Baykal\'a şantaj kasedinin hikayesi

2008 Yılı’nın Ekim Ayı idi. Amerikan Derin Devleti’nin kontrolünde olduğu iddia edilen Johns Hopkins Üniversitesi’ne bağlı ABD-İsveç merkezli Slikroad Enstitüsü bir rapor hazırladı… 
72. sayfasında aynen şu ifade yer alıyordu: 
“CHP’den istifa etmeye ikna edilecek Deniz Baykal’la, yolsuzluklar konusunda kamuoyunun dikkatini çeken Kemal Kılıçdaroğlu yer değiştirecek. CHP, yeniden Avrupa tarzı bir sosyal demokrat parti olarak ortaya çıkacak.” 
O günlerde Deniz Baykal, CHP’nin tartışmasız tek hâkimiydi. Böyle bir iddiaya kargalar bile gülerdi. Buna rağmen, olmaz denilen oldu. Raporu hazırlayan Halil Magnus Karavelli ile Svante E. Cornell’in kehaneti gerçekleşti. Aynı zamanda İsrail’de sağ eğilimli The Jerusalem Post’ta yazılar yazan Karavelli ve Cornell ne dediyse o oldu. 
Aradan iki sene geçti. Baykal ile Kılıçdaroğlu yer değiştirdi. Yetmedi, bitmedi; önceden öngörüldüğü gibi “Yeni CHP” ortaya çıktı. 
***
O dönemde, ABD Derin Devleti’ne yakın Slikroad Enstitüsü’nün hazırladığı bu raporun dışında gelişmeler de yaşandı. Dönemin ABD Büyükelçisi, Washington’a bir yazı yazdı. WikiLeaks belgeleriyle birlikte bu yazı ortaya çıktı. 
O yazıda “Baykal gitmelidir” tezi işleniyordu: 
“Erdoğan’ın iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’ne karşı daha prezantabl bir muhalefet lideri oluşturmak, ordu ve adli baskıdan daha etkili bir silah olacaktır.” 
Ve devam ediliyordu: 
“Kendi partisinden yüzde 70’i ona karşı olmasına rağmen Baykal’a oy veriyor. Baykal’ın yakınları haricinde herkes bir değişime ihtiyaç olduğu fikrine katılıyor.” 
Yazışmalar uzayıp gidiyordu… 
Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton tarafından Ankara Büyükelçiliği’ne gönderilen bir başka yazıda “Baykal yerine kim olur?” sorusuna cevap aranıyordu. İlginçtir, o dönemde ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nden Washington’a gönderilen 26 bin telgraftan 6 bini CHP ile ilgiliydi. Bu yazışmalar incelendiğinde, ABD’nin o günlerde CHP’nin başında bulunan kadrodan rahatsız olduğu açıkça görülüyordu. 
Sonra bir anda “Kaset Skandalı” patlak verdi. “Olmaz” denilen oldu. Baykal istifa etmek zorunda kaldı. CHP Genel Başkanlığı Koltuğu’na Kemal Kılıçdaroğlu oturdu. 
***
Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle birlikte ABD’de bir “CHP aşkı” depreşti. Coca Cola’nın Ceo’su Muhtar Kent, eski bir Başbakanlık Müsteşarı’nı, CHP Genel Merkezi’ne gönderdi. O aracı kişi, Şahin Mengü ile irtibat kurdu. 
Sonrasını Şahin Mengü’den dinleyelim: 
-Bana “Muhtar Bey, Kemal Bey’e yardımcı olmak istiyor. ‘Kemal Bey için ne yapabilirim’ diye soruyor” mesajını iletti. Hatta “Kemal Bey isterse Muhtar Bey özel bir hat alsın. Numarayı size bildirelim. Kemal Bey de kendisini dilediği zaman o hattan arasın” dedi. 
Sonra ne mi oldu? Şahin Mengü, “Bu iş beni aşar. Ben, Amerika, mamerikadan korkarım. Bu işi Faik Bey’e söyleyeyim. Faik Bey halletsin” dedi. 
Şahin Mengü dediği gibi yaptı. Kendi tabiriyle işi başkasına yıktı. Sonrası ise meçhul! Ne oldu, olaylar nasıl gelişti, en azından bizim tarafımızdan bilinmiyor. 
***
Bunlar CHP’deki bilinen gelişmeler. Denklemin bilinmeyen tarafında Deniz Baykal hakkında ortaya çıkan Kaset Skandalı var. 
O kaseti kim kayda aldı? Ardından neden bir süre bekletildi? Sonra niçin ABD üzerinden internet medyasına servis edildi? 
Türkiye bu olayı çözemedi… 
Kim bilir, belki de çözülmek istenmedi. Bunun için gerekli çabalar gösterilmedi. 
Başbakan Erdoğan’ın son yaptığı açıklamalarla birlikte “CHP’de genel başkan değiştiren kaset” yeniden gündeme geldi. Buna karşılık, “ne, neden, niçin” gibi sorular, halen kafaları meşgul ediyor. 
Soru o kadar çok ki… Hatta bu gelişmeyi devlet içindeki paralel yapılanmalarla izah edenler bile var. O yüzden, kafalardaki soruların cevabının ortaya çıkması, pazılın parçalarını yerine oturtacak. Bu kaset hadisesinin çözülmesi son derece önemli! Kim bilir, belki o kaset meselesinin çözümü, bugün Türkiye’de yaşanan olayların perde arkasının aydınlanmasını bile sağlayabilir!

EMİN PAZARCI

AKŞAM

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.