AKP Fakirlik azalıyor dedi, MHP ve İYİ Parti tepki gösterdi!

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2019 bütçesi sosyal yardımlar konusunda çarpıcı rakamlar orataya koydu. Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, önceki gün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı sunumda, “Dünya Bankası tarafından yayınlanan ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Atlası 2017’ çalışmasına göre ülkemiz, dünyada yoksulluk oranlarını son on beş yılda en fazla azaltan ülke olmuştur” dedi. MHP'li Mustafa Kalaycı, "Sistem bir hak olarak değil, bir lütuf olarak bu yardımları düzenlemektedir. Sağlanan yardımların standardı düşüktür. Sistem keyfiliklere ve siyasi kullanıma müsait durumdadır" derken; İyi Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz da sosyal yardımları eleştirerek, "Üretmediğimiz sürece de bunlara ileride bunları vermemiz mümkün olmayabilir" diye konuştu.

Selçuk, 2002’de İnsani Gelişme Endeksi’nde 96. Sırada olan Türkiye’nin 2017’de 64. sırada olduğunu belirtirken, sunum kitapçığında bu sıralama “çağ atladık” başlığı ile verildi.

Selçuk, yapılan sosyal yardımların her geçen gün arttığını belirtirken, “16 yıllık dönemde 283 milyar lira tutarında sosyal yardım yaptık. 2018 yılı sonunda bu rakamın 43,4 milyar lira olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz” ifadesini kullandı.

Kitapçıkta ise 2002’de 1,3 milyar lira olan sosyal yardım miktarının 2012’de 16,7 milyar lira, 2013’te 21 milyar lira, 2014’te 22,9 milyar lira, 2015’te 26,7 milyar lira, 2016’da 32 milyar lira, 2017’de 36,1 milyar lira olduğu kaydedildi. 2002, 2013 yılları arasında yapılan yardımlara ilişkin ise bilgi verilmedi.

Selçuk, “Gerçekleştirdiğimiz ve geliştirdiğimiz kapsayıcı sosyal yardım programları ile 2017 yılında 3 milyonu aşkın ihtiyaç sahibi ailemize ulaştık” dedi. İki yeni programı devreye sokacaklarını söyleyen Selçuk, şöyle devam etti:

İkiz, üçüz sahiplerine ve kronik hasta yakınlarına destek
“Bunlardan ilki Çoklu Doğum Yardım Programımız. Bu programla ikiz, üçüz gibi çoklu doğumla karşılaşan ihtiyaç sahibi ailelerimize yönelik 0 -2 yaş aralığındaki çocuk başına aylık 150 TL ödeme yapacağız. İkinci yardım programımız ise ağır kronik hastalıklarla mücadele eden ihtiyaç sahibi ailelerimize yönelik olup bu yardım programı kapsamında ağır kronik hastalığı nedeniyle cihaza bağımlı olan hastaların bulunduğu hanelerin elektrik bedellerinin 200 TL’ye kadar olan kısmının desteklenmesi.”

MHP’den rakamlarla muhalefet
AKP ile birlikte cumhur ittifakını oluşturan MHP’den de hükümete çarpıcı eleştiriler geldi. MHP’li Mustafa Kalaycı, şu eleştirileri yöneltti:

“Türkiye İstatistik Kurumu'nun gelir ve yaşam koşulları araştırmalarına göre, sürekli yoksulluk oranında kısmen bir iyileşme söz konusu olmakla birlikte, 2017 yılı itibarıyla yüzde 14 seviyesinde bulunmaktadır. Yoksulluk oranı ise -onda da gerileme olmakla birlikte- yüzde 20,1 düzeyindedir. Aileler borçla geçimini sağlayabilmektedir. Hane halkından taksit ödemeleri veya borçları olanların oranı yüzde 68,2, finansal sıkıntıda yani maddi yoksunluk içinde olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 28,7 düzeyindedir.

“Borçlanma çığ gibi”
Hane halkı borçlanması çığ gibi büyümektedir. 2002 yılında 6,3 milyar lira olan tüketici kredileri ve kredi kartı borçları, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezinin Ağustos 2018 Bülteni’ne göre, 569 milyar liraya, kredi kullanan kişi sayısı 30 milyon 733 bine ulaşmıştır. Bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş toplam kişi sayısı ise 3 milyon 257 bin 649'dur. Gelir dağılımı adaletsizliği son yıllarda giderek daha da bozulmaktadır. Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden biri olan Gini katsayısı 2014 yılında 0,391 seviyesine kadar inmiş ancak sonraki yıllarda artarak, 2017 yılında 0,405 düzeyine yükselmiştir.

“Kaygı verici boyutta”
İşsizlik kronik bir sorun hâline gelmiştir. Özellikle, resmî olarak yüzde 20’lerde olan genç işsizlik kaygı verici boyuttadır. İşsizlik oranının iyimser bir tahminle 2018 yılında yüzde 11,3, 2019 yılında yüzde 12,1 olacağı öngörülmektedir.

“Sosyal yardım sağlıklı işlemiyor”
2017 yılında sosyal yardım hizmeti veren kamu kuruluşlarının sosyal yardım harcamaları tutarı, 2019 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na göre, gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 1,03 oranında, 32 milyar lira düzeyindedir. Sosyal yardım ve hizmetler sistemi sağlıklı bir şekilde işlememektedir. ‘Sistemden kimlere, hangi şartlarla, ne miktarda, ne zamana kadar sosyal yardım ve sosyal hizmet yapılacaktır?’ sorusunun cevabını bulmak mümkün değildir. Sistem bir hak olarak değil, bir lütuf olarak bu yardımları düzenlemektedir. Sağlanan yardımların standardı düşüktür. Sistem keyfiliklere ve siyasi kullanıma müsait durumdadır.

“Ay sonu gelmiyor”
Çalışanların ve emeklilerin aldıkları aylıkla ay sonunu getirmeleri mümkün değildir. Çalışanlar ve emekliler şiddetli geçim sıkıntısı nedeniyle borç batağına girmiş olup borçla, kredi kartıyla, tüketici kredileriyle geçimini ancak sağlayabilmektedir. Son açıklanan TÜİK verilerine göre on aylık enflasyon yüzde 22,56, yıllık enflasyon ise yüzde 25,24 düzeyindedir. Çalışanların enflasyona ezdirildiği çok açıktır. TÜRK-İŞ tarafından yapılan hesaplamaya göre, 2018 Ekim ayı itibarıyla 4 kişilik bir ailenin yapması gereken gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 1.919 liradır. Yine, bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 2.360 liradır. Asgari ücretin çalışanların asgari gıda ihtiyacını bile karşılamadığı ortadadır. Net asgari ücretin açlık sınırının üzerine çıkarılmasını, asgari ücretlilere büyük şehirlerde ulaşım desteği verilmesini, asgari ücretten vergi alınmamasını ve çalışanların asgari ücret kadar gelirinin vergi dışı bırakılmasını gerekli görüyoruz.”

“Bıldırcın helvası yağmayacak”
İyi Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz da sosyal yardımları eleştirerek, “Uzun vadede eğer bu toplum üretken olup… Çünkü gökten bıldırcın helvası yağmayacak. Her geçen gün bu tür yardımlardan yararlananların sayısı artıyor. Bugün itibarıyla benim bir arkadaşla beraber yaptığım bir hesaba göre 31 milyon kişi bundan yararlanıyor. Neredeyse toplumun yüzde 40’ına tekabül ediyor ve bu hâliyle giderse bu sayı artacak. Üretmediğimiz sürece de bunlara ileride bunları vermemiz mümkün olmayabilir. O nedenle hak sahiplerinin hakkını verelim ama üretebilecek olanları da mutlaka emek piyasasına çekmenin yollarını arayalım. Eğer, dediğim gibi, bunu yapmazsak geleceğimiz nokta şu: Biraz önce Bülent Bey de söyledi, şu anda Sosyal Güvenlik Kurumunun aktif-pasif oranı on beş yıl önce 3,6’ydı, eğer rakamım yanlışsa düzeltin lütfen, olabilir. 3,6 kişi bir emekliyi destekliyordu. Bugün 1,76’ya düşmüş vaziyette. Yani bu hâliyle giderse, eğer üretmezsek hep birlikte bunun sıkıntısını çekeceğiz.  Bu yardım kültürünü lütfen değiştirin. Değiştirin derken de bunu devletin verdiğini ve bunun, alanların hakkı olduğunu, bunu siyasi iktidarın vermediğini, siyasi iktidarlar değişse bile bu yardımların hak sahibine verileceğini, gerekirse de artarak devam edeceği kültürel ortamı oluşturun. Eğer bunu oluşturmazsanız oyunuzu alırsınız ama uzun vadede hepimiz bu yükün altında kalırız.“

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da “Bak, şöyle demişsiniz: 2002 yılında, 1,3 milyar -hiç vermiyorlarmış bunlar- 2017 yılında, 36,1 milyar TL; 2018 yılında, 43,4 milyar TL gerçekleşeceğini şey yapıyorsunuz. Ne kadar ayırdınız 2019 yılında sosyal yardımlara, dünya kadar para. Bakın, siz yoksullukla mücadele filan etmiyorsunuz, yoksul üreten bir ekonomi şey yapıyorsunuz, balık tutmayı filan öğretmiyorsunuz, yoksul üretiyorsunuz. 15 milyon seçmen var yardım ettiğini z insanlar arasında. Böyle bir ekonomiyle gidiyorsunuz, buna rağmen ekonomi battı” dedi.

Keşir’den dolar savunması
AKP Düzce Milletvekili Ayşe Keşir ise eleştirilere karşılık şunları kaydetti:

“Ak Parti döneminde sosyal devlet anlayışında bir paradigma değişikliğine gidilmiştir. Anayasa’nın 'sosyal devlet' ilkesi ilk defa bu dönemde, son on altı yıllık dönemde vücut bulmuştur. 'Sosyal yardım bütçesi ya da alanlar artıyor' verisi sık kullanılan bir argüman ama şunu ifade etmem lazım: Ak Parti iktidara geldiğinde, bu ülkede günlük 1 doların altında yaşayan insanlar vardı, günlük 2 doların altında yaşayan insanlar vardı ve hiç azımsanacak rakamlar değildi, hatta şöyle bir veri vereyim: Günlük 4,3 doların altında yaşayan toplumun yüzde 30’luk bir kesimi vardı yani nüfusun yüzde 30’u günlük 4,3 doların altında yaşıyordu. Bugün, 1 doların ve 2 doların altında yaşayanlar kalmadığı gibi 4,3 doların altında yaşayanlar da yüzde 30 küsurlardan yüzde 1’lere inmiştir.”

Keşir, sosyal yardımların çocuklardan, yaşlılara kadar uzanan çok çeşitli alanlarda verildiğini de belirterek bunları sıraladı ve muhalefetin sadece belli alanlarda yardım yapılıyor gibi göstermek istediğini kaydetti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.