Bahçeli:Soyup Elhamdülillah diyorlar!

Bahçeli, "AB eski bakanların konuşmasında, başörtüsünden irticaya kadar girip çıkması ahlaksızca bir saptırmadan başka bir şey değildir. Şu kepazeliğe bakınız, başbakan ve çevresi, çalıyorlar çok şükür diyorlar, soyuyorlar elhamdülillah diyorlar, kul hakkını gasp ediyorlar maşallah diyorlar. Hazineyi yağmalıyorlar, hamdolsun diyorlar. İhanet ediyorlar, başörtüsüne bürünüyorlar. Kurban olduğum Allah, verdikçe veriyor diyorlar. Kevser suresiyle ahkam kesiyorlar. Zulmediyorlar, imandan dem vuruyorlar. Sorarım sizlere, günahla sevap ne zaman yer değiştirdi? Şeytani emellerle, rahmani duruş ne zamandan beri birbirine karıştı? Buradan başbakana, dört eski bakana ve yandan taifeye Ömer Hayyam’ın ibretlik dizeyle seslenmek istiyorum: 'İçin temiz olmadıktan sonra, Hacı hoca olmuşsun kaç para. Hırka, tesbih, post, seccade güzel: Ama Allah kanar mı bunlara?'" dedi.

İşte, Bahçeli'nin konuşmasından satırbaşları:

ŞİDDET, AKP İKTİDARI İLE ZİRVEYE ÇIKTI

Suçun ve suçluların artıyor olması, yoksulluğun adaletsizliğin yolsuzluğun arttığının, ahlakın zayıfladığının bir işareti sayılmalıdır. AKP’nin ülkeyi getirdiği bugünkü manzarada, siyasi ve ekonomik güven ortamından, iç huzurdan bahsedilemeyeceği gün gibi ortadadır. AKP hükümetiyle milletimizin açlık ve yoksulluk arasındaki ince çizgide gelerek çok zor bir hayat sürdürmeye çalıştığı bir gerçektir. Toplumsal ahlak hızla aşınmaktadır. Büyük kentlerimizdeki ahlaki çöküşün, şiddetin, kuşkunun egemen olduğu bir bunalım AKP iktidarı ile zirveye çıkmıştır.

AKP'NİN ÇIKARTTIĞI YASALAR SUÇ VE SUÇLUNUN ÖNÜNÜ AÇTI

AKP’nin çıkarttığı yasalar suçun ve suçlunun önünü açmış, sokaklar cinayet şebekelerine teslim edilmiştir. AKP iktidarının umursamaz tavırları sonucunda vatandaşlarımız vandallığa maruz kalmış, asayişsizlik halkın günlük hayatını olumsuz etkilemektedir.

BAŞBAKAN'IN CEPHELEŞME SİYASETİ TOPLUMA YANSIDI

Yüreğim burkularak söylüyorum ki, her gün bir kadın cinayete kurban gitmekte ya da şiddet görmektedir. Masum yavrular, insanlıktan çıkmış canavarların hedefi olmaktadır. İçimizin titrediği, bedenimizin ürperdiği vahşet dolu ölüm haberleri hepimizin ortak acısıdır. Vicdan rafa kalkmıştır. Başbakan’ın cepheleşme üzerine inşa ettiği siyaseti, misliyle toplumsal zemine yansımaktadır. Artık tahammülsüzlük hazımsızlık kol gezmektedir.

ADALETE GÜVEN KALMADI

Çocukların, gelinlik çağdaki kızların, kadınların, yaşlıların alenen saldırıya uğraması, suçluların cezalandırılmaması büyük bir sorunun tehlikenin en somut halidir. Toplumsal hayat kahredici bir şiddet diline hapsolmuştur. Trafikteki en ufak anlaşmazlık çatışmaya dönüşmektedir. Gözünü kan bürümüş yaratıklar etrafta kudurmuş gibi gezmektedir. Adalete güven kalmamıştır, hukukun caydırıcılık vasfı inişe geçmiştir.

KATLEDİLENLERİN VEBALİ İKTİDARIN BOYNUNA

Önlem alınmazsa felaket kapıdadır. Çocukları katledilen, tecavüze uğrayan, mağdur edilen ülkenin ekonomik büyümesi, oy seviyesi şöyle dursun, medeni olmasından, insani gelişmiş düzeyinden bahsedilemeyecektir. İş dengesini kuramamış, adaleti fiyaskoya dönmüş, kardeşliği sorgulanır hale gelmiş ülkenin başarılı olma şansı, eşyanın tabiatına aykırıdır. Katledilen her körpenin vebali bozguncu iktidarın boynundadır. Gözü yaşlı anaların, iflas eden toplumsal dirliğimizin sorumluluğu başbakanın sırtındadır. Çocuklarımız güvencede değilse, canları garantiye alınamıyorsa, azılı bir katil her an minicik umutları söndürmek için hazırlık yapıyorsa söz bitmiş demektir.

CANİLERE EN AĞIR MÜEYYİDELER UYGULANMALI

Kadına, kıza, çocuğa ve  herhangi bir insana kast eden canilere en ağır müeyyideler uygulanmalıdır. Hükümeti derhal kalıcı ve tesiri yüksek tedbirler almaya çalışıyorum. Başbakan’ın “Bu olaylar adeta idamlık olaylar ama, ağırlaştırılması noktasında arkadaşlarıma talimatım var” sözünün sürüncemede kalmamasını bekliyorum.

KÜRDİSTAN'IN KURULMASI İÇİN AKP VE KÜRESEL ODAKLAR DEVREDE

İçimizde ve dışımızda merkezkaç güçleri, kontrol dışı unsurların etkinliği bir hayli fazlalaşmıştır. Bu durum başlı başına bir güvenlik ve beka sorununa işaret etmektedir. Ortadoğu’dan Karadeniz kıyılarına uzanan hat boyunca, şekillenen uluslararası hukukla bağdaşmayan olaylar dizisi yaşadığımız coğrafya adına ilave riskler doğurmaktadır. Başbakanın bu tehlikeyi iyi okuması gerekmektedir. Ülkemiz üzerinde hedefleri olanların, terör kartını devreye sokacağı gelişmelerden anlaşılmaktadır. Sevr anlaşmasının ağırlık merkezi olan Kürdistan nifakının kurulması için, gerek AKP hükümeti, gerek küresel odaklar iştahla devrededir.

PKK MEYDANI BOŞ BULDU BOMBALARI YERLEŞTİRMEYE BAŞLADI

PKK terör örgütü, cumhurbaşkanlığı öncesi ve sonrasında tetiğe basmak için sahiplerinden talimat almaktadır. Allah muhafaza ama her an şehadet haberleri alma ihtimalimiz artmaktadır. Karayoluna döşenen ve 70 kilo olduğu anlaşılan patlayıcının geç infilak etmesi büyük bir acıyı önlemiştir. PKK meydanı boş bulmuş, bombaları sağa sola yerleştirmeye başlamıştır. Teröristler başbakandan aldıkları güç ve destekle Türk milletine saldırı pozisyonuna geçmiştir.

PKK doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesinde özerkliği kazarken, Başbakan Ankara’da başka telden çalmaktadır. Başbakan, artık ölüm haberlerinin gelmediğini, çözüm sürecinin başarıyla ilerlediğini her fırsatta tekrarlamaktadır. 17 ve 25 Aralık’taki rüşvet operasyonlarının bunu akamete uğratmak istediklerini, milletimizi enayi yerine koyarak ileri sürmektedir.

Irak Şam İslam devleti yani IŞİD sınırlarımızın hemen dibinde, hasımlarını çarmığa gererek alanını şiddetle genişletirken, başbakan paralel örgütün ulusal güvenliğe verdiği ne idüğü belirsiz zararlardan bahsetmektedir. Başbakan, kendi büyüttüğü beslediği, devlete yerleştirdiği gruplarla ağrılı bir ayrılık sürecinin makus talihine katlanmaktadır. Ortada paralel yapı varsa, bunun mucidi Recep Tayyip Erdoğan olduğu aşikardır. Başbakan’ın Kürdistan’a yeşil ışık yakması, tehditlere kulak tıkaması milli güvenlik sorunu değildir. PKK ile taviz senedi imzalaması, Türk devletini ele ayağa düşürmesi milli güvenlik sorunu değildir. Sınırlarımızdaki terörist gruplara yardım yapması, tırlarla silah taşıması da milli güvenlik orunu değildir. Fakat başbakana göre, rüşvet ve yolsuzlukların ortaya çıkarması milli güvenlik sorunudur. İranlı şarlatanın içeri tıkılması, AKP’li bakanların rüşvet alırken kaydedilmesi darbedir milli güvenlik sorunudur. Ülkemizin bir sorunu daha vardır ki Recep Tayyip Erdoğan sorunudur.

Bir tek terör kelimesinin geçmediği, PKK’nın hiç hatırlamadığı milli güvenlik açıklamalarına kim inanacaktır? MGK’ya bakarsak, Türkiye güllük gülistanlıktır, paralel hayalet haricinde hiçbir sorun da yoktur. Bildiğimiz bir şey var, devletin milli güvenlik siyasetinin tayini tespitiyle ilgili konularda tavsiye kararları almak, Recep Tayyip Erdoğan’ın çakma dombrasına alkış tutmak değildir. Önce milli olmak lazımdır. Başbakan ve hükümeti, milletimizin değil, PKK’nın El Kaide’nin terörist başının, hırsızın ve kaçakçının güvenliğini sağlaya sağlaya bugüne kadar gelmişlerdir. MGK sıralarında oturan siyasi kadroların yerine, HDP’liler otursalardı ancak Türkiye’nin bu kadar altını oyarlardı.

BİR DEVLETİN ÇÖKÜŞÜNE YOL AÇANLARIN BAŞINDA YOLSUZLUK VE RÜŞVET GELİR

Parti olarak da her alanda, her seviyede ve her ölçüde tertemiz bir iradeyi tesis etmek başlıca amaçlarımızdandır. Yolsuzluk ve rüşvet bir ülkeyi, bir yönetimi toplumu içten içe çürüten en ciddi hastalıktır. Hatta diyebiliriz ki bir devletin çöküşüne yol açanların başında yolsuzluk ve rüşvet gelmektedir. Rüşvet devletin itibarını üst düzeyde zedeler. Şu kadar ki rüşvet devletin ve milletin selametine karşı işlenmiş en ağır cürümdür.

17 – 25 ARALIK BAŞBAKANIN MASKESİNİ DÜŞÜRMÜŞ, AYARINI BOZMUŞ

Malumlarınız Türkiye 141 gündür rüşveti konuşmaktadır. Türk milleti 141 gündür iktidarı gölgeleyen yolsuzluk tartışmalarıyla kilitlenmiştir. AKP haram yiyenlerin konağı, soyguna soyunanların sığınağı haline gelmiştir. 17 – 25 Aralık başbakanın maskesini düşürmüş, ayarını bozmuştur. Rüşvetçi bakanlar, altın kaçakçıları, kara para organizatörleri, arazi vurguncuları açığa çıkmıştır. Mahkeme kararları doğrultusunda yapılan takip neticesinde elde edilen belge ve bulgular, buruşturularak değersizleştirilmeye çalışılmıştır. Başbakan rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını karalamak için çıldırmıştır. Tuzak ifadeleriyle, tezgah uydurmasıyla, oyun ithamlarıyla yaftalamıştır.

BAŞBAKAN BUNLARIN KIDEMLİ ÜSTADI, YOLSUZLUĞUN USTABAŞIDIR

Başbakan, 700 bin liralık saati koluna takan, kaçak altınların dolaşmasına müsaade eden, Ekonomi eski bakanının hesabını hala verilmemiştir. İranlı dostunun önüne yatmaktan dolayı rüşvete boğulan, parayla vatandaşlık dağıtan içişleri eski bakanına gerekli müdahaleyi yapamamıştır. Yüzsüzce, namertçe, balkona çıkartıp selamlattığı, çikolata kutularında rüşvet alan, bakara-makara karakterli AB eski bakanına bu ne iştir ne yaptın sen diyememiştir. Çünkü başbakan bunların kıdemli üstadı, yolsuzluğun ustabaşıdır. 

Başbakan önce oğluyla birlikte villasındaki para sıfırlama trafiğini, milyarları eritme telaşını, dublaja bağlamadan, lafı imam hatibe getirmeden mertçe izah ve itiraf etmelidir. Başbakan önce iş adamlarından aldığı aracın, medyaya koyduğu aracın, alo hattıyla soytarıya çevirdiği sözde gazetecilerle ilgili günah çıkartmalıdır.

BUNLAR VERGİ KAÇIRMADA DA ZİRVEYE TUTUNMUŞLARDIR

Başbakan önce, Türk bayraklı arka plan sahnesiyle açıklayacak kadar aklını yiyen, cari açığın yüzde 15’ini telafi eden bu şarlatanın vergi rekortmenleri listesinde esamesi bile okunmamaktadır. Yeni yetme iş adamları vergi veren ilk 100 arasında yer almamaktadır. Bunlar vergi kaçırmada da zirveye tutunmuşlardır. Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.

5 Mayıs günü Meclis genel kurulunda, dört eski bakan hakkında meclis soruşturması açılmasına, komisyon kurulmasına ilişkin önerge görüşülmüştür. Sonuçta verilen önergeler kabul edilmiştir. Şimdi sırayı meclis soruşturma komisyonu almıştır. Görüşmeler milletimizden kaçırılmış, fezlekeler milletin vekillerinden saklanmıştır.

RÜŞVETÇİLERİN YÜCE DİVANA GİTMESİ HUKUKİ BİR ZORUNLULUK

Ancak şunu herkes bilmelidir ki, bu rüşvetçilerin yüce divana gitmesi ve üzerlerine atılı suçlardan dolayı yargılanmaları, ahlaki ve hukuki bir zorunluluktur. Bununla da yetinilmemelidir. Recep Tayyip Erdoğan da yargı huzuruna oğluyla beraber çıkmalı ve hesap vermelidir. Başbakan eğer aklanırsa, biz de kendisine bir iyilik yapacak ve bir kıyak yapacağız. 17-25 Erdoğan sıfatını geri alacağız. Sayın Erdoğan haberin olsun böylesi bir mükafatı, böylesi bir fedakarlığı kimselerden göremezsin. Bildiğiniz gibi TBMM’de genel kurulunda fezlekeli bakanlar birer birer konuşma yapmışlardır. Pişkince reddetmiştir. Bir de ahlak adalet ve insanlık dersi vermeye kalkışmışlardır. İftira demişlerdir, darbe diyerek reddetmişlerdir. Başbakan Erdoğan konuşma metinleri üzerinde ilaveler yapmıştır. Rüşvet alıp verdikleri kanıtlarla belirli olan bu bakanların düştüğü haller acıklıdır.

ALLAH KANAR MI BUNLARA?

AB eski bakanların konuşmasında, başörtüsünden irticaya kadar girip çıkması ahlaksızca bir saptırmadan başka bir şey değildir. Şu kepazeliğe bakınız, başbakan ve çevresi, çalıyorlar çok şükür diyorlar, soyuyorlar elhamdülillah diyorlar, kul hakkını gasp ediyorlar maşallah diyorlar. Hazineyi yağmalıyorlar, hamdolsun diyorlar. İhanet ediyorlar, başörtüsüne bürünüyorlar. Kurban olduğum Allah verdikçe veriyor diyorlar. Kevser suresiyle ahkam kesiyorlar. Zulmediyorlar, imandan dem vuruyorlar.

Sorarım sizlere, günahla sevap ne zaman yer değiştirdi? Şeytani emellerle, rahmani duruş ne zamandan beri birbirine karıştı? Buradan başbakana, dört eski bakana ve yandan taifeye Ömer Hayyam’ın ibretlik dizeyle seslenmek istiyorum:

“İçin temiz olmadıktan sonra, Hacı hoca olmuşsun kaç para. Hırka, tesbih, post, seccade güzel: Ama Allah kanar mı bunlara?”

Milleti kandırandan, Allah ile aldatandan, dini mesajları manevi duyguları alet edenden cumhurbaşkanı olur mu? Damarlarında rüşvetin haram lokması gezene cumhura başlık yaraşır mı? İranlı Zarrab’la yüz göz olana, devletin zirvesi helal midir? Türk milleti ilk defa doğrudan doğruya cumhurbaşkanını seçecektir. Başbakan ise hayaliyle parti içi istişareleri harekete geçerek adaylığını onatmanın derdindedir.

ÇANKAYA’YA BEN ÇIKACAĞIM DİYEREK, KARDEŞİNE DİRSEK ÇEVİRMİŞTİR

Başbakan kardeşim dediği Sayın Gül ile yollarını çatallaştırmıştır. Bu defa Çankaya’ya ben çıkacağım diyerek, kardeşine dirsek çevirmiştir. Geçtiğimiz günlerde bir TV programına katılan yıkımdan sorumlu olmakla kara sayfalara geçecek başbakan yardımcısı sözler sarf etmiştir. Bizde cumhurbaşkanlığından sonra, tekrar başbakana gelme falan olmaz diyerek, Sayın Gül’e karşı AKP’nin kapılarını sürgülemiştir. Bu sözlerden bir süre sonra anında çark etmiştir.

Başbakan Erdoğan sadece uzatmaları oynamaktadır. Sayın Gül’e de Çankaya’da son günlerini geçirmek düşmektedir. Yine yandaş ve işporta mantığıyla çalışan kamuoyu araştırma kuruluşları algılar üzerinde oynamalar yapmak için günaşırı anket yayınlamaktadır. Medyaya bakarsak, başbakan cumhurbaşkanlığı koltuğuna çoktan oturmuştur.

MHP’NİN GÜNDEMİNDE, KENDİ ADAYINI ÇIKARMAK VARDIR

Cumhurbaşkanı seçim sürecinde muhalefetin etkisiz, yetersiz görevini yapmadığı isnadında bulunanlar acaba bize neyi kabullendirmeye çalışmaktadırlar. Muhalefeti eleştirerek, iktidarın açıklarını kapatmaya atılan bu zavallılar meşgale arıyorlarsa, Recep Tayyip Erdoğan’dan yeni bir randevu almaları yeterlidir. Muhalefetin adayını merak edenler, gerçekte bizim cumhurbaşkanı seçiminden zaferler çıkacağından korkan ısmarlama aydınlardan başkaları değildir. MHP, herkesi kucaklayacak, milletimizin tüm değerlerini taşıyan, kimseyi ayırmayan, göz dolduracak çok değerli bir ismi Allah’ın izniyle aziz milletimizle buluşturacaktır. Biz de kendi mekanizmalarımızı ve istişare kanallarımızı çalıştırarak en uygun adayı tespitle uğraşıyoruz. Bu çerçevede sona yaklaştığımızı da belirtmek istiyorum. MHP’nin gündeminde, kendi adayını çıkarmak vardır. Başbakan şayet aday olacaksa, karar vermişse, cumhurbaşkanı seçim takvimi başlar başlamaz derhal istifa etmelidir. Başbakanlık makamıyla, cumhurbaşkanı adaylığı birlikte yürütülemeyecektir. Adil bir rekabetle uyuşmayacaktır. Bize göre cumhurbaşkanı siyasi inat haline getirilmemelidir.

DÜN GÖMLEK DEĞİŞTİRMİŞSİN, BUGÜN NEYİ TAKAS EDİYORSUN?

Başbakan bu hevesinden vazgeçmelidir. Başbakan üç dönem engeline takılarak saf dışı olacak 71 arkadaşını harcamak yerine kendisini bir süre dinlendirmeli, yolsuzluklar konusunda hakim karşısına çıkmalıdır. Dün gömlek değiştirmişsin, bugün neyi takas ediyorsun? AKP’nin kurnazı sen misin? Başbakan boşuna dolduruşa gelmesin, çünkü cumhurbaşkanı olamayacaktır. Çankaya yolları kendisine tıkalıdır. Türk milleti rüşvet ve yolsuzluktan sabıkalı birine cumhurbaşkanı olma fırsatı vermeyecektir. Başbakanı bir kez daha uyarmak istiyorum. Cumhurbaşkanı devletin başı olarak, Türk milletinin birliğini temsil etmektedir. Bu yüce makama seçilecek kişinin zihniyet hayati önem taşımaktadır. Her türlü şaibeden uzak, temiz bir sicile sahip olması, vazgeçilmez bir ön şarttır. Hakkında birçok iddia bulunanlar, aklanmadan bu göreve talip olmaları söz konusu değildir. Cumhurbaşkanlığı, Yüce divanlık suçlardan kaçma vasıtası olamayacaktır.

Çankaya Köşkü Türk milletinin sembolüdür. Türk’e yabancı hasım olandan, millete etnik mercekten bakandan, cumhurbaşkanı olur mu? Cumhurbaşkanlığı Gazi Mustafa Kemal’in 1923’te Çankaya’ya diktiği şeref payesidir. Yeni istiklal savaşı diyerek, PKK’nın devlet içinde yuvalanmış, yolsuzluk çetelerinin istikbalini düşünenden cumhurbaşkanı olur mu? Başbakan Erdoğan, fazla sulanma, fazla şartlanma, fazla havaya girmeye. Hem vallahi hem billahi senden cumhurbaşkanı olmaz, bu makam sana uymaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.