Başbakan: Birisi bana diktatör derse vay haline!

Başbakan Erdoğan Rize'de RTE Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada gündemi değerlendirdi. Erdoğan, Mısır'da Mursi'ye yönelik eleştirileri kastederek, "Türkiye'de de yaşadık.. Menderes hata yaptı dediler. 27 mayıs darbesi meşrulaştırılmak istendi. 12 Eylül meşrulaştırılmaya çalışıldı. Merhum Erbakan da hatalıydı denildi. 28 Şubatı meşrulaştırmaya çalıştılar. Şimdi aynı şeyi şahsıma söylüyorlar. Ben diktatör olacağım.. Birisi bana diktatör diyecek. Onun vay haline.. Çünkü diktatörlüğün karakterinde bu tür şeylere tahammül yoktur. Anında götürürler... Bunu görmek isteyen Suriye ve Mısır'a baksın." dedi.  

İşte Başbakan'ın konuşmasından satırbaşları:
-En yakın okula gitmek için saatlerce yürümek gerekiyordu. Çamurun, suyun ve karın içerisinde yapayalnız yürümek zorunda kalıyordu. Okula ulaşınca dertler bitmiyordu.
 
- Rize akademik ve iş dünyasında çok başarılı isimler yetiştirdi. Artık bunları göreve davet etmek ve onlardan istifade etmek zorundayız.
 
-Baba ve ana ocağı Rize'ye vefa borcumuzu ödemek zorundayız.
 
-Uzaklara gitmeden herşeyi buradan bitirmeliyiz.
 
Yaz tatil artık sona eriyor eğitimde 2013-14 hazırlıkları yapılıyor. Bir ay içerisinde inşallah tüm eğitim kurumlarımız açılacak.
 
EKONOMİYE HİZMET EDECEK BİR EĞİTİM
 
Uluslar arası ekonominin ihtiyaç duyduğu bir eğitim muhteviyatını daha yoğun bir şekilde devreye almamız gerekiyor. Türkiye gerçeklerine vakıf kendi toplumunu ve dünyayı iyi bilen gençlerin yetişmesine daha fazla eğilmemiz gerekiyor.
 
Demokrasi ve demokratikleşme konusunda eğitimin hayatı önemi haiz olduğunu vurgulamak durumundayım. Anaokulun ilk gününden üniversitesinin son gününe kadar çocuklarımıza demokratik kültürü hoşgörüyü birbirinin yaşam tarzına ve hayat hakkına saygıyı anlatmamız gerekiyor.
 
EN ÖNEMLİ MESELE ÖZGÜRLÜKLER
 
En önemli meselemiz özgürlükler konusudur. Özgürlük nedir? Özgürlük istediğin yerde istediğin gibi at oynatmak değildir. Bir başkasının özgürlük alanına kadar o alanda istediğini yapabilmektir. Kamu düzenini bozmak değil saygı duymak suretiyle olur bu. Bir başkasının özgürlük alanına girdiğiniz anda kamu düzeni bozulur şiddet ve kargaşa doğar.
 
Bir başkasının özgürlük alanına saygı duyduğumuzda artık bu ülke tutulamaz. Refah egemen hale gelir. Bunu başarmalıyız. Biz hüküm değil hikmet merkezliyiz. Kitap yüklü merkepler güzel bir benzetmedir. Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür denir. Buna dikkat etmemiz lazım. İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir. Sen kendin bilmez isen ya nice okumaktır der Yunus.
 
ÇOCUKLARIMIZI GEREKSİZ İLİMDEN KORUMALIYIZ
 
Biz çocuklarımızın gereksiz faydasız teorik ve pratik maddi ve manevi hiçbir faydası olmayan bilgiyle değil hayatın kendisiyle donanımlı olarak yetişmesini temin etmekle mükellefiz. Çocuklarımız okudukça daha da cahilleşiyor kendisine ve ülkesine daha da yabancılaşıyorsa orada ters giden bir şey var demektir. Böyle bir eğitim tarzı bizim müsamaha göstereceğimiz bir eğitim tarzı değildir.
 
ÜNİVERSİTELER MİLLETLE BULUŞACAK
 
Bunu on yıllar boyunca üniversitelerde yaşadık. Üniversiteler kendilerini topluma ve Türkiye gerçeklerine kapattılar. İzole edildiler. Şehrin sanayi ticaret ve ekonomisiyle ilgilenemediler. Ülkenin siyaseti ve sorunlarıyla ilgilenemediler. Milletten uzaklaştılar. Bilim ile eğitim ile millet arasında uçurumların oluşmasına sebep oldular. Bunu şimdi tersine çeviriyor ve üniversitelerimizle milletin kucaklaşmasını örtüşmesini sağlamak için gayret sarfediyoruz. Bu süreci daha da hızlandırmak zorundayız.
 
ÜNİVERSİTELER DEMOKRASİYE KAPALI OLAMAZ
 
Demokrasiye kapalı bir üniversite bilime asla açık olamaz. Farklı fikirlere farklı yaşam tarzlarına tahammül gösteremeyen bir üniversite bilim üretse bile yol gösterici olamaz. Ben konuşacağım sen dinleyeceksin yok böyle birşey. Müsademei efkardan barikai hakikat doğar. Yani fikirlerin çarpışmasından hakikat güneşi doğar.
 
TERBİYESİZ TALİM OLMAZ
 
Faşizmin ve kendi milletinin değerlerinin yaşam tarzının kılık kıyafetinin sakal ve bıyığının düşmanı olan bir üniversite sınıf ve anfilerinde robot üreten bir üniversite olur. Eğitim insanı robotlaştırmak ve bilgisayarlaştırmak ve formatlamak değildir. Bilgisayar teknolojisi insan beynini inceleyerek üretilmiştir. Bu bir vakıadır. Burada eğitim insanı bilgiyle donatırken o bilginin insani ve vicdani değerleri yüceltmesini sağlayacak melekeleri yani tefekkür ve tasavvur gücünü kazanmasını temin etmektir. Eğitim sadece bilgiyi aktarmak olsaydı, bilgisayarlar zaten bunu yapıyor. Tam tersine eğitim bilginin desteğiyle analiz yapabilmeyi bilgiyi araç olarak kullanmayı öğretebilen yani talimle terbiyeyi bir arada verebilen bir süreç olmak zorundadır. Talimsiz terbiye terbiyesiz talim hiçbir anlam ifade etmez.
 
TARİHİ EŞİKLERDEN GEÇİYORUZ
 
Mısır'da yaşanan hadiseler sadece siyasetin konusu değil. Siyasetin olduğu kadar sosyolojinin uluslar arası ilişkilerin tarihin demokratikleşme mücadelesinin konusudur. Son derece tarihi eşiklerden geçiyoruz. Ama ben Mısır olaylarında daha önce de bizde yaşandığı gibi bir şeyi hatırlatmak istiyorum. Bakınız ilim adamı ilim namusundan fikir namusundan bedeli ne olursa olsun taviz vermeyen insandır.
 
EZHER ŞEYHİ KENDİNE YAZIK ETTİ
 
Ben bir siyasetçiyim. Biz bile ilme ters birşeyi istiyorsak ilim adamının öyle değil böyledir demesi lazım. Bunun aslı budur. El pençe divan durup ferman buyurdunuz efendim dememesi gerekir. Şu anda bunu dünyada yaşıyoruz. Bunların aşılması lazım. Bunları aştığımız zaman üniversiteler güçlüdür. Aşamazsak üniversiteler gariptir fukaradır. Mısır'da bunu tekrar yaşadık. Ben Mısır'daki hadiselerde dünyanın en meşhur üniversitelerinden Ezher'in şeyhini darbecilerin yanında görünce hüsrana uğradım. Sen nasıl Ezher'in başı olup da darbeye çanak ve alkış tutarsın. Bu alkışlanabilir mi? Orada işte ilim bitmiştir. O ilim adamı bitmiştir. İlim buna müsade etmez. Ama o ilim adamı kisvesiyle sadece o günlük belki kendini o darbecilere karşı kurtarır ama tarih bunları lanetler. Geçmişte bizde olanları da şimdi lanetledikleri gibi.
 
DARBENİN DEMOKRATİK OLANI OLUR MU?
 
Demokrasi çok ağır zayiat ve savaşların ardından tesis eden batı kendisiyle tenakuza düşmeye başlamıştır. 2 ayda bir askeri darbe yaşanmış 6 binden fazla insan hayatını kaybetmiş. Ama buna batı hala bir dur diyemiyor. Mısır'daki darbeyi dünyaya meşru gösterebilmek için başta medya olmak üzere çeşitli platformlarda demokratik darbe ve sandıksız demokrasi gibi gerçekten ucube ve aklın mantığın kabul edemeyeceği kavramlar üretmişlerdir. Darbenin demokratik olanı olur mu? Darbe darbedir.
 
Bu da diktatöryal bir yaklaşımdır. Kendisini insani ve vicdani değerlerden soyutlamış bile olsa bilim buna karşı çıkmalıdır. Mısır'daki durum bilime kesinlikle aykırıdır. Susmak çok ağır bir vebalin altına girmektir. Özellikle üniversitelerin bu hadise karşısında daha gür bir ses çıkarmalarını beklerdik. Bugün susulursa yarın itiraz etmeye kimsenin hakkı olamaz.
 
DEMOKRASİ BİN YILLARIN BİRİKİMİDİR
 
Demokrasi tıpkı bilim gibi bin yılların birikiminin neticesidir. Binlerce yıllık gerçeğe sırt çevirmek binlerce yıl sürecek bir hatanın temelini atmak olabilri. Eğer Galile ölüm tehdidine baskıya işkenceye rağmen dünya dönüyor deme cesaretini göstermeseydi bilim belki bu günkü seviyesine ulaşamayacaktır. Veya daha yavaş yol alacaktı. Aynı şekidle binlerce yıllık demokrasi mücadelesine rağmen Mısır'daki duruma darbe diyemeyen geçmişe ve geleceğe ihanet etmiştir.
 
DARBELERİN MEŞRU GEREKÇESİ OLAMAZ
 
Darbelerin hiçbir meşru haklı makul gerekçesi olamaz. Mursi de hata yaptı diyerek vicdanlarını rahatlatmaya çalışanlar var. 70 yıl otokratik rejimle yönetiyorsunuz bir ülkeyi. 70 yıl bu süreç devam ediyor. Burada zulüm ve dayatma var... 70 yıl üzerine halkın iradesi sandıkta tecelli ediyor. Bu irade yüzde 52 ile Mursi'yi getiriyor. Ona bir yıl dahi tahammül edemiyorlar. Araştırıyoruz bakıyoruz önümüze 3 Şubat 2011'deki panel geliyor. İsrail'in bayan bakanı Livni ve yanında Fransız sözde entellektüel konuşma yapıyor. Ne diyor burada? Müslüman kardeşlerin kazanmasını düşünmek dahi istemiyorum diyor. Kazanırsa iktidar gücünü eline alamaz diyor. Filistin ve cezayirdeki gibi mi olacak diye soruyor moderatör ve üzerinden 1 yıl geçmeden İsrail'in müdahalesiyle Mısır'da yönetim görevden el çektirildi. Halk ben oyumun namusunu istiyorum diyor.
 
MISIRLILAR OYLARININ NAMUSU İÇİN MEYDANLARA ÇIKTI
 
17 yaşındaki Esma meydana babasının izinde çıkıyor. Adeviyye İskenderiye Mansuriye'ye çıkanlar oylarının namusu için şehit oldular. Tankalrın karşısına ellerini açarak geçiyor. Karşısından bir top atışı ve o da şehit oluyor. Sevgili kardeşlerim buna darbe denmeyecek de neye darbe denecek? Ben Mısır ordusunun tüm mensuplarına seslendim. Kimi öldürdüğünüzü biliyor musunuz? Mısır'da senin Müslüman Kardeşi'nin oylarıyla iktidara gelenleri tankla topla indirenlerin mi yanındasın düşün. Mursi hata yaptıysa 3 sene sonra seçim var. O seçimde geldikleri gibi giderler. 3 yıl daha tahammül et. 70 yıl tahammül ettiniz. Getiren götürür. Memnunsa devam eder. Niye sabredemiyorsunuz. Dert başka.. Alıştıkları bir yolsuzluk silsilesi var. Eğer biz 1'i 5'e katladıysak bu dönemde evelAllah geçmiş dönemlerle mukayaese edilemeyecek şekilde yolsuzlukların bağlantılarını kestik.
 
YOLSUZLUĞU TAM BİTİREMEDİK
 
Sıfır yolsuzluk mu? Hala yok.. Var hala yolsuzluk var.. Kayıt dışı ekonomi o da var.. Ama bunların hepsini aşacağız aşınca da daha da güçleneceğiz.
 
Ortada bir demokrasi cinayeti varken Mursi'yi gündeme getirmek darbecilerin sırtını sıvazlamaktır. Seçimle gelen bedelini sandıkta öder. Mısır'daki darbeyi ilkelerimiz adına da sert bir şekilde eleştirdik eleştiriyoruz.
 
BEN DİKTATÖR OLSAYDIM BANA DİKTATÖR DİYENİN VAY HALİNE
 
Türkiye'de de yaşadık.. Menderes hata yaptı dediler. 27 mayıs darbesi meşrulaştırılmak istendi. 12 Eylül meşrulaştırılmaya çalışıldı. Merhum Erbakan da hatalıydı denildi. 28 Şubatı meşrulaştırmaya çalıştılar. Şimdi aynı şeyi şahsıma söylüyorlar. Ben diktatör olacağım.. Birisi bana diktatör diyecek. Onun vay haline...
Çünkü diktatörlüğün karakterinde bu tür şeylere tahammül yoktur. Anında götürürler... Bunu görmek isteyen Suriye ve Mısır'a baksın.
 
Burada benim polisin kalkıyor su ve biber gazı sıkıyor. Şiddet diyorlar. Heryeri yakıyor yıkıyorlar, bunlar diktatörce şiddete başvuranlar olarak değerlendirilmiyorlar. Neymiş özgürlük mücadelesiymiş. Sevsinler sizi. Özgürlük mücadelesi fikren verilir. Sandıkta verilir. Sandıkta kazanamayacağını anlayanlar dağlarda meydanlarda silahla molotofla yürüyorlar.
 
ÜNİVERSİTELERDE TAM DİSİPLİN SAĞLANMALI
 
Üniversitelerde bunlara asla müsaade edilmemelidir. Yönetim anında müdahale etmelidir. Burada herkes kitapla bilgisayarla dolaşmalı. Çünkü bunlar meydanı boş bulduğu zaman üniversiteleri aynı şekilde terörize etmenin gayreti içine giriyorlar. Üniversitelerimiz bir terör alanı değildir. Oralarda bilgi ve ilim tahsili vardır. Oradaki insanlar örnek olmaya mecburdur.
 
BİZ YOL KESENLER FAMİLYASINDAN OLMAYIZ
 
Caniye cani katile katil darbeciye darbeci diyemeyenler mazlumu mağduru eleştirerek kendilerini rahatlatıyorlar. Biz katile katil Firavuna Firavun dediğimiz müddetçe bunlar da vicdanını rahatlatamayacaklar. Biz korkmamalıyız. Biz nasıl Osmanlı ve Selçuklu ile gurur duyuyorsak bundan yıllar sonra Türkiye'nin çocukları bugünün idarecileri ile gurur duymalıdır. Üniversitelerimizin böyle bir mirası geleceğe devretmesi en büyük arzumuzdur. Dünün üniversiteleri yasak baskı ve ikna odaları ile anılıyor. Ama yarının üniversiteleri demokrasi, bilim ve insani değerlerle anılacak. Dünün ikna odalarını kuranlar bugün milletvekili dokunulmazlık kalkanını kullanarak Ankara'da yol kesiyorlar. Biz asla yol kesenler familyasına dahil olmayacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.