Batı\'daki kadın sermaye Doğu\'daki eğitim istiyor

Hem bir akademisyen, hem de bir anne olan Aşkın Asan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı görevinde ailenin desteklenmesi, toplumun bir adım daha ileri gidebilmesi için harcıyor mesaisini. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Asan'la Türkiye'de kadının durumunu ve sorunlarını konuştuk.

Ülkemizde kadın sorunları deyince öncelikli olarak neyi görüyoruz?

Kadın sorunlarına baktığımızda birincil ikincil diye sıralamak zor. Ancak eğitimle ilgili istatistiklere baktığımızda orta öğretim sıkıntılı. Eğitim süreleri, eğitime ulaşımdaki zorluklar açısından, hem kadınlarda hem çocuklarda ilköğretim düzeyinde yüzde yüz okullaşma sağladık. Çok büyük kampanyalarla, çocuklar okula devam etsin diye aileye, hatta anneye nakit para yardımları yoluyla ilköğretimdeki sorunları çözdük. 4+4+4 sistemini, yani zorunlu eğitimi 12 yıla çıkararak önümüzdeki yıllarda orta ve yüksek öğretimde kız çocuklarının okullaşmadaki düşük oranlarını da çözmek istiyoruz.

GÖÇLE BİRLİKTE İŞ SIKINTISI YAŞANIYOR

Eğitim eksikliği kadınlar açısından ne gibi sorunlar oluşturuyor?

1980'lerden bu yana köylerden kente hızlı bir göç var. Kente gelip yerleşen kadın daha önce tarımda çalışıp üretirken şehre geldiğinde kendine uygun iş bulmada sıkıntı yaşıyor. Vasıfsız diye tanımlanan elamanların zaten olanakları sınırlı. Kadının iş bulabilmesi için kaliteli ve iyi bir eğitime sahip olması gerekiyor. Baktığımızda çalışan kadınların yüzde 70'i iyi bir işe sahip. İşsizlik oranının en fazla azaldığı gurup meslek liselerinden mezun olan gruplar. Bu nedenle ülke genelinde Milli Eğitim Bakanlığı ile sıkı işbirliği yaptık. Kadınları yaşları kaç olursa olsun meslek liselerine yönlendirip okulu bitirmelerini sağlıyoruz. İnşallah piyasaların da istediği insan gücünü oluşturmuş olacağız.

Peki eğitim aldıktan sonra istihdam konusunda zorluk yaşıyorlar mı?

Kadın istihdamı şu anda yüzde 29. Bu yüzde 23 oranındaydı. Hükümetin uyguladığı teşviklerle arttı. Mesela kadın çalışanın primleri 5 yıl devlet tarafından ödeniyor. Bu yolla bir çok kadın istihdamı desteklenmiş oldu. Evde çalışan kadınlara yönelik de evde üretim yapıyorsa vergi muafiyeti getirdik. 'Adım adım Anadolu' dediğimiz bir etkinlik var. Anadolu'yu karış karış dolanıyoruz. İllere gidiyoruz. Analizler yapıyoruz.

İŞTE EŞİTLİK ÇALIŞILIYOR

Ne gibi sonuçlar çıktı bu analizlerden?

Gittiğimiz ilin ticaret odasıyla, sanayi odasıyla, sivil toplum örgütleriyle bir araya geliyoruz. Bu toplantıları kadın istihdamının faydaları konusunda bir farkındalık oluşturmak için düzenlemeyi düşünmüştük. Ama gittiğimizde gördük ki zaten herkes çok hazır. Köylerden kentlere göçün sonucu birikmiş bir yarı kalifiye kişiler var, çalışmak istiyorlar. Bunun üzerine toplantı formatlarını değiştirdik. İşkur kurslarından tutun, KOSGEB projelerine kadar, Bakanlığımızın meslek edindirme projeleri, kadın kooperatifleri ya da belediyeler yoluyla belli bir beceri kazanmış ve kendi başına iş kurmuş kadın girişimcileri de rol model olarak kullanarak anlattık. İstedikleri bilgiye kolayca ulaşmaları için online destek hatları oluşturduk. Şimdi uluslararası alanda 'işte eşitlik' dediğimiz bir platform oluşturduk. Türkiye Japonya ve Meksika kadın istihdamı sorununu çözmek için hep birlikte model oluşturmaya çalışıyoruz.

BATIYA SERMAYE LAZIM

Türkiye'deki kadın sorunlarını bölgelerine göre ele alırsanız nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?

Güneydoğu Anadolu bölgesinde eğitim düzeyi düşük. Orada daha çok okuma yazma kampanyaları, İşkur kurslarıyla en alt seviyeden başladığımız destek mekanizmaları oluşturuyoruz. Şu an Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 65'e yakın ADEM (Aile Destek Merkezleri) oluşturduk. Bunlar kadınların problemlerine yönelik çalışıyor ama daha çok istedikleri şey yine eğitim oluyor. Batı'ya doğru gittiğimizde ise eğitim seviyesi daha yüksek. Sermaye ile ilgili problemleri var. Kredi ve desteğe erişebilme ile ilgili problemleri bize getiriyorlar. Büyükşehirlerdeki profesyonel iş yaşamı içinde yer alan kadınların ise belli bir mesleğe yönelik çok üst düzey becerilerde problem olabiliyor. Şehirlerde kreşlerle ilgili sorunlar var. Doğu'da ise aile geniş olduğu için çocuk bakımı sorun olmuyor.

KADINLAR KREŞ AÇACAK

Çalışan kadınlara kreş yardımı konusunda bir çalışması vardı bakanlığın?

Sanayi Bakanlığı'yla bir protokolümüz var. Kadınların yoğunluklu olarak çalıştığı sanayi bölgelerinde o bölgenin sanayi odasının, işverenlerle birlikte kreş açmalarıyla ilgili protokollerimiz var. Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Kalkınma Bakanlıklarıyla birlikte kreş desteğiyle ilgili raporlar hazırladık. Bu raporlara göre Türkiye'deki kreşlerin fiyatları oldukça yüksek. Ne şekilde aşağı çekebiliriz diye düşünüyoruz. Biz istiyoruz ki sermayesi olmayan kadınlar bir araya gelerek düşük ücretli kreş açabilsinler. Bir model oluşturduk bunu çalışıyoruz.

Özel sektörde kadın istihdamının durumu ne?

Türkiye'nin en büyük 55 şirketinde anket uyguladık. Sonuçlarda Türkiye'nin en büyük şirketleri olmasına rağmen, kamuda olduğu gibi kadın istihdamı düşük. Yüzde 38 civarında. Maaş eşitliği açısından sorun yok. Dünyada erkek çalışanların daha çok ücret aldığı biliniyor. Bizde başka ülkelerde olmayan bir durum da şu; kadınların sahip olduğu gayrı menkullerde dünya ortalaması yüzde 1, Türkiye'deki oran yüzde 33. Çok yüksek. Tapu Kadastro köylere, bahçelere giderek yaptığı çalışma sonunda mallar eşit şekilde bölüşüldü. Kadınlar da artık haklarını elde etmede çok kararlılar. Kendi işini kuran kadınlara baktığımızda da Türkiye OECD ülkeleri açısından ilk sıralarda yer alıyor.

Çocuk gelinler için ihbar gerek

Çocuk gelinler ve çocuk istismarı konularında ne gibi çalışmaları var bakanlığın?

Erken yaşta evlilik kavramı bizde 18 yaş altında geçerli. Medeni kanuna göre 17 yaştakiler anne baba izniyle evlenebiliyor. 16 yaşında da çok ekstrem durumlarda mahkeme kararı ile olabiliyor. Kısaca 16 yaş altı evlilik tamamen yasak. Bunlara evlilik diyemeyiz zaten. 15 yaşındaki bir çocuğun, uzak bir köyde telli duvaklı, hiç kimseden habersiz evlendirildiğini düşünün. Bu evlilik değil çocuk istismarı. Bu konuda kanunlar çok açık. İhbar edildiğinde hemen müdahale edilebiliyor. Nikahı kıyan imam da, duyan haber vermeyen kamu görevlileri de, düğüne katılanlar bile suçu teşvik etmekten ceza alır.

Uygulanıyor mu bu cezalar?

İhbar olduğunda bunu bilen ve razı olan herkes ceza alır. İmamın zaten resmi nikahı görmeden nikah kıyması yasak. 6 aydan başlıyor.

Kanun caydırıcı oluyor mu?

Burada yine dönüp dolaşıp eğitim konusuna geliyoruz. Bir köyde 15 yaşındaki bir kızı evlendirmeye kalkılsa, annenin babanın rıza göstermemesi lazım, hadi ikisi gafletteyse komşuların şikayet etmesi lazım. Bu evlilikler genelde hamilelikte hastanede doktor tarafından tespit ediliyor. Bu durumda da soruşturma başlatılıyor ve yaptırımlar oluyor. Bir çocuk okula gelmeyi bırakıyorsa öğretmeninin ihbar etmesi gerekiyor. İhbar olduğunda sistem işlemeye başlıyor. Şimdi biz bu konuda halkı bilinçlendirmek için yeni seçilen muhtarlarla, özellikle uzak bölgelerdeki halkı bilinçlendirmek için çalışmalar yapacağız.

Küçük kız çocuklarına tecavüz vakaları söz konusu oldu. Rıza var gibi gerekçelerle düşük cezalar verildi. Ne yapılabilir bu konularda?

Bizim duruşumuz çok net. Kanundaki açıkların üzerine gidip kapatılmaları şart. Geçen dönem bir kanun teklifi verildi. Komisyonda görüşüldü ancak meclis kapatıldığı için kanun kadük oldu. Onun yeniden çalışılması lazım. Meclis gündemine yeniden gelebilir. Çocuğun rızası var gibi yorumları asla tasvip etmiyoruz.

Sizin de 3 çocuğunuz var. Çocuk büyütmek ve kariyer yapmak bir arada nasıl ilerledi?

Ben daha önce de akademisyendim. Tabi ki zor oldu ama hayatımı eşimin çok destek vermesi kolaylaştırdı. Onun sayesinde. Problemleri ortadan kaldırdı. Çocuğun yanında bulunamadığım zamanlarda baba yetişti. Çocukların gün ortasında, başında, sonundaki isteklerine birinci derecede yardım etti. En büyük şansım eşimin desteği. Zor ama olmayacak bir şey değil. Kadınların desteğe tabi ki ihtiyacı var ama köstek olunmazsa her şeyi yapabiliyorlar.

Eğitim düştükçe şiddet oranı artıyor

8 Mart Dünya Kadınlar Günü hep kadına karşı şiddetle anılıyor. Bunun sebebi ne sizce?

Bu sadece bizim ülkemizde değil, herhangi bir ülkenin gazetesini alıp baksak ya da kadınla ilgili çalıştayları incelesek de kadına karşı şiddet önemli bir yer tutuyor. Konu dünyanın gündeminde. Kadını güçlendirince aile ve toplumu da güçlendirmiş oluyorsunuz.

Kadına karşı şiddetin son dönemlerde daha fazla gündeme gelmesi şiddetin artmasından mı kaynaklanıyor peki?

Kadına karşı şiddette artmayı tespit edebilmek için daha önceyi bilmek lazım. 2009'dan önce ev içi şiddet, kadına yönelik şiddet dediğimiz olgu istatistiki olarak tutulmuyordu. 2009'da bunu bir sorun olarak tanımladık ve vakaları bu şekilde istatistiklere geçirmeye başladık. Ortaya çıktı, önemsendi, artık daha çok dikkat çekmekte. 'Şiddet Önleme ve İzleme' merkezleri açtık. Bu merkezlere gelen vakaları da inceleyip bakmış olduğumuzda şunu görmekteyiz; şiddete uğrayan kadınların çoğu eğitim düzeyi düşük olan kadınlar. Şiddeti uygulayan kişilerle ilgili çalışmalar da yaptık. Önceden şiddeti uygulayan erkeklerin işi olmadığı için sinirini eşine ve çocuklarına yansıtıyor gibi bir düşünce vardı. Ama şiddet önleme ve izleme merkezlerinden edindiğimiz bilgilere göre şiddet uygulayanların yüzde 75 oranında işi var. Ancak şiddet uygulayanların büyük çoğunluğu alkol ve uyuşturucu kullanıyor. Bu nereye odaklanmamız gerektiği konusunda yol haritası oluşturuyor. En fazla şiddeti uygulayan da, şiddete maruz kalan da eğitim seviyesi düşük kişiler olarak tespit edildi.

Korumada belge istenmiyor

Şiddeti önlemek için ne gibi çalışmalar var?

6284 sayılı kanun çıktı. Bununla birlikte kadın bir tehlike varsa hızlı bir şekilde koruma altına alınabiliyor. Daha önce şiddete uğradığı konusunda delil göstermesi istenirdi. Bu da zaten bir sürü sıkıntılara sebep oluyordu. Ortada korkunun olduğu durumlarda, korkuyu gösteremeyeceğine göre, koruma da söz konusu olmuyordu. Şimdi bir belge istenmeksizin hızlı bir şekilde, mahkemeden karar çıkartacak zaman da yoksa ildeki mülki idareci ya da kolluk hizmeti de hızlı bir şekilde korumaya alabiliyor.

Medyada öldürme vakalarına sık rastlar olduk.

Acı vakalar. Bizim mekanizmalar üretmemiz gerekiyor ki şiddete varmadan ortaya çıkan her türlü problemi çözme kapasitesi gelişsin. Kolluk kuvvetleri, adalet hızlı bir şekilde işlesin. Biz Türkiye'de tek bir kadın, tek bir çocuk acı çekiyorsa bu çalışmaları kat kat yapmamız lazım diyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.