AKP,MHP,BDP göstericilerden özür dilesin

AK Parti eski Milletvekili Reha Çamuroğlu Gezi Parkı olaylarını ve üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim adının verilmesinin ardından Alevilerin son günlerde yaptığı protestoları AKŞAM’a yorumladı: 

Gezi Parkı protestolarını nasıl değerlendiriyorsunuz? 
12 Eylül 2010 referandumuna özgürlükler genişleyecek, ileri demokrasi gelecek, yargı bağımsızlaşacak… diye gidildi. Fakat sadece HSYK ile ilgili düzenlemeler, uyum kanunları çıkarıldı. Bütün bunların üstüne anayasa tartışmaları sırasında başkanlık rejiminin -üstelik Türk usulü- gündeme gelmesiyle birlikte kamuoyunda “Tek adam yönetimine mi gidiyoruz?” endişesi doğdu. Bunun üzerine alkol yasakları… Yasakları diyorum, çünkü fiilen yasaktır. Arkasından Ankara metro açıklamaları, insanların ahlak anlayışlarını düzenleme çabaları ve en sonunda Gezi Parkı, Topçu Kışlası, AVM… Demek ki incelen sinirlerin kopma noktasını teşkil etti. Bu çocuklar ve bunların ağabeyleri 1999 Depremi sırasında insanların yardımına koşanlarla aynı sosyal kesimdir. Bir milleti millet yapan onun seçkinleridir. Demokratik bir ülke vatandaşlarını oy sayısıyla hesaplamaz. Bu çocuklar bu milletin elitidir, geleceğidir, seçkinleridir.   

Siz Gezi Parkı protestolarına destek veriyorsunuz, doğru mu? 
Gezi Parkı protestolarına tamamen destek veriyorum. Ancak asla şiddete, vandalizme destek vermem mümkün olamaz. Onları ayırıyorum.
ALANLARDAKİ şiddet, eylemlerin amacını sorgulatıyor...
Binlerce kişinin olduğu yerde böyle hadiseler olur. Fakat bu binlerce kişi yıkmak amacı ile sokakta olsa, çok daha fazla yıkıntı olurdu. Çöpleri toplayanlar da bu çocuklardır; yaralananları kucaklarında taşıyanlar da; yeni bir hayatı sokakta organize edenler de. Şu saatten sonra bu çocuklardan sadece özür dilenebileceğini düşünüyorum. Bu özür sadece hükümete ait bir özür olmamalıdır. Bu çocuklardan MHP de BDP de özür dilemelidir. CHP’yi saymadım. Çünkü CHP bu birikmiş demokratik tepkiye destek veren Parlamento’daki tek siyasi parti oldu. AK Parti’deki pek çok milletvekili de bu görüntüden rahatsız diye düşünüyorum.   

Bilgiye dayalı mı bu söyleminiz? 
AK Parti milletvekillerinin çoğunu tanıyorum ve böyle bir görüntüden rahatsız olacaklarını tahmin etmem zor değil. Dolayısıyla, ortada silah yok ama ateş edildi veya başından darbe yedi ve gösterici öldü. Bütün bunlar vandalizmin asıl yönünü gösteriyor. Polis yine bu milletin çocukları. Polisi bu kadar zorlamak, hırpalamak bu kadar ortaya atmak çok hatalı bir davranış olmuştur. Oysa Türk polisi yakın zamanlara kadar konsept değiştiren, modern bir polis görüntüsü veriyordu. Bir baktık 70’lerin polisine döndürdüler polisi. Yapılan bu hatalardan geri dönülmesi lazım. 

Alana inmeyi düşünür müsünüz destek için? 
Düşünmem ama desteğimi açıklarım. Düşünmem, çünkü polis bana gaz sıkarsa ben de karşılık vermek durumunda kalırım şu veya bu şekilde. Ama o da bu ülkenin çocuğudur, onlarla bu şekilde karşı karşıya gelmek istemem. O nedenle alana inmem.   



Başbakana görüşlerimi hep söyledim, hiç azarlanmadım
Bugün hükümete ve başbakanın üslubuna çok eleştiri var. Ama şunu söyleyeyim: Ben başbakanın yakınında olduğum sürece görüşlerimi ona her zaman söyledim ve bir kere bile azarlanmadım. Etrafındakiler sadece susuyorlar ve onun konuşmasını bekliyorlar. Ve Başbakan ne söylerse “Doğrusunuz, haklısınız efendim” deyip iyi danışman olmuş oluyorlar, metot budur. Ama bu yardım etmek, destek olmak değildir.

Alevileri cami cemaatiyle tokuşturmak istiyorlar
Türkiye’de ustalıkla, kurnazlıkla bazı şeyler yapmaya kalktılar ama bu halk, Aleviler aptal değil. Eğer köprüye bu ad konulurken Alevilerin Yavuz Sultan Selim’e ağız dolusu hakaret etmesi ve cami cemaatiyle karşı karşıya gelmesi beklendiyse, Aleviler bu oyuna gelmediler. Ama Alevileri cami cemaati ile tokuşturmak isteyenler var ve bu Türkiye’nin sonu olur. Bazıları bunu “Aleviler sayıca azdır. Sünnileri okşar, Alevilerle kutuplaştırırsak, Sünnilerin oyunu toptan alırız” gibi bir oy hesabıyla yapıyor olabilir… Alevileri hedef alan anlayışlar dibini görmedikleri suya giriyorlar. Eğer seçim sandıklarını demokrasinin tek unsuru olarak kabul edersek iç savaş öncesi köleci Güney Amerika çok demokratikti! Ben bunları size bir AK Parti üyesi olarak söylüyorum. Bütün bunlardan sonra niçin AK Parti üyesiyim hala? Köprü olarak bir gün bana ihtiyaç düşerse diye hala AK Parti üyesiyim. Ama AK Parti’deki bazı insanlar maalesef köprüleri atmak için yanıp tutuşuyorlar adeta. Bütün bu olayların ışığında özellikle hükümetin demokrasiyi tekrar okumasında büyük fayda var.

Saddam’a kimse Sünni diktatör dememişti!
Suriye meselesinde Aleviler neden topyekûn olarak Esad’dan yana tavır alıyor peki? 

Hangi yönünüzden saldırıya uğrarsanız kimliğiniz orasıdır. Mesela Saddam’a Türkiye’de bir gün bile “Sünni diktatör” dendiğini hatırlamıyorum. Nedense İslamcı basın ve bazı hükümet yetkilileri başından beri Esad’ın Alevi olduğunu vurguladılar, Kılıçdaroğlu’na mezhep ortaklığı göndermesinde bulundular. Kılıçdaroğlu bir gün bile “Esad’ı destekliyorum” demedi. Hayatım boyunca CHP’li olmadım, olmayı da düşünmem. Ama Esad’a “Alevi diktatör” derseniz, Türkiye’deki Alevileri hedef göstermiş olursunuz ve Aleviler de o zaman Alevi olarak tavır alırlar. Diktatörün Alevisi, Sünnisi mi olur? Mesela Orhan Pamuk bir kere bile Sünni yazar olmadı ama Adnan Polat Alevi işadamıdır, Reha Çamuroğlu Alevi yazardır. 



Sizi rahatsız mı ediyor “Alevi yazar” olarak anılmak?  
Tabii ki rahatsız oluyorum! Ben benim okuduklarım, akıl yürüttüğüm konular içinde Alevilik belki yüzde on, belki yüzde on beştir. Buradaki aşağılama, ayrımcılık görülmüyorsa eğer daha ne diyeyim? 

Suriye’de dış güçleri rahatsız ettik 
Çamuroğlu: “Son olaylarda gördük ki Türkiye’deki muhtemel bir istikrarsızlık üzerine ABD’den AB’ye bunun üzerine atlayan güç odakları var. Olacaktır, Çünkü Suriye politikamızdan rahatsız oldular”

Bu olaylarda uluslararası güçlerin devrede olduğu komploları da konuşuluyor. Olabilir mi sizce?  

Türkiye Suriye olayına gereğinden fazla aktif bir şekilde, taraf olarak girdi ve boyunun ölçüsünü yanlış hesapladı. Türkiye kendisini Ortadoğu’nun patronu olarak ilan etme gücüne ve yakın bir gelecekte böyle bir potansiyele sahip değil. Türkiye boyunu aşan iddialarda bulunursa bu AB’yi de rahatsız eder, ABD’yi de, Rusya’yı da, İran’ı da, İsrail’i de. Ve son olaylarda gördük ki, Türkiye’deki muhtemel bir istikrarsızlık üzerine AB’den tutun Amerika’ya kadar bunun üstüne atlayan çok güç odakları var. Olacaktır, çünkü siz büyük bir rahatsızlık verdiniz. Ne oldu da müttefikimizin uluslararası televizyon kanalı El Cezire Türkiye’deki istikrarsızlık üzerine zil takıp oynamaya başladı? Türkiye kendi kendini istikrarsızlaştırmaya başladı bence... 

Ne kastediyorsunuz? 
Bir ülkenin hükümeti o ülkenin yüzde yüzünün hükümetidir; yüzde ellisinin değil. Kaldı ki göstericiler arasında son seçimlerde AK Parti’ye oy vermiş insanlar olduğunu da düşünüyorum. Yani o meydanlarda “AK parti seçmeni yoktur” demek doğru değil. 

PAÇOZLUK ÖRNEĞİ 
Hatta İslamcıların da olduğunu görüyoruz… 

Alanda İslamcılar da var ama oradaki İslamcılar laiktir. Taksim Meydanı’nda namaz kılan çocuklar laiktir. “Benim dinim bana, senin dinin sana” anlayışına sahiptir. Böyle bir İslamcılığın başımızın üzerinde yeri var. Kuran Müslümanları, diğer insanları ya da diğer Müslümanları zorlama görevi ile görevlendirmemiştir. Kuran bir kanun metni değildir; bir yol göstericidir. Kuran’a inanan biri yarın hesap vereceğini bilir ve buna görev davranır. Ama siz buna göre davranmayan birini Allah’a havale etmek yerine mahkemeye, polise havale etmeye kalkarsanız, burada problem çıkar. Biz 76 milyonluk bir ülkede kendi zihninizdeki ahlakı topluma dayatamazsınız. 

Kavga bunun kavgası mı? 
Bence bu birinci rolü oynuyor ama yakın zamanda Alev Alatlı’nın söylediği paçozlaşma kavramının da rol oynadığı kanaatindeydim. Yani Taksim’in ortasında ciğer gibi, insanlara nefes alacak bir alan yaratan o güzelim ağaçları sökmeye kalkmak tam bir paçozlaşma örneğidir. İstiklal Caddesi’nde, Beyoğlu’nda dışarıya masa sandalye konmasın vesaire ile başladı bu işler… Bunlar insan hayatına müdahale değil de, nedir?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.