Bahçeli;Herkese dayılanma,bir kabadayı çıkar seni yerle bir eder !

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bayburt'ta da olduğu gibi bize gösterilen ilgi, zafere yakın olduğumuzun işareti olarak görülmektedir" dedi.

Bahçeli, partisince Bayburt Saatkule Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, 30 Mart seçimleri için Türkiye'yi il il, ilçe ilçe gezdiklerini belirterek, "Bayburt'ta da olduğu gibi bize gösterilen ilgi, zafere yakın olduğumuzun işareti olarak görülmektedir" ifadesini kullandı.

Bahçeli, 30 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi'nin, bin 394 seçim çevresinde, 25 siyasi partinin katılımıyla gerçekleştirileceğini anımsatarak, seçimlere katılan bütün siyasi partilere, onların adaylarına Milliyetçi Hareket Partisi olarak başarılar dilediklerini söyledi.

Siyasi partiler arasında 45. yıl dönümünü kutlayan Milliyetçi Hareket Partisi'nin, ilkeli, dürüst, köklü ve gelenekli siyaset olarak yıllardır milletin hizmetinde bulunduğunu belirten Bahçeli, şunları söyledi:

"Bu parti mahalli idareler seçimlerini çok önemsemektedir. Milliyetçi Hareket Partisi, mahalli idareler seçimlerine çok farklı bir anlam yüklemektedir. Her 5 yılda yapılan mahalli idareler seçimleri sadece belediye başkanlarını, meclis üyelerini seçmekle kalmayacak, önümüzdeki yıllarda Türkiye siyasetinin netleşmesi, belirlenmesi ve yeni siyasi şekillenmeye fırsat ve imkan tanıyan bir sürecin de başlangıcı olacaktır. Seçimlerin arkasından ilk defa halk tarafından seçilen cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleştirilecek, tarih olarak 28 Ağustos. Onun arkasından en geç 2015 yılında, en geç 12 Haziran'a kadar 25. dönem milletvekilliği genel seçimleri olacaktır, dolayısıyla 3 siyasi olay birbirlerini tamamlayarak, bir doğru üzerinde gelişmesiyle ortaya koyarsak 2015 yılı itibarıyla Türkiye'nin kaderi değişir ve yeni bir siyaset oluşur ve Türkiye'yi o yeni siyaset yönetmeye başlar. Onun için bu seçimleri bütün siyasi partilerimiz önemsemelidir ve bütün siyasi partililerimiz, 18 yaşına gelmiş, ilk defa oy kullanan evlatlarımızı da yanımıza alarak sandığa gitmeliyiz. Sandıkta oylarımızı kullanmalıyız ve oylarımıza da sahip çıkmasını bilmeliyiz."

MHP'nin sandık görevlilerine seslenen Bahçeli, şöyle devam etti:

"Sabahın erken saatinde görev yerinizde olacaksınız. Her kim gelirse gelsin hangi partiden olursa olsun onu güleryüzle karşılayacaksınız. Büyüklerinize çok daha yakın alaka göstereceksiniz. Onlara oy vermeleri gereken hangi sandık ise oraya kadar yol gösterici olacaksınız. Kimseyi kırmayacak, incitmeyeceksiniz. Bazı çevreler gerilim çıkartmak ister. Seçim sandıklarının bulunduğu alanlarda kargaşa yaratmak ister. Onlara hiçbir şart altında karşılık vermeyeceksiniz. Türkiye'nin emniyet gücü vardır ve o güç saygın bir güçtür, gereğini yapabilir. Sizler bunlara bulaşmayacaksınız. Akşama kadar görev orucu tutacaksınız. Yok efendim karnım acıktı, şuraya kadar gideyim, çay içeyim, akşama kadar kahvede takılıp kalayım gibi bir hataya girmeyeceksiniz. Çünkü sandıklar hileli oluyor. Geçmiş dönemlerden gördüğümüz kadarıyla, oy çalmalar oluyor.

Örneğin bir ilköğretim okulunda 30 sandık varsa bu sandıklardan bir tanesinden söz gelimi A partisi 11 oy almış olsun. Eğer sandık başında görevli arkadaşlarımız sandık sayımlarının yapılması ve tutanaklara geçirilmesi sırasında bir ihmalkarlık ortaya koyarlarsa o zaman 11 oyun başına veya sonuna 1 yazmaları halinde 111 oy olur. Bu 111 oy önemli bir farktır. Bundan birkaç sandıkta da yapılmış olsa belediye başkanlığı seçimlerinin 1 oyla kazanılıp 1 oyla kaybedildiği de hepimiz tarafından bilindiğine göre haksız yere belediyeleri kazanan , hile ve çalmaya daha sandıktayken çalışanların belediyedeyken ne yapacaklarını kimse düşünemez. Bu sebepten dolayı bu görevleri ihmal etmememiz gerekiyor. Milliyetçi Hareket Partisi bu seçimlerde adaylarını çok erken belirlemiştir, halkımızla buluşturmuştur. O günlerden itibaren çalışma ortamına sokulmuşlardır. O sebepten gayretlerimiz sizlerin desteğiyle boşa çıkmayacaktır."

- Bayburt'un tek milletvekili çıkartması

Bayburt'un göç verdiğini dile getiren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"İstanbul'da belki de buradakinin 7 katı Bayburtlu var. Bayburt'taki nüfus azalması, siyasi olarak da etkinliği azaltıyor. Siyaseten 1 milletvekili çıkarmak gibi, hiçbir ilde haksızlık bu kadar olmayacak. Bu birçok yönüyle değerlendirildiğinde haksız bir seçimdir. Bir kişinin seçildiği yerde seçilmesi mümkün olmayanlar o imkanlarıyla o güçleriyle o denedikleri yollarla seçim almış oluyorlar. O sebepten dolayı Milliyetçi Hareket Partisi mecliste bu düzenlemelerin olduğu zaman Türkiye'de nüfusu çok aşağı çekilmiş olan yerlerde bir milletvekilliğine indirgemenin doğru olmadığını, en azından milletvekili sayısı 550 ise 550 milletvekilinin en az nüfusu sahip olan yerlerde 2 milletvekili ile bir düzenleme yapılmasının daha adaletli olacağı düşüncesiyle savunmuşuzdur."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Oslo'dan başlayarak ve devam eden müzakereler sonucu anlaşılıyor ki Türkiye'de aynı toprak üzerinde önce özerk, sonra federal, sonra da bağımsız bir devletin tohumları atılıyor" dedi.

Bahçeli, partisince Bayburt Saatkulesi Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Türkiye'de her vatandaşın demokratik hakkını kullanabilmenin başlangıcı olarak 18 yaşından itibaren milli iradeyi temsil ettiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Milli iradeyi birkaç partiye hapsetmek, onları kafes içine koymak veya önceden bazı araştırmalarla milleti aldatarak 'burada şu, burada bu, ikisinin arasında çok az fark var' diyerek iki partiye demokrasiyi hapsetmek, bu manasıyla istenmeyen partileri istenen partiler haline getirmek doğru değildir. O sebepten dolayı Bayburt'tan sesleniyorum. Türk siyasetinde ne AKP var, ne CHP var. Milliyetçi Hareket Partisi var. Onun için bu seçimlerde Bayburt, 'ne AKP'yi istiyorum, ne CHP'yi istiyorum. Artık MHP'yi istiyorum' diyecek Allah'ın izniyle. Bunu başaracağımıza inanıyorum. Zaten gelişmeler bunun işaretini gösteriyor. Şimdi Erzurum'da sabahleyin çok muhteşem bir topluluk gördüm. Şimdi bakıyorum yolun sonu gözükmüyor."

Türkiye'nin 3 dönemdir Adalet ve Kalkınma Partisi ile yönetildiğini dile getiren Bahçeli, "Milletimiz ekonomik sıkıntılardan kurtulmak, yeniden sosyal hayatını düzenlemek ve genişletmek, çocuklarına iş bulmak ve buna benzer amaçlarla Adalet ve Kalkınma Partisi'ni yeni bir parti gibi görmek suretiyle destek vermişlerdir. Adalet ve Kalkınma Partisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde sayısal çoğunluğu elde ederek oradan kaynaklanan güçle hükumeti kurmuştur" diye konuştu.

Konuşması sırasında yasama ve yürütmede Adalet ve Kalkınma Partisinin yerine yanlışlıkla Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu söyleyen Bahçeli, şunları söyledi:

"Bu büyük bir güçtür. Yakın tarihimizde başka bir siyasi partiye de nasip olmamıştır. Dolayısıyla yasamadaki sayısal çoğunluğuyla her türlü yasayı çıkartmak, her türlü yasayı değiştirme gücüne sahiptir. Dolayısıyla yasamadan alınan güçle, yürütme her türlü politikasını uygulamaya koyma imkanı vardır. Adalet ve Kalkınma Partisi yasama ve yürütme gücüyle Türkiye'nin sosyal ve ekonomik sorunlarını çözeceği yerde tamamen farklı işlerle uğraşmaya başlamıştır. Buna akıl erdirmek de çok doğru değildir. Acaba gizli bir amaçları mı vardır? Değişim ve dönüşüm derken Türkiye'yi tepetaklak edecek bir yaklaşımları mı vardır? Bunu anlamakta güçlük çekiyoruz.

Türkiye'nin bu kadar sosyal ve ekonomik sorunları varken, acaba sayın Başbakan, bu milletin birliğini, dirliğini ve geleceğini koruması gerekirken, kültürel bütünleşmeyi, paylaşmayı sağlaması gerekirken, millet, devlet barışını kurarak devletiyle milletiyle geleceğe yönelik büyük bir Türkiye'yi inşa etmek dururken nereden çıktı bu 36 etnik grup? Buna ne gerek var? Kime soruyoruz sen necisin diye. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a herhangi bir soran var mı Bayburt'tan, 'sen necisin' diye? Buna ne gerek vardı? Türkiye'yi 36 etnik gruba ayırarak tahrik etmenin, teşvik etmenin, herkesin birbirine 'sen necisin' diye hatta ve hatta kurulmuş yuvaları dahi bu konuda tartışmaya açarak, bazen öyle gerilimler yaratarak yuvaları yıkmaya ne gerek vardı? Ülkemizde bin yıllık kardeşliğimizle bir arada olduğumuz, komşuluk hukukuyla bir arada yaşadığımız, ekmeğimizi suyumuzu paylaştığımız insanları 'sen şusun, sen busun' diyerek, ayırarak bugün bölünmenin eşiğine Türkiye'yi getirmeye ne gerek vardı? Oslo'dan başlayıp İmralı'ya uğrayan, oradan Ankara'ya, oradan Diyarbakır'a, oradan Kandil'e giden demokratik açılım denen bir alet yoluna ne gerek vardı?"

-"2014 yılını özerklik yılı ilan etmeye çalışıyorlar"

"Diyarbakır'da toplantılar yapılıyor ve 2014 yılını özerklik yılı ilan etmeye çalışıyorlar" diyen Bahçeli, "Bu Suriye'deki kargaşada fırsat bildiler. PKK'nın yandaşlarından PYD, Suriye'deki, Türkiye'deki sınırlarda batı Kürdistan özerk yönetimini 3 kartonla kurdular. Meclisleri var, hükumetleri var ama şimdi de bu Barzani'yi getirerek, şarkıcı adı altında yıllardır Türkiye aleyhinde yurt dışında çalışanı davet ederek, kuzey Kürdistan özerk yönetimine çanak tutacak bir şeyi niye tercih ediyorsun Sayın Başbakan" ifadelerini kullandı.

Bahçeli, Türkiye'nin bir konuda dikkatini çekmek istediğini kaydederek, "Sayın Başbakan 96 günden bu yana paralel devletten bahsediyor. Bu devletin ne olduğunu tam olarak açıklayamıyor. Bu devletin kimlerden oluştuğunu, neler yaptığını Başbakan sensin, sen araştıracaksın, sen bulacaksın, sen yargılayacaksın ama bugün bu işin gerçeğini çok daha iyi anlaşılmıştır" dedi.

-Diyarbakır'daki Nevruz kutlamaları

Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy verenlere seslendiğini dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu vebalin altında siz olacaksınız. 2013 yılı 21 Mart'ında Diyarbakır'da İmralı canisinin Nevruz mesajı okundu. Şimdi 21 Mart 2014'te İmralı canisinin ikinci Nevruz mesajı okundu. İkisini şöyle bir araya getirdiğiniz zaman esas iki devlet orada gizli, değerli vatandaşlarım. Oslo'dan başlayarak ve devam eden müzakereler sonucu anlaşılıyor ki Türkiye'de aynı toprak üzerinde önce özerk, sonra federal, sonra da bağımsız bir devletin tohumları atılıyor. Şimdi aydınlar, üniversite mensupları, bu ülkeyi sevenler bu iki metni yan yana koyup bir kez daha okusunlar. İşte paralel devlet diye birilerine alçak diyenler, birilerine hain diyenler, bazılarına Amerika adına casusluk yapıyor diyenler, gerçek iki devletin Erdoğan ile İmralı canisi arasında inşa edildiğini göreceklerdir. Bu çok tehlikeli bir durumdur. Bu Türkiye'yi kardeş kavgasına sürükleyebilecek olan tarihi bir hatadır.

Adalet ve Kalkınma Partisi Recep Tayyip Erdoğan'ı uyarın, bu ateşle oynamaktır, vazgeçsin. Çünkü Milliyetçi Hareket Partisi ebed müddet devleti savunan ve Milliyetçi Hareket Partisi olduğu müddetçe devletimiz ebed müddet; milletimiz ebed müddet olduğu sürece de Milliyetçi Hareket Partisi ebed müddettir. Herkes haddini bilsin. Herkes iyi düşünsün. Milliyetçi Hareket daha son sözünü söylememiştir. Bu tehlikeli şarttan Türkiye'nin kurtulması gerekiyor."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Her kim ki yolsuzluk ve rüşvetle, haksız kazançla, iktidar nüfusunu kullanarak yetimin, öksüzün, halkın, esnafın, işsizin, emeklinin kimin hakkını kısarak servetine servet katmışsa, bunların hepsinin Türkiye'de servetine el koymak, hukuken cezalandırıp cezaevine göndermek, onun yanında da haram ne varsa helale, masum vatandaşlarımıza dağıtarak helalleştirmek istiyorum" dedi.

Bahçeli, partisince Bayburt Saatkule Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Türkiye'de ikinci bir konu olduğunu ve bunun herkesi düşündürdüğünü belirterek, "2002 yılı 3 Kasım'ından bu yana ülkemizi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi, hangi ekonomik sosyal sorunlarınızı çözdü, bir kendi kendinize mukayese yapın. 2002'de ne idiniz, şimdi nesiniz, arada ne fark var ne kadar iyileşme, normalleşme oldu, bunu bir değerlendirin" diye konuştu.

"O sebepten dolayı şimdi devletin yani bu iktidarın verilerine göre söylüyorum; bu ülkede 76 milyon nüfus var. Bu ülkede yaşayan insanlarımızın yüzde 59'u yoksulluk sınırının altındadır" diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"44 milyonun içerisinde 13 milyon açlık sınırının altındadır. Açlık sınırı fukaralıktır, eve ekmek götürememe halidir. Küçücük çocukların okulda sağda solda görüp imrendiği hususları, akşam eve geldiğinde babasından istediği zaman onu sabahleyin temin edemeyen bir babanın aciz halidir. Böyle bir sıkıntı ortamı içerisinde Türkiye'de 13 milyon var, yoksulluk sınırının altında. Açlık sınırı demek, sağlıklı ve dengeli bir beslenme için yapılması gereken gıda harcamalarını karşılayabilecek bir gelir seviyesine sahip olmama halidir. Yoksulluk sınırı ise gıda harcamalarının ötesinde çocukların sağlık, eğitim ve kültürel faaliyetlerine katkı sağlayabilecek bir gelire sahip olmaması halidir. Şimdi bir an düşünün bu ülkede 76 milyonun 44 milyonu böyledir. Üç dönem tek başına iktidarsın, yoksullukla mücadele yapman gerekirken yoksulluğu artırdın, bu gerçeği kabul etmek durumundasın Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Yoksullaşmayı artırırken yoksullaşan insanları bazı dönemlerde sözde hatırlayarak, özellikle seçim dönemlerinde bazı paketlerle onların geçim darlığını aşabilecek, çocuklarına yiyecek gönderebilecek imkanı verdiğiniz vakit, o insanın evindeki mutluluğunu siyaseten istismar edip yoksulluğu oy vermeye bağımlı hale getirerek insanlarımızı zor duruma düşürmek, başı eğik gezdirmek demokraside siyasi ahlakla bağdaşmaz. Bunlar bir yönden kendileri yiyor, kırıntılarını da yoksullara vermek suretiyle bu milleti aldatıyor. Onun için kim ne getirirse getirsin alın, Türkiye'deki son yolsuzluk ve rüşvet olaylarını gördükten sonra ne alırsanız alın, helal olsun size."

Bahçeli, gelir dağılımında adaletsizliğin de gittikçe uçurum haline geldiğini öne sürerek, şöyle devam etti:

"Nüfusun bir yönünü düşünün ki yüzde 20'lik grup milli gelirin yüzde 56'sını alıyor. Yüzde 20'lik grubu düşünün ki fakir fukara olan insanlarımız, onlar da milli gelirin yüzde 4 veya 5ini alıyor. Bu büyük bir felakettir. Demek ki bir avuç insan Türkiye'nin iliğini sömürüyor ama bir grup insan var ki ekmeğe muhtaç. İkisinin arasında kalan, yani nüfusun yüzde 20'lik dört dilimi yani nüfusun 80'i ise hala milli gelirden hakkını alamıyor. Böyle bir durum içerisinde Türkiye'de sosyal kargaşa, böyle bir dönem içerisinde toplumsal hareketlilik, böyle bir dönem içerisinde işsizliğin getirmiş olduğu bunalımlar Türkiye'yi çok büyük sıkıntılara sokuyor."

- "Türkiye'de açlık devam ediyor"

Türkiye'de açlığın devam ettiğini savunan Bahçeli, şunları söyledi:

"Açlık sebebiyle aileler dağılıyor, yuvalar yıkılıyor, babalar cinnet getiriyor, çoluk çocuk demeden katlediyor. Bunlar toplumumuzun acısı, üzüntüsü, yarası. Kadına şiddet gittikçe artıyor. Her gün gazetelerde yıkılan yuvalar, onun arkasından tartışmalar ve kadın cinayetlerinin gittikçe arttığını görüyoruz. O zaman televizyonlara çıkıp medya gücü ile toz pembe bir Türkiye vaadine, sadece ve sadece halkımız inanmıyor da senin de inandığını zannetmiyorum Recep Tayyip Erdoğan, sen kendine göre bir durum belirlemişsin. Herkesi suçluyorsun, 'bizim iktidarımızı yıkmaya çalışanlar şunlar, şunlardır' diye. Diyor ki faiz lobisi var bizim iktidarımızı engelliyor. Bilmem ne lobisi var, bizim iktidarımızı engelliyor. Peki 11 yıldır senin iktidarında hangi lobilerle çalışıyorsun, onu da ben söyleyeyim. Bir araştır bakayım Sayın Recep Tayyip Erdoğan, başta sen olmak üzere iyi bir yalan lobisi kurmuşsun. Her yerde yalan konuşuyorsun, herkese iftira atıyorsun."

Bahçeli, bir de 17 Aralık'tan bu yana çok netleşmiş olan bir "çalan lobisi" olduğunu iddia ederek, şöyle konuştu:

"Onunla birlikte Türkiye'nin kaynaklarını AKP'nin garibi, sana oy vereni, hala ekonomik yönden sıkıntı olanı, ekmeğe muhtaç olanı değil, çevrende yandaşlar olarak, hısım akraba olarak oluşturduğun bir talan lobisi de demek ki AKP'nin bugünkü görüntüsü yalan lobisi, çalan lobisi ve talan lobisidir. Eğer buna bir itirazın varsa Sayın Recep Tayyip Erdoğan 17 Aralık'tan itibaren savcıyı kıyacağın yerde, 8  bin polis kardeşimizi görevlerinden dağıtacağın yerde, 28 valiyi görevinden alıp birisini değiştirip, birisini merkeze alan bir kişi olarak bunları yapacağın yerde, kalkıp Yüce Divan'a sen gitmeden evvel bir gerçeği açıkla. Ya sana komplo yapılmıştır ya da montaj yapılıştır, bunu iddia edip duruyorsun. Acaba hangisi doğrudur. Bunu bulmanın yolu kolluk kuvvetlerine talimat vermek, savcıları harekete geçirmek, mahkemeleri dürüst çalışır bir konuma getirmek ve yolsuzlukla mücadelenin kökünü kazımaktır. Bundan çekinme. Bundan çekindiğin müddetçe korkun var demektir. Paniğin var demektir. Sana ulaşan bir yeri var demektir. Öyleyse bundan da sıyrılmak istiyorsan adaleti harekete geçir. Kim yolsuzluk yapmışsa, kim ne kadar bu ülkenin yetiminin, öksüzün hakkını yemişse, onların hepsini ortaya koy, kime uzanırsa uzansın, bunu sonuna kadar götür. Eğer Bilal Erdoğan'a kadar gidiyorsa ona da uzanırsa uzansın, eğer değerli ve yiğit bir babaysan Bilal'i kolundan tut, karakola götür, teslim et."

-"Adana'nın tabiriyle herkese dayılanıp durma"

Vatandaşlara, AK Parti'ye oy verenlere seslenen Bahçeli, şöyle dedi:

"96 günden bugüne kadar Recep Tayyip Erdoğan'ın meydanlarda konuşmalarının hepsine bakın. Oralarda hep bu yolsuzluk ve rüşvetin gerçeğini anlatmak yerine yalan dolanla 'bana komplo kuruyorlar, bana montaj yapıyorlar, benin suçum yoktur' anlamında milletin inançları, milletin sana olan geçmişteki sevgisini hala istismar ediyorsun. Vazgeç bundan. Milletin sevgisi 96 gün içerisinde artarak öfkeye dönüşmüştür. Bunun farkına var. Bu şekliyle ikide bir bizim Adana'nın tabiriyle herkese dayılanıp durma. Çünkü dayılanıp durduğun zaman bir kabadayı çıkar, seni yerle bir eder. Onun için aklını başına al, inatlaşma, yalan söyleme. Milleti birbirine düşürmeye kalkma. İnanmış olan insanlara hakaret etme. Türkiye'yi daha değişik sıkıntılara sokma. Bunları yapamazsan bunları artık millet iradesi olarak halkımız gerçekleştirecektir. Halkımız bunu nerede yapacaktır? Demokrasi içerisinde. Demokrasi içerisinde bunun yapılış yeri neresidir? Seçimdir. En yakın seçim ne zamandır? 30 Mart'tır. 30 Mart iktidar değiştirmez ama iktidarın değişmesini isteyen bir irade varsa onun yol izini kor ve en geç o güne kadar kalırsan, belli değil ama 2015 yılı 12 Haziran'ına kadar, genel seçimlerde hep övünüp duruyordun. 'Ben yüzde 51 ile geldim. Ben her şeyi yaparım, ben tek adamım, ben diktatörüm, istediğimi yasaklarım' diye ortalıkta dolaşacağın yerde millet iradesi o gün ayranı kabarır, 2015 yılı içerisinde 'Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 51 ile geldin, itirazımız yok, bari seni, daha aşağı daha fazlayla değil, yüzde 51 ile bir gönderelim bakalım' diyecekler. O gittiği zaman şimdi söylüyor, 'birlikte yürüyoruz biz bu yolları' diyor. O zaman kaç kişiyle birlikte yürüyeceksin, onu bilemiyoruz ama yürüdüğün yollar bir tek yöne doğru gidiyor. Tek yöne girdiğiniz vakit, orada Yüce Divan yazıyor."

-"Türkiye'de gerilim artıyor"

Önce ülkem ve milletim, sonra partim denilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Türkiye iyi değil. Türkiye'de gerilim artıyor, kutuplaşma, cepheleşme, kamplaşma, iç savaş belirtileri kendisini gösteriyor. Bu konuda Türkiye'de toplumsal hareketlilik doğrudan Türkiye'yi karmakarışık yapmaya çalışıyorlar. Bunun örneğini Tunus'ta, Mısır'da gördük. Bunun örneğini hala Suriye'de görüyoruz. Bunun örneğini Ukrayna'da gördük. Yolsuzluk ve rüşvet halkın arasında bir yayılmışsa bunun karşısında hiçbir iktidar kalmamıştır, hiçbir lider kalmamıştır. Çünkü yolsuzluk ve rüşvet yaygınlaşıp servet sahibi olanlar ortaya çıktığı zaman o vakit çok şey değişiyor" diye konuştu.

Bu sırada alanda bulunan kalabalığın "Ülkücü hareket engellenemez" sloganları atması üzerine Bahçeli, "Ülkücü hareketi kimse engelleyemez. Vazgeçin ondan. Ne endişen var senin? Ne korkuyorsun? Şu kalabalığı görmüyor musun ki hala ülkücü hareket engellenemez diyorsun. Bir de kalkıyorsunuz 'Bayburt ovası, Bozkurtların yuvası' diyorsunuz. Peki Bayburt'un dağı, ovası, yaylasında bozkurt yok mu? Allah'ın izniyle her tarafta bozkurt olacaktır" dedi.

-"Rakamları milletimizle paylaşmak istemiyorlar"

Bahçeli, "İranlı karanlık isim Türkiye Cumhuriyeti hükümetini resmen ele geçirmiş" diyerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Şu açık tabloya bakınız ki rüşvet kuyruğuna gitmiş, hem kendi onurlarını hem de devletin itibarını iki paralık yapmışlar. Şimdi söylüyorum. Ekonomi eski bakanı. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin geçenlerde istifa eden Ekonomi Bakanı. Tam 28 kez olmak üzere toplamda 38 milyon 500 bin Avrupa avrosu rüşvet almış. İçişleri eski bakanı tam 14 kez olmak üzere toplamda 6 milyon ABD doları rüşvet almış. Avrupa Birliği eski bakanı tam 3 kez olmak üzere toplamda 1,5 milyon dolar Amerikan doları olarak rüşvet almış. Bunların hazırlanan fezlekeleri Meclis'e gelmiş, ilkini geri çevirmişler, şimdi tekrar geldi. Gizlilik görüşmesi bahanesiyle bu rakamları milletimizle paylaşmak istemiyorlar. Hele bir tane Halk Bankası Genel Müdürü var, ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar para topluyor. Bir tane televizyon ve basını almak üzere ekonomik krize girmişler, Recep Tayyip Erdoğan bunu kaçırmayın alın. Efendim nasıl alacağız? 'Bizden ihale alanlara salma gönderin' demiş. Şimdi kalkmışlar değerli vatandaşlarım, onlara 100 milyon dolar gönder, öbürüne 100 milyon dolar gönder. İçinde bir tane yeni türeme zengin var. Sizler verdiniz mi bunu, verdik. Öyleyse ben de vereyim ama ben 150 bin dolar vereyim, şu ihaleyi de bugün alayım diyor. Tam havuzda toplanan para 630 milyon dolar. Bu 630 milyon dolar yatırım olarak Bayburt'a gelse, yatırımlar yapılsa, bu milletin evlatları ekmek yese ne olur yani?

Her kim ki yolsuzluk ve rüşvetle, haksız kazançla, iktidar nüfusunu kullanarak yetimin, öksüzün, halkın, esnafın, işsizin, emeklinin kimin hakkını kısarak servetine servet katmışsa, bunların hepsinin Türkiye'de servetine el koymak, hukuken cezalandırıp ceza vine göndermek, onun yanında da haram ne varsa helale, masum vatandaşlarımıza dağıtarak helalleştirmek istiyorum. Ve bunu yapacağımızı da biliyorlar. Onun için her konuda Milliyetçi Hareket Partisi ile oynuyorlar, tuzak koyuyorlar ama haramı helalleştirme programı milliyetçi iktidarın döneminde uygulanacaktır."

Bahçeli, mitingin ardından kara yolu ile Erzurum'a hareket etti. Bahçeli ve partisinin Bayburt Belediye Başkan adayı İdris Aydın ve bazı partililer, yol üzerindeki Kop Şehitleri Anıtı'nı ziyaret ederek dua okudu.

AA

 

\"\"

 

\"\"

 

\"\"

 

\"\"

 

\"\"

\"\"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.