AKP Müdahale Etmezse MHP Kurultayı Toplanır!

MHP parti tüzüğü ve daha önce konu ile ilgili alınmış yargı kararlarını değerlendirerek MHP'de Nisan ayı gibi olağanüstü kongre toplanacağını belirten Cüneyt Öztürk, bunun tersinin ancak MHP'de değişim ve toparlanmaya mani olmak isteyen AKP müdahalesi ile mümkün olabileceğini belirtti.

İşte Cüneyt Öztürk'ün MHP'de yaşanacak hukuki süreci ortaya koyan o yazısı:


 Kongrenin hukuki sürecine ilişkin yaptığım paylaşım büyük ilgi gördüğü ve bazı sorular geldiği için bu konudaki açıklamamı biraz daha netleştireyim.

Hukuki boyutunu aşağıda anlatacağım ama kestirmeden, açık ve net olarak en başta ifade edeyim: Eğer Genel Merkez kongre kararı almamakta ısrar eder ve süreç mahkemeye intikal ederse, normal şartlar altında çıkacak karar yüzde yüz bellidir. Mahkeme delegeler arasından kongreye çağrı heyeti belirler ve olağanüstü kongrenin toplanmasına karar verir. Tahminim Nisan ayı içerisinde kongre yapılır. Bu hiç tartışma götürmeyecek kadar açık ve nettir. Sebeplerini, hukuki izahını, bu konudaki mahkeme kararlarını aşağıda yazacağım.

Kongre olmaması mümkün mü derseniz. Normal şartlar altında yüzde yüz dedim ama bir istisnası var. Bunu da açık açık yazayım. Eğer Türkiye bir hukuk devletiyse kongre kaçınılmaz ama başkanlık sistemi, anayasa değişikliği, referandum ve hatta erken seçim ihtimallerini düşünen AKP, MHP'nin mevcut durumundan memnunsa, iç karışıklığın sürmesini, belirsizliğin devamını istiyorsa ve hukuka müdahale ederse sonuç farklı çıkabilir.

Normalde emsal kararlar ve açık hukuk hükümleri sebebiyle kongrenin toplanmaması mümkün olmamakla birlikte AKP'nin istediği, müdahale edeceği böyle bir istisna hali kim kabullenir, kim rıza gösterir, hükümetin memnun olacağı bir kaos ortamını ülkücü ister mi sorusunun cevabını size bırakıyorum.

Şimdi gelelim işin sıkıcı kısmına.

Siyasi Partiler Kanunu Madde 14
Olağanüstü toplantılar, genel başkanın veya merkez karar ve yönetim kurulunun lüzum göstermesi veya büyük kongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır.

Milliyetçi Hareket Partisi Tüzüğü Madde 63
Olağanüstü büyük kongre toplantılarına ise Genel Başkan ve Merkez Yönetim Kurulunca gerek görülen hâllerde veya Büyük Kongre delegelerinin en az beşte birinin imzaları ile birlikte noterce onaylı yazılı talebi üzerine çağrılabilir.

Milliyetçi Hareket Partisi Büyük Kongre Delege Sayısı : 1200 (Son kongreden sonra ölen, istifa eden, doğal delegeliğini kaybeden milletvekilleri vs düşüldüğünde yaklaşık rakam)
Toplam Delege Sayısının Beşte Biri : 240 
Olağanüstü Kongre Talep Eden Delege Sayısı : 543

Dolayısıyla bu şartlarda öncelikle olağanüstü kongre kanun ve tüzükle güvence altına alınan bir hak olduğuna göre, meşru, demokratik ve hukukidir. Gereken imzanın iki katından çok daha fazla delege böyle bir talepte bulunmuştur. Açıkça ifade etmek gerekirse farklı sebeplerle sunulmayan imzalar veya sonradan vermek isteyenler dikkate alındığında delegelerin salt çoğunluğundan fazlası kongre istemektedir. Bu istek partinin en yüksek organı olan Genel Kurul delegelerinindir ve ülkücü irade diye öteden beri tarif edilmektedir.

Bunun artık uzatılacak bir tarafı yoktur.

Ola ki uzatıldı ve süreç mahkemeye intikal etti.

Türkiye'deki en üst mahkemenin kararı açık. 

Anayasa Mahkemesi'nin, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 2820 sayılı yasanın 14/6 maddesine aykırı davrandığı iddiası üzerine verdiği 25.7.2005 gün ve 200412 Esas 2005/4 sayılı kararında, "Beşte bir oranına ulaşan delegenin, süresi içinde yaptığı ve herhangi bir kabule bağlı olmayan toplu karar biçimindeki irade beyanıyla oluşan olağanüstü kongre çağrısı hukuki sonuç doğurucu olup bu sonuç hem kendilerini hem de parti yönetimini bağlayıcı niteliktedir. Bir başka ifade ile, belirlenen sürede oluşan istem, yenilik doğurucu olduğundan sonraki vazgeçmelerin hukuken geçerli olduğu kabul edilemez. Bu nedenle, belirli süreden sonra gerçekleşen vazgeçmelerle beşte bir oranının altına düşülmesi halinde toplu karar biçimindeki sonucun önceden doğmuş olması ve bağlayıcı olan özelliği nedeniyle Parti yönetiminin, genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırması gerekir."

Şimdi gelelim ikinci mahkeme kararına. 

Saadet Partisi'ne imzalar toplanıp olağanüstü genel kurul için Genel Merkeze müracaat ediliyor. Bir cevap alınamaması üzerine 13 gün sonra, yani 09.08.2010 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesine müracaat ediliyor. Mahkeme 22.09.2010 tarihinde yani 43 gün sonra kararını açıklıyor.

Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/1751 E. ve 2010/2066 tarih ve 22/09/2010 tarihli kararında özetle; imzalar toplu olarak verildikten sonra bu sayıyı azaltma yönünde yapılan bütün işlemler geçersiz sayılmış, olağanüstü kongrenin toplanmasına karar verilmiş, bunun için 3 kişilik bir kongreye çağrı heyeti belirlenmiştir.  

Burada bir tartışmayı daha bitirelim, Bu kongre davet heyeti kayyum değildir. Bu kararda açıkça belirtilmiştir. Parti bütün organlarıyla işleyişini sürdürmektedir. Sadece kongre konusundaki işlemler için tasarruf bu heyete verilmiştir. Bunun sebebi de kanuni bir hakkı kullandırmayan Genel Merkezden bağımsız hareket edilerek kongrenin sağlıklı geçmesini sağlamaktır. Dolayısıyla bu yönde spekülasyon yapmanın kayyum gibi laflar etmenin hiç anlamı yoktur.

Daha önce mevzusu olduğu ve mahkeme kararının fotoğrafıyla konuyu netleştirdiğim için şu hususu da ifade edeyim. Mahkeme kararlarının elimde olan nüshalarına, gerekçeli karara göre bu açıklamaları yazmaktayım. Lütfen kulaktan dolma bilgilerle veya gazete haberleriyle cevap vermeyin.

Nİhayetinde yine tekraren şunu söyleyeyim. Bu yolun sonu bellidir. Olağanüstü kongre gayet normal bir yoldur. Aksi olsa kanunda ve tüzüğümüzde olmazdı. Bu yolun gereği fazlasıyla yapılmıştır. Eğer hükümet kanalından hukuk dışı bir müdahale olmazsa yolun sonu bellidir. AKP'nin istediğini isteyecek ülkücü çıkacağını sanmam. Varsa da duruşunu sorgulamalıdır. Sonuçta Nisan ayında kongre toplanır. O yüzden lütfen ortamı germeyelim. Yarın yüz yüze bakılacağını unutmayalım. Bu hareketin temellerine dinamit koymak, ayrıştırmak, ötekileştirmek, germek, kavga ettirmek, yarın yine hep birlikte çatısı altında olacağımız bu partiye, ama daha önemlisi Türkiye'ye zarar verir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
KIRSEHIR 11 ay önce

sizler olmasanız bızler buolayları bilmeyiz Allah mahkemesinde hesp verirler

Avatar
mehmet 11 ay önce

bahçeli hangi akla kime hizmet ettiği artık gün gibi aşikardır il başkanlarının delegelerın artık gözlerini açması lazım yoksa hep birlikte tarıhın karanlığında yer alırlar

Avatar
Mehmet DMİR 11 ay önce

emsal mahkeme kararları ve anayasa mahkemesi karaları açık ve net,lakin asırlık harekete 40 yıllık partiye babasından kalma bakkal dükkanı muamelesi yapıp çökenler,kendi seçtikleri delegeyi ve ülkücü iradeyi hiçe sayanlar şunu bilsinlerki,en büyük vebal onların boynundadır,yetkiyi kullanıp sorumluluğu üstlenmemek,cumhurbaşkanının yetki gaspı ile aynıdır,bu ağır vebal onların boynundadır,ülkedeki iç savaş,kıbrısın elden çıkmak üzere oluşu,rusların türkiyeyi kuzeyden ve güneyden kuşatması ve olası sonuçlarının vebali hükümete payanda siyaseti güdenlerin,tek adam ve başkanlık sevdalılarının üzerindedir,biz bu ihanetin hesabını sormakta kararlıyız,ahirete bırakmayacağız,mesele bizim için kongre meselesinden öte memleket meselesidir,bahçeli ve avanesi bizim için teferruat bile deyildir

Avatar
Kılıçkıran 11 ay önce

mesele inşaAllah usulet ve suhuletle çözülecek,merhum başbuğumuz alparslan türkeş'in emaneti yoluna,kaldığı yerden devam edecek türkiyemizi ve türk dünyasını kurtaracaktır.Allah yar ve yardımcımız olsun.(seviyeye dikkat edelim)