Bahçeli;Hamd olsun, büyük Türk milletine mensup olmakla mutluyuz ve övünüyoruz.

Aziz Vatandaşlarım,

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sözlerime başlarken hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Bu aziz yurt köşesinde bulunmaktan ve siz saygıdeğer Balıkesir’li kardeşlerimle buluşmaktan mutluluk duyuyorum.

Bu vesileyle Ayvalık’a, Burhaniye’ye, Gömeç’e, Kepsut’a, Sındırgı’ya, Balya’ya, Dursunbey’e, Gönen’e, Manyas’a, Susurluk’a, Bandırma’ya Edremit’e, Havran’a, Marmara Adası’na, Bigadiç’e, Erdek’e, İvrindi’ye ve Savaştepe’ye en derin muhabbetlerimi gönderiyorum.

Balıkesir’deki tüm vatandaşlarımı hiçbir ayrım gözetmeksizin en kalbi hislerimle kucaklıyorum.

Bugün Balıkesir Belediye’mizin gayret ve çalışkanlığına şahit olmak, sabır, inanç ve azimle hayata geçirdiği eserlerinin toplu açılışını gerçekleştirmek için toplandık.

Balıkesir’i; her ziyaretimde daha gelişmiş, daha güzelleşmiş ve daha bayındır hale gelmiş olmasını sevinç içerisinde izliyor ve görüyorum.

Belediyemizin vaatlerini bir bir yerine getirmesini takdir ediyor, Balıkesir adına çok önemli bir kazanç olarak değerlendiriyorum.

Bundan dolayı, Balıkesir Belediye Başkanı değerli dava arkadaşım Sayın İsmail Ok Bey’i huzurlarınızda tebrik ediyorum.

Balıkesir’in kademe kademe yükselmesinde ve büyümesinde payı bulunan Belediye Meclis üyelerimizi, her seviyedeki belediye çalışanını kutluyorum.

Partimizin ilke, hedef ve politikalarını her zeminde, her seviyede ve her ortamda anlatan, tanıtan ve aynı zamanda benimsenmesi için mücadele veren İl Başkanımıza, İlçe

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GENEL MERKEZİ BASIN BİRİMİ TARİH: 01/12/2013

Başkanlarımıza ve tüm dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Ve Milliyetçi Hareket Partisi’ne yıllardır inanan, itimat eden, oy ve destek veren tüm Balıkesir’li vatandaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.

Allah’a şükür partimize duyulan güven boşa çıkmamış, umutlar heba olmamıştır.

Beklentiler karşılıksız, ihtiyaçlar cevapsız bırakılmamıştır.

Balıkesir ihya oldukça, itibar kazandıkça, hizmet kervanı hızlandıkça bizim gönül huzurumuz, görevimizi ifa etmenin rahatlığı artmıştır.

Bu nedenle bahtiyarlığım kat be kat fazladır.

Ancak yapacaklarımız bitmemiştir.

İşimiz sonlanmamış, heyecanımız tükenmemiş, enerjimiz azalmamıştır.

Balıkesir’in daha iyiye ulaşması için birçok hedefimiz vardır.

Balıkesir’in yıldız gibi parlaması için daha birçok projemiz bulunmaktadır.

Sizlerin verdiği yetkiye layık olabilmek için yerimizde saymayacağız.

Yılgınlığa ve yorgunluğa şans tanımayacağız, bezginliğe ve atalete izin vermeyeceğiz.

Dinamik, kendini devamlı surette yenileyen, insan odaklı, üretken temelli, değişime açık, herkesi sahiplenen, herkese elini uzatan, herkesin meselelerine eğilen bir belediyecilik vizyonuyla Balıkesir’i hak ettiği noktalara taşıyacağız.

Balıkesir’de yaşayan her kardeşimin, her vatandaşımın yanında tavizsiz şekilde duracağız.

Nasıl ki, 29 Mart 2009 tarihinde Balıkesir’in ters giden talihi dönmüşse, inanıyorum ki, 30 Mart 2014 tarihinde de bir adım ilerisine geçilecek ve çalışkan, hassas, sorumlu, ahlaklı ve dürüst belediyecilik anlayışı türlü engellemelere rağmen yoluna devam edecektir.

Bunun için sizlerden çok şey bekliyor ve hepinizle iftihar ediyorum.

 

Değerli Vatandaşlarım,

Saygıdeğer Dava Arkadaşlarım,

30 Mart 2014 tarihinde yapılacak Mahalli İdareler Seçimlerine tam 120 gün kalmıştır.

Bu seçimler Türkiye açısından hayati önemdedir.

Ve bu seçimler geleceğimizi şekillendirecektir.

Mahalli İdareler Seçimlerinde yalnızca belediye başkanı, yalnızca belediye meclis üyeleri, yalnızca il genel meclis üyeleri, yalnızca köy ve mahalle muhtarları seçilmeyecektir.

Bunlardan daha da önemlisi Türk milletinin varlığı ve birliği oylanacaktır.

Türkçemiz oylanacaktır.

Vatanımızın ve bayrağımızın tekliği oylanacaktır.

Milli varlığımız, milli kimliğimiz ve milli haklarımız oylanacaktır.

Hükümetin tamamen iflas etmiş iç ve dış politikası değerlendirilecektir.

Devletimizin akıbeti belli olacaktır.

Ya yurdum diyeceğiz, ya yutulmaya razı olacağız.

Ya ülkem diyeceğiz, ya topraklarımızın üleşilmesine göz yumacağız.

Ya bütünlük diyeceğiz, ya bölünmeyi sineye çekeceğiz.

Ya Türkiye ve Türk milleti diyeceğiz, ya da tükenmeye, dağılmaya ve parçalanmaya katlanacağız.

Sizler sandık başına gittiğinizde, yapacağınız tercihlerle;

√ Balıkesir’in kaderini tayin edecek, özlemlerini seslendireceksiniz.

√ Nasıl bir ülkede, nasıl bir şehirde ve hangi şartlar içinde yaşamak istediğinizi göstereceksiniz.

√ Boyut ve cesameti dayanılmaz seviyelere çıkan sosyal ve ekonomik felaketleri dikkate alıp, çocuklarınız adına sorumluluk üstleneceksiniz.

√ Milletin adını küllemeye ve köreltmeye çalışanlara mesaj vereceksiniz.

√ Türklüğe alerji duyanlara, milli mevcudiyet ve mirasa düşmanlık besleyenlere safınızı ve tarafınızı ispatlayacaksınız.

√ Yolsuzluğa, yoksulluğa ve yozlaşmaya karşı tavrınızı ve iradenizi belirteceksiniz.

Şüphe etmiyorum ki, Balıkesir dün olduğu gibi yarın da yine Türk milletinin yanında duracak; bağımsızlığın, onurun ve hidayetin yolunda yürüyecektir.

Bu şehrimiz Karesi Beyliği’nden Cumhuriyet’e kadar geçen uzun asırlar içerisinde hiçbir zaman yanlışın ve yıkımın içinde olmamıştır.

Umur Bey, Kaya Bey, Zağnos Paşa, Hüseyin Paşa, Sinan Paşa, Salih Paşa, Osman Paşa gibi devlet adamlarının yanısıra, Şeyh Lütfullah, Hasan Baba, Paşa Sultan gibi manevi hayatımızın muhterem isimleri Balıkesir’in bağrından yetişmiştir.

İlim ve irfan sahibi Mehmet Birgivi, Ali Şuuri Efendi ve Hasan Basri Çantay Balıkesir’in milletimize kazandırdığı alim ve arif isimler arasında yer almıştır.

Balıkesir demek milli mücadele demektir.

Balıkesir demek işgal, istila ve ilhaka hayır demektir.

Balıkesir demek, mütareke yıllarında Alaca Mescit’te toplanıp da kurtuluştan başka çare olmadığını haykıran kahramanlık demektir.

Balıkesir demek, vatanımızın en karanlık döneminde cesaretiyle ileri atılan Leblebici Raşit, hikayeleriyle milletimizi aydınlatan Ömer Seyfettin demektir.

Ve Balıkesir demek sırtına adeta Türk vatanını, Türk tarihini alan Seyit Onbaşı demektir.

İhtiyaç olan her ortamda, lazım olan her durumda Balıkesir inisiyatif alarak milli vakarını, milliyetçi yönünü ortaya çıkarmıştır.

Nitekim geçmişte bunun sayısız misalleri yaşanmıştır.

94 yıl önce, vatanımızı esaret altına alma girişimlerine Balıkesir duyarsız kalmamıştır.

Biliyorum ki, Batı Anadolu’daki milli ve sivil direnişin başını Balıkesir eksenli kongre hareketleri çekmiştir.

Bu yönüyle Balıkesir’den “devletleşen belde” diye bahsedilmesi temelsiz değildir.

Devrin otorite boşluğu, yönetici elitin yabancılara boyun eğmesi, acizlerin manda ve himayeyi savunmaları, pek tabii topraklarımızın kirletilmesi buradan şiddetle reddedilmiştir.

Balıkesir’den dumanı tüten milli mücadele ruhu; korkmamış, tavsamamış, pes etmemiş, geri çekilmemiş ve asla da vazgeçmemiştir.

Amaç esaret değil, bağımsızlık etrafında somutlaşmıştır.

Amaç bağımlılık değil, insanca ve şerefli bir şekilde var olmaya odaklanmıştır.

Düşünebiliyor musunuz, Sevr’le birlikte, Güneydoğu illerimiz Fransa’ya, Trakya hukuken, İzmir ve çevresi ise fiilen Yunanistan’a verilmişti.

Doğu’da Ermenistan devleti ve özerk bir Kürdistan’ın kurulması planlanmıştı.

Vatikanlaştırılmış İstanbul ise şartlı bir şekilde bize bırakılmıştı.

Ayrıca Marmara ve Boğazlar bölgesinin gerçek egemenliği ve yönetimi kurulacak bir uluslararası komisyona havale edilmişti.

Son yurdumuzun geri kalan bölümünün aşağı yukarı üçte ikisi de çıkar ve nüfuz alanları olarak Fransa, İngiltere ve İtalya arasında paylaştırılmıştı.

Bize de, yeni Türkiye olarak, kala kala Kastamonu vilayetiyle Sivas, Ankara ve Bursa vilayetlerinin birer parçası kalmış, denizlerle tek bağlantı güzergâhı da çok dar olacak şekilde Karadeniz’le sınırlandırılmıştı.

Sevr isimli ölüm belgesi Türk milletinin hayat alanını küçülte küçülte imhayı hedeflemiştir.

Türklerin Anadolu’dan çıkarılması için yüzyıllardır düşmanlık kuyruğunda nöbet tutan Haçlılar, sonunda içimizden devşirdikleri işbirlikçilerle en önemli adımlarını atmışlardır.

Hatta Sevr imzalanmadan evvel, bizzat hain Damat Ferit’in öncülüğünde 12 Eylül 1919’da Kürdistan’ın kurulması konusunda yabancılarla gizli bir anlaşma yapılmıştır.

Bu sefalet yuvaları, bu milliyet ve millet hasımları; bağımsızlığımızı gözden çıkarmışlar, boyunduruk altında yaşamak için yandaşlarıyla sözleşmişlerdir.

Zira bunlarda, bugünkü iktidar koltuğunda oturanlar gibi milli haysiyet yoktur ve hiç

de görülmemiştir.

Manda ve himaye taraftarları, işgal yardakçıları, yabancı muhipleri, bölünme ve dağılma elçileri köşe başlarını tutmuş, uğruna nice millet evladının şehit olduğu Türk vatanını peşkeş çekmeye cüret etmişlerdir.

Fakat Türk milletinin iman ve iradesi alçaklara teslim olmamış, zillete geçit vermemiştir.

Balıkesir düşmandan çekinmemiş, tıpkı şu günlerde olduğu gibi, hıyanetin yaygınlığından, silahın gücünden, kabus senaryosunun etkinliğinden ürkmemiştir.

Milleti koyun sürüsü, kendilerini de çoban olarak görenler Türk milletinin kahrından, kuvvetinden ve tarihi kudretinden habersiz olduklarını sömürgecilerin uşağı olmakla kanıtlamışlardır.

Görüyoruz ki, Sevr’i diriltmeye çalışanlar güncellenerek tekrar gündeme oturmuştur.

Türkiye’yi bölmeyi ve etnik temelde çözmeyi amaçlayan küstahlar yeniden gün yüzüne çıkmış, tarihi hesapları masaya çıkarmış, mevki ve makam sahibi olmuşlardır.

Başbakan, pazarlığı çözüm görmüş, Oslo’dan İmralı’ya kadar PKK’yı meşrulaştırma ve masum gösterme arayışına girmiştir.

Analarımızın gözyaşını kullanmış, hain niyetleri, türlü musibetleri alenileştirmiştir.

Biliniz ki, Türk milleti tıpkı 94 yıl önceki karanlık günlere paldır küldür gitmektedir.

Başbakan ve hükümeti milli ve manevi değerlerimize suikast düzenlemek için olmadık iftira, tezvirat ve karanlık kampanyalardan istifadenin peşindedir.

Türkiye sanki ikinci Mondros Mütarekesi’ni imzalayan savaş mağlubu, yenilmiş, teslim alınmış ve her tarafından kuşatılmış bir ülke görüntüsündedir.

Başbakan Erdoğan azıtmış, aklını yitirmiş, kontrolü kaybetmiş, her değerimizi darbelemiş ve damgalamıştır.

Türk milletini inkar eden Başbakan ve zihniyetidir.

Terörist affını hayal, yıkımı proje, Kürdistan’ı vizyon, çözülmeyi misyon, parçalanmayı hedef, bin yıllık hukuku bozmayı marifet gören Başbakan ve zihniyetidir.

Bölücülere Türkiye’yi vaat eden, Barzani’ye şefkat ve dostluk eli uzatan Başbakan ve zihniyetidir.

PKK’ya gelince kuzu gibi olan, hak arayanlara, demokratik itirazını gösterenlere ve muhalif duranlara gelince şahinleşen Başbakan ve zihniyetidir.

Türklüğü yok sayan ve hatta daha ileri giderek Türk diye bir şey yok deme ahlaksızlığını ve rezilliğini diline dolayan da Başbakan ve zihniyetidir.

 

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Artık öyle bir iktidarla karşı karşıyayız ki, Türklüğün ayıplanması şöyle dursun, tarihten dahi silinme, dünyadan kazınma, medeniyet kulvarından sökülüp atılma çabaları sıradan hale gelmiştir.

Bu hastalıklı yaklaşım ve iftiranın, Türklere barbar diyen Haçlı emellerinden hiçbir farkı yoktur.

Söz konusu bu isnada, bu seviyesiz laflara hıyanet yakıştırması bile az gelecektir.

Türk milletinin 36 parçaya ayırma çabaları yetmezmiş gibi, şimdi de “aslında Türk diye bir şey yoktur” noktasına gelinmesi felakettir, hüsran vericidir ve milletimize en ağır küfürdür.

Zalimler koalisyonu bile bu kadarını yapamamıştır.

Yedi düvel başımıza üşüşmüştür de, bu kadarına bile cesaret edememişlerdir.

PKK’lı hainlerin aklına bile bu denli bir kara çalma gelmemiştir.

Elbette kimin kendisini ne gördüğü, nasıl tarif ve izhar ettiği önemli değildir.

Elbette kimin nereli olduğu, kökenini ve anasının dilini nasıl isimlendirdiği bizim açımızdan tartışılacak, polemik malzemesi yapılacak bir şey de olmamış ve olmayacaktır.

Ancak hiç kimse Türk yoktur diyemez ve diyemeyecektir.

Diyen de belasını mutlaka bulacak, yediği içtiği boğazına düğümlenecek, hak ettiği cevabı en yakın zamanda Türk milletinden alacaktır.

Aziz milletimiz Başbakan ve hükümetinin bardağı taşıran, sınırları aşan, sabırları zorlayan söz, eylem ve kötürüm icraatlarını bağışlamayacak, alttan almayacaktır.

Eğer ki, bugünkü iktidar demokratik vasıtalarla görevden alınmaz, Recep Tayyip Erdoğan koltuğundan inmezse, milletimizi facialar beklemektedir.

Eğer ki, yalan, dolan, hırsızlık, rant ekonomisi, maneviyat tüccarlığı, dikta özlemleri, yetim hakkına göz koyan utanmazlık, fakir fukarayı istismar eden insafsızlık cezasız kalırsa Türkiye’nin bugünkü hali bile mumla aranacaktır.

Eğer ki, kötülük yapan, dedikodudan geçinen, tezvirata umut bağlayan, bölünmeyi kılavuz seçen kazanmayı sürdürürse, milli vicdan yere düşecektir.

Biliniz ki, AKP kazanırsa Türkiye kaybedecektir.

AKP kazanırsa Türk milleti zarara uğrayacaktır.

AKP kazanırsa Balıkesir solacak, ümitleri kararacak, hedefleri yarım kalacaktır.

AKP kazanırsa; PKK sevinecek, İmralı canisi heyecanlanacak, sömürgeciler iştahlanacak, hainler alkışlayacak, küresel cinayet projeleri teyit edilecek, maalesef ki hepimiz, tüm Türk ve İslam dünyası kaybedecektir.

Tehdit bu kadar yakındır.

Başbakan Erdoğan’ın gitmesi şart olmuştur.

AKP saltanatının sonlanması elzem hale gelmiştir.

Bu çerçevede ilk durak 30 Mart 2014 tarihindeki Mahalli idareler Seçimleridir.

İktidar bu seçimlerde ikaz edilmeli ve bitişin başlangıcını yaşamalıdır.

Aksi takdirde vahim hadiseler hemen kapımızdadır.

Şu günlerden daha yürek yaralayıcı, daha hırpalayıcı ve daha acıklı dönemlerin yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Önümüzdeki seçimlerde Başbakan dersini almalıdır.

Başbakan ve hükümetinin hesabı çok acil ve etkili şekilde görülmelidir.

 

Muhterem Dava Arkadaşlarım,

Değerli Vatandaşlarım,

Başbakan Erdoğan Türkiye’yi olması gerektiği gibi yönetememiştir.

Suç oranı ve suçlu sayısı anormal ölçülerde artmış, sokaklar asayişsizliğe gömülmüştür.

Kadına şiddet kaygı verici düzeylere gelmiştir.

Gizlenemeyecek kadar ortadadır ki, sosyal hayat kanama geçirmektedir.

Türkiye ekonomisi sunulanın aksine kangrene dönüşmüş, işsizlik çoğalmış, gelir dağılımı adaleti bozulmuş, hayat pahalılığı fırlamış, artık simit bile yenilemeyecek kadar pahalılaşmıştır.

Zam ve vergi artışları vatandaşlarımızı canından bezdirmiştir.

Başbakan başarısızlıkların faturasını vatandaşlarımıza kesmiştir.

Beceriksizliklerine sürekli bahane aramıştır.

Gerilimden medet ummuş, hayali hasımlarla kavga etmiştir.

Milletimizin kardeşlik bağını zedelemiş, gerginlikleri tırmandırmıştır.

Devletin kurumları ile çatışmış, cepheleşme ile çaresizliğini örtmeye kalkışmıştır.

Başbakan toplumun tüm kesimleriyle ters düşmüştür.

Milletimizi kendisine oy verenler-vermeyenler diye iki ayrı kutba, iki ayrı bloğa ayırmıştır.

İnanç istismarını çözüm zannetmiş, başörtüsünü siyasete malzeme yapmıştır.

Komşu ülkelerin içişlerine karışmaya, yön vermeye çabalamış; Türkiye’nin milli güvenliğini, milli bekasını ateşe atmış ve husumet sarmalına sokmuştur.

Başbakan milli ve manevi değerlerde olduğu gibi, komşuluk hukukunu da çiğnemiştir.

Batının kuklası, Doğu’nun alay konusu olmayı itibar zannetmiştir.

Barzani’den petrol alabilmek için taviz üstüne taviz vermiş; kongrelerde alkışlatmış, Diyarbakır’da görücüye çıkarmıştır.

Başbakan Erdoğan hem ülkemiz, hem de bölgemiz için habis bir ur olmuştur.

Petrol sözünü almış, Kürdistan’ı tanımıştır.

Petrol sözünü almış, Sevr hayallerini diriltmiştir.

Daha da acıklısı petrol sözünü almış, Türkiye’yi satmıştır.

Boru hattı kurulması için imza atmış, milli hedefleri yabana atmıştır.

Esad’a köpürmüş, Maliki’ye atmış tutmuş, Sisi’ye teneke gürültüsü yapmış, Perez’e one minute mizanseniyle sataşmış; ama sıra Obama’ya gelince el pençe divan durmuş, söz konusu Putin olunca başını öne eğmiştir.

Gemicik almış, bankaları boşaltmış, hazineyi hortumlamıştır.

Şehitlere yüz çevirmiş, İmralı canisine yüz vermiş, Kandil’e yüz sürmüştür.

BOP’a yanaşmış, Müslüman katline sıcak bakmıştır.

Sınırlarımızdaki terörist grupları giydirmiş, kuşandırmış ve silahlandırmış, IMF’ye borç verdik diye yalan rekorları kırmış; öğretmenlerimize ve bütün çalışanlarımıza gelince bütçe imkanlarını hatırlamış ve hatırlatmıştır.

Sahnenin önünde faiz lobisiyle itişmiş, arkada ise milletimizin cebinden aşırılan, sofrasından çalınan, ekmeğinden bölünen hasılatı para baronlarıyla, çıkar çevreleriyle, faiz çeteleriyle, sıcak para örgütleriyle bölüşmüştür.

Çiftçimizden almış; yabancılara ikram etmiştir.

Esnafımızdan gasp etmiş; küresel mihraklara sunmuştur.

Başbakan Erdoğan karanlık bir isim olarak tarihe geçmiştir.

Şu hususu da ifade etmeden geçmek istemiyorum ki, açılış ve temel atma törenleriyle milletimizi kandırmış, gözleri boyamış, aldatmayı kurumsallaştırmıştır.

Başbakan Erdoğan’ın açılışlarında peşmerge ve PKK’lı şarkıcılar onur konuğudur; bizim ise sizler baş tacımızsınız.

Başbakan Erdoğan’ın katıldığı açılışlarda valiler, kaymakamlar, TOKi imkanları ve devletin tüm kaynakları kullanılmaktadır; bizim açılışlarımızda ise sadece ve sadece fedakarlığımız, doğruya bağlılığımız, azı çok yapma kararlılığımız, tertemiz kalbimiz, pırıl pırıl vicdanımız, aziz milletimizin duası ve hizmet etmeye duyduğumuz derin aşk ana dayanağımızdır.

Başbakan Erdoğan’ın açılışlarında yağma, talan ve aşırma vardır; bizim ise bir lokmayı paylaşmaya hazır gönül ve göz tokluğu, zorlamalara ve tuzaklara aldırmayan başarı ve çalışkanlığın mümtaz neticeleri yer almaktadır.

Biz, “iki keklik bir kayada ötüyor” ya da “ayva çiçek açmış yaz mı gelecek” diyerek Balıkesir’e değer katmanın, çehresini değiştirmenin hevesindeyken; Başbakan PKK’lı sözde sanatçıların zehirli şarkılarıyla Kandil’e selam çakmakta, Barzani’ye sevimlilik yapmaktadır.

Biz Türk kültürünü yaşatmak, Başbakan ise idam etmek için çırpınmaktadır.

Biz Türk milletiyle gurur duymak, Başbakan ise 36’ya ayrılmış aklı ve ruhuyla kötülemek için didinmektedir.

Hamd olsun, büyük Türk milletine mensup olmakla mutluyuz ve övünüyoruz.

Biz, Başbakan’ın sözlerinin aksine her yerdeyiz, ülkemin her köşesindeyiz.

Tarlalardayız, fabrikalardayız, meydanlardayız, caddelerdeyiz, salonlardayız, üniversitelerdeyiz.

Yüreklerde, gönüllerde, fikirlerde ve dualardayız.

Tezgâhlardaki alın teri, topraktaki emeğiz.

İşyerlerindeki bereketiz.

Hanelerdeki umuduz.

Elişindeki göz nuruyuz.

Ticaretteki helal kazancız.

Sorarım sizlere, bunlara rağmen Başbakan ve zihniyetine tahammül nereye kadar sürecektir?

Türk milletini zirveye çıkarmaya ant içmiş, söz vermiş Milliyetçi Hareket Partisi’nin iktidara gelmesi nereye kadar gecikecektir?

Sizlerden isteğim çok çalışmanızdır.

Uyanık durarak, herkesi uyandırarak ve uyararak Türk milletini iktidara getirmekten başka alternatifimiz yoktur.

Şimdi siz söyleyiniz;

√ Buna var mısınız? (Evet)

√ Buna kararlı mısınız? (Evet)

√ Buna söz veriyor musunuz? (Evet)

O zaman önce Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ni ve sonra tüm diğer belediyeleri sizlerden istiyorum. Balıkesir’in alayını istiyorum.

Özellikle değerli dava arkadaşlarımdan bekliyorum ki, kimseyi dışlamadan herkese, her kardeşimize ulaşınız.

Gönülleri kazanınız, umutları tazeleyeniz.

Balıkesir’i en ücra köşelerine kadar ulaşınız, kapıları çalınız, selam ve sevgilerimi götürünüz.

Sizlere güveniyor, mücadelenizde üstün başarılar diliyorum.

Konuşmama son verirken bir kez daha siz muhterem dava arkadaşlarımı ve değerli vatandaşlarımı sevgi ve saygılarımla selamlıyor, açılışını yaptığımız belediye hizmetlerinin Balıkesir’e hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Cenab-ı Allah yar ve yardımcınız olsun.

Yolunuz, bahtınız ve alnınız açık olsun.

Sağ olun, var olun.

Ne Mutlu Türküm Diyene.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.