AKP azınlıkların hizmetinde

 

Hükümetin açıkladığı her paketten dini azınlıklar kazançlı çıkıyor. Şu ana kadar Avrupa Birliği talepleri doğrultusunda çıkarılan yasalarla büyük haklara kavuşan azınlıklar, Başbakan Erdoğan’ın son açıkladığı ve “demokratikleşme” adı verilen pakette de unutulmadı. Paketi açıklayan Başbakan Erdoğan Mor Gabriel, diğer adıyla Deyrulumur Manastırı arazisinin manastır vakfına iade edileceğini söyledi. Erdoğan “Esasen, Cumhuriyet tarihimiz boyunca, bu konuda en büyük hassasiyeti hükümetimiz gösterdi. Şu ana kadar, bu kapsamda 250’den fazla iade yaptık ve 2.5 milyar liralık mülkü hak sahiplerine teslim ettik. Süreç devam ediyor, incelemeler devam ediyor… Hiç kimseyi mağdur etmeden, hak sahiplerine haklarını teslim edeceğiz” dedi.

Arınç: “Azınlığa hak vermek boynumuzun borcu”
Konuyla ilgili olarak  Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tan da önemli açıklamalar geldi. İzmir’de bir açılışa katılan Arınç, “Vakıflar, cemaat vakıfları ve dini azınlıkların inanç gruplarının özgürlük alanlarını son yıllarda olabildiğince genişlettik” dedi. Arınç, daha önce azınlık vakıflarınca verilen ve adına “iftar” denilen yemekte yaptığı konuşmada, “Haklarınızı size sonuna kadar vermek bizim boynumuzun borcudur. Bu bizim görevimizdir” demişti.

İşte AKP’nin Lozan’ı ihlal eden jestleri

AKP Hükümetinin dini azınlığa yaptığı jestleri en çarpıcı şekilde özetleyen isim ise Başbakan Erdoğan olmuştu.
Erdoğan, Almanya’da 28 Şubat 2011 tarihinde yapılan Türk-Alman Ekonomi Forumu’nda dini azınlığa jestleri aynen şöyle sıralamıştı

1- Bütün imar planlarında eskiden cami yazardı, camiyi imar planlarından çıkardık, onun yerine mabed yazdık çünkü olur ya Hristiyanların böyle bir talebi olur, Musevilerin de böyle bir talebi olur. 

2- Patrik Sen Sinod Meclisinin üyeleri tarafından seçilirdi. Sen Sinod Meclisinin üyelerinin Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olması gerekir. Son seçimde Sen Sinod Meclisi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından oluşmuyordu, bu halde patrik seçimi yaptılar; tabi bu patrik seçimi meşru değildi. Ben bunu o dönemin başbakanı Karamanlis’e (Yunanistan) söyledim. “Bak” dedim, “Yanlış. Fakat biz şu anda sesimizi çıkarmıyoruz. Gelin bunu düzeltelim, müracaat etsinler, vatandaş olsunlar, ondan sonra bu seçimi yapsınlar.” Sonra Papandreu döneminde de yine ben kendilerine bunu anlattım ve bu arada sayın Bartholomeos’a da bunu anlattım dedim ki: “Müracaat etsinler, bunları vatandaş yapalım. Hiç olmaz ise Lozan’a uysun.” Bunun üzerine müraacatlarını yaptılar ve bunları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yaptık ve böylece meşruiyet kazandılar. 

3- Yetimhane sorunu var, yıllar yılı süren. Sayın Bartholomeos’la beraber yetimhaneye gittim, gezdim, dedim ki: “Şu yasal süreci bitirdiğimiz anda burayı size teslim edeceğiz.” Biter bitmez talimatı verdim ve yetimhaneyi kendilerine teslim ettik. 

4- Almanların bana sürekli söylediği bir konu var. “Tarsus’ta bizim bir kilisemiz var, burada yılda bir kere gelip ayin yapmak isteriz” dediler. “Niye olmasın” dedim ve ben Kültür ve Turizm Bakanıma talimatı verdim ve şu anda orrada gelip ayinlerini yapmaya başladılar. 

5- Trabzon Sümela Manastırı var. Bu manastırda on yıllardır ayin yapılmazdı. Patrikhane bizden orada ayin yapma talebinde bulundu. Birçok istihbaratımız aman bunu yaptırmayalım, şudur budur dediler. “Hayır arkadaş, yapılacak” dedim ve kendilerine müsaade ettik ve Sümela Manastırı’nda ayinlerini yaptılar. 

6- Van gölünde Akdamar Ermeni Ortodoks Kilisesi var ve burası yıkılımak üzere, harabe durumdaydı, bunu devletin kendi kasasından renovasyonunu, restorasyonunu yaptırdık. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.