Bakan Avcı: Osmanlıca'ya zaten çok talep var

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Osmanlıca konusunda, "Belki zorunlu yapmaya da gerek yok çünkü zaten bu derslere ciddi bir talep var" dedi.

Avcı, TBMM Genel Kurulu'nda bakanlığının 2015 yılı bütçesi üzerinde Hükümet adına konuşma yapmak üzere elinde grafiklerin yer aldığı tablolarla kürsüye geldi. CHP'li milletvekillerinin kendisine laf atması üzerine Avcı, "Öğrendik artık, dersimizi çalışıyoruz, her türlü güzel öneriye açığız" karşılığını verdi.

Pakistan'da yaşanan olaya değinen Avcı, "Meslektaşlarımı aradım ama olayın sıcaklığı içinde çok meşgullerdi, mesajlarımızı ilettik, taziye mektuplarımızı gönderdik" diyerek Pakistan halkına başsağlığı dileklerini iletti.

AK Parti hükümetleri döneminde özgürlükçü bir eğitim felsefesi temelinde daha esnek, sivil ve demokratik bir eğitim sistemi oluşturmak için eğitim alanının her türlü vesayetçi anlayışından, eşitlik ilkesine aykırı ve yasakçı uygulamadan arındırıldığını belirten Avcı, bu kapsamda bir çok önemli yeniliğin altına imza atıldığını anlattı.

Bakan Avcı, "Zorunlu eğitimin süresini 8 yıldan 12 yıla çıkaran eğitim reformu yine hükümetlerimiz döneminde yapılmıştır. Bu reformlar sayesinde Türkiye'de eğitimin her kademesindeki okullaşmada ve ortalama eğitim süresinde artış sağlanmıştır. Bu konudaki gelişmeler, İnsani Gelişme Raporu'ndaki İnsani Gelişme Endeksi'nde de karşılık bulmuştur. Türkiye'de ortalama eğitim görme süresi 2000'li yılların başında 5,5 yıl iken 2013 yılında 8 yıla yaklaşmıştır. 7,6 yıl" dedi.

Temel eğitimden orta eğitime geçiş sistemiyle okul, öğretmen ve müfredatın merkeze alındığını, temel eğitimden ortaöğretim kurumlarına tek sınavla öğrenci yerleştirme uygulamasına son verildiğini hatırlatan Avcı, bu sayede elemeli sınav geçiş sisteminin eğitimin bütün alanlarında yarattığı olumsuzlukların önüne geçilmesi, öğrencilerin okul harici kurumlara olan bağımlılıklarının azaltılması ve bağımlılığın velilere getirdiği ek yükün de sona erdirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

"EDİP CANSEVER RAHMET İSTEDİ"

Meclis fotoğrafçısının kendisinin fotoğrafını çekmesi üzerine Avcı sözlerine ara vererek, "Arkadaş fotoğraf çekerken Edip Cansever rahmet istedi, 'Biri fotoğrafımı çekiyorkenki gibi durdum, azıcık gülümsedim…' diye ona da bir rahmet gönderelim buradan çünkü azıcık gülümsedim" demesi, Genel Kurul'da gülüşmelere yol açtı.

Eğitim ve öğretim alanında gerçekleştirilen yeniliklerden birinin de dershanelerin özel okula dönüştürülmesi olduğunu kaydeden Avcı, bu sayede okulu ikinci plana atan, öğrencileri çoktan seçmeli teste odaklı bir sürecin içine sokarak sosyal hayattan tecrit eden, veliler için ciddi mali külfetler getiren ve alternatif bir eğitim sistemi oluşturan dershanelerin yol açtığı olumsuzluklara son verilmiş olacağını, eğitim ve öğretimde özel eğitimin kapasitesini artıracak bir sürecin başlanmasının sağlanacağını söyledi. Avcı, "Özel öğretim kurumlarının nitelik ve niceliğinin artırılması, eğitim sistemimizde kalite ve rekabet odaklı eğitim hizmetlerinin verilmesine katkı sağlayacaktır" dedi.

Eğitim ve öğretimde yeniden yapılandırma sürecinin devam edeceğini belirten Avcı, okul sayılarıyla ilgili bilgi verdi. 2014-2015 eğitim ve öğretim yılından itibaren diğer ortaöğretim kurumlarının tamamında olduğu gibi imam hatip liselerinin de Anadolu imam hatip liselerine dönüştürüldüğünü, halen 1001 Anadolu imam-hatip lisesi bulunduğunu anlatarak, " Bakanlığımızın eğitim ve öğretime erişiminin artırılması, eğitim ve öğretim niteliğinin geliştirilmesiyle kurumsal kapasitenin artırılması yönündeki çabaları geçmişte olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da devam edecektir. Bu çabaların neticesinde eğitim ve öğretimle ilgili göstergelerle her geçen yıl önemli artışlar sağlanmaktadır" diye konuştu.

Bütçeden Milli Eğitim Bakanlığı yatırımlarına ayrılan payda 2002 yılına göre oransal olarak bir düşüş görüldüğünü ifade eden Avcı, "Evet ancak reel olarak bir düşüş söz konusu değil. Kümülatif olarak 2002'de 1 milyar 281 milyon 690 bin Türk lirası olan bakanlık yatırım ödeneği, 2015 yılında 5 milyar 494 milyon liraya yükseltilerek yüzde 328,65 artış sağlanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı yatırımlarının 2002 yılına göre oransal olarak düşük görünmesinin nedeni, Hükümetimizin toplam kamu yatırımlarına yüksek oranda pay ayırmasıdır. Yani, toplam kamu yatırımları çok arttığından, onun içinde oransal olarak bir düşüş varmış gibi görünüyor. Pasta büyümüş... 2002 yılında bütün kamu yatırımlarına ayrılan pay 5 milyar 736 milyon lira iken, 2015 yılında 40 milyar 454 milyon 52 bin liraya yükselmiş yani yüzde 605'lik bir artış sağlanmış. Oransal olarak düşük gibi görünmesinin sebebi de bu" dedi.

Avcı, 880 bin öğretmenin görev yaptığını, Ocak ayından itibaren 15 bin daha alacaklarını, derslik sayısında tekrar eski performansı yakaladıklarını belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'ın "TEOG sınav sonuç verilerini iki yıldır niye açıklamıyorsunuz?" sorusuna, "ÖSYM sınav sonuçları açıklanmıyor. Çünkü bir soru havuzu oluşturmak ve gelecek yıllarda da onu kullanmak istiyorlar. TEOG sınavların sonuçları hemen o gün açıklanıyor. Hatta biz medyadan rica ettik, 'Çocuklar iki gün arka arkaya sınava giriyorlar, birinci günün sonuçlarını lütfen açıklamayın' dedik, İkinci gün sınavlar bitsin, çocuklar diğer derslerden de sınavına girsin. Çünkü birinci günün girdiği derslerden bakarsınız çocuk istediği kadar başarılı olmadığını düşünüyordur; ikinci güne morali bozuk girmesin diye iki gün sonra açıklanıyor. Açıklanıyor" karşılığını verdi.

"ŞEHİR EFSANESİ KÖPÜRTÜLDÜ"

Avcı, kamuoyunda zaman zaman çok gündeme getirilen ortaöğretime geçiş sınavlarıyla ilgili olarak "çocukların istemedikleri okullara yerleştirildiğine dair bir şehir efsanesi köpürtüldüğünü" belirterek, şu bilgiyi verdi:

"1 milyon 300 bin giriyor ama tercih yapan 1 milyon 57 bin. Yani sisteme giren, tercih yapan çocuk sayısı 1 milyon 57 bin. Bunun 550 bini ilk 3 tercihine yerleşti. Birinci tercihine yerleşenlerin sayısı 244 bin 395, ikinci tercihine yerleşenlerin sayısı 171 bin 273, üçüncü tercihine yerleşenler 143 bin 662. Topladığınız zaman 550 bini geçiyor ilk 3 tercihine yerleşenler. Bir de hiç sisteme girmeyen, tercih yapmayan öğrencilerimiz var. Bunların 71 bini Anadolu meslek programına, 18 bin 900'ü Anadolu lisesini, 42 bin 885'i Anadolu imam hatip lisesine yerleşmiş. 'Bu imam hatipler çok zorlanıyor, çocuklar zorla imam hatibe yönlendiriliyor, İmam hatiplerin sayısı şöyle arttı, bütün okullar imam hatipleştirildi' söylemleri var. Bütün okul türlerimizin içinde meslek liseleri oranı yüzde 59, genel liselerin oranı yüzde 33, imam hatip liselerinin toplamı da yüzde 8. Ortaöğretimde okuyan öğrencilerimizin yüzde 46'5'u meslek liselerinde, yüzde 40'ı genel liselerde, yüzde 13,7'si imam hatip liselerinde okuyor. Okul türleri itibarıyla ortaokulların yüzde 90'ı normal genel ortaokullar, yüzde 9,5'u da imam hatip ortaokulu. Öğrenci sayısı olarak baktığımız zaman da ortaokullarda okuyan öğrencilerimizin yüzde 92,5'u genel ortaokullarda, yüzde 7,5'u da imam hatip ortaokullarında okuyor."

"ELEŞTİRİLERİNİZDE HAKLISINIZ"

PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sonuçları konusunda milletvekillerinin eleştirilerde bulunduğunu hatırlatan Avcı, "PISA'da iyi bir durumda değiliz. OECD ülkelerine göre ölçüldüğü zaman da iyi bir durumda değiliz. Bu bir züğürt tesellisi de değil; Evet, sıralamada yavaş yavaş yukarıya çıkıyoruz ama durumunu en iyi toparlayan, en iyi düzelten ülke sıralamasında, Türkiye, OECD'de matematikte, okumada, fende üçünde de en hızlı toparlayan ülke yani durumumuzu hızla toparlıyoruz, yukarıya doğru çıkıyoruz ama istediğimiz yerde değiliz. O eleştirilerinizde haklısınız. Çok daha iyi yerde olmamız lazım" diye konuştu.

FATİH Projesi'yle ilgili de bilgi veren Avcı, internet altyapısı kablolamasında kablolanan okul sayısının 8 bine yaklaştığını belirterek, "Yeni faz ihalesi de yapıldı. Diğer kalanlar da aynı şekilde İnternet sistemine bağlanacak. FATİH Projesinde yaptığımız işlerden bii de sınıflara etkileşimli tahtalar yerleştirmek. Genellikle 'akıllı tahta' deniyor; tahtanın akıllısı olmaz diye biz 'etkileşimli tahta' tabirini kullanmayı öneriyoruz. 186 bin 565 dersliğimizde etkileşimli tahtalar yerleştirilmiş 2014 yılında. Daha önceden de 84 bin 921. Bunlarla bağlantılı çalışan çok fonksiyonlu yazıcılarımız 20 bin 269. Her sınıfa yapmak gerekmiyor, okulda bir tane çok fonksiyonlu yazıcı olunca bütün okulun işlevini görüyor. 2013'te 3 bin 657, 2014'te 20 bin 269" dedi.

Avcı, 185 tavsiye kararı alınan Milli Eğitim Şurası'nın altı gün boyunca çok verimli bir çalışma yaptığını ifade ederek, ancak bunların tartışılmadığını söyledi. Türkiye'de 10 yıldan beri sosyal bilimler liselerinde Osmanlıca'nın zorunlu ders olarak zaten okutulduğunu hatırlatan Avcı, eski Milli Eğitim Bakanları Hüseyin Çelik, Nimet Baş ve Ömer Dinçer'e teşekkür etti.

Avcı, "Oradan aldığımız birikim, deneyim, uygulamalardan çıkardığımız örneklemeler üzerinden Şura'da bunun yaygınlaştırılması konusunda, komisyonda bütün okullara, bütün ortaöğretim okullarına yaygınlaştırılması için bir tavsiye kararı önerisi geldi. Genel Kurulda bu, özellikle nitelikli öğretmen temininde karşılaşılabilecek sorunları göz önüne alarak şimdilik Anadolu imam-hatip liselerinde zorunlu olsun, diğerlerinde bir süre daha seçmeli devam etsin, gerekli altyapı sağlandıktan sonra oralarda da… Belki zorunlu yapmaya da gerek yok çünkü zaten bu derslere ciddi bir talep var. Ayrıca bizim halk eğitim merkezlerinde açtığımız kurslar var. Buralardaki Osmanlıca, Osmanlı Türkçesi kursu gören, sertifika alan vatandaşlarımızın sayısı da 175 bin bu sene itibarıyla" dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.