Başbakan mısın yoksa dikizci misin?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konuları değerlendirdi.

İşte konuşmalarından satırbaşları;

Sivas katliamında onlar ağır bir bedelle tarihe yazıldılar. Onları her zaman sevgiyle saygıyla anacağız. Onlar bu toplumun aydınlanmasına bedenleriyle katkı veren düşünürlerdir. Onları saygıyla anacağız. Siyaset siyaset yapan kişinin halka adanmışlık sözüdür. Bireysel çıkar peşinde koşmaz siyaset yapan.

Siyaset yapan kişinin odak noktasında ülkesinin çıkarları vardı. Sultan'a karşı direnmek, halkın gücünü öne çıkarma vardır. Düşünün 2002'de bir seçim yapıldı. İktidardaki parti yüzde 34 oy aldı. Ama genel başkanları milletvekili seçilemiyordu. Anayasa değişti, seçim kurulu karar aldı, Siirt'te yeni seçim yapıldı bu kişi parlamentoya milletvekili olarak geldi.

Güzel şeyler söylüyordu. Özgürlük diyordu. Demokrasinin üstünde vesayet olmaamlıdır diyordu Geldiler, sadece o söylemlere bizim kafamızda sorular vardı, pek çok çevre o sözlere inandı. Liberal aydınlar umut bağladılar. Geldiğimiz nokta, balkon konuşmaları yapıldı, biz ayrım yapmıyoruz dendi, bize oy verene de vermeyene de saygılıyız dedi.

Tüm bunlar aşama aşama yerine getirildi. Sonra 2004 bir AKP'li bakanın kürsüde Gaziantep'te bir gazeteyi yırtmasıdır. Düşündüler, demokrasi bizim istediğimiz demokrasi değildi, hukuk bizim istediğimiz insan hakları değildi. Onlar kendi dünyalarına göre bir özgürlük anlayışını egemen kılmak istiyorlardı. Önce medya ile başladılar. Darmadağın ettiler, gazete yırttılar kimse ses çıkarmadı.

Bakan koltuğunu garantiledi. Medya mensuplarına ağır cezalar geldi. Beğenmediklerinin işine son verdiler. Halkın sağlıklı bilgi alma kanallarının önünü tıkadılar. Gazeteler, televizyonlar hep ondan bahsediyordu. Sabah akşam iktidarı öven söylemlerle günlerimiz geçti. Sonra bir engel daha var. O da yargı. Yargıyı militanlaştırmaları gerekiyordu. Referandum yaptılar, yargı sil baştan değişti.

Bir gecede 160 militanı Danıştay'a yerleştirdiler. Danıştay Başkanı emekli oldu yerine başkan adayı çıkıyor. Neden? Kapı arkasında yapılan pazarlıklar gün yüzüne çıkmadı çünkü. Danıştay'ın kültürünü de yerle bir ettiler. Ne Yargıtay'da ne de Danıştay'da kültür kaldı.

Sonra üniversiteler. Üniversiteleri sil baştan yenilediler. Üniversiteler suskun kuruluşlar haline getirildi. Bereket veresin orada gençler var da özgürce haykırabiliyorlar. Sendikalar halledildi. Bir sendika greve gidiyor, konfederasyonun başkanı grev kırıcılığı yapıyor. Bu sendikalardan bizim bildiğimiz sendikacı çıkmaz. Sendika ağasından sendikacı olmaz zaten.

Memur sendikaları, kendi memur sendikalarının üye sayısı son 10 yılda arttı. Sen ne biçim sendikasın. Sana sendika değil, kapı kulu sendikası demek lazım. Yasama organı, bizim bildiğimiz yasama organı mı? AKP milletvekili bile diyor ki, el kaldıp indiriyoruz ama nedenini bilmiyoruz. 19 Mayıs hareketlerinin benzeri yapılıyor burada. Bunu söyleyen AKP'nin kendi milletvekilleri

Ağzından bir cümle çıkıyor ertesi gün kanun teklifleri çıkıyor. Kim tutuklanacak ben bilirim diyor. O kadar egosu güçlü hale geldi ki, kendisini tutamadı, ben her türlü milliyetçiliği ayaklarımın altına alırım dedi. Bugün milliyetçi kesilmiş beyefendi, sevsinler senin milliyetçiliğini. 

Ve korku duvarlarını bu ülkenin genç, yiğit evlatları yıktılar. Herkesin korktuğu ortamda biz senden korkmuyoruz dediler, ister TOMA'nla, ister plastik merminle, ister gerçek merminle gel, bedenimi siper ediyorum senden korkmuyorum dedi.

Hatırlarsanız 1968 olayları Paris'te başlamıştı, tüm dünyaya yayıldı. Gezi olayları İstanbul'da başladı. TÜm dünyaya yayıldı. Herkes bu gençlere sahip çıktı. Gençler ne diyordu, özgürlüğüme dokunma. Bu da diyor ki, "dolmabahçede oturuyorum, oturuyorum, gelen geçen kadınları seyrediyorum"... Yahu biz seni Başbakan olarak mı dikizci olarak mı atadık. Bir de bunu utanmadan söylüyor.

Bana kimse diz çöktüremez diyordu, ama bizim 3-5 çapulcu çıktı, karizmasını çizdi, yere diz çökertti. Sonuçta ne oldu panik içinde geldi. Korkuyor. Genç özgürlük istiyor, benim düşünceme dokunma diyor, hayatıma dokunma diyor, yaparsan karizmanı çizerim diyor. Şimdi konuşuyor, samimi söylüyorum siterse 30 tv kanalı canlı versin, tüm gazeteler manşetten versin, artık senin kıymetin kalmadı.

O gencecik çocuklara bir ara sordum, siz Recep Tayyip Erdoğan'dan korkuyor musunuz? Hayır dediler. O sözden korkuyor mu dedim. Karizmasını çizdik, elbette korkuyor dediler. Korku biliyorsunuz yalan doğurur. Bunun da bir huyu, ağzına ne konu olsa hepsi yalan.

Kalktı, ölümü meşrulaştırmak için efendim bunlar Amerika'da da oluyor, bakın Wall Street'te 17 kişi ölüyor. Daha ağzını kapattı, Amerikan Büyükelçisi, "Yok öyle bir şey" dedi. Hayatını yalan üzerine kuruyor, çünkü korkuyor. Korkma Recep Tayyip Erdoğan, korkma. Komplo teorileri üretiyor. Komplo teorileri üreten adam beceriksiz adamdır.

4 kişi hayatını kaybetti. Hiç bir ağzını açıp da Allah rahmet eylesin dedi mi? Tam tersine öldürenlere meşrutiyet kazandırıyor. Bir de ikramiye veriyor, kendi halkını öldürdü diye. Ülke böyle yönetilmez. Ülke sağduyu, akıl ve mantıkla yönetilir. Duyguyla kinle öfkeyle yönetilmez.

Dedim ya yalancıdan Başbakan olmaz. Bugün de bir yalan daha söylemiş. Efendim bir başörtülü kadına saldırmışlar ya Dolmabahçe'de. Bu olayı duyar duymaz, gidin ve konuşun dedim. Gazetelere şunu söyledim, bunu yapanlara insan denmez, hayvandır dedim. Sonra hayvanseverler dediler ki, bunu hayvanlar bile yapmaz.

Ayrıca bunun takipçiliğini de yapmamız lazım. Kim yaptıysa çıkarılır ortaya. Sen değil misin başbakan. Kılıçdaroğlu bundan memnun oldu diyor. İnsanda biraz ahlak olur, insanda biraz okuma yazma olur. Üniversiteyi nasıl bitirdiği konusunda endişelerim var. Benim söylediklerimi neden çarpıtıyorsun. Çünkü sen yalan söylüyorsun.

Sen başörtülü bir kadına nasıl bir muamele yaptığını mı görmek istiyorsun, Taksim'de bir polisin başörtülü bir kadına nasıl tokat attığını ben biliyorum. Bunu neden konuşmuyorsun. Neden hakkını sormuyorsun. Çünkü senin amacın o başörtülüyle oy devşirmek.

Kin var senin yüreğinde, insan sevgisi yok. Bu kadar kini bir insan nasıl yüreğinde barındırabilir. Rahmetli babam, "Oğlum sen doğru dur, epri belasını bulur" derdi. Hep hatırlarım bu lafı. Gençlerimiz ne istiyor? Özgürlük ve demokrasi istiyor. Tüm gençlere çağrı yapıyorum, bizim özgürlük ve demokrasi manifestomuzu alın.

Beraber bu ülkeye özgürlüğü ve demokrasiyi getirelim. Sizin enerjiniz bize güç katacak. Sizin gücünüz özgürlüğünüzdedir. Biz size inanıyoruz, güveniyoruz. Tıpkı Mustafa Kemal'in size inandığı gibi.

O kadar çok yalan söyledi ki. Kalktı camiye bira şişeleriyle girmiş dediler. Cami müezzinini 6 saat sorguladılar. Adamın söylediği şu söz 76 milyon insanımızın kulağına küpe olsun; "Ben din adamıyım yalan söylemem"... Yalan söylemeyen o din adamının alnından öpüyorum. Yalanla iktidar olunmaz. Yalan her yerde yalandır.

Recep Tayyip Erdoğan'ı düştüğü kuyudan çıkaracak bir formül var. Demokrasi ipine sarılacak. Diyorum ki kendisine, sen demokrasi mi sitiyorsun, sen milli iradeye saygı mı istiyorsun, gel yüzde 10 seçim barajını kaldıralım. Bu barajı kim getirdi? Kenan Evren ve arkadaşları, peki kim savunuyor Recep Tayyip Erdoğan. Al birini, vur ötekine.

Yüzde 10 seçim barajı en yüksek barajdır dünyadaki. Demokrat olarak kendsini lanse eden bir siyasi otorite, darbe yasalarının arkasına saklanamaz. Darbe yasalarının arkasına saklanan kişi de darbecidir.

Yine çağrı yapıyoruz. Diyoruz ki, 12 eylül döneminde Siyasal Partiler Yasası çıkmadı mı? Çıktı. Gel değiştirelim. Demokrasinin önünü açalım. Gezi eylemlerine katılanlardan sonra cadı avı başladı, baskınlar. Bunlar da aldılar ellerine dilekçe bu işin faili biziz dediler.

Tüm o çocuklarımızın yanında olup sahip çıkacağız. Özgürlük ve demokrasi talebi bir insan hakkıdır. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasasını gel değiştirelim diyorum. Gelmiyor. Saklanıyor onların arkasına. Din ve vicdan özgürlüğü, hep dini kullanıyor. Dini kullanan adamdan bu ülkeye hayır gelmez.

Taksim meydanında cuma namazı kıldı gençlerimiz, kandil simidi dağıttı, kimse bir şey mi söyledi. Sen sadece rahatsız olduğun ben çok iyi biliyorum. Çünkü din silahı ellerinden alındı. Oysa inanç bir başka özgürlük alanıdır. İnsanlar dualarını nasıl yapmak istiyorlarsa hepimiz ona saygı göstereceğiz. 

Sen demokratsan, ben özgürlüğü savunuyorum diyorsan gel şu medyayı özgür kılalım. Bakın TMSF gazetelere el koydu. İki gazeteciyi daha Akşam gazetesinden attılar. Ne için? Hükümetin hoşuna gitmediği için. Sen böyle yaparak oy devşireceğini mi sanıyorsun. Artık senin itibarın yok. Hiç bir ülkenin Başbakan'ı Gezi olayları konusunda Recpe Tayyip Erdoğan'a destek vermemiştir.
 
Bakınız bugün hapishanelerde binlerce üniversite öğrencisi var. Yazık değil mi bu çocuklara? Tutuyorsun hapise atıyorsun. Neden bu fidanları hapislerde çürütüyorsun. Gel değiştirelim. Gelmez.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.