK asla sivil kadrolara açılmamalıdır.

“KANLI NOEL, KIBRIS RUMLARININ İLK FIRSATTA KIBRIS TÜRKLÜĞÜNE TEKRAR YAŞATMAK İSTEDİKLERİ GÜNDÜR”

Değerli basın mensupları,

Bugün 21 Aralık.  Kanlı Noel’in yıldönümü. Kanlı Noel,  Kıbrıs Türklerini korumak için adaya yollanan Türk birliğinde görevli bir askeri doktorun eşi ve üç çocuğunun katledildiği gündür. 434 Kıbrıs Türkünün katledildiği gündür.  21 Aralık’ın Türk Milleti, Türk Milleti’nin ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türklüğü ve Türk Silahlı Kuvvetleri için başka bir anlamı olmayacaktır. Kanlı Noel geçmişte kalmış bir gün değildir. Kanlı Noel, Kıbrıs Rumlarının ilk fırsatta Kıbrıs Türklüğüne tekrar yaşatmak istedikleri gündür.     

“KIBRIS MÜZAKERELERİNDE GELİNEN DURUM BİR TESLİM ANLAŞMASIDIR”

22 Aralık Perşembe günü ben ve bir grup MHP milletvekili Lefkoşe’ye gidiyoruz.  MHP grubunun içinde değişik dönemlerden isimler var. Yusuf Halaçoğlu,  Nuri Okutan, Sadi Somuncuoğlu, Vedat Bayram,  Kürşat Tuna ve Nazif Okumuş birlikte hem 2016 yılında yapılan görüşmeler neticesinde gelinen nokta hem KKTC ile Rum kesimi arasında Ocak 2017’de İsviçre’de başlayacak görüşmeler konusunda bilgi alacağız. Lefkoşe’ye gitmeden önce hemen şu hususun altını çizmek isterim. 2016 yılında yapılan görüşmeler neticesinde gelinen nokta konusunda büyük endişelerimiz var. Çünkü gelinen noktada yapılan anlaşma ile Türk toprakları  % 29’a düşmüş durumda. Karpaz yarım adası Rumlara veriliyor. Rumlara verilen topraklara 100 bin Rum yerleşecek. 60 bin Rum ise kalan KKTC topraklarına yerleşecekler. Ancak Rumlar bununla da yetinmiyorlar. Rumlar AB’nin AB yurttaşlarının birlik ülkelerinde sahip oldukları yerleşme, çalışma, mülk edinme hakları gereğince Türk kesiminde diledikleri ölçüde yerleşeceklerdir. Böylece iki kesimlilik fiilen ortadan kalkacaktır. Türk tarafının nüfusu 220 bin, Rum kesiminin nüfusu 880 bin olarak tespit edilmiştir. Bu bir teslim anlaşmasıdır. Şimdi Rum tarafı, Türkiye’nin 1961 Anlaşmasından kaynaklanan garantörlük hakkının kaldırılması veya zamanla sınırlandırılması ve sadece Türk tarafını kapsaması gibi taleplerde bulunmaktadırlar. İsviçre’de bu hususun görüşülmesine hazırlanılmaktadır.

“KIBRIS’IN GİRİT OLMASI ENDİŞESİ İLE YARIN KKTC’YE GİDİYORUZ”

Değerli basın mensupları,

Rum kesiminin şimdiye değin örneğin Annan Planı ve en son yapılan görüşmeler sonunda gelinen noktada sağlanan anlaşmaları kabul etmemiş olmalarının nedeni Türkiye’nin garantörlük anlaşmasıdır. Çünkü Rumlar bilmektedirler ki, bu sözde barış özde ise yeni ve büyük bir iç savaş anlaşması olan bu anlaşmalar sonrasında büyük bir iç çatışma çıkacaktır. Türklere yeni kanlı Noeller yaşatmak isteyeceklerdir. Eğer, Türkiye’nin garantörlük hakkı olur ise yeniden bir Türk müdahalesinden korkmaktadırlar.  Bundan dolayı bütün güçleri ile Türkiye’nin garantörlük haklarından vazgeçmesini sağlamaya çalışmaktadırlar.  

Kıbrıs’ın Girit olması endişesi ile yarın KKTC’ye gidiyoruz. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Türk Büyükelçiliği, sivil toplum örgütleri liderleri ile görüşeceğiz.  Görüşmelerimiz sonrasında intibalarımızı Türk ve Kıbrıs Türk kamuoyları ile bir basın toplantısı yaparak paylaşacağız.  

 

“HİÇBİR MHP'LİNİN BÖYLE BİR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE 'EVET' DEMEYECEĞİNE İNANIYORUM”

Özdağ, başkanlık sisteminin de içinde bulunduğu anayasa değişikliği teklifinin Anayasa Komisyonu'nda görüşülmeye başlanmasına ilişkin şunları söyledi: “Başkanlık rejimini temsil edenleri uyarmak istiyorum. Elinizde başkanlık yapamayacağınız bir devlet ve millet kalmazsa başkanlığın sizin için ne anlamı var. Suriye' de de Esad başkan. Bu anayasa değişikliğinin 123 ve 126'ncı maddelerinde yapılan değişiklik cumhurbaşkanlığına özerk bölge kurma fırsatı veriyor. Hiçbir MHP'linin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hele Erdoğan'ın eyalet sistemine daha önce karşı olmadığı ifadelerini yapmışken, baş danışmanı kısa süre önce anayasanın ilk dört maddesini kapsamına alacak değişiklikten bahsetmişken böyle bir anayasa değişikliğine 'evet' demeyeceğine inanıyorum. Meclis'teki Türk milliyetçisi milletvekillerini tanıdığıma inanıyorum. Hiçbir milliyetçiye özerk federasyonun önünü açtıramazsanız. Açan Türk Milliyetçisi değildir zaten”

“22 YAŞINDA VE BU KADAR SOĞUKKANLI. PROFESYONEL BİR EYLEM OLDUĞUNU GÖSTERİYOR”

Ümit Özdağ, Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov'u silahlı saldırı düzenleyerek öldüren polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş'ın son 2 yılda neler yaptığının araştırılması gerektiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Bir stratejik suikast. Büyükelçinin arkasına geliyor ve dakikalarca duruyor kameraların önünde. Oysa bir suikastçı normal olarak kitlenin içine saklanır ve açığa çıkmamaya çalışır ancak bu çok atipik bir davranış. Okunacak şey içeride hiçbir güvenlik önleminin alınmadığı konusuna güvence verilmiştir. Eğer böyle bir suikast başarılı bitirilmek istendiyse arkada bu kişinin durmasından dolayı ortaya çıkacak bir komplikasyon aşılmak istendiyse içeride bağlantısını olması şaşırtıcı olmaz. Bu dış bağlantıları olan bir suikast olma niteliğine sahiptir. Atış tekniğinden kesinlikle temel polis eğitimi dışında bir eğitim aldığı anlaşılıyor. Bunun son iki senesinin gün be gün araştırılması gerekiyor. Nerelere gitti hangi ülkelerde kaldı mesela Suriye'ye gitti mi gün be gün çıkarılması gerekiyor. 22 yaşında bu kadar soğukkanlı hepsi bunun profesyonel bir eylem olduğunu gösteriyor. Kaçma fırsatı varken kaçmıyor. Sadece Ankara ile sınırlı kalıp çözümü yapılabilecek bir suikast değil”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa kara 2 yıl önce

akp lilerin bile bir kısmının içine sindiremediği anayasaya evet diyenin mhp li olma şansı zaten çok azdır,sayın özdağ...