AKP sözcüsü Atalay:Başörtüsü toplumsal bir talep

Atalay, polisevinde düzenlenen Kırıkkale Güç Birliği Toplantısı öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın BM Genel Kurulu'nda önemli bir konuşma yaptığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendi stilinde, yine mert, dik duran, omurgalı, dürüst, eğip bükmeyen, doğruları söyleyen bir konuşma yaptığını ifade eden Atalay, şöyle konuştu:

"Kendi adıma bu konuşmadan çok memnun oldum. Cumhurbaşkanımızı tebrik ediyorum. BM platformunda belki de bunları birilerinin daha fazla söylemesi gerekiyor. Çünkü Cumhurbaşkanımız ikiyüzlülükleri, çifte standartları hatırlatıyor. Dünyanın bütün liderlerinin katıldığı o toplantıda bir anlamda insanlığın vicdanı olarak konuşuyor. Dünyadaki adaletsizliği vurguluyor. Bölgemizle ilgili önemli gerçekleri ortaya koyuyor. '5, dünyadan büyük değildir' diyor. Kaç yüz ülke var orada. 5 ülke oturmuş birisi veto ediyor her şey bitiyor. Yani BM sisteminin de ne kadar yanlış kurulduğu konusunda da açık ifadelerde bulunuyor. Terör örgütü İŞİD'le, bölgeye müdahale ile ilgili onlara çağrısı da şu şekilde; 'Sorunları kökten çözmek üzere stratejiler kurulursa biz içinde varız. Biz terörün her türüne karşıyız. Her türüyle mücadele ediyoruz. IŞİD'in terör örgütü olduğunun çok önceden kararını almışız, ilan etmişiz. Şimdi eğer varsanız sadece Suriye'de IŞİD'le mücadele değil, Suriye olayını kökten, bütün boyutlarıyla ele alalım ve sorunu kökten çözelim' dedi. Dünyaya, samimi, berrak, namuslu, dürüst, açık bir çağrı bu.'

Ortaöğretimde başörtüsünün serbest bırakılması

Atalay, ortaöğretimde başörtüsünün serbest bırakılmasına ilişkin, bir yönetmelik değişikliğinin olacağını ancak henüz olmadığını dile getirdi.

Bu konuda değişik değerlendirmelerin yapıldığını ve bunları da normal karşıladıklarını ifade eden Atalay, şöyle devam etti:

'İnsanlar bunun ne manaya geldiğini, olumlu, olumsuz olabilecekleri tartışıyorlar. Bu bir toplumsal taleptir. Esasen bizim AK Parti kurulduğu günden beri 12 yıllık hükümetimizde siyaset stratejimizin özü özgürlükçülüktür. Daha fazla özgürlük, toplumun taleplerini öne almak ve temel insan hakkı olan bu kıyafet konusunda mümkün olabildiğince toplumu rahatlatmak. Yani üniformalı yerler dışında insanlar istediği gibi giyinsin. Bunun değişik yerlerde adımları atılmıştı. Üniversiteler biz hükümete geldikten sonra belirli uygulamayla rahata kavuşmuştu. Kamuda yönetmelik değiştiği için istedikleri şekilde örtünme özgürlüğü gelmişti. Orada bazı alanlar var. Asker, polis gibi üniformalı alanlar dışında."

Atalay, düşünüldüğü zaman özellikle 28 Şubat süreci, öncesi ve sonrasında yaklaşık 15 yıl Türkiye'de üniversite öğrencisinin başörtüsünün tartışıldığını vurguladı.

Zamanında üniversite öğrencisinin başörtüsünün eğitimden daha önemli bir konu haline geldiğini anlatan Atalay, üniversite önünden, kapılardan öğrencilerin geri çevrildiğini hatırlattı.

Atalay, polislerin örtülü öğrencileri üniversite kapılarında beklettiğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Toplumda akıl almaz zulümler, acılar yaşandı. Şimdi son 10 yıla bakın. Üniversitelerde kıyafetle ilgili hiçbir tartışma yok. İsteyen öğretim görevlisi sakalını bırakıyor, isteyen öğrenci istediği gibi giyiniyor. Üniversite bu demek zaten. Önemli olan üniversitede öğrendiği işin özü. Bu konu sorun olmaktan çıktı, hiçbir tartışma da yok. Gündemden çıktı bu konu. Bizim hükümetimizin genel özelliği, siyaset stratejimiz, temel paradigmamız, yanlışları kısıtlamaları, yasakları, tabuları, baskıları, zulümleri kaldırmak. Bunlar kalktığında toplum rahatlıyor. Normalleşen bir Türkiye. Normalleşen Türkiye'ye büyük oranda hamdolsun kavuştuk.'

Tampon Bölge tartışmaları

Tampon bölge tartışmalarına da değinen Atalay, tampon, korunmalı, uçuşa yasak bölgenin kendilerinin baştan beri tezleri olduğunu belirtti.

Atalay, daha Suriyeliler Türkiye'ye gelmeye başladığı zamanlarda bu tezi savunduklarını ifade etti.

Değişik ülkelerde bunun uygulamalarının bulunduğunu ve BM Güvenlik Konseyi'nin kararıyla uygulandığını dile getiren Atalay, 'Biz bu kamplarımızı falan orada kuralım. Bütün masrafını yine biz karşılayalım. Daha sağlıklı olur, kendi topraklarından da ayrılmamış olurlar' dedik. Gittikleri yerde de sorun yaşamazlar anlamında. O zaman bunu BM'ye de götürdük. Ama o karar çıkmadı. Şimdi yeni durumda bu tartışılıyor" diye konuştu.

Halen bu görüşü savunduklarını dile getiren Atalay, şöyle devam etti:

"BM Güvenlik Konseyi'nin 15 Ağustos'ta verdiği bir karar var. Yani terör örgütü IŞİD konusu çıktıktan sonra. Orada ülkelere bu konuda daha esnek bir imkan tanıyor. Ama dün tekrar BM Güvenlik Konseyi'nde daha da ileri kararlar alındı. Şimdi o kararlar çerçevesinde ülkelerle görüşerek ki Türkiye, ABD ile falan diğer uluslararası alanla görüşmelerini sürdürüyor. Bunun sağlanması yönünde biz çalışmaları sürdürüyoruz. BM Güvenlik Konseyi'nin dün aldığı karar, özellikle 7. Maddesi önemli. Onları Türkiye olarak değerlendiriyoruz."

Atalay, ABD'nin terör örgütü IŞİD'e karşı kuracağı koalisyonda Türkiye'nin olup, olmayacağı sorusu üzerine, IŞİD'e karşı tavırlarının bilindiğini ve bu örgüte karşı ilk uyaran ülkelerden birisi olduklarını ifade etti.

O politikanın içerisinde olduklarını ama bunun yolunun, yönteminin, hangi konularda katkı verileceğinin görüşmelerle belirlenebileceğini vurgulayan Atalay, "Yoksa biz o çalışmaların zaten içerisindeyiz. İnsani boyutuyla çok fazla ilgileniyoruz. Birkaç günde ülkemize 150 bin insan geldi. Bunların ihtiyacını karşılamakla meşgulüz. Diğer boyutları ve konularla ilgili Türkiye üzerine düşen görevi yapacaktır diye hükümetimizin de açıklamaları var' şeklinde konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.