Bardakçı Çerkesleri kızdırdı

Çerkezlerin kurduğu Çoğulcu Demokrasi Partisi’nin (ÇDP) Genel Başkanı Kenan Kaplan, partileriyle ilgili sert açıklamalarda bulunan gazeteci yazar Murat Bardakçı’nın eleştirilerine tepki göstererek, kimliğine sahip çıkmanın bir onur olduğunu söyledi.
Murat Bardakçı'nın Çoğulcu Demokrasi Partisi’nin (ÇDP) kuruluşu ile ilgili “Vatana ve millet hayırlı olmasın” başlığıyla yazdığı yazı tartışmalara sebep oldu. Bir grup Çerkez'in bir araya gelerek kurdukları ÇDP ile ilgili köşesinde bir yazı kaleme alan gazeteci Murat Bardakçı, oluşumu sert sözlerle eleştirdi. 21 Ocak’ta yayınlanan yazısında Bardakçı, "Büyük dedelerinin ve ninelerinin yüzde 70’ten fazlası Kafkasya’dan gelmiş bir kişi olarak 'Çoğulcu Demokrasi Partisi' hakkında tek bir temennim var: Vatana ve millete hayırlı olmasın” dedi. ÇDP üzerinden kimlikleri ile ilgili kaygılarını dile getiren bütün Çerkezlere ağır eleştirilerde bulunan Murat Bardakçı, demokratik hak talebinde bulunan Çerkezlere ''Moskoftan isteyin'' diyerek seslenmişti. Çerkezlerin bu topraklara Çar’ın kılıcından canlarını kurtarabilmek için geldiklerini belirten Bardakçı, Osmanlı’nın zor bir durumda olmasına rağmen Çerkezleri kabul ettiğini, şimdi “haklarımız elden gidiyor” veya “kimliğimiz kayboluyor" diyenlerin yaptığına da nankörlük deneceğini belirtmişti.

ÇDP GENEL BAŞKANI KENAN KAPLAN: “KİMLİĞİNE SAHİP ÇIKMAK BİR ONURDUR”
Konuyla ilgili İHA muhabirine bir açıklama yapan ÇDP Genel Başkanı Kenan Kaplan, “Murat Bardakçı, babası vatana ihanet ile suçlanmış biri olarak bu konularda bize akıl öğretecek en son kişidir. Bardakçı’nın bu tavrı bize ulusalcı düşüncenin demokrasiden, insan haklarından ne kadar uzak olduğunu da gösteriyor. Bildiğiniz gibi Murat Bardakçı benzer bir tavrı daha önce de göstermişti. Biz bir önceki tavrını protesto etmiştik. Bu sefer kendisini mahkemeye vereceğiz ve maddi-manevi tazminat davası açacağız. Bardakçı, yazısında Kafkasyalı kimliğini kullanması da kişiliksizliğini gösteriyor. Biz kimliğine sahip çıkmanın bir onur olduğunu söylememize rağmen, her seferinde bize kimliğini inkar eden insanların ne kadar alçalabileceğini gösteriyor. Kimliğimizle eşit vatandaş olarak var olmak ve diğer halklarla kardeşçe yaşamak istememize rağmen kendisi bu düşüncemizi ‘ırkçılık’ olarak adlandırıyor” dedi.

Murat Bardakçının çerlesleri kızdıran yazısı;

"DEMOKRATİK açılım", "anadil", "haklar", "özgürlükler" gibisinden kavramlar son zamanlarda ortalıkta tozdurman halinde uçuşup duruyor ya...
Modaya birileri de uymuş, ne demek olduğunu pek anlamadığım "Çerkes Hakları İnisiyatifi" diye birşey kurup bir de bildiri yayınlamışlar. Çerkes halkının toplumsal haklarını elde edip görünür kılmaya çalışacak, devlet eliyle anadilde eğitim ve öğretim ile haftanın yedi günü 24 saat boyunca yine anadilde radyo ve televizyon yayını talep edecek, bunun için demokratik ve kitlesel eylemler düzenleyeceklermiş; ilk eylem de önümüzdeki pazar günü Ankara'da yapılacakmış.
Bravo sizeee! Bari bir de örgüt yahut siyasi parti falan kurup bağımsızlık talep etseydiniz? En azından "Özerk Çerkes bölgesi" yahut "Çerkes federasyonu" gibisinden birşeyler?
İşin şakası bir tarafa, peşinen söyleyeyim: Dedelerimin ve büyükannelerimin yüzde elliden fazlası Kafkasyalı'dır, şimdi "Çerkes" diye nitelenen değişik Kafkas milletlerinden gelirler. Ama, ailemde "Çerkesliğin" bu derece baskın olmasına rağmen böyle bir açıklamayı ve bu şekildeki talepleri okuyunca hem hayrete düştüm, hem de utandım!

RUS ÇARI'NIN KILICI
"Hak", "özgürlük" yahut "inisyatif" gibi kavramları kullanıp bildiri yayınlayanlara hatırlatayım: Bugün Türkiye'de yaşayan Çerkesler'in cedleri, Türkiye'ye "Değişik yerler görelim" yahut "Gidip yeni dünyada şansımızı deneyelim" hevesiyle değil, Kafkasya'da özellikle 19. yüzyılın ortalarında yoğunlaşan, son derece kanlı Rus operasyonları yüzünden gelmişlerdir. Göçün sebebi, sadece ve sadece Rus kılıcından kaçmak, canlarını kurtarabilmektir. Sultan Abdülâziz döneminin sıkıntılar içerisindeki Türkiye'si yüzbinlerce Çerkes göçmene kucak açmış, yer, iş ve aş sağlamış hattâ devlette önemli görevler bile vermiştir.
Kafkasya derneklerinin yaptığı hemen her yayında bugün "İz bırakan Çerkesler" şeklinde bir bölüm vardır ve Türkiye'de önemli yerlere gelmiş Kafkasyalılar'dan iftiharla bahsedilir. Listelere baktığınızda siyasetçisinden sanatçısına, işadamından âlimine kadar pekçok isim görürsünüz. Hattâ, içlerinde cumhurbaşkanı ve başbakan olan Çerkesler de yeralır ve bütün bu önemli isimlere ve gelinen makamlara rağmen "kimliğimiz eziliyor" yahut "haklarımız elden gitti" gibisinden sözler etmek, Türkiye'ye karşı apaçık nankörlüktür!

BUNA "ÂTIFET" DENİR!
Bir başka iddia: Genç nesil anadilini bilmiyormuş, Kafkas dilleri ve gelenekler unutulmuşmuş!
Türkiye'deki diğer etnik gruplar dillerini unutmuyor, nesilden nesile devam ettiriyor ve hâlâ konuşuyorlar ise, Kafkas asıllı gençlerin o dilleri bilmemeleri kendi ayıplarıdır. Kültürel kimliklerini vakti zamanında hatırlamamış, merak etmemiş ve dillerini öğrenmemiş olmaları bir tarafa; büyükleri de öğretmemiş, bildiklerini aktarmamışlar demektir ve unutmanın kabahati devlete değil, ailelere aittir.
Meselenin aslı şudur: Türkiye, Çerkesler'e asırlar boyunca sadece "âtıfet" göstermiştir. Bu sözün, yani "âtıfet"in ne demek olduğunu bilmeyen ve Türkiye'de bugün "Çerkesler'e özgürlük" talebinde bulunanlar bir zahmet buyurup sözlüğe baktıkları takdirde kelimenin mânâsını öğrenebilir ve "Acaba bir hata mı ediyoruz?" diye düşünebilirler.
Kendilerini bu kadar nesil sonra hâlâ bir türlü "buralı" hissedemeyenlerin kültürel, siyasî, vesaire haklarını talep etmeleri gereken tek bir yer var: Kafkasya! İki nesil önceki aile büyüklerimizin "Katil Çar", "Hain Moskof" yahut "Vahşî Sibirya" hatıraları ile dolu olan diyarlar!
Gücünüz yetiyorsa gidin, haklarınızı oradan isteyin...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.